The Three Faces of Eve: Tek Zihinde 3 Kişi

Edip Can Rende, "The Three Faces of Eve" filmini değerlendirdi......

“The Three Faces of Eve” kariyerinde “The Woman in the Window” gibi bir klasik bulunan; “The Dirty Dozen”, “My Cousin Rachel”, “The Prisoner of Shark Island” gibi pek çok filmin senaristlerinden Nunnally Johnson’ın ’57 çıkışlı filmidir. Paul Newman’ın elli yıllık eşi, on filmdeki partneri Joanne Woodward’ın başrolünü üstlendiği “The Three Faces of Eve” bizlere kişilik bölünmesi yaşayan bir kadının (üç kadının) hayata tutunma çabalarını anlatır. Kendi halinde bir ev hanımı olan Eve White doktora gider ve sıkça bayıldığını, bazı zamanlarda yaptıklarını hatırlamadığını, başının sürekli ağrıdığını söyler. Çok geçmeden doktor, Eve’in kişiliğinin bölündüğünü keşfeder.

THREE FACES OF EVE, THE

“Dr. Jekyll and Mr. Hyde”, “Fight Club”, “Shutter Island”, “Beyza’nın Kadınları” ve daha onlarcasında gördüğümüz olay ve karakterleri burada da görüyoruz. Bu kişilik bölünmesini ilk kez işleyen romanlardan olan “Dr. Jekyll and Mr. Hyde”da Jekyll ile Hyde aynı bedeni paylaşa(maya)n iki zıt karakterdir. “Fight Club”ta Edward Norton ile Brad Pitt’in karakterleri de birbirlerinden oldukça farklıdırlar. “Beyza’nın Kadınları”nda ise bir kişilik başı kapalı ve dindarken, diğer kişilik arabada çılgınca sevişecek kadar cüretkârdır. “The Three Faces of Eve”e dönersek… Burada da bu kişilik bölünmesi klişelerini bulmak mümkün. Kocasına ve kızına bağlı olan, muhafazakâr Eve White’ın aksine Eve Black (zaten zıtlığı soyadından hemen çakıyorsunuz) dekolteli elbiseler giymekten hoşlanan, sürekli alkol ve sigara tüketen, çapkın olan, sürekli barlarda takılan, (Eve White’ın) kızından ve kocasından haz etmeyen birisidir. Üçüncü kişilik olan Jane ise Eve White’a daha yakındır ama Eve’lerden farklı olarak geçmişi hatırlamamaktadır.

Johnson, Eve’lere ve Jane’e yeterli süreler tanıyarak onları derinleştirmeyi başarır. Usta senarist/yönetmen, filminin ilk yarım saatini Eve White’a ayırır. Daha sonra Black’i ve filmin ikinci bölümünde Jane’i derinleştirir. Üç karakter arasındaki çatışmaların da (Black’in White’tan haz etmemesi) hakkı verilir. Keza Eve ile bu kişilik bölünmesini bir türlü anlayamayan kocası arasındaki sorunlara da yeterince zaman ayrılır. Diyaloglarda da sorun yoktur. Zaten filmin başında doktorların kişilik bölünmesinden muzdarip bir hastayla yaptıkları terapilerinde tuttukları notlardan sıkça yararlanıldığı ifade edilir. Yeri gelmişken filmin gerçek bir vakayı* temel aldığını belirtelim. Kişilik bölünmesine yol açan sorun da tatmin edicidir. Rejisi su gibi akan, iyi çekilmiş bir filmdir.

3faceverev

Fakat bunlar filmin sorunsuz olduğu anlamına gelmesin. Ne yazık ki inandırıcılığı zedeleyen tarafları da var. Doktor, Eve White’la konuşurken “Eve Black’le konuşabilir miyim?” diye sorar. White da bunu hemen kabul eder ve yerini Black’e bırakır. Aynısı Black’te de yaşanır, Jane’de de. Karakterler yerlerini diğerlerine rahatlıkla bırakırlar. Bu konuda bir sıkıntı ortaya çıkmaz. Bu mevzu filmde sıklıkla tekrar eder. Bildiğim kadarıyla diğer kişiliğe gel deyince o kişilik öyle hemen gelmiyor. Gene bildiğim kadarıyla ikinci, üçüncü kişilikleri ortaya çıkarmak için kişiyi fazlasıyla zorlamak gerekebiliyor. Ama filmde (ki birebir gerçekleri temel aldığını iddia eden bir filmdir) doktor radyo kanalı değiştirir gibi kişilik değiştirebilmekte, kişilikler arasında zaplayabilmektedir. Maşallah! Kanımca filmin tekrar eden bu tarafı inandırıcılığı fazlasıyla zedelemektedir.

Öte yandan filmde sıkça kullanılan hipnoz yönteminde de sıkıntılar vardır. Doktor, Eve’ye “seni hipnoz edeceğim,” der demez Eve uykuya dalıyor. Finaliyle de sıkıntılarım var. Evet, kişilik bölünmesinin nedeni inandırıcı. Ama bu neden ortaya çıkarıldıktan sonra Eve White ile Black’in şıp diye yok olmaları ve meydanın (bedenin/zihnin) Jane’e kalması göze batıyor, bu da inandırıcılığı zedeliyor. White ile Black’in yok olmalarına yeterli süre harcanmıyor. Film bu tür ciddi inandırıcılık sorunlarına rağmen keyifle izleniyor. Ortalamanın üstüne çıkabilen “The Three Faces of Eve”nin başrolü Woodward’tan da söz etmek gerek. Halen yaşayan Woodward çok iyi bir performansa imzasını atar. White’ta da, Black’te de, Jane’de de inandırıcı ve etkileyicidir. Elizabeth Taylor, Lana Turner, Deborah Kerr ve Anna Magnani’nin arasından sıyrılarak sonuna dek hak ettiği Oscar’a kazanır.

*Hayatı filmleştirilen kişinin adı Evelyn Lancaster’dır. Doktoru Evelyn’in kişilik bölünmesini ’58’de piyasaya sürülen “The Final Face of Eve”de detaylıca anlatır. Evelyn, “I’m Eve” adlı kitabında hastalığından ve gerçek kimliğinden bahseder. Evelyn ’89’da “A Mind of My Own” kitabını yayınlatır. Filmin senaryosu doktorlarla beraber yazılır.

kategori:
izlenim

ilgili