Sinister 2: Korku Ayrıntıda Saklıdır

2012’de korku sinemasında yankı uyandıran Sinister, 21 Ağustos Cuma günü vizyona girecek devam filmiyle başarısını devam ettirmeye çalışıyor. Düşük bütçesine göre dünya genelinde büyük gişe başarısından sonra filmin devam etmesi kaçınılmazdı....

2012’de korku sinemasında yankı uyandıran Sinister, 21 Ağustos Cuma günü vizyona girecek devam filmiyle başarısını devam ettirmeye çalışıyor. Düşük bütçesine göre dünya genelinde büyük gişe başarısından sonra filmin devam etmesi kaçınılmazdı. İlk filmin hikâyesindeki boşlukları da hesaba katarsak, Sinister 2 bayrağı bu noktadan devralıyor. Bu yazıda ilk filmle farklılıklara bakarken, ilk filmin başarısını yakalayabilecek mi ona göz atacağız. Öncelikle ikinci filmin konusuna değinelim.

Filmin hikâyesi ilk filmin kaldığı yerden devam ediyor. Bu sefer farklı bir bakış açısı getirerek olaylara hem ilk filmdeki, James Ransone tarafından canlandırılan şerif yardımcısının (yani ingilizce adıyla Deputy) gözünden bakıyor; hem de ilk filmin en büyük eksisi olan kötü karakterler açısından hikâyeye farklı bir bakış açısı getirmeye çabalıyor. Şerif Yardımcısı, ilk filmdeki yazar başkarakter Ellison Oswalt’ın araştırmalarından yola çıkarak doğaüstü olaylarla cereyan eden cinayetlere bir anlam yüklemek üzere araştırma sürecine giriyor. Olayların patlak verdiği eve dönerek araştırma yapmak isteyen eski şerif yardımcısı, aile şiddetinden kaçan Courtney ve ailesiyle karşılaşıyor. Lanet aileye musallat olunca Deputy ile çıkış yolu ararlarken, bir yandan da Courtney’nin kocasıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar.

Sinister-Bar-640-2

İlk filmin korku figürü Mr. Boogie, bu filmde de insanların tüylerini diken diken etmek üzere mesaiye devam ediyor. İlk filmden konsepte hâkim olanları germek adına ani çıkışlar filmin en büyük kozu olarak öne çıkıyor. İlk filmin atmosferi korunmaya çalışılırken, bu sefer hikâyenin arka planına daha çok değinmek adına çocukların dünyasına daha çok adım atıyoruz. Böylece ilk filmdeki boşluklar, akılda soru işareti kalan noktalar yamanmaya çalışılıyor.

Bu filmde ilk filme göre belli ki bütçe arttırılmış olduğundan, görsel efektler fazlalaştırılmış. Çocukların makyajları CGI efektlerle desteklenerek daha yaratıcı bir çalışmaya gidilmiş. İlk filmin bütçesi başrol oyuncusu Ethan Hawke’a daha çok akıtılırken, bu filmde efektlere yatırım yapıldığından daha düşük sınıf oyuncular tercih edilmiş. İlk filmde yan karakterlerden biri olan James Ransome, yan karakter olmaktan çıkarak filmin başrolüne terfi ettirilmiş. Ama yine de yanına daha tanınan bir yüz olarak Hollywood’un geçmişte büyük ümitler bağladığı ama ne yazık ki beklenen başarıyı gösteremeyen Shannyn Sossamon yerleştirilmiş. İlk filmdeki ölçülü oyunculuklar yerini daha yapmacık bir oyunculuğa bırakmış. Bunun en büyük nedeni de belli ki daha yeteneksiz oyuncular seçilmesi.

İlk filmdeki tüyler ürpertici ama bir o kadar çiğ duran kısa video filmler, bu filmde bütçenin de yükselmesiyle daha yaratıcı ve emek isteyen videolara dönüşmüşler. Ancak videolardaki oyuncuların inanılmaz yeteneksiz olmasından ve abartılı oyunculuk ve mimik kullanımından dolayı, istemeden de olsa ucuz görünmelerine neden olmuş. Bu da filmin eksi yönlerinden biri denilebilir. Ek olarak bu filmin hikâyesindeki çocuk oyuncuların fazlalığından kaynaklı yer yer yüz güldüren performansların ortaya çıkmış.Sinister2_Aug22-4.cr2

Tabii filmdeki değişiklikler de sayı olarak fazlalaşmış. Örnek vermemiz gerekirse, ritüellerde kullanılan akrep, yılan gibi hayvanlar, yerini fare ve örümceğe bırakırken; ilk filmdeki projektörün bulunduğu ucuz koli kutusu bile heybetli bir sandığa dönüşmüş. Hatta projektörümüz, yanına gramofon eklenerek müzik ekipmanıyla karşımıza geçmiş. Böylece izlenen videolar müzikleriyle beyazperdeye yansımış. Bu eklenen ayrıntılar filmin atmosferinden biraz da olsa kayıplar vermesine neden olmuş denilebilir.

İki filmdeki üç seneden kaynaklı olarak ilk filmde kullanılan çocuklar kullanamayacağından, bu filme yeni çocuklar dahil edilmiş. Hatta ve hatta Profesör Jonas’ın yerine de yardımcısı doğaüstü olaylar hakkında bilgi vermesi adına filme sokulmuş.

İlk filmde ana konu Bughuul’un kötülükleriyken, bu filme yan hikaye olarak Courtney ve çocuklarının hikayesi eklenmiş. Tabii başrole bir kadın ve erkek koyulduğundan klasik Hollywood klişesi olan iki karakter arasında aşk doğurma takıntısı, filmin yer yer rayından çıkmasına ramak bırakmış. Bunun neticesinde doğaüstü kötü karakterlere ek olarak Courtney’in kocası gerçek hayatta herkesin karşılaşabileceği bir kötü karakter olarak hikâyenin ucuna köşesine serpiştiriliyor.

Sinister-2-645x369

Son olarak filmin finali ilk filmde soru işaretlerine rağmen bitirici finalle kapanırken, bu film Sinister filmlerine yeni bir halka eklenmesi adına ucu açık bir finalle bitirilmiş. Belli ki yapımcılar altın veren kazdan daha fazla yararlanmak isteyecekler gibi görünüyor. Bu konudaki en büyük temennimiz Hellraiser ve Saw serisinde olduğu gibi yeni filmler yapmak adına laçkalaşmaması olabilir. Aksi takdirde Sinister serisinin de dandik devam bölümleriyle dolu korku hikâyelerine dönüşmesi, ilk filmin hatırasına saygısızlıktan öteye gitmez.

Sonuç olarak ilk filmin açıklarını kapayan bir devam filmiyle karşı karşıyayız. Farklı açıdan hikâyeye yeni bir soluk getirmesi filmin artılarından biri olarak kayda geçebilir. Ancak filmin eksi yönleri de yok değil. Özellikle oyunculukların özensizliği ve bütçenin artmasından kaynaklı teknolojiye yüklenilmesinin ilk filmin saf atmosferine bir miktar zarar verdiği söylenebilir. Tüm günahlarıyla, sevaplarıyla ilk filmi sevenlerin kaçırmaması gereken bir devam filmi olarak öne çıkıyor. Bilhassa ilk filmin hikâyesinin devam etmesine meraklıysanız, eliniz mahkum bu filmi de izleyeceksiniz.

kategori:
izlenim

ilgili

  • Sinister: Film Makarasından Gelen Kötülük

    Hollywood tür sinemasına her zaman önem vermiştir. Özellikle de korku sinemasının yeri ayrı olmuştur. Bunun nedenlerinin başında gelen en önemli faktör tabii ki çabuk tüketilebilir bir tür olması denilebilir....
  • Wristcutters: Araf’ta Aşk Başkadır

    Pek bilinmeyen ya da Türkiye’de gösterime girmeyen ama DVD piyasasından rahatlıkla temin edilebilecek olan iyi filmleri takip etmek ayrı bir zevk oldu. Genelde bağımsız filmler kategorisine düşen bu yapımlara,...