Toplumsal Uslanma: Aşk Sarhoşu

Bugün vizyona giren film, bir aşk hikayesi çerçevesinde ABD sağlık sisteminden tutun, ilaç sektörünün dinamikleri ve başarılı bir iş adamı olmanın sırları da dahil olmak üzere suya sabuna dokunmadan...

Love and Other Drugs

Bugün vizyona giren film, bir aşk hikayesi çerçevesinde ABD sağlık sisteminden tutun, ilaç sektörünün dinamikleri ve başarılı bir iş adamı olmanın sırları da dahil olmak üzere suya sabuna dokunmadan herbir konuyu irdeliyor. Hatta kapitalist sistemin ihya ettiği bedenleri kutsamak üzerine birçok martaval da okuyor.

Seyirciyi sinemaya çekmek içinse, romantik komedilerin yeni Julia Roberts’ı olmaya aday Anne Hathaway ve aynı mimiklerle farklı filmlere imza atmayı başarmış Jake Gyllenhaal başrollerde karşımıza çıkıyor. Filmin yönetmeni ise, Zafer ve İhtiras Rüzgarları filmleriyle oscar kazanan ve Son Samuray gibi gişesi çok filmlere imza atan Edward Zwick.

Filmin konusuna kısaca değinmek gerekirse, libidosu bir hayli yüksek, yakışıklı ilaç mümessili Jamie, bu özelliğini işine yansıtmaya karar verir ve tanıtımını yaptığı ilacı bu “doğal yeteneği” sayesinde satmaya başlar ama onu asıl zirveye ulaştıracak olan viagra denilen mucizevi -olarak lanse edilen- ilaçtır. Jamie bu güzide işini ve ilacını bütün benliğiyle satadursun ciddi bir hastalıkla boğuşmakta olan delibozuk Magie’yle tanışır. Magie, güzel olduğu kadar asi, hastalığı nedeniyle de dünyaya tepkili bir sanatçıdır. İşte bu noktada Hollywood klişeleri devreye girer. Büyük aşklar büyük zıtlıklardan doğar şiarıyla yola çıkan film, bu ikilinin birbirlerine ne kadar aşık olduklarını anlama süreçlerini seyirciye anlatmaya çalışır. Sıradan bir seks bir anda şehvetli bir aşka dönüşür. Asi kadının aşka gelmesiyle naif, duygusal, kırılgan kişiliği ortaya çıkar, diğer yandan serseri erkek de artık poligamiden monogamiye adım atmanın verdiği huzurla kurtuluşa ermiştir. Toplumsal uslanma gerçekleştiğine göre seyirciye düşen de kerevete çıkmak olur…

Aşk Sarhoşu

Sağlık ve onun zamanla sektörel bir hale bürünmesi gibi netameli bir konuya ucundan değinen film, ABD’deki sağlık sisteminin ahvalini çok da maksatlı olmasa da ortaya seriyor. Tedavisi zor müzmin bir hastalığa sahip olan Maggie gittiği aile hekimine cebindeki bir tomar parayı gösterdiği takdirde tedavi olabiliyor ya da ilaç mümessili vaatleriyle bir doktoru çok rahat avlayarak ilacını sattırıyor. Film seyirciye ilaç sektörü için çalışan bir sağlık sistemi mi yoksa tedavi üzerine bilimsel çalışmalara gebe bir sağlık sistemi mi sorusunu sordurtuyor. Diğer yandan bu ilacın ve onun gibi birçok ilacın film boyunca doğaya karşı piyasanın zaferi olarak sunulması da fazlasıyla sinirlerimizi bozuyor. İyileştirmek söylemi arkasına sığınıp toplumu gitgide ilaca muhtaç eden ve daha da hasta eden bu ilaçları filmin kurtuluş olarak göstermesi de ayrı bir soru işareti… Bir evsizin çöpten bulduğu psikolojik tedavi yöntemi onu bir iş görüşmesine kadar götürebiliyor. Bunu mizahi dilin verdiği sevimlilikle aktaran film seyirciye de anlamsız bir kahkaha attırabiliyor.

kategori:
izlenim
Bakınız Twitter

ilgili