Westeros Günlükleri #1 – Aegon’un Westeros’u Fethi ve Demir Taht’ın Kuruluşu

''Aegon, Westeros'a kan ve ateşle geldi ancak onlara barış, refah ve adalet getirdi.''

Westeros Günlükleri #1

Demir Taht savaşı, Night King tehdidi ve Robert’ın isyanından önce Aegon Targaryen, kız kardeşleri ve üç ejderhası vardı…

Peki Aegon Targaryen nereden geldi? Westeros’u nasıl fethetti de Demir Taht’ı kurdu? Westeros Günlüklerinde ilk durağımız Aegon’un Westeros’u fethi olacak.

Bunun için Targaryen Hanesinin geçmişine inmemiz gerekiyor. Yedi Krallık’tan önce, bilinen en güçlü ve en gelişmiş medeniyet olarak Valyria biliniyordu. Dizide hem adı sıkça geçti, hem de beşince sezonda Jorah Mormont’un rehberliğinde Tyrion ile birlikte Tüten Denizden, yani Valyria’dan geriye kalanların arasından geçtiklerini gördük.

Valyria’ya kıyamet gelmeden önce Westeros’a koloni kurması amacıyla Targaryen Hanesi gönderilmiş, Karasu Koyu yakınlarındaki bir adaya Ejderha Kayasını inşa etmişlerdi. Valyria’nın yok oluşunun ardından Valyria dilini, dinini, geleneklerini ve mirasını Targaryen Hanesi yaşattı. O sıralarda Westeros’ta yedi krallık birbirlerinden bağımsız şekilde hüküm sürüyorlardı.

Sanılanan aksine Aegon’un Westeros’a savaş ilanı bir anda kafasına eser gibi gerçekleşmedi. Evet aklında uzun zamandır Westeros’u sınırları olmayan tek bir Krallık yapmak vardı ancak bunun için aceleci davranmadı. Hayatı boyunca yaptığı her şeyde olduğu gibi bunun da bir nedeni vardı. O sıralar Ejderha Kayası’na en yakın olan iki krallıkta, Durrandon Hanesinden Kindar Kral Argilac ile Hoare Hanesinden Kara Harren arasında savaş vardı. Aynı zamanda devasa Harrenhal kalesini de Kral Harren inşa ettirmiştir. Ancak iki krallık ve iki kral da eskisi gibi güçlü zamanlarında değillerdi. Bu yüzden Aegon’u Kral Harren’a karşı kalkan niyetine kullanmak isteyen Kral Argilac, krallığının tek varisi olan kızı ile evlenmesi için toprak karşılığında Aegon’a bir teklifte bulunmuştur. Burada önemli bir detay var. Aegon’a teklif edilen topraklar savaş hâlinde olan iki krallığın arasında bulunuyordu. Yani olası bir saldırıda, ilk darbeyi Aegon alacak, Kral Argilac muhtemelen savaşmak zorunda kalmayacaktı.

Buna rağmen zaten Aegon’un, Targaryen geleneği olarak iki kız kardeşi de eşi olarak hükmediyorlardı. Sadece biriyle evlenmesi yetmesine rağmen Aegon, gerçekten sevmesinden dolayı küçük kız kardeşi Rhaenys ile de evlenmiştir. Bu yüzden gelen teklifi, piç kardeşi Orys ile değiştirmiştir. Yani evlenen kişi Aegon değil, Orys olacaktı. Ama Kral Argilac bu küstah teklif karşısında Aegon’un elçisinin ellerini keserek kendisine ”O piç kardeşinin tutacağı eller ancak bu eller olacak.” diyerek geri yollamıştır.

Aegon cevap olarak sadece Argilac’a bir kuzgun değil, bütün yedi krallığa kuzgunlar yollayarak hepsine savaş ilan etti. Avantajı ise kendisinin ve iki kız kardeşinin tam üç adet yetişkin ejderhası olmasıydı. Fetih zamanı gelmişti…

Böylece Fetih Savaşı başladı. Başlangıçta Velaryon, Celtigar ve Massey Hanelerinden Aegon’a destek geldi. Gerçek bir savaş olarak sayabileceğimiz ilk mücadele, Duskendale ve Maidenpool lordlarının güçlerini birleştirerek Aegon’a karşı ayaklanmasıyla gerçekleşti. Orys’in karadan ordulara liderlik etmesi ve Aegon’un havadan Balerion ile ejderha ateşli kullanmasıyla ilk zafer geldi. İki hanenin de lordları öldürüldü, oğulları ise diz çökerek bağlılık yemini etti ve haneleriyle unvanlarını kurtardı.

Aegon Targaryen diz çökenlere karşı hiçbir zaman acımasız olmadı. Kalelerini tutup, unvanlarını korumalarına izin verdi. Bağlılık yemini şartıyla.

Bir sonraki savaş ise Kral Harren ile gerçekleşti. Ancak Harren, diğerleri gibi Aegon’a teslim olmadı ve böylece devasa kalesi Harrenhal’ın cayır cayır yanışına yol hazırladı. Aegon bizzat Kral Harren ile konuşup teslim olmasını ve halkının canını kurtarmasını söylese de Harren kalesine döndü ve ejderhaları öldürene ödüller vaad etti. Güneş batıp, ortama gece hakim olduktan sonra, Aegon ejderhası ile her yeri ateşle aydınlattı. Ejderha ateşi o kadar kuvvetliydi ki, Harrenhal’ın kalın ve güçlü taştan duvarları bir süre sonra erimeye başladı.

Harrenhal Savaşının arifesinde, yanan kalenin önünde Aegon’a bağlılık yemini eden Edwyn Tully, Nehirovası Lordu ve Üç Dişli Mızrak’ın Koruyucusu unvanları ile ödüllendirildiler.

Harrenhal’da yaşananlar sırasında Orys, kendi ordusu ile Fırtına Burnu’na yürüdü. Kraliçe Rhaenys de ejderhası ile Orys’e eşlik ediyordu ancak bu sefer savaş Harrenhal’da yaşananlar gibi bir kuşatmadan ibaret olmayacaktı. Kral Argilac zekice davrandı ve ordusunu kaleden çıkartarak savaşı açık meydana taşıdı. Doğru hamleydi. Ordusu ve şovalyeleri sayısal olarak, Targaryen ordusundan çok daha büyüktü. Harrenhal’un başına gelenlerle aynı kaderi paylaşmak istemiyordu. Gece geç saatlerde başlayan savaşta Argilac tam üç kez saldırdı, iyi de gidiyordu ta ki Rhaenys’in ejderhası ile gelmesine kadar!

Devasa ejderhanın savaş alanına inmesiyle ortalık mutlak bir kaosa teslim oldu. Atlar üzerindekileri umursamadan canlarını kurtarmak için dört nala ejderhadan kaçtı. İlerleyen dakikalarda Orys ve Kral Argilac savaş alanında karşı karşıya geldiler. Bu karşılaşma Argilac’ın ve savaşın sonu oldu. Argilac öldükten sonra kendisini Kraliçe ilan edip teslim olmak istemeyen Argella, kendi askerleri tarafından zorla teslim olmaya zorlandı. Daha sonra Orys ile evlenmiştir.

Savaşın bundan sonraki durağı Kraliçe Visenya’nın bizzat giderek, Crackclaw Point lordlarının bağlılık yeminlerini kabul etmesiyle devam etti. Lordlar Targaryen ordusuna karşı hiçbir şansları olmadığını kolayca anladı ve kılıçlarını Visenya’ya teslim etti, böylece unvanları ve canlarını korumuş oldular.

Son gerçek savaş Menzil’de yaşandı. Westeros’un gördüğü en büyük ordu, Yüksekbahçe’den Kral Mern ve Casterly Kayası Lordu Loren Lannister tarafından Targaryen tehdidine karşı bir araya getirildi. 55.000 asker! Aegon’un ordusu ise bunun beşte biri kadardı. Karasu Nehri’nde kız kardeşleri Rhaenys ve Visenya da ejderhaları ile birlikte orduya katıldı ve 10.000 asker, ejderhayla düşmana karşı yürüyüş başladı.

Lannister, Oakheart ve Gardener haneleri tarafından yönetilen orduya ilk darbe havadan, ejderhalar ile geldi. 5000 kişi anında yanarak can verdi, 10000 yaralı asker ise muhtemelen ölmek için yalvarıyordu. Kral Mern bütün akrabaları ile hayatını kaybetti, Gardener hanesi tarihin tozlu sayfalarına karışarak yok oldu. Loren Lannister savaş sırasında kaçmış olmasına rağmen daha sonra yakalandı ve o da Aegon’a bağlılık yemini ederek unvanlarını korudu. Casterly Kayası’nda hükmetmeye devam etti.

Gardener hanesinden boşalan Yüksekbahçe’nin yönetimine ise nesillerdir Gardener hanesinin hizmetkârlıklarını yapan Tyrell hanesi geçti. Aegon’un gelmesiyle onlar da bağlılıklarını sundular. Bundan sonra Westeros’un en verimli toprakları Tyrelllere emanet oldu…

Rota Vadi’ye çevrildi. Dönemin Vadi Kraliçesi Sharra, Aegon ve ordusuna karşı olan korkusundan kendi, ailesinin ve Vadi’nin canını kurtarmak için Aegon’a evlilik teklif etmeye karar verdi. Westeros’ta evlilik her zaman en güçlü ittifaklardan biri olarak görüldü, bu hep böyle devam etti. Ancak Sharra’nın teklifinde bir pürüz vardı. Oğlu Ronnel’in, Aegon’un varisi olmasını istiyordu. Anlaşmada Ronnel olsun veya olmasın bu teklif Aegon tarafından kabul edilemezdi gerçi. Asil kan, asil ve saf kalmaya devam etmeli. Vadi’nin fethi için ejderhası ile düşmanın evine kadar uçan Visenya, varır varmaz oğlunu korumak için diz çökmeye razı olan Sharra ile karşılaşır. Vadi de savaşılmadan Aegon’un imparatorluğuna katılır.

Sırada Kuzey toprakları vardı. Kıştepesi Lordu Torrhen Stark, en az 30000 askerlik ordusunu toplayarak yürüyüşe geçti. Aegon ise sancaktarlarını toplayarak karşı yürüyüşe başladı. İki ordu savaş topraklarında karşı karşıya geldiklerinde ise Aegon’un ordusu, Stark’ın yarısı kadardı ancak gökyüzünde 3 tane ejderha daireler çiziyordu. Harrenhal ve Argilac’a yapılanların haberini alan Lord Stark, kendi halkına aynı kaderi yaşatmamayı seçerek Aegon’un önünde eğildi ve bağlılık yeminini etti. Bu hareketinden sonra her zaman ”Diz Çöken Kral” olarak anıldı.

Bütün bu olaylardan önce Aegon fetihe yeni başlamışken Dorne’dan ”bağımsız kalmak şartıyla” Aegon’a katılma teklifi gelmişti ama bu teklif reddedildi. Son durak olan Dorne, en zorlusu da oldu. Diğer Krallıkların yaptığı hatayı yapmadılar. Meydan savaşına çıkmadılar veya kalelerinde saklanmadılar. Topraklarına doğru yola çıkan Targaryen ordusunun cephane ve tedarik hatlarına hızlı saldırılar yapıp ejderhalar gelmeden çıktıkları yerlere geri dönüyorlardı. Hatta kalelerdeki bütün erkekler tahliye edilip dağlara ve çöllere saklanmıştı. Kalelerde sadece kadın, yaşlı ve çocuklar bırakıldı.

Bu şekilde geçen altı yılın ardından Aegon’un öfkesi eşi Rhaenys’in ejderhasının mancınıkla gözünden vurulup ölmesiyle patlak verdi. Rhaenys’e ne olduğuyla alakalı teoriler olsa da cesedi hiçbir zaman bulunamadı, bu yüzden Meraxes’in vurulup düştüğü sırada Rhaenys’in de hayatını kaybettiği kabul ediliyor. Aegon’un Visenya ile birlikte Dorne’daki kaleleri yakıp yıkmasıyla geçen birkaç yılın ardından Meraxes’in kafatasıyla birlikte gelen bir mektup, her şeyi sonlandırdı.

Aegon’a gelen mektupta ne yazdığı Westeros tarihinin en büyük gizemlerinden biri olsa da savaşı durdurmaya ve Dorne’un bağımsız bir krallık olarak yaşamasına devam etmeyi sağladı. Bu olayın 150 yıl sonrasındaki Martell ve Targaryen evliliğine kadar Dorne, Aegon’un krallığın bir parçası olmadı.

Aegon Targaryen 27 yaşında Westeros’un Fethini tamamladı ve düşmanlarının kılıçlarından yaptırdığı Demir Taht’la Yedi Krallık’a 37 yıl boyunca hükmetti…

****

Yeni yazı dizim Westeros Günlükleri’ne Aegon Targaryen ile başladık, devamı da umuyorum ki yakın zamanda gelecek. Dar Deniz’in ötesindeki Özgür Şehirler’den tutun, Westeros’taki dini inançlara kadar bol bol yeni şeylere değineceğiz.

Okuduğunuz için teşekkürler!

Kişisel blogum: http://yedi-krallik.blogspot.com.tr/

kategori:
izlenim

ilgili