The Other: Anlamlar Yüklü ‘Diğeri’nde

Turgay Kaplan, Robert Mulligan'ın önemli gerilim filmlerinden 1972 tarihli "The Other"ı yazdı....

1972 yapımı The Other’ı izlerken ilk olarak bildiğimiz birçok şeyin aslında geçmişte de yaşandığı hissine kapıldım. Sebebi ise filmin bana kendinden sonraki birçok filmi çağrıştırması oldu. Örneğin, içerdiği sürprizle The Sixth Sense’i ve The Others’ı, taşrada meydana gelen kazaları ve ölümleriyle The White Ribbon’u, kötü çocuk Macaulay Culkin’li The Good Son’ı…

The Other, izleyiciye aslında her açıdan ve hiç acele etmeden zengin bir seyirlik sunuyor. To Kill A Mockingbird (Bülbülü Öldürmek) filminin yönetmeni Robert Mulligan burada da bir romandan uyarlamış filmini. Romanın yazarı aynı zamanda dönemin ünlü oyuncusu da olan Tom Tyron. Görünen o ki, tema yönünden iki filmde de benzerlikler var. Bülbülü Öldürmek toplumsal düzeyde ötekileştirmeye değinirken, The Other bunun daha çok psikolojik temellerine odaklanmayı tercih etmiş.

New York’a bağlı Coney yarımadasında bir çiftlikte yaşayan Niles ve Holland ikiz kardeşlerdir. Babaları ölmüş, anneleri ise odasından pek çıkmadan perişan bir vaziyette hayatını sürdürmektedir. Bunların yanısıra aynı evde amca, yenge, abla, enişte ve büyükanne de yaşamaktadır. İlkin Niles’ın gözünden çiftlikteki rutini izleriz; sonra da yolunda gitmeyen bir şeylerin döndüğü yine Niles’ın gözlemleriyle aktarılır. Özellikle de büyükannesiyle Niles arasındaki sahnelerde gerilim inceden inceye hissettirilir. Hele ikilinin şahinli bir sahnesi vardır ki tadından yenmez. Dramatizasyonun zirve yaptığı sahnelerden biridir; teknik ve hikayenin nasıl bir bütün haline getirilebildiğinin dersi olarak rahatlıkla sunulabilir.

the other 1

Aynı zamanda The Other, Bülbülü Öldürmek kadar doğrudan olmasa da politik bir film olarak da nitelendirilebilir. Filmin yerinde geçen ‘’pis demokrat’’ sözü, italyan kahyanın hemencecik suçlu ilan edilmesi, rus kökenli büyükannenin diğerlerine göre ayrık otu gibi durması ve kökenine dair sık sık atıflarda bulunması gibi emareler filmin geçtiği dönemi de (tarih tam olarak belirtilmiyor fakat 20.yüzyılın ilk yarısı olduğu aşikar) göz önünde bulundurduğumuzda bu nitelemeyi rahatlıkla yapmamızı sağlıyor.

the-other-1972-17

Film, ilk yarısında ailevi ve sosyal ayrışmanın izdüşümlerini iyi çocuk-kötü çocuk üzerinden göstererek ayrışmanın geldiği ya da gelebileceği nokta hakkında fikir yürütebilme olanağı sağlıyor. Şöyle de diyebiliriz: Yetişkin dünyasını alttan alta kemiren sorunlar bir sürü sorumluluk ve zorunluluğun çektiği perdelerden dolayı daha az görünüp sezilebilirken aynı sorunların çocukların dünyasında görünülebilirliği daha yüksek oluyor. Aslında sorunlar tek bir kaynaktan çıkıyor. O da filme adını da veren ’diğeri’nden… Üstelik burada ’diğeri’nden kastedilen sadece insan da değil. Karakterlere spot tuttuğumuzda her birinin tek başına bir bütün görüntüsü veremediğini görüyoruz. Sözgelimi, kahyanın ölüme sebebiyet verdiğini sanmasından dolayı duyduğu derin üzüntünün, annenin derin kaybının, büyükannenin köklerine duyduğu özlemin, genç çiftin bebeklerinin ölümünün, Niles’ın iyiliğinin, Holland’ın kötülüğünün doğurduğu eksiklik bu karakterlerin bütünlüğünü bozan etkenler olarak yer ediniyor. İkinci yarıda gerçeğe uyandırıldığımızda ise Niles’ın yaşadığı travmayı atlatamadığına şahit oluyoruz. Onun ikiziyle kurduğu ilişki esas alınarak ‘diğeri’ ile kurulan ilişkilerin dengeleri üzerine herhangi bir tez koymadan incelikli düşünmeye sevk ediyor bizi The Other.

kategori:
izlenim

ilgili