Bilim-kurgu türüyle ilgilenen ya da ilgilenmeyen herkes, Star Trek serisinin bu türdeki diğer yapımların öncüsü olduğunu, devrimler yarattığını ve önemli bir değer olduğunu bilir. Dile kolay, 42 yıldır canlı tutulmaya çalışılan bu yapımla bir kuşak büyümüş ve beslenmiştir. En azından bugün sıkı bilim-kurgu severlerin ilk göz ağrısıdır. Sevmeyenlerin de ilk sevmeme nedenidir belki de. Dilimize “ışınla beni Scotty” cümlesini sokmuş, otomatik kapılarda esin kaynağı olmuş, cep telefonu devrimiyle çok önceleri tanışmamızı sağlamıştı. NASA’nın ilk uzay mekiğinin adının da kampanyalar sonucu Atılgan olması Star Trek’in etki gücünü göstermişti. İlk kez 8 Eylül 1966 günü Amerika’nın NBC televizyonunda yayınlanmaya başlayan Star Trek efsanesi, son filmden 6 yıl sonra, bu defa J. J. Abrams‘ın yönetmenliğinde devam ediyor. Serinin 11. filmi olan yapım 8 mayısta Amerika’da gösterime giriyor; ama Türkiye tarihi henüz belli değil.

Star Trek’in orijinal serisi genel hattıyla, William Shatner’ın canlandırdığı Kaptan Kirk’ün yönetimindeki Atılgan gemisi mürettebatının “daha önce hiçbir insanın gitmediği yerlere cesurca gitmek” amacıyla yapılan yolculuklarını anlatıyordu. Güncel olaylar ve insanlar arasındaki farklar üzerinde durmak amacı ile mürettebat, etnik olarak farklı bireylerden oluşturulmuştu.
Son filmde ise mürettebatın gençlik yıllarına dönülüyor. Kahramanların gençliklerini oynayan isimlere de bir bakalım: Kaptan James Tiberius Kirk rolünde Amerikalı aktör Chris Pine var. Chris Pine akıllarda The Princess Diaries 2: Royal Engagement filmiyle kalmış olabilir. Şimdiye dek fazla konuşulmamış bir isim. Ama tabi Star Trek’le birlikte, daha film gösterime girmeden, hakkında olumlu olumsuz birçok şey yazılıyor. Yarı Vulcanlı yarı insan Mr. Spock’ı Zachary Quinto, Spock’ın dostu Dr. Leonard “Bones” McCoy’u Karl Urban, ışınlamadan sorumlu Montgomery “Scotty” Scott’ı Simon Pegg, beyaz adamın (Kirk) zenci kadını öpmesiyle, o dönemin Amerika’sında şok etkisine neden olan sahnenin kahramanlarından teğmen Uhura’yı Zoe Saldana, Amanda Grayson’ı Winona Ryder ve filmin kötü adamı Nero’yu da Eric Bana oynayacak.

Filmin yönetmeni JJ Abrams, takip edilesi isimler arasında kredisi yüksek bir isim. Bunda Lost serisinin önemi göz ardı edilemez. Zaten bu diziden sonra artık “Lost’un yaratıcısı” tamlaması kendisinin ön adı gibi bir şey oldu. Abrams Star Trek hakkında ise hiçbir zaman bu serinin bir hayranı olmadığını ifade etmiş.
Trekkie’lerin, yani fanlarının bir kısmı, yapılan Star Trek filmleri hakkında batıl inançlara da sahip. Çift rakam ile başlayan filmlerin tek ile başlayanlara oranla daha başarılı olduğunu düşünüyorlar. Onlara göre, anlaşılan bu filmin pek de şansı olmayacak.
Son bilgi olarak, filme hazırlık olsun diye Countdown adlı bir de çizgi roman hazırlandığında olunduğunu da ekleyelim. Bu yeni Star Trek çizgi romanı 4 sayı olarak Ocak’ta yayınlanacakmış.
[dailymotion kYEJAZRa1ZhCUcQpOw]
