Star Wars: Güç Uyandı Mı? – Karanlık Taraf

Çeşitli yazarların Star Wars: Güç Uyanıyor hakkındaki görüşlerini paylaştığı dosyamızın ikinci bölümünde “Karanlık Taraf” var....

Star Wars: Güç Uyanıyor hakkında görüşlerini aldığımız herkes filmi beğenmiş değildi tabii. Üçlememizin ilk bölümünü okuduysanız kimlerin filmden memnun ayrıldığını görmüşsünüzdür; görmediyseniz buraya tıklayabilirsiniz. Peki ya Karanlık Taraf’takiler? Filmi yetersiz, eksik, kusurlu bulan, Güç’ün karanlık tarafına meyletmiş yazarlar?

Aydınlık – Karanlık Taraf ayrımımızın tamamen şaka yollu olduğunu söylememiz lazım tabii. Maksat Star Wars’u eleştirirken Star Wars ruhuna uygun hareket etmek :) Kimin haklı kimin haksız olduğuna dair bir görüş bildirmek mümkün değil, her sinema filmi gibi Star Wars filmleri de öznel bakış açılarıyla değerlendiriliyor. Üçlememizin bu ortanca bölümünde Güç Uyanıyor hakkında Bakınız’la paylaşılan olumsuz yorumları bulacaksınız.

star-wars_8kmf.1920

KARANLIK TARAF

 

Doğu Yücel (Yazar)

“Star Wars” hikâye anlatıcılığı sanatının zirvelerinden biridir. Bana göre Lucas mitolojiden ve tarih kitaplarından esinlendiği öykülerden mükemmel bir insanlık destanı yaratmıştır. Bu destandan Güç Uyanıyor gibi vasat bir filmin çıktığına halen daha inanamıyorum. Senaryo derslerinde okutulan üç klasik filmden, görüntü yönetimi ve CGI kullanımı tartışılsa da dört başı mamur senaryolara sahip prequel filmlerinden sonra bu defolu senaryoyu ne cesaret karşımıza çıkarabilirler? Bu kadar mantık hatasına, bu kadar deus ex machina’ya, bu kadar aceleye getirmeye yapım ekibindeki bir kişi bile itiraz etmez mi? Tam da Avengers’lardan, süper kahraman filmlerinden, ergen distopyalarından, orijinalini aratan remake’lerden ya da Jüpiter Yükseliyor gibi zorlamalardan bıkmıştık, Star Wars gelsin ve bizi bu plastik macera filmlerinden kurtarsın diyorduk ki, karşımıza çıka çıka Yeni Bir Umut’un –felsefeden ve anlamdan arındırılmış– remake’i çıktı. Belki “ana film” değil de, “spin off” filmlerinden biri olsa bu kadar sert eleştirmezdim ama Star Wars’un ana hikâyesini böylesine hayal gücünden yoksun bir filmle devam ettirmek bence Lucas’ın oluşturduğu, biz hayranlar içinse çok şeyler ifade eden bu destana hakarettir. Bazıları Güç Uyanıyor ile Star Wars bitmiştir, geçmiş olsun diyor. Ben artırıyorum bunu, Star Wars evreninden Ölüm Yıldızı’nı patlatmak dışında bir öykü çıkartamayan senaristler ve yapımcılar sayesinde hayal gücü de büyük bir yara almıştır. Güzel öyküleri ve hayalleri hayatının merkezine koyan herkese geçmiş olsun…

 

Funda Özlem Şeran (Yazar)

Filmi benim için önemli ama toplamda çok anlam ifade etmeyen birkaç ufak nokta dışında çok da sevmedim aslında. Evet iyi bir seyir keyfi; fakat serinin hayranları zaten önceki altı filmi değişik sıralamalarla tekrar tekrar izleyerek de o keyfi alıyor. Yeni nesillere Star Wars evrenini tanıtmak ve sevdirmek deseniz, eh oradan yürüyebiliriz belki ama o da “yoklukta gideri var”dan öteye geçmez bana kalırsa. Spoiler vermemek adına, sadece benim açımdan önceki filmlerin üstüne yeni bir şey koyamadığını söyleyebilirim ve tabii kurgudaki çoğu sürprizin tahmin edilebilir olduğunu. Bunun dışında, filmde gerçekten güçlü bir kadın kahramanın olması (ki bu senenin asıl bombası olan Mad Max’teki Furiosa’yı tek geçerim) ve eski dostları tekrar görmek iyi geldi. Çok da nefret etmedim yani :)

 

Gökhan Sarı (Editör / Çevirmen)

Yeni Bir Umut 2. Kendisi iyi de çevresi kötü.

 

Hakan Bıçakcı (Yazar)

Star Wars: Güç Uyanıyor’u hiç beğenmedim. Filmin temel sorunu şu bence. Eskiye saygı duruşu havasındaki hatırlatma misyonu ile yeni karakterlerle yepyeni bir maceraya başlama konusu arasında kalınmış. Baş karakterlerden birinin kadın, diğerinin siyahi olması iyi bir seçim olmuş. Ancak kötü karakterler, tekinsizlik yaratmaktan alabildiğine uzak karikatür tipler. Atmosfer açısından, Klasik Üçleme’nin masalsı havası, yeni filmde yerini aksiyon odaklılığa bırakmış. Yeni filmin, Yeni Bir Umut‘un hikâyesinin yeniden yazılmış bir versiyonu olan senaryosunu da çok zayıf buldum. Hâlbuki senaryo ekibi çok sağlam. Güç Uyanıyor görsel açıdan, İkinci Üçleme’nin video oyunu estetiğinden çok daha başarılı yine de. Tabii bu bir başarıysa.

 

Haktan Kaan İçel (Yazar, Yönetmen)

Güç Uyanıyor, bir daha göremeyeceğinizi düşündüğünüz bir dostun geri dönmesi gibi denilebilir. Üstelik geri dönmeyi bırakın, artık sizden hiç ayrı kalmayacağını bilmenizin ispatı denilebilir. Bu bağlamda Disney de seriye izleyicilerin hızlı ısınması adına eski serinin sevilen öğelerini öne çıkartarak hayranlara sunmuş. Böylece genel olarak izleyici tatmini sağlanmış olsa da, gerçeklere de gözümüzü kapatamayız. Film tam anlamıyla bir pazarlama harikası denilebilir. İlk üçlemenin ruhunu canlandırmak adına bu seriden çokça şeyi ödünç alsa da, dönemin ruhunu tam anlamıyla yakalayamamış. Star Wars hayranlarına süslü bir paket sunarak gözlerini boyamaya çalışsa da, risksiz tercihleri ve senaryo olarak yenilik sunmamasıyla hayal kırıklığı yarattığını da söylemek zor değil. Bu açıdan J. J. Abrams için düşündüğüm temel cümleyi söylemem lazım. Genel olarak tüm filmlerine baktığımda, boş kaleye golü atabilen bir yönetmen Abrams… Ama bana kalırsa kimse filmlerinden gerçekten de tam doyuma ulaşarak çıkmıyor. Sadece filmin kötü olmasını engelleyen bir standartı var. Bu adam süper dahi yönetmen diyemiyorsunuz. Sonuç olarak Star Wars verilen aranın ardından, eski neslin beğenilerini yeni nesle taşımaya çalışmış. Bu yüzden de eskiler filmi tam anlamıyla beğenemezken, yeniler baş tacı edecekler. Tabii ilk film olduğundan herkes iyi niyetli olacak. Her sene bir-iki tane Star Wars filmi geldiğinde ve kabak tadı vermeye başladığında esas durumu değerlendirmek daha acı ve daha uygun olabilir.

 

Kutlukhan Kutlu (Sinema Yazarı, Çevirmen)

Şimdiye dek Star Wars’la ilgili hiçbir şey bana bu kadar alelade gelmemişti doğrusu. Başından sonuna (peki, belki Jakku’daki bazı kısımlar hariç) büyük bir sıradanlık hissi uyandırdı Güç Uyanıyor bende. Güç böyle uyanacaksa Anakin’i çağıralım da yeniden uyutsun dememe ramak kaldı açıkçası. Filmin bugün içinde yer aldığı muazzam popüler anlatılar akıntısından kendini ayırabileceği neredeyse hiçbir yaratıcı unsur ihtiva etmemesi, üstüne üstlük Lucas’ın mitik anlatıya bulduğu etkili sinemasal karşılığın yerine getire getire –“titrekvizyon” aksiyonla renklendirmeye çalışılan– sıra işi bir “aktüel” televizyon dili getirmesi, yeni bir Star Wars TV dizisi için çekilmiş çok pahalı bir pilot bölüm izliyormuşum hissi verdi bana. Yani temel meselem işin mitolojisiyle değil, öyküyle de değil… ki mesele edecek olsanız bu açılardan da mesele edecek az şey yok. Aslına bakarsanız beklentimi düşük tutarak “yeni Star Trek’ler gibi bir şey izleyebiliriz” diye gitmiştim sinemaya, onun yerine karşımıza yeni bir Superman Returns vakası çıktı.

Star-Wars-Filmi

Seran Demiral (Yazar)

Star Wars hayranı da değilim, uzmanı da; dolayısıyla söyleyeceklerim herhangi bir fantazya-bilimkurgu türleri sever okur-izler olmaktan öteye geçmeyecek. Ancak sanıyorum ki serinin ciddi fanları dışında çoğu sinema severle ortaklaşacak bir yargım var ki, film keyifle izlenip hiçbir vaatte bulunmayan bir kurmaca olmuş; görsel efektler, kostümler, ışık hızında yolculuk, Han Solo, Skywalker falan iyi hoş ama hikâye ne, merak unsuru nerede, bunların karşılığı yok. Zira Bölüm IV’ün tıpkısının aynısı var karşımızda, aynı karakter dönüşümleri ve kötü-iyi karşıtlığı burada yeni nesil versiyonlar tarafından deneyimleniyor. İnsan istiyor ki bu defa tipten karaktere geçelim, kötülüğün yüzeysel karizmasını ve iyiliğin karikatürize naifliğini değil de, derinlikli bir çatışmayı görelim, ama yok. Ne yazık ki, Star Wars tarihi boyunca maruz kaldığı derinlik yoksunluğu ve bilimkurgu olamama halini 2016’ya doğru hâlâ muhafaza etme gayretinde. Anakin gidiyor yerine baba nefretiyle bir ergen geliyor, Güç cinsiyet değiştiriyor ama hikâye vaat etmiyor, kimse senaryoya kafa yormuyor, en azından teknolojiye dair bir yenilik olsa diyoruz, o da yok. Ama ne var işte, özlenen atmosfer, totaliter düzene karşı liberal bir ‘şey’; hani keşke gündeme bir gönderme olaydı da oradan yırtaydı… Diyeceğim o ki çok âşığıysanız tabii ki izleyin, değilseniz ve iki saatlik boş vaktiniz varsa gidip hasret giderin, içimizdeki gücün hatrına! Star Wars bugünkü edebi/sanatsal üretime büyük esin kaynağı oldu ama miadı çoktan doldu. yeni yaratıcı işlerin özlemi, arzusu, gayretiyle…

 

Serkan Çellik (Sinema Yazarı)

Star Wars: Güç Uyanıyor filmini ilk görüşte aşka benzetebiliriz: Uzun zamandır hasretini duyduğumuz, yan yana gelir gelmez etkilendiğimiz ve eksik gedik göremeyecek kadar aklımızı başımızdan alan bir deneyim. Star Wars efsanesiyle daha önce tanışmış olanlar ve yeniden bir araya gelmek için bekleyenler, kavuşmanın heyecanıyla Örümcek Hislerini köreltip bayramlaşan babaanne gücüyle sarıldı filme ve bağrına bastı. Sağda solda birkaç figür görüp ne olduğuyla ilgilenmeden 2015’e varanlarsa “artık biz de bu kulübün üyesi olmalıyız” hırsıyla “çok beğendi”. Gözlerindeki yaşlar yavaş yavaş kuruyan profesyonellerin, duygularına hakim nispeten gaddar profesyonellerin tarafına geçmesiyse fazla sürmedi. Gelecek, geliyor, geldi ve geçti heyecanı yaratma konusunda müthiş iş başaran Disney roller coaster adrenalini pompalayarak büyük çoğunluğu -şimdilik- kandırmış olabilir ancak senaryosu delik deşik Güç Uyanıyor’un zamanla burun kıvrılacak bir halka olduğunu düşünenlerdenim.

 

Tanju Baran (Sinema Yazarı)

Star Wars serisinin yedinci filmi Güç Uyanıyor, devam filminden ziyade otuz sekiz yıl sonra gelen bir yeniden çevrim olarak yılın en büyük hayal kırıklığı oldu. Yeni Bir Umut’un serim bölümünü, İmparator ile Jedi’ın Dönüşü’nın kritik anlarını ve karakterlerini kopyalayarak güvenli suların dışına çıkmamayı kendine prensip edinen film, yaptıkları ve yapmadıklarıyla serinin en korkak işi olma payesini de sonuna kadar hak ediyordu. Skywalker ailesinin trajedisini önünü alamayacağı bir aşiret trajedisine dönüştüren, George Lucas’ın zamanın ve mekânın üstündeki hayal gücünü güncele indirgeyen ve en ufak bir yönetmen dokunuşu dahi hissettirmeyen Hollywood memuru J.J. Abrams’ın gidişi iyiye işaret olsa da yarattığı tahribatın Star Wars evrenine verdiği zararın telafisi kolay olmayacaktır.

 

Tümer Topal (Sinema Yazarı)

Disney, Star Wars’un (1977) hikâye örgüsüne ve karakterlerine dair geri dönüşüm kutusunda kalan ne varsa sağ tıklamış ve “geri yükle” demiş. Bu da Güç Uyanıyor’u tabiri caizse yeni Yeni Bir Umut’a çeviriyor ancak sinema tarihinde yenilikçiliğiyle çığır açan Star Wars’un DNA’larına bu gelenekçilik uymuyor. Prequel Üçlemesi (1-2-3) her ne kadar birçok kötü tercih yapsa da, örneğin ilk iki filme kadar Jedi’ın Dönüşü’nün “çocuk filmi” havasının üzerinden gitse de, Güç Uyanıyor’dan daha cesurdu. Prequel’lar aslında, çocukken izlediği The Hidden Fortress’ı, Yojimbo’yu, Flash Gordon’ı, Western’leri, kılıçlı filmleri süzmüş ve elinde kalanı da yenilikçi bir şekilde Star Wars (1977)’a yediren adamın, kendi içerisinde tutarlı oluşuydu. Gizli Tehlike’de “seçilmiş kişi”li filmlerin ve yarış filmlerinin, Klonların Saldırısı’nda kara film ve -Kılıç ve Sandalet filmleri olarak da bilinen- Peplum filmlerinin, Sith’in İntikamı’ndaysa trajedi ve intikam filmlerini birleştirerek aynı evrende farklı tatlar sunmak istemişti. Star Wars’u çocukken izlemiş, ondan doğrudan etkilenen J.J. Abrams da büyüyor ve o filme öykünerek yeni bir Star Wars çekiyor ancak tekrar tuzağına düşüyor. George Lucas’ın “Star Wars hayranları bu filmi çok sevecek” diyerek iğneleyici konuşması da bu fikrimi destekliyor. Filmi her şeye rağmen sevdim fakat umuyorum ki bir yıl sonra izleyeceğimiz Rogue One, atalarının izinden gider ve Star Wars evreninde bir “Soygun Filmi” şansını kaçırmaz.

 

Orkun Uçar (Yazar)

Star Wars: Güç Uyanıyor filminde, seri Harry Potter’a bağlanmış gibi hissettim. Skywalker ailesi, Harry’nin soyundan geliyor herhalde, kötü adam da Voldemort. Esasında Harry Potter seyrederek büyümüş bir kitleyi hedeflemek ticari açıdan mantıklı. Filmde Güç yok ama tesadüfleri ve saçmalıkları abartan bir senaryo ekibi var.

 

kategori:
seçki

ilgili