Tek Karakterli Drama: Out of the Furnace

Edip Can Rende, Scott Cooper'ın yeni filmi Out of the Furnace'ı yazdı....

“Out of the Furnace” hem yetenekli yönetmeninden, hem de sağlam kadrosundan ötürü bu senenin en merak edilen filmlerindendi. İlk uzun metrajlı filmi “Crazy Heart” ile usta oyuncu Jeff Bridges’e ilk Oscar’ını kazandırtan genç yönetmen Scott Cooper’ın yönettiği “Out of the Furnace” bu ilk filmin izinden giden ama ilk filmin etkileyiciliğine ulaşamayan, tek karakterli bir drama. “Crazy Heart”ı izlediyseniz yönetmenin filmde bir sürü karakter olsa da tek bir karaktere odaklandığını hatırlarsınız. Filmin merkezinde şöhretini yitirmiş, salaş mekanlarda insanları eğlendiren/eğlendirmeye çalışan bir müzisyen yer alır. Film bu müzisyenin değişen ruh halini, sevgilisiyle ve rakibiyle ilişkisini, hayata tutunma çabalarını anlatır. “Out of the Furnace” de benzer bir çizgide ilerliyor.1

“Out of the Furnace”ın merkezinde de hayata bir yerinden tutunmaya çalışan, hem ölüm döşeğindeki babasına, hem de yoldan çıkma noktasındaki kardeşine bakmaya çalışan, sevgilisiyle evlilik hayalleri kuran Russell yer alıyor. Yönetmen ilk filminde olduğu gibi tek bir karaktere odaklanıyor. İlk hata da burada ortaya çıkıyor. Cooper, Russell dışındaki hiçbir karakteri önemsemiyor. Haliyle ortaya son derece derinliksiz, son derece klişe karakterlerin çıkmasına ve gerçekçiliğin zedelenmesine neden oluyor bu tutum. Zoe Saldana, Willem Dafoe, Forest Whitaker ve Sam Shepard’a teslim edilen “karakterler” son derece sığ çizilmiş. Bu karakterlerin sığlığını kabullensek bile filmin kötü kahramanı olan Harlan ile öyküde önemli bir yerde duran Rodney’nin sığlığını kabullenmek pek mümkün değil. Zira sevgili Alfred Hitchcock’un dediği gibi bir filmin kötü karakteri ne denli etkileyici ise film de o denli iyidir. Başta dediğimiz gibi yönetmen sadece tek karakterin hayattaki yolculuğuna odaklandığından Harlan dahil herkesi sığ bir şekilde yansıtıyor perdeye. Harlan psikopatın teki. Ama neden bu denli psikopat, neden herkesten nefret ediyor, neden kadınlar dahil herkese şiddet uyguluyor sorularının cevaplarına ulaşabilmek mümkün değil. Bu sığlık ve yüzeysellik takdir edersiniz ki filme de zarar veriyor. Vermemesi mümkün mü? Kötü karakter inandırıcı olmayınca perdeye yansıtılan çoğu olaydan etkilenemiyoruz. Keza Irak İşgali’nden psikolojisi alt üst olmuş bir şekilde dönen Rodney’e de yeterince ve etkili bir şekilde değinilemiyor. Neyse ki ağabeyinden daha iyi bir aktör olan Casey Affleck biraz çabalayarak karakterini inandırıcı kılabiliyor.2

Filmin diğer zayıf noktası neredeyse her şeyi hızlıca anlatması. Russell’ın ailesiyle ve sevgilisiyle ilişkisi, çalıştığı fabrikanın çalışma koşullarının berbatlığı, kaza yapıp hapse düşmesi, hapisten çıkıp hayatını düzene sokmaya çabalaması, kardeşinin intikamını almak istemesi gibi hikaye için epey önemli olan olay ve gelişmeleri hızlıca anlatıp geçiyor Cooper. Yönetmen röportajlarında dillendirdiği gibi işçilerin kötü çalışma koşullarına değinemiyor ne yazık ki. Çoğu olay-gelişme gibi çalışma koşulları da yüzeysel bir şekilde anlatılıyor. Russell’ın yaşadığı fakir kasabanın sosyoekonomik durumuna değinememesi, buradan borç içinde yüzen ABD’ye bir eleştiri getirememesi de üzücü açıkçası. Finali hızla ilerleyen filmin finalini daha yirminci dakikada tahmin ettirmesi zayıf noktalarından diğeri. Bunlara bir de kızılderililere yönelik ırkçı bakışı da unutmadan ekleyelim. Ne yazık ki Cooper bu kez bize fazlasıyla demode bir intikam/ağabey-kardeş hikayesini olabilecek en kötü ve ırkçı şekilde anlatıyor. Halbuki Cooper, David O. Russell’ın “The Fighter”ını ve Jennifer Lawrence’ı ünlendiren Debra Granik imzalı “Winter’s Bone”u iyice analiz etseydi bu denli ortalama bir filme imzasını atmazdı sanırım.3

Gelelim oyuncuların performanslarına. Aslında tek bir kişiden bahsedebiliriz sadece. Yukarıda sıkça belirttiğimiz sığlık ve yüzeysellik yüzünden Christian Bale dışındaki herkes dökülüyor. Bir tek Casey Affleck’i başarılı buldum dökülenlerden. Affleck kötünün iyisi… Elinden geldiğince karakterini inandırıcı kılmaya çalışıyor. Diğer oyunculardan bu konuda daha başarılı olduğunu söylemek mümkün. Whitaker, Saldana, Dafoe, Shepard’ın ekran süreleri fazla olmadığından, karakterleri de tek boyutlu olduğundan onlara değinmek gereksizleşiyor. Christian Bale ise bu kez gösterişsiz bir performansla karşımızda. Her filminde vücudunda değişikliğe giden (bir zayıflayan, bir kilo alan bir döngüye sahip) Bale bu kez bu türden bir değişikliğe gitmemiş. Bale’in iyi bir performans ortaya koyduğunu söylemek mümkün bence. Ama tıpkı Jeff Bridges, Morgan Freeman gibi karakterini sade, gösterişsiz bir performansla Russell’ı derinleştirdiğinden çok da dikkatleri çekmedi.4

“Out of the Furnace” filminin asıl sorunları Cooper’la Brad Ingelsby’nin kaleme aldıkları senaryosunda ortaya çıkıyor. Vasat senaryosu, pek de iyi olmayan yönetmenliği yüzünden “Out of the Furnace” tatmin etmeyen bir iş olarak hafızalarımıza kazınıyor. Dileğimiz ikinci filminde tökezleyen Cooper’ın hatalarından ders çıkarıp üçüncü filminde daha nitelikli ve etkileyici bir performansa imzasını atması…

kategori:
izlenim

ilgili