Stonehearst Asylum: Poe’nun Yatıştırıcı Sistemi

Birçok farklı uyarlamasıyla karşımıza çıkan yazar Edgar Allan Poe’nun "The System of Doctor Tarr and Professor Fether" adlı kısa hikayesinden esinlenerek üretilen 2014 yapımı bir film Stonehearst Asylum......

Yazı filmin zevkini kaçıracak düzeyde spoiler içermektedir, filmi izlemeden okumanız önerilmez.

Birçok farklı uyarlamasıyla karşımıza çıkan yazar Edgar Allan Poe’nun “The System of Doctor Tarr and Professor Fether” adlı kısa hikayesinden esinlenerek üretilen 2014 yapımı bir film Stonehearst Asylum.

Stonehearst Asylum

Yönetmenliğini 2004 yapımı “The Machinist” ve 2008 yapımı “Transsiberian” filmlerinden hatırladığımız Brad Anderson üstleniyor. Oyuncu kadrosunda Kate Beckinsale, Jim Sturgess, David Thewlis, Brendan Gleeson, Ben Kingsley ve Michael Caine gibi tanınmış isimleri içeren film iki saate yaklaşan uzunluğunda, zaman zaman izlemeyi psikolojik açıdan zorlaştırsa da film bitiminde kötü bir tat bırakmıyor.

Genç doktorun da başta tarif ettiği gibi, hastalıkların en kötüsü olarak kabul edebileceğimiz akıl hastalıkları ile ilgilenilen bir hastanede yaşananları içeren filmin temposu çoğu zaman yüksek seyrediyor. Akıl hastalıklarını kullanarak gerilimi de yüksek tutulmaya çalışılan bir film olarak görebiliriz. Sanat yönetmenliği açısından da tatmin edici bir film. Yeni bulunan icadın görünüşü de buna örnek olarak gösterilebilir. İlk hasta kontrolünde kendisine ısındıran film belki de en akılda kalıcı bölümünü de bu sahnede gösteriyor.

Poe’nun hikayesinde “system of soothing” terimiyle bir yöntem geçmektedir. Türkçe’ye “yatıştırıcı sistemi” olarak çevirebileceğimiz bu yöntemi, hastaları zorlamak yerine, onları sahip olduklarını düşündükleri özelliklerine uyum sağlatmak şeklinde açıklayabiliriz. Örnek vermek gerekirse; bir hasta kendisini tavuk olarak görüyorsa hasta mısır ile beslenmektedir.

Filmde ise bu yöntem kendisini at olarak gören bir hasta üstünde uygulanmaktadır. Hastalarla çalışanların yer değiştirdiği hastaneye yeni bir umut olarak gelen bir doktora bel bağlanmıştır. Genç doktorun sevgi duyduğu Eliza adlı hasta ile birlikte kaçma planını gerçekleştirme serüveni, filmin sürpriz finaliyle seyirciyi kazanmak istiyor.

Ayrıca başhemşire rolünde oynayan Sinéad Cusack’ın Türk oyuncu Serpil Tamur’a olan benzerliği de dikkat çekiyor. Zamanınızın boşa gitmediğini düşünerek izleyebileceğiniz bir film olarak son sözü söyleyebiliriz.

kategori:
izlenim

ilgili