Tarantino, Hateful Eight, Misojeni??

Tarantino'nun yeni filmi Hateful Eight'teki kadına şiddet sahnelerinin zihinlerde yarattığı soru işaretlerini konuştuk....
Domergue

Tarantino’nun yeni filmi Hateful Eight’teki kadına şiddet sahnelerinin zihinlerde yarattığı soru işaretlerini konuştuk.

Edip Can Rende: Filmi izledim. Sevdiğimi söyleyemem. Önceki filmlerinden farksız olsa da pek hoşuma gitmedi. Onun dışında kadın düşmanlığına çok takıldım. Spoiler’a girmeyeceğim izlemeyenler olduğu için. Ama iyi bir karakter olmasa da filmin tek kadınına uygulanan şiddet (hele ki o final) ve bu şiddettin mizahla süslenmesini (Tarantino’nun hep yaptığı şey) ben doğru bulmadım. Kim ne düşünüyor bu konuda, kadın düşmanlığı var mı? Ben var diye düşünüyorum. Ama Tarantino’nun kadın düşmanı olmadığını da biliyorum (Kill Bill’i yazmış, Death Proof’un katilini kadınlara dövdürtmüş birisi). İstemeden de olsa öyle bir film yapmış galiba.

Cem Çelik: Aynı düşünceleri Django’da ırkçılık üzerine konuşuyorduk Can. Ben Django’da ırkçılık söylemlerine katılmadığım gibi bu filmde de kadın düşmanlığı yaptığını düşünmüyorum (bu arada hatefull’da yine bolca ırkçı söylem mevcut) Yansıttığı dönemi göz önünde bulundurursak ben objektif yaklaşıyorum bu duruma. Ama sana şu konuda sonuna kadar katılıyorum -kadınları kızdıracaktır bu film.

The-Hateful-Eight

Sinan Doğrul: Tarantino sinemasının misyon edindiği tek şey sinemanın kendisidir. Bunun dışında hiçbir şeyi umursamaz. Bir önceki filminde de hikayenin ırkçı tutumu tartışılmıştı sanırım. Eğer bu filmleri (Tarantino’nun filmerini kastediyorum) B tipi filmlere hayran olan, onları takıntı derecesinde seven birinin çektiğini düşünür, her filminin mevzu bahis filmlerin neredeyse birer kolajı olarak tasarladığını varsayarsak kadınlara ve siyahilere karşı hikayede geliştirilen algıyı çok da yadırgamayız diye düşünüyorum.

Haktan Kaan İçel: Tarantino görsel estetik ya da bu sahne senaryoya nasıl katkıda bulunur diye düşünür hep. Bu yüzden de kadın düşmanlığı bence de umurunda değildir. Hatta kadınları sevdiğinden taçlandırır. Ancak Western türünde genelde erkek egemen profiller çıkarıldığından, kadınları hep ikinci plana atılmıştır. Tarantino aslında bakarsan bu kadar şiddete uğrayıp ama bir yandan da bu kadar itici bir karakter yaratarak, oyuncusunu öne çıkartmayı düşünmüş dahi olabilir ki; filmden çıkıldığında herkes o kadar erkeğin arasında J.J.Leigh’in performansını konuşuyorsa, tam da dediğim olaya yoğunlaşılmış olabilir. Ama işte Tarantino olmayıp, başka biri olsa anında filme nötr bakıp kadın düşmanlığı var denilebilir. Fakat filmi izleyenler de anlayacaktır ki, hikayeye göre neredeyse kimse iyi karakter olmadığından, kadını da bunlara dahil ederek şiddet görmesine itiraz etmemiş yönetmen.

Edip Can Rende: Cem’in de dediği gibi Django zamanı ırkçılığı konuşmuş ve Tarantino’nun tarafında olmuştuk. Zira siyahlara bu denli iyi karakterler yazan, Samuel’la pek çok filmde çalışan Tarantino’nun ırkçı olması mümkün değildi. Django da ırkçı değildi. Hateful’a dönersek… Diyeceğim tek şey bu defa kadına uygulanan şiddettin rahatsız ettiği idi, kadın kötü – çatlak olsa bile. Hele ki finali tüyleri diken diken etti. Tarantino kadın düşmanı değil ama bence burada kadına dönük şiddetin dozunu abartmış, ki pek çok filminde abartmış, slasher ve gore türlerini seven birisi ama beni ilk kez rahatsız etti.

Ömür Kuşluoğlu: Filmi izlerken hiç kadına şiddet gözüyle bakmadım. O yılların Amerika’sı, western havası ve senaryo gereği kadın erkekten ziyade insanların kollektif şekilde birbirine uyguladığı şiddet, öldürme hissi dikkatimi çekti. Tarantino filmlerinde genelde hayat hep ucuzdur, önemli bir karakter gibi sahneye girip 5 dk sonra kan banyosuna dönüşebiliyor ortalık. Ama düz şekilde bakmamız gerekiyorsa evet, filmde tek kadın var ve ona bayağı kötü davranılıyor. Ben burada kadına gösterilen şiddette Tarantino’nun taşı aslında erkeklere attığını düşünüyorum. Genel şiddet kavramından çıkıp kadın karaktere odaklanmak gerekirse, filmdeki kadının aslında ne kadar güçlü ve dişli olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Filmdeki erkeklerin Domergue karakterinden korktukları bence gayet açık.

Engin Eryigit: Bende de rahatsız edici bir kadın düşmanlığı algısı yaratmadı. Bu konuda sicili kabarık bir filmci yapsa belki öyle hissederdim ama Tarantino için tam tersi bir durumun geçerli olduğu söylenebilir. Dolayısıyla “dönemin ortalama bir ödül avcısı -erkeğe veya kadına karşı- öyle davranıyormuş demek ki” diye düşündüm gayet naif bir şekilde. Ayrıca Daisy Domergue tüm kötü adamlara korku salan, sinirlerini bozan bir karakter olmuş.

Ebru Çavdarlı: Hiç rahatsız olmadım. Dönemsel olarak düşündüm. Filmde kadın düşmanlığı yaratma amacı değil de o dönemde kadına erkeğe farketmeden uygulanan şiddetin sergilenmesi durumu vardı. Engin de cümlemi tamamlar nitelikte bitirmiş zaten.

kategori:
izlenim

ilgili