bakınız

The Mentalist: Genel İnceleme

| Yorum Yok

the-mentalist-sayfa.jpg

Her ne kadar Bakınız’da önincelemesi yer almış olsa da, biraz geç keşfettik The Mentalist dizisini. Çekici bazı nüveler vaad etmiş olsa da, suçlu peşinde koşulan onlarca diziden sonra, bir yenisine zaman ayırmanın gereksiz olacağı fikri hakimdi. Fakat Amerika’da seyredilme oranlarındaki yüksek pay ve hakkında yazılan olumlu eleştiriler sonucunda bir şans tanımak gerektiğini düşündük. Seyrettikçe güzelleşen dizi, başarısını hakettiğini kanıtladı.

House dizisinin beş sezondur süregelen başarılı Sherlock Holmes uyarlamasından başka dizilerin de nasiplenmesi, geç bile kalmış bir karar denilebilir. Fakat bu tarz temel formüller risklidir: formülün altında ezilen bir yapının ortaya çıkması, başarılı olmasından çok daha büyük bir ihtimaldir. Başta The Mentalist’in bu formülün üstüne çıktığını teslim edelim.

Başkarakter Patrick Jane’i canlandıran aktör Simon Baker, başlangıçta fazla sevimli ve fazla sarışın görünerek irrite edici bir tercih gibi gözükmüştü. Fakat hemen ikinci bölümde oyunculuğuyla karaktere öyle bir nüfûz ediyor ki, müstehzi tavırların sevimlilikle daha da müstehzi olabilirliğini kabûl ettiriyor.

the-mentalist-bakiniz-com.jpg

Karakterleri tek tek tanımadan önce birkaç söz daha edilmeyi hak ediyor The Mentalist. Öncelikle Rome’un yaratıcısı Bruno Heller, bu işin de hakkını vermiş. Yıllardır pek çok dizide, ne Bureau of Investigation’lar görmüş geçirmiş tecrübeli bir izleyiciye karşı sağlam bir senaryoyla rüşdünü ispatlıyor. Özellikle Patrick Jane’in trajedisiyle eğlenceli yanının başarılı harmanı sonucunda ortaya çıkan dizi, oldukça keyifli bir seyir sağlıyor.

Çoğu diğer dizi gibi, The Mentalist’in de her bir bölümünde yeni bir davayı seyrediyoruz. California bölgesi sınırlarından vukû bulan davalarda kâh 50 milyon dolarlık bir tablonun peşinden gelen bir ölümü, kâh ormanda öldürülen basit bir kasabalıyı Patrick Jane’in alışılmadık ve diziyi güçlü kılan yöntemleri eşliğinde çözüyoruz. “Katil kim?” parametresinden ziyade, başkarakterin yöntemi sürükleyici unsur olarak seyirciye sunuluyor. İlk bölümde bize tanıştırılan serikatil Red John ve salak dedektif beklentilerinizi sakın düşürmesin; zira ilerleyen bölümlerde o salak dedektifle pek karşılaşmıyoruz. Red John’u ise ana unsur olarak, ileride değerlendirmek üzere nadasa bırakıyorlar.

Bu kadar sözden sonra karakterleri tanıyalım:

patrick-jane-mentalist.gif

Patrick Jane medyum şarlatanlığı yaparak televizyonlarda para kıran bir karakterken, başına umulmadık bir bela gelir. Red John isimli bir serikatili tîye alınca, ailesinin ölümüne sebebiyet verir. Bundan sonra şarlatanlığı bırakarak, California Bureau of Investigation (CBI) için danışmanlık yapmaya başlar. Doğaüstü hiçbir olguyu kabul etmeyen Patrick Jane’in tüm marifeti güçlü hafızasında ve aşırı dikkatinde. Ciddi bir uyku sorunu yaşayan karakter tam bir başbelası; hiçbir kuralı ciddiye almıyor, her işe burnunu sokuyor. Fakat burnunu soktuğu her işi çözümlemesi sebebiyle gerek ekibi, gerekse CBI tarafından katlanılması zorunlu gibi bir durum oluşmuştur. Sorunlu olması, kuralları hiçe sayması fakat başarılı olması bize House’u hatırlatıyor.

Karakterin oyunları, bahse girmeyi, ukâlalığı, gösterişi sevmesi çevresindekilerin hayatını hem zorlaştırıyor, hem keyiflendiriyor. Patrick Jane’in parada pulda da gözü yok. Kumarda kazandığı binlerce doları hayrına dağıtıyor.

teresa-lisbon-mentalist.gif

Teresa Lisbon ekibin şefi. Hakkında en az veriye sahip olduğumuz kişi olması oldukça garip. Ekibin sağduyusunu temsilen var ediyor kendini. Kurallara sadık olan, sınırlar çerçevesinde hareket eden karakter o, fakat denge unsuru olduğunun kendisi de farkında. Patrick Jane’in haklı çıkacağını bilmesine rağmen, yoklamadan geçmez. Aslında Jane ile ilgili haz etmediği tek nokta, onun numaralarıyla insanları etkilemesidir.

kimball-cho-mentalist.gif

Kimball Cho ekibin has elemanlarındandır. Patrick’in dalaverelerine göz yuman, hatta bundan hoşlanan Cho; sık sık onunla bahse girmekten de geri durmaz. Batıl inançlara olan yatkınlığından olsa gerek, kurallara ve rasyonaliteye sıkı sıkıya bağlı bir karakter. Olayların detayını farkedebilse de, farklı açılımlar getirebilme konusunda yetersiz bir karakter.

grace-van-pelt-mentalist.gif

Grace Van Pelt ekibin pembe tarafı. Genelde bilgisayar başı araştırmalardan sorumlu çömezimiz, sahaya inme meraklısıdır; bazı zamanlarda saha çalışmalarına da iner zaten. Amerikan futbolu koçu bir babanın sert kızı olarak büyümüş olsa da, dizide Teresa Lisbon’dan ziyade kadınsal tarafı temsilen onu görüyoruz. Kurallı hareket ve saçları örgülü ciddi görünüm düsturunu benimsemiş olan Van Pelt, çömezliğin getirdiği eziklikle, çok zaman boyun eğen taraf olur. Takımın temiz kalpli kütüğü Wayne’in kendisine karşı beslediği duygulardan ise sürekli kaçınma yolunu tercih eder.

wayne-rigsby-mentalist.gif

Wayne Rigsby ekibin saf, temiz ama sert çocuğu. Sürekli atıştırması, kafasının fazla çalışmaması, düz bir adam olması onu sevimsiz kılmaz. Bilakis, o duyguların çocuğudur; Grace Van Pelt’e de ilk günden abayı yakmıştır. Hareketi seven Wayne, ekibin tüm erkekleri gibi ahlâk ve kural konularında pek olgun değildir.