Tereddüt: Ustaoğlu, Araf’ın Gerisine Düşüyor

Yeşim Ustaoğlu, yeni filmi Tereddüt'le Araf'ın gerisine düşüyor...
tereddüt filmi yeşim ustaoğlu

Yazı, Tereddüt’le ilgili spoiler içerir.

Araf filmiyle Türk aile kurumundaki mühim sorunları eşeleyen, genç erkeklerin ve kızların Anadolu’daki kısır döngülerine değinen Yeşim Ustaoğlu yeni filmi Tereddüt‘le ne yazık ki Araf‘ın gerisine düşmüş. Ustaoğlu, Araf‘ta olduğu gibi öykünün merkezine genç bir kızı koyup gene Araf‘ta olduğu gibi çürümüş aile kurumumuzun çocuklara biçtiği kaderi anlatıyor. Elmas (Ecem Uzun) adlı genç kız üzerinden “çocuk gelin” sorununa odaklanan film türlü sorunlardan muzdarip. Bir bir bu sorunlara değinelim.

Ustaoğlu’nun filminde fazla karakter yok. Çocuk yaşta aile zoruyla evlenen Elmas ve daha ilk dakikadan Elmas kadar mutsuz görünen Şehnaz (Funda Eryiğit). Bu iki karakterin dışındaki karakterleri çok az görüyoruz ve neredeyse hiç tanıyamıyoruz. Elmas’ın kocasını (Serkan Keskin), Elmas’a âşık olan, adı bile olmayan doktoru (Okan Yalabık), Elmas’ın kayınvalidesini tanıtmıyor Ustaoğlu. Öte yandan aslında Şehnaz’ın derinleşmesi, mutsuzluğunun havada kalmaması için tanımamız gereken kocasını da (Mehmet Kurtuluş) fazla tanıyamıyoruz. Şehnaz’ın kocasının kıskanç, yeri geldi mi eşini tekme tokat dövecek birisi olduğunu finalde öğreniyoruz. Finalde kocanın Şehnaz’a uyguladığı şiddetle Şehnaz’ın neden mutsuz olduğu biraz olsun anlaşılabiliyor. Fakat halen sorunlar mevcut. Kocasına dair pek bir şey öğrenememek, evliliğin öncesine dair pek bir şeyin söylenmemesi, Şehnaz’ın karakterine dair de pek detay verilmemesi sorunlardan bazıları. Yani film bitince Şehnaz’ı tanıtmak için bir cümle yetebiliyor, ki karakterin daha karmaşık olmasını isterdim. Ayrıca aslında finaldeki kadına şiddet sahnesine gelene dek karı-koca arasında gerilimli bir atmosfer oluşturulsaydı bu sahne daha değerli olurdu. Hitchcock’un hep yaptığı bir şey. Finale kadar gerilimi yavaşça artırır, finalde zirveye çıkarırdı. Who’s Affraid of Virginia Woolf filmi de bu açıdan anılabilir. Bu filmde de tansiyon yavaşça yükseliyordu. Ama Tereddüt‘te öyle olmuyor. Çiftin ilişkileri iyi işlenemediği için finaldeki kadına şiddet de beklenen etkiyi yaratmıyor.

Karakterler derinleştirilememiş. Öte yandan karakterlerin birbirleriyle ilişkilerinde de sorunlar mevcut. Mesela Elmas’la doktoru Şehnaz’ın ilişkisi filmin başlangıcından sonuna dek aynı resmiyette sürüp gidiyor. Halbuki ikisi de kadın olduğu için bir süre sonra o resmiyetin kırılmasını, Şehnaz’ın Elmas’ın hayatından etkilenmesini bekledim (aslında etkileniyor). Neticede Şehnaz evet, Elmas’tan farklı olarak modern bir yaşama sahip, ama Elmas gibi suistimal ediliyor, şiddet görüyor, mutsuz bir evliliği var. Ama bu ortaklık iki karakteri yakınlaştırmıyor, resmi tavır finale dek korunuyor. Filmin en sorunlu tarafı olan terapi sahnesinde Şehnaz’ın duygusuzluğu, yani resmi tavrı Elmas’ın çok duygulu hali karşısında fazlasıyla sırıtıyor bu yüzden. Ustaoğlu iki kadın karakter üzerinden kadının sınıfı, yaşı, modernliği – muhafazakârlığı fark etmeksizin şiddet gördüğünü belirtiyor. Bu sonuç son derece doğru. Evrensel bir sorun neticede. Öte yandan Şehnaz’la doktor arasındaki ilişki çok hızlı ilerliyor, ki bu da sorun. Elmas cephesinde de sorunlar var: Göründüğü kadarıyla Keskin’in oynadığı koca karakteri iyi birisi ama evliliğin onun açısından anlatılmaması (iyi birisi ama neden bir çocukla evlenmeyi kabul etti, hatta onu suistimal edebildi?), yani kocanın derinleştirilmemesi öyküye zarar veriyor.

Cinsellikse film için hayati önemde. Zira birbirinden zıt hayatları yaşayan iki kadının benzer tarafları bu cinsellik ve cinselliğe tepkileri oluyor. Şehnaz kocasından ilgi ve daha iyi, sağlıklı bir cinsellik bekliyor. Ama beklediklerini alamıyor. Elmas ise yaşından ötürü her gece kocası erken boşalsın istiyor. Çünkü cinsellik onda travma oluşturmuş durumda. Dolayısıyla bir kadın daha iyi cinsellik isterken diğeri doğal olarak istemiyor. Neticede Elmas ailesini zehirliyor. Elmas’ın bu tepkisi, Şehnaz’ı etkiliyor. Elmas’la terapisinden sonra kocasından ayrılmaya cesaret edebiliyor. Yani aslında Şehnaz, Elmas’tan güç bulup kocasından ayrılıyor. Ama yukarıda dediğim gibi iki karakter arasındaki resmi tavır bir süre sonra sırıtıyor. Fakat çocuk gelinliğe değinmesi, cinselliği ve çıplaklığı cesurca yansıtması, abartıya kaçılsa da oyunculukları, görüntü yönetmenliği başarılı.

Terapi sekansını anmak gerek. Bu sekans Elmas için önemli bir sekans. Neticede 13 yaşında ailesinin baskıyla evlenmiş, hayatı kaymış genç bir kız. Bu sahnede Elmas karşısında olmasa da annesiyle yüzleşiyor ve öfkesini boşaltıyor. Lakin Ecem Uzun’un bolca ödüllendirilen performansı ne yazık ki sahneye zarar veriyor. Zira Uzun fazlasıyla abartılı, adeta tiyatrodaymışçasına oynuyor. Aslında bu sahneden önce de yer yer abartılı oynuyor aktris. Ama abartılı oynamadığı anlardaki performansı hakikaten iyi. Lafı daha fazla uzatmayayım. Ustaoğlu, Tereddüt‘te karakterlerini derinleştirememiş (fakir-zengin, duygulu-duygusuz, muhafazakâr-modern vs şeklinde yaratılmış, tek boyutlu kalmış bu karakterler), ana karakterlerine dair detayları bizle paylaşmamış, abartılı oyunculuğun önüne geçememiş, çoğu duygu izleyiciye geçirilememiş, daha önemlisi Elmas’ın ve Şehnaz’ın hayatlarını paralel anlatırken ikisinin de hakkını verememiş. Pek tabii önemli tarafları mevcut, cinselliğe kadın gözüyle bakmak gibi, kadın şiddetinin her sınıfta ve yaşta olması sonucu, iyi işlenemese de çocuk gelin sorununa odaklanması gibi.

kategori:
izlenim

ilgili