The Color of Money: Gençlik mi, Yaşlılık mı?

Edip Can Rende, Scorsese dosyamız için The Color of Money'i yazdı.

1961 yılında sinema tarihinin en iyi filmlerinden “The Hustler” gösterime girer. Paul Newman’ın başrolünü üstlendiği bu film, Hızlı Eddie’ye (Fast Eddie) odaklanır. Eddie bir bilardocudur. Ama diğer bilardocular gibi değildir. Bu oyuna tutkuyla bağlanmıştır. Bu oyunu icra etmek için kimilerinden borçlanacak kadar tutkuyla bağlanmıştır. Öte yandan çok da iyidir ve kendisine dendiği gibi hızlıdır. “The Hustler”, Eddie’nin gençliğine, asiliğine, vurdumduymazlığına, yeteneğine ve bencilliğine bu spor üzerinden değinir. Robert Rossen’ın Walter Tevis’in romanından uyarladığı bu film, iki Oscar kazanıp klasikler arasına girer (Newman ödülü “Judgment at Nuremberg”te mükemmel oynayan Maximillian Schell’e kaptırır). Bu filmden yirmi beş sene sonra “The Hustler”ın devamı olan “The Color of Money” romanı da uyarlanır. Yönetmenlik koltuğu Martin Scorsese’ye teslim edilir.

The-Color-of-Money-Tom-Paul

Öncelikle Scorsese’nin kitaba sadık kalmadığını ve bir devam filmi yapmak istemediğini belirtelim. Bunun üzerine senarist Richard Price öyküyü devam ettirmeyen bir senaryo kaleme alır. Ama tabii ki hâlâ ilk filmle bağları vardır. Bu filmin de merkezine Hızlı Eddie yerleştirilir. Ama Eddie artık genç değildir. Genç olmak istese ve gençleri kıskansa da artık yaşlanmıştır. Ama bilardoya olan tutkusu ilk günkü gibi devam etmektedir. Bu ateş sönmemiştir. Eddie hâlâ farklı yerlerde bilardo oynamaktadır. Ama eskisi kadar değil. Elini eteğini bu spordan çekip kendisini içkiye ve kadınlara verdiğini görürüz. Scorsese-Price ikilisi, Eddie’nin karşısına yirmi beş sene önceki Eddie’yi hatırlatan Vincent’ı (Tom Cruise) koyarlar. Vincent, Eddie gibi yeteneklidir. Eddie gibi şımarık, bencil, kibirli, yeteneğinin farkında olan birisidir. Ama Eddie’den farklı olarak çaylaktır, ki zaman zaman saç baş yoldurtur.

the-color-of-money-04-di-1

Film bu iki çatışmadan sonuna dek yararlanır. Bir tarafta yaşlılığın getirdiği tecrübeye, bilgeliğe ve olgunluğa, geniş bakış açısına sahip olan Eddie, diğer tarafta kanı deli akan, her şeyi o an yapmak isteyen, fırlama ve dar bakış açılı Vincent. Ve tabii ki güzel kadınlar… Film, bu iki yetenekli karakterin çatışmalarını başarıyla işler. Eddie, Vincent’ı görünce yirmi beş sene öncesine ışınlanmış gibi olur. Bunun üzerine Vincent’la ortaklığa gider. Eddie bilgeliğini ve tecrübesini Vincent’ın yeteneği ve hızıyla birleştirecek; böylelikle eski günlerine de dönmüş olacaktır. Tabii bu da şampiyonlukları, parayı, ünü getirecektir. Lakin işler umulduğu gibi gitmez ve yollar ayrılır. Ne yazık ki Scorsese “Kim yener? Yaşlı Eddie mi, genç Vincent mı?” sorusunu cevaplandırmaz, bu soruyu umursamaz bile. Evet, film boyunca bu iki karakter birbirlerine üstünlük taslarlar. İki karakter de daha iyi olduklarını kanıtlamaya çalışırlar ama sorduğumuz sorunun cevabına ulaşamayız. Film, Vincent ile Eddie karşı karşıya geldikleri bilardo maçında ilk hamlenin yapılmasıyla sona erer. Bu sorunun cevabı izleyiciye bırakır. Kimileri “The Hustler”ın Eddie’sini hatırlatan Vincent’ın kazanacağını düşünür, kimileri tecrübeli ve olgun Eddie’nin.

the-color-of-money

Gösterime girdiğinde Newman ve Cruise ikilisine rağmen (gerçi Cruise henüz çok gençtir ve ünlenmemiştir) pek ilgi çekmemişti bu film. İyi yanları övülse de genelde beğenilmemişti. Ne yazık ki Scorsese, “The Hustler” kadar mükemmel bir film ortaya koymamıştır. Ama ben diğer pek çok Scorsese filmi gibi bunu da kötü/vasat bulmam. Bence kaliteli bir filmdir. Gençlikle yaşlılığa, hızla yavaşlığa, olgunlukla çaylaklığa başarıyla odaklanır film. Karakterlerini başarıyla inşa eden Scorsese bilardo sekanslarında da döktürür. Yaptığı kesmeler ve zoomlarla, dinamik kurgusuyla bu maçları daha da zevkli kılar. Müzikleri de, şarkıları da şahanedir. Fakat dram tarafı pek iyi kaleme alınmamıştır ne yazık ki. Bu yüzden “The Hustler”ın başarısına ulaşamaz, Scorsese’nin en iyi filmleri arasına giremez. Öte yandan usta bilardocular Keith McCready ile Steve Mizerak’ın yenilen bilardocuları canlandırdıklarını belirtmek gerek. Newman gene çok iyidir. Cruise ise kötüdür, iyi oynamaz nedense.

kategori:
seçki

ilgili

  • Scorsese, Roma İmparatorluğu’nu Konu Alan The Caesars Dizisiyle TV’ye Dönecek

    Epey başarılı olan gangster dizisi Boardwalk Empire‘dan sonra iki yıl boyunca Vinyl dizisini hazırlayan Martin Scorsese bu dizisiyle karışık eleştiriler almış, HBO ilk bölümden sonra 2. sezonu onaylasa da...
  • The Irishman’de Dağıtım Sorunu Aşıldı

    Ocak 2017’de Silence‘ın gişede batmasından sonra Paramount, The Irishman‘i çektirmeyeceğini açıklamıştı. Silence‘ın dağıtımcılarından Fabrica de Cine şirketi de tekrar risk almak istemedi ve filmden çekilmek istedi. Bunun üzerine yapımcılar...
  • Joaquin Phoenix, Joker’i Oynayabilir

    Geçen yıl Warner Bros./DC cephesinden herkesi şaşırtan bir haber gelmişti. Haberlere göre DC şimdiki evreninden bağımsız olan bir Joker filmi hazırlıyor. Başrol için Leonardo DiCaprio’nun, yapımcılık içinse Martin Scorsese’nin...
  • Quentin Tarantino’nun 9. Filminden Yeni Ayrıntılar

    Quentin Tarantino adını açıklamadığı 9. filminin hazırlıklarına devam ederken filmiyle ilgili yeni bilgiler gelmeye devam ediyor. Gelen ilk bilgi, Leonardo DiCaprio’nun rolüyle alakalı. DiCaprio’nun bir oyuncuyu oynayacağı açıklanmıştı. ABD’de...