The Gift: Bir Lise Zorbalığı Nereye Kadar Gidebilir?

Gerilimini farklı bir olay örgüsüyle oluşturan The Gift, oyuncu/yönetmen Joel Edgerton için mükemmel bir başlangıç oldu.

2015 yapımı The Gift, özellikle 2010’lu yıllarda rol aldığı Animal Kingdom, Warrior, Black Mass, Midnight Spacial, Loving gibi filmlerle tanınan başarılı oyuncu Joel Edgerton’un ilk yönetmenlik deneyimi. Filmin senaryosu da kendisine ait. Başrollerde ise günümüzde Ozark dizisiyle adından söz ettiren Jason Bateman ve The Prestige, Vicky Christina Barcelona ile hatırlanacak olan, özellikle 2016 yapımı Christine’deki performansıyla zirveye çıkan Rebecca Hall yer alıyor. Jason Bateman ve Rebecca Hall’un performansları hayli başarılı. Özellikle Bateman’ın karanlık tarafını çok iyi gizleyen sinsi ve içten pazarlıklı makyavelist karakteri Simon karakteri çok iyi yazılmış. Aynı zamanda Joel Edgerton’un karakteri Gordo da çok incelikli yazılmış bir karakter.

KONUSU

Yeni evlerine taşınmakta olan mutlu çift Simon ve Robyn, bir gün alışveriş merkezinde Simon’ın lise arkadaşı Gordo’yla karşılaşırlar. Bu yıllar sonraki karşılaşma özellikle Robyn için eşi Simon’ı gerçekten tanımak için çok önemli bir sınava dönüşecektir.

ANALİZ

Joel Edgerton’un yönetmenliği de, senaristliği de oyunculuğu da takdire şayan. Özellikle senaryo o kadar başarılı bir şekilde yazılmış ki filmi izlerken hayranlığınızı gizleyemiyorsunuz. Öte yandan başta Jason Bateman olmak üzere Rebacca Hall ve Edgerton’un oyunculukları da çok başarılı ki zaten filmde yardımcı karakter neredeyse hiç yok gibi. Tüm film bu üç karakter arasında dönüyor. Simon, Gordo ve Simon’ın karısı Robyn.

Müziklerin kullanımındaki kusursuzluk kurguya da kesinlikle yansımış. Kurgucu Luke Doolan ile müzisyenler Danny Bensi – Saunder Jurriaans’ı da tebrik etmemiz gerekiyor. Görüntü yönetmenliğinde de Eduard Grau’nun büyük başarısı olduğu aşikar. Filmin çoğu sahnesinin geçtiği Simon ile Robyn’in evlerinin çekimlerinde çok incelikli çalışmış olduğunu görüyoruz. Filmin renk paletine de değinmek gerekiyor ki burada yönetmen Edgerton ve Eduard Grau’nun harcadıkları mesai kesinlikle kısa değildir.

Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir.

Filmimiz Simon ile eşi Robyn’in yeni taşınacakları eve emlakçıyla birlikte gelmeleri ve satın almalarıyla açılıyor. Gayet sıcak ve samimi bir ortam var. Taşınmalarının sebebi de Simon’un oldukça kazançlı yeni işi. Hemen sonrasında ise Gordo ile tanışacakları alışveriş merkezi sahnesi geliyor. Burada Simon’ı ilk başta Gordo tanıyor, Simon tanımakta dahi biraz zorlanıyor ancak sonunda hatırlıyor Gordo’yu. Ardından Robyn’de geliyor ve o da Gordo’yla tanışıyor. Haberleşeceklerini söyleyerek ayrılıyorlar. Hemen sonrasında bir eşya yerleştirme sekansı var ve ertesi sabah Robyn mahalledeki komşuları Lucy ve Ron’la tesadüfen tanışıyor. Ardından duşa giren Robyn duştan çıktığında kapılarında Gordo’nun gönderdiği bir kırmızı şarap buluyor ve onu içeri alıyor. Akşam Simon geldiğinde de ona bu inceliğe bir karşılık vermeleri gerektiğini söylüyor.

Buradan ve sonraki birlikte yemek sahnesinde de göreceğimiz üzere Robyn gayet arkadaş canlısı, konuşmayı seven ve samimi bir kadın. Gordo’yu hiç garipsemiyor ve ona ilk tanıştıkları andan itibaren içten ve candan davranıyor. Simon ise geçmişten çok da fazla bahsetmeden Gordo’nun hep garip biri olduğunu, çok iyi biri olmadığını filan söylüyor. Sabah Gordo bu sefer Robyn evde yalnızken onu ziyaret ediyor ve ona mahallelerindeki tanınan ve işlerinde iyi olan esnafların isimleriyle adreslerinin yazdığı kağıdı Robyn’e veriyor. Buna çok teşekkür eden Robyn Gordo’yu eve davet ediyor ve akşam da birlikte yemeğe oturuyorlar, Gordo’nun önceki gün hediye ettiği şarabı içiyorlar. Yemek sahnesinde fark edileceği üzere Simon’ın Gordo’ya bakışları hep kuşku ve şüphe içeren, temiz olmayan bakışlar. Robyn ise bunların tam tersi. Yemek esnasında Gordo biraz sarhoş oluyor ve ayrılırken onları bu kez kendi evine davet ediyor.

Ertesi akşam da Simon ve Robyn, Simon’ın yeni çalışmaya başladığı şirketindeki tanışma partisine gidiyorlar ve orada yeni insanlarla tanışıp kaynaşıyorlar. Aralarında Simon’ın ortağı ve patronu da var. Herkes gayet mutlu ve samimi bir ortam var. Burada Simon’ın iş hayatında istediğini alan, başarılı bir iş insanı olduğunu görüyoruz ve aynı zamanda da sosyal olarak da insanlarla anlaşmakta, kendisini sevdirmekte sorun yaşamıyor. Bir nevi Gordo’nun tam tersi de olduğunu söyleyebiliriz. Güzel ve samimi geçen partilerinden eve döndüklerinde ise kapılarında yeni bir hediye buluyor Simon ile Robyn ve bunun da evin girişindeki süs havuzunda yüzen balıklar için olan bir yem olduğunu görüyoruz. Robyn bu hediyeyi de samimi ve içten buluyor ancak Simon huzursuzlanmaya başlıyor ve burada Robyn’e ilk defa Gordo’nun okuldaki lakabının tuhaf, kendisininkinin ise sersem olduğunu söylüyor.

Ertesi sabah Gordo yeniden evi ziyarete geliyor ve bu sefer de televizyonlarının kurulmasına yardım edip çalışmasını sağlıyor. Robyn bu yaptığı için Gordo’ya teşekkür ederken Gordo, buzdolabında önceki akşam Simon’un kendisi için yazdığı Tuhaf Gordo yazısını okuyor ve sinirli bir şekilde evden hışımla ayrılıyor. Robyn’de o yazıyı okuduğunu anlıyor elbette Gordo’nun. Akşam ise Simon ve Robyn evlerine bu sefer Simon’ın patronu ve iş ortağı Kevin ile eşini ve yeni komşuları olan Lucy’yle Ron’u davet ediyorlar. Bu yemekte de genel olarak Gordo’nun tavırlarından bahsediliyor ve yine savunan tek kişi Robyn oluyor. Yemek esnasında Simon masadakilere Gordo’nun buzdolabındaki yazıyı okumasına rağmen aynı akşam arayıp onları kendi evine çağırmış olmasından dem vurarak kendisini diğer insanlara karşı bir nevi haklı çıkarmasını biliyor.

Gordo’nun evindeki akşam yemeğinde ise artık filmdeki saflar belirlenmeye başlıyor diyebiliriz. Ev Gordo’nun anlattığı hayatının aksine oldukça lüks ve büyük bir ev. Tam yemeğe oturacaklar iken Gordo’ya bir telefon geliyor ve garip bir şekilde Simon’la Robyn’i bırakarak evden ayrılıyor ancak kısa süre sonra geri geliyor. Bu olaydan sonra Simon artık Gordo’ya karşı açık ve agresif bir konuşma yapıyor ve kendilerine bir daha ulaşmaya çalışmamasını ve rahatsız edilmek istenmediklerini belirtiyor ve evden ayrılıyorlar. Hemen sonraki gün ise Robyn koşudan döndüğünde kapının önündeki balıkların öldüğünü ve köpeklerinin kayıp olduğunu görerek Simon’ı arıyor. Simon hışımla Gordo’nun evine gidiyor ancak evde bambaşka insanları buluyor.

Buradan sonra filmdeki gerilim yavaş yavaş artmaya başlıyor. Bu bölümden itibaren ev içindeki kamera kullanımı, müzikler çok başarılı ve seyirciyi germeyi çok iyi başarıyor. En çok da köpeğin eve geri döndüğü sahne oldukça ani ve korkutucu bir sahne olarak göze çarpıyor. Köpeğin de eve dönmesinden sonra Gordo’dan gelen bir mektup ikiliyi oldukça rahatlatıyor. Mektupta Gordo onlara bir daha ulaşmaya çalışmayacağını, artık hayatlarından tamamen çıkacağını söylüyor ancak mektubun sonunda Simon’a ithafen:

“Bunca yıldan sonra hakikaten eski defterleri kapatacağımızı ummuştum, niyetim iyiydi.”

Buradan sonra artık Robyn, kocasının geçmişini sessizce araştırmaya karar veriyor ve işe koyuluyor. Simon ise yeni işinde yükselmeye devam ediyor ve yeni bir terfi alıyor. Aynı gün içinde de Robyn, her zaman ki meyve suyunu içiyor, arka odalardan birinden bir ses geliyor ve korku içinde oraya yürürken bayılıyor. Bu sahne filmin finali için de önemli o yüzden buraya finalde geleceğim. Sahne arkadaki gerilim müziğinin arttığı ve ekranın karardığı bir biçimde sonlanıyor.

Buradan sonra Robyn, psikolojik olarak yıpranmaya ve geçmişte Simon’la kaybettikleri bebeğin üzüntüsünü atlatma sürecinde kullandığı ilaçları da yeniden kullanmaya başlıyor. Ardından Simon’a Gordo’yu araması gerektiğini, mektubun karşı özrünü dileyerek çok rahatlayacağını ve iyi hissedeceğinin söylüyor ancak Simon bu teklifi reddediyor. Buradan hareketle geçmişinin karısı tarafından araştırılacağından endişe ediyor.

Sonrasında her şey bir süreliğine de olsa yoluna girmeye başlıyor. Robyn ilaçları atıyor, spora yeniden başlıyor, çocuk yapmaya karar veriyorlar ve Robyn hamile olduğunu öğrendiğinde ise içlerinde bambaşka bir mutluluk yeşeriyor. Ta ki Robyn, komşuları Lucy ile bir giysi mağazasında alışveriş ederken Gordo’yu görmesine kadar. Bu karşılaşmayı çok kafasına takmıyor ve Simon’a da anlatmıyor Robyn. Hamileliğiyle uğraşıyor, hediyeler alıyor ve Simon’ın ailesi de bir süreliğine yanlarına geliyor. İşte burada filmin bir başka kilit sahnesine geliyoruz. Simon’ın kız kardeşi Joan da abisiyle aynı liseden mezun ve dolayısıyla Gordo’yu o da hatırlıyor. Robyn ona Gordo’yu sorduğunda onun sorunları olduğunu, okuldan uzaklaştırıldığını, bunun nedeninin de Simon ile yakın arkadaşı Greg’in onu bir arabada büyük bir erkek tarafından taciz edilirken ihbar ettiklerini söylüyor. Bunlara oldukça şaşıran Robyn evde de Simon’ın Gordo ile ilgili yaptığı araştırmaların toplanmış olduğu gizli bir dosyaya ulaşıyor. Dosyada ise ordudan atıldığını, ufak tefek suçlardan sabıkası da olduğunu öğrendikten sonra Greg’i bulmak istediğini söylüyor Lucy’ye ve Greg’i araştırmaya başlıyor.

Greg’i bulduğunda ise olayları bütün çıplaklığıyla öğreniyor Robyn. Aslında Joan’ın anlattığı şeyin bile doğru olmadığını, Gordo’nun arabada bir erkekle yakalanması olayının aslında hiç olmadığını, bunu tamamen Simon’ın uydurmuş olduğunu, okula onun eşcinsel olduğuna dair dedikodu yaydıklarını ve aslında her şey tek bir itirafla çözümlenebilecekken Simon’ın bunu yapmayarak Gordo’nun hayatını cehenneme çevirdiğini. Olayların sonunda ise Gordo’nun babası Gordo’yu yakarak öldürmeye çalışırken tutuklanarak cinayete teşebbüsten hapse girdiğini öğreniyoruz. Akşam Robyn tüm bunları Simon’ın suratına çarptığında ise Simon tamamen egosuyla konuşarak dünyada kaybedenler ve kazananların olduğu bir sistem olduğunu, kendisinin kazanan, Gordo’nun ise sürekli geçmişte çakılı kalmış bir kaybeden olduğunu, hatta çakılı kalmayı kendisinin istediğini söylerek kendisini sözüm ona ‘savunuyor’. Sahnenin sonunda ise çok anlamlı bir çekim tekniği var. Geniş açılı objektif kullanılarak Simon’ı ve Robyn’i görüyoruz, Robyn bu tartışmanın sonunda odasına çekiliyor Simon ise mutfakta kalıyor. Burada mutfakla koridoru ayıran duvar iki karakterin ortasına konularak çekilmiş ki burada ikisinin arasında artık bir duvar olduğunu söylüyor bizlere.

Sonraki sahnede ise evlerine Kevin’ı ve diğer iş arkadaşlarını davet ettiği bir davet verirlerken birden camlarına bir taş atılıyor ve herkes şaşkınlıkla dışarı fırlıyor. Herkes elbette bunu da Gordo’nun yaptığını düşünüyor ancak bunu yapan kişinin Simon’ın yerine terfi ettiği Danny McDonald olduğunu öğreniyoruz. Danny, Simon’ın yaptığı hileleri, kendi şirketinden çalışanları safına çekerek onu nasıl işsiz bıraktığını ilan ediyor ve sonra bırakılıyor. Burada sadece Robyn değil patronu ve dostu Kevin da Simon’ın karanlık tarafını öğreniyor ancak o esnada bebek geliyor ve hastaneye gidiyorlar.

Ertesi sabah Simon önce işinden kovuluyor, Robyn tarafından terk ediliyor ve son olarak da Gordo tarafından asıl darbeyi yiyor. Hastane odasına bir çiçek ve Simon’a hediye paketleri yolluyor Gordo. Simon bunların cd olduğunu görüp eve onları seyretmeye gidiyor ve seyretmeye başladığında ise dehşete kapılıyor. Robyn’in evde tek başına iken bayılmasından hemen sonra başlayan videoda Gordo yüzünde bir maskeyle görünüyor, Robyn’e doğru eğilerek ona dokunmaya başlıyor ve tam orada kayıt sonlanıyor, sonrasında ne olduğunu ne biz seyirciler, ne de Simon göremiyor ve bilmiyor. Gordo ile yaptıkları son telefon konuşmasında da Gordo Simon’a:

“Belki yapmışımdır, ama hey belki de yapmamışımdır. Bilemiyorum. Size mutluluklar diliyorum. Bebeğin gözlerine iyice bak, gözlerinden anlayabilirsin senin olup olmadığını.” diyor. Burada Simon’ın lisede Gordo’ya yaptığı şeyin aynısını Gordo Simon’a yapıyor. Tecavüz edip etmediğini sadece kendisi biliyor ama bunu Simon’a söylemeyerek ömür boyu bununla yaşamasını sağlıyor. Tıpkı Simon’ın eşcinsellik hikayesinin uydurma bir yalan olduğunu söylememesi gibi.

Filmimiz, başından sonuna başarılı bir kurgu ile, hiçbir sahnenin boşuna ve anlamsız olmadığı bir şekilde ilerliyor ve finalinde de bir balta indiriyor bize. Dünyadaki her insanın lise zamanında yaptığı zorbalıkların abartıldığında nasıl hayatın geneline yayılarak önce bir insanın ama sonra onlarca insanın hayatını mahvedebileceğini kusursuzca gösteriyor bize The Gift. İyi seyirler.

kategori:
izlenim

ilgili