The Planes: Dünyanın Bütün İşçileri Dusty’i Destekliyor!

Gültekin Turgut The Planes'i hem kendi, hem de çocukların gözünden değerlendirdi....

2006’da Arabalar bir efsane yaratmıştı. Çocukların Şimşek McQuenn sevgisi, “Cars” temalı oyuncaklar ile ve 2011’de gelen devam filmiyle sürekli olarak sıcak tutulmuş, büyük küçük herkes bu başarılı animasyonun bir parçası olmuştu.
2
Hollywood böyle durumlarda başarılı dükkanın yanına aynısından bir tane daha açan Türk duyarlılığıyla davranır. Benzer senaryolarla, devam filmleri ile işin suyunu çıkarır. Bu yapımcılık denen işin prospektüsünde yazan yan etkilerden biridir. Bunu artık böyle kabulleniyoruz.

Arabaların hikayesini alıp uçaklar, trenler veya gemiler üstünden anlatmak bu anlamda Hollywood uyanıklıklarından biri olarak, filmi hiç izlemeden gün gibi aşikar bir biçimde ortada duruyordu. Burada baskın olan elbette çocukların talepleri olduğu için bu animasyonun zarar etme ihtimali bulunmuyor.

Arabaların o parıltısından nasibini almayan senaryosuyla Uçaklar beyazperdede çakılıyor. Düz bir uçak belgeseli gibi başlayan, ancak yarışma bölümüyle bir nebze şenlenen, karakterlerin çok zayıf kaldığı bir film olarak vasatı aşamıyor. Filmin başarısızlığının en büyük delili olarak salondaki çocukların; artık bitmedi mi baba, anne sıkıldım, McQueen ne zaman çıkacak abla, gibi sorularını göstermek mümkün… Bu tip animasyonların büyükleri de cezbeden o espritüelliğinden, çocukları saran sıcaklığından çok fazla bir şey bulmak mümkün değil.
4
Arabalar hayatın çok içinde araçlarken uçaklar daha uzak kalan araçlar olduğundan empati kurmak da çok zor oluyor. Filmin içine yerleştirilen klasik Amerikan milliyetçiliği ve militarizmi ayrı bir eleştiri konusu olarak yerini alabilir. Sonuçta Amerikan filmi diyerek pek de kızamıyor insan…

Ezilen, yükseklere çıkamayan Dusty’nin başarıya giden öyküsü diye kısaca özetlenebilecek öyküye, dünyadaki tüm ezilenlerin rol modeliymiş gibi sunulan küçük tarım uçağına baktığınızda aslında sempatik olması gereken şeyin hiç de sempatik olamadığını görüyorsunuz.

Küçük çocukları olanları, 3D cazibesine kapılıp, çocuğu 2 saate yakın gözlük işkencesine maruz bırakmamaları konusunda uyaralım. Genellikle 15. dakikada çocuklar gözlükten sıkılıp sizi sıkmaya başlıyorlar. O yüzden normal versiyonunu tercih etmeniz filmi en azından bitirmeniz konusunda sizi daha avantajlı kılacaktır.
3
Sinema sektörünün filmlerden ibaret olmadığı bilinen gerçeğini; yanımda oturan 4-5 yaşlarındaki çocuğun; baba artık film bitsin gidip Dusty oyuncağı alalım diye dürtmesiyle bir kez daha idrak etmiş bulunmaktayım. Bir küçük notta reklam verenlere; lütfen çocukların gittiği filmlerde bu süreleri kısa tutalım, çünkü iki çocuk film neden başlamıyor diye ağlamaya başladı. Babaları şimdi başlıyor dedikçe, yeni bir reklam geliyor. Çocukların babalarına olan güvenleri de sarsılıyor, çünkü her şimdi ve hayal kırıklığından sonra ağlamanın şiddeti artıyor.

Filmin içinden çok dışında gelişenleri anlatmamdan da anlaşılacağı üzere sizi bolca yan koltukları keseceğiniz, kesmeseniz de çocukların sıkıntıdan sizin zaten dikkatinizi dağıtacağı bir seyirlik bekliyor.

Uçaklar, arabaların kanat takmış halidir diyerek gidecek olanları, kanat takmış bir araba görecekleri, ama arabalar gibi bir film bulamayacakları konusunda uyarmak isterim. Çocuklarıyla, bir yaz akşamı, patlamış mısır yiyip serin bir sinema salonunda vakit geçirmek isteyenleri ise kimse engelleyemez…

kategori:
izlenim

ilgili