Spartacus: Kan ve Sperm

HBO’nun yıllar önce Carnivale isimli öte diziyi kaldırıp, yerine bir dizi için oldukça yüksek bütçeli sayılabilecek Rome dizisini yayına koyduğu zaman çoğumuzun içi burkulmuştu. Yüzlerce yıllık sefahat kültürünün yaratıcıları...

spartacus-dizi.jpg

HBO’nun yıllar önce Carnivale isimli öte diziyi kaldırıp, yerine bir dizi için oldukça yüksek bütçeli sayılabilecek Rome dizisini yayına koyduğu zaman çoğumuzun içi burkulmuştu. Yüzlerce yıllık sefahat kültürünün yaratıcıları olan Roma İmparatorluğunu merak edenlerin sayısı zaten bir hayli azdı.

Son parçasının Türkler tarafından yok edilen bu hedonist uygarlık elbette tarihte önemli bir yer tutuyor ama II. Dünya Savaşı filmleri gibi bu uygarlığı ve dolayısıyla bu janrıda bir tarafa bırakmamız gerekiyor.

Fakat Starz Entertainment bizle aynı görüşte değil çünkü Spartacus: Blood and Sand’in popüler bir dizi olması için ellerinden geleni yapıyor. Dizinin cinsellik dozu çok yüksek. Softcore porno olarak adlandırabileceğimiz bu dizide, oldukça bol miktarda tenasül uzvu göreceğinize emin olabilirsiniz. Bolca penis, nispeten az sayıda vagina ve tonla meme Spartacus: Blood and Sand’in gerçek başrol oyuncuları.

Oyuncu kadrosuna göz attığımızda en ilgi çekici isim olarak bizi yıllarca attığı savaş çığlıkları ve saltolarla kendine hayran bırakan ama uzun maceraları sonucunda da bir o kadar sıkan savaşçı prenses Xena (yani Zeyna) Lucy Lawless görüyoruz. Kendisi dizide bol bol sevişiyor. Vücut hatlarını bizden esirgemiyor. Pornografik jargona göre ‘mature’ olarak tanımlayabileceğimiz Lucy; dizideki adıyla Lucretia dizinin incisi.

spartacus-blood-and-sand-dizi.jpg

Yine sevdiğimiz bir İskoç olan John Hannah, Gladyatörler ocağının babası Batiatus olarak karşımızda. O da bol bol yiyişen karakterler arasında tipik bir Romalı olarak hemen öne çıkıyor. Bu ufak tefek İskoç, mal-mülk sahibi olmaya çalışan Romalı rolünde harikalar yaratıyor desek yeridir. Batiatus olduğu hiçbir sahne can sıkıcı değil. Ayrıca kendisinin halvet olduğu köleler, altın bamya jüri üyelerini baştan çıkaracak kadar tanrıçamsılar.

Esas oğlana gelirsek Spartacus’ü canlandıran Andy Whitfield tam anlamıyla bir çakma Gerard Butler. Zaten dizi de 300’e bayağı bir özeniyor. Özellikle abartılı kan efektleri neredeyse 300 filmi ile aynı. Yeni Zelanda’nın bağrından kopup gelen bu yiğit aktör pek bir şeye sahip olmasa da vücut hatları ile gelecek vaat ediyor. Dizinin geri kalan ahalisi bir grup damızlık gladyatör ve çeşitli renklerde güzel köle kadınlar. 50 dakikalık dizilerden biri olan Spartacus: Blood and Sand size her bölüm en az bir sevişme sahnesi vaat ediyor. Vivid pornolar estetiğinde çekilen bu sahnelerin, gereksiz yerlerde kesilmemesi ve sonuca bağlanıyor olması bu diziyi izlemenizin başlıca nedeni olarak hemen öne çıkıyor.

Legend of the Seeker’dan daha fazla ve güzel kadını aksiyon halinde görmek istiyorsanız, Capua’nın yeni şampiyonu Spartacus sizi bekliyor. Ama tarihi gerçeklere bağlı, konu açısından zengin bir dizi izlemek istiyorsanız bol takım taklavatlı Spartacus size bir şey vermeyecektir. Bu tür tatlar arayan izleyicilere 1960 yapımı Kirk Douglas’lı Spartacus’ü izlemelerini öneriyorum.

kategori:
haber

ilgili