Ulusalcı Vali, Siyah Mercedes

Çağatay Tosun’un yönettiği ve Recep Yazıcıoğlu’na öykünerek oluşturulan Denizli Valisi Faruk Yazıcı karakteri üzerine kurulan “Vali” adlı filmi izleme fırsatı bulduk. Çağatay Tosun, Köprü adlı dizinin yönetmeni. Film de,...

Çağatay Tosun’un yönettiği ve Recep Yazıcıoğlu’na öykünerek oluşturulan Denizli Valisi Faruk Yazıcı karakteri üzerine kurulan “Vali” adlı filmi izleme fırsatı bulduk. Çağatay Tosun, Köprü adlı dizinin yönetmeni. Film de, diziden yola çıkılarak yapıldı şeklinde yorumlandı. Ancak Çağatay Tosun, Sinemalife’a verdiği röportajda Vali’nin diziden bağımsız bir film olduğunu söylüyor. Biz de öyle kabul ediyoruz.Çağatay Tosun her ne kadar bu filmin Kurtlar Vadisi’yle bir tutulmaması gerektiğini söylese de, hem Kurtlar Vadisi hem de Deliyürek’in filmleştirilmiş haliyle aynı kategoriye girdiğini görüyoruz. Üç filmin de ortak yönü, abdli illegal kişilerin, Türkiye’nin devlet makamlarıyla kurduğu baskıcı ilişki biçimini ele alıyor olması.

Ancak artık bu abdli karakterle ilgili biraz daha iyi çalışılması gerekiyor. Yarım bir türkçeyle küstah ilişkiler kuran abdli, telefondan her şeyi yönetir. “Siz türklerin en çok sevdiğim yönünüz ne biliyor musun?” şeklinde başlayan veciz ifadeler kullanır. Posta koyar. İçeri ajan sokar. Devlet görevlilerini satın alır. Böyle uzar gider. Ezberledik artık. Bir katkı yok, yaratıcılık yok.

Asıl mesele olan Vali’ye gelelim. Vali’yi filmin başında, gece pavyonlarının olduğu caddeden geçerken görüyoruz. Durumdan rahatsız olan Vali, ertesi gün Denizli’nin ileri gelenlerini toplayıp pavyonları kapattırıyor. Bunun üzerine yapılan basın toplantısında Vali’nin keyfî uygulamalar yaptığı yönünde soruyu yanıtlayışını izliyoruz. Fatih Terim, Vali olsa anca böyle yanıtlar verir dedirten bir konuşma! Başka bir yerde Kuva-i Milliye ruhundan söz ediyor, başka bir yerde Amerikan Dili ve Edebiyatı okuyan Ayşe’ye bölümünden dolayı trip atıyor. Vali Faruk Yazıcı, ulusalcı bir kamu görevlisi, iyice bir anlıyoruz. Filmin sonunu söylemek gibi olmasın; siyah Mercedes içinde trafik kazasında ölerek öyküsü sonlanıyor. E daha ne olsun?

Film, Denizli’de çıkan uranyumu ele geçirmeye çalışan abdli güçler ve Vali’nin desteklediği MTA mühendislerinin mücadelesi şeklinde geçiyor. Abdliler bu mücadeleyi, ulusalcı ekibin arasına sevgili kontenjanından ajan sokarak kazanıyor. Bize de filmden “abdlilerden nefret etmeliyiz” mesajı kalıyor. Masum bir avuç ulusalcı kamu çalışanı, abdlilerin ayak oyunlarıyla heder olup gidiyor.

Vali filmi dünyada ve Türkiye’deki enerji kaynaklarının paylaşımı temasını işliyor. Ulusalcıların ve abdlilerin filmde uzlaştığı bir nokta var: Nükleer santral gereklidir! Filmin meselesi, enerji musluğunun kimin elinde olması gerektiğiyle ilgili. Sırf bu nedenle bile film, bizim açımızdan zaten problemli. Sanat alışverişe girmez, tavır koyar.

Siyasetçi-bürokrat-basın-şantaj ilişkileri filmin örgüsünü oluşturuyor. Bu örgü içinde kitap gibi giyinmiş, güzel, işbitirici ve satılık türk bürokrat rolünü Şebnem Dönmez üstlenmiş. Şebnem Dönmez’i sürekli devlet binası koridorlarında topuklularıyla takır tukur yürür, bir elinde evrak çantası taşır, diğer eliyle de gizli ilişkiler yürüttüğü cep telefonu aracılığıyla konuşur vaziyette görüyoruz. Abdli karakter gibi, satıcı türk karakterde de yaratıcı bir yön bulamıyoruz.

Film, üç masum vatanseverin! ölümü, abdlilerin işi bitirmeleriyle sonlanıyor. Biz de böylece etliye sütlüye dokunmadan, “etliye sütlüye dokunuyorum” imajı veren bir film daha izlemiş oluyoruz. Kazada dağılmış siyah mercedes göstermekle o işler olmuyor. Başarılı denebilecek tek şey; Vali Faruk Yazıcı’yı, aslında Recep Yazıcıoğlu’nu canlandıran Erdal Beşikçioğlu’nun oyunculuğu… eğer ulusalcı bürokrat izlemeye tahammülünüz varsa tabii.

kategori:
izlenim

ilgili