Westworld: Üçüncü Sezon Neleri Başardı?

Westworld, yine iyi bir sezonu geride bıraktı...

Westworld üçüncü sezonu yayınlanan 8 bölümle sona erdi. Sezonun ilk iki sezonla kıyaslanacağı zaten belliydi. Özellikle Anthony Hopkins gibi domatesli bulgur pilavı tarifini okusa bile etkileyici kılan bir oyuncu olmadığında dizinin nereye evrileceği merak ediliyordu. En baştan söyleyelim, Westworld kurduğu evren ve katmanlı öyküsüyle sezonlar arasında kıyaslama yapmayı pek hak etmeyen bir dizi… Üçüncü sezondaki bir sahneden, birinci sezona gidip başka bir sahneyi izlettiriyorsa, tüm öyküyü bütünsel olarak ele almakta fayda var.

Daha önce twitter’da toplaşan, şimdi de youtube ve reddit’te gruplaşan, sanat eserine gereğinden fazla ehemmiyet verip daha sonra hayal kırıklığı yaşamaya alışmış topluluğun şikayetlerini, “Abi çok bozdular” sayıklamalarını dikkate almazsanız, yine iyi bir sezonu geride bıraktık. Lisa Joy ve Jonathan Nolan’ın parkta, sonsuz loop’ların içinde hikayesini yavaş yavaş, sindire sindire anlatma fırsatı vardı. Ancak dış dünyaya geçildiğinde tempo haliyle değişti ve öykünün tekrarlardan çıkıp süratle ilerlemesi gerekti. Lisa Joy ve Jonathan Nolan, kurdukları evreni, kendi koydukları kuralları ihlal etmeden yeniden konumlarken, çok da didaktik olmadan sorular sordular, tespitler yaptılar.

Peki üçüncü sezon neyi başardı? Maddeler halinde özetleyelim…

1.Önümüze çok da mantıksız olmayan bir gelecek senaryosu koydu. Serac ve Rehoboam’ın hakim olduğu dünyada yüzeye baktığımızda her şeyin yolunda ve sakin gittiğini gördük. 38 yıllık süre içinde dikkate değer olarak sadece drone’ların ve otomobil teknolojisinin değiştiğini gözlemledik. Ama çok da büyük ilerlemelere, bugünden hayal etmediğimiz bir gelişime tanık olmadık.

Aslında bunun basit bir nedeni var. Uzayda seyahat etmeyi düşleyen, hayatını riske atıp hayaller kuran, icatlar yapan insanlar genelde Rehoboam tarafından “Outliers” diye pasifize edilenler. 2058’de bir gıdım daha ilerlemiş ama donmaya ve bitmeye yüz tutmuş bir medeniyet izledik. IoT’yi, big data madenciliğini büyük ilerleme görenlerin, aslında insanlığın “tahmin edilebilir, ölçülebilir, hesaplanabilir” tarafına odaklandığını ve bu analizlerin normali daha da normalleştirmekten başka işe yaramadığını kavradık. Serac ve Rehoboam’un sunduğu gelecek, her şey bir yana, en başta sıkıcıydı!

2.Sezon boyunca insanlıkta genel bir salaklık hali gözlemlediğimizi de söylemeliyiz. Aslında bu da dizinin çok yerinde yaptığı bir tespit. Birçok izleyici bunu mantık hatası olarak algıladı ama dev bir AI tarafından yönetilen bir dünyada, becerilerin, taktik yeteneklerin, yönetme kabiliyetinin köreleceği, birden ortaya çıkan bir “divergence”ın sadece AI’ı hedef alarak bütün yapıyı çökertebileceğini tahmin etmek çok mantıksız değil. Savaşların minimuma indiği bir dünyada “Askerler niye düzgün ateş edemiyor?” ya da yöneticiliğin yapay zekanın kuklası olmaya dönüştüğü yerde “Dolores’e müdahale edecek akıllı biri yok mu?” diye sormak çok anlamlı değil… Her kararını Rehoboam’a sorarak alan Serac’tan “genius villain” personası beklemek de pek doğru değildi.

3.İki sezonda Host’lar başta olmak üzere hemen hemen bütün karakterler “dönüşümlerini, gelişimlerini” tamamlamışlardı. Joy ve Nolan’ın elini rahatlattı bu durum. İlk iki sezondan sonra tempoyu arttırmalarına olanak sağladı. Özellikle host’ların içini-dışını, kapasitelerini biliyorduk. Karakter gelişimini gereğinden fazla önemseyip “Peki Maeve o duruma nasıl geldi?”, “Hale’in motivasyonu ne?” diye sorularla uğraşmaya artık pek gerek yoktu. “Peki gerçek dünyaya nasıl tepki verecekler?” ilginç bir soruydu tabi ama dış dünyaya çıktıklarında host’lar insanlardan daha insan kaldığı için ve sezon sonunda Caleb başta olmak üzere tüm dünyaya insanlıklarını hatırlattıkları için bu da geçerli bir “narrative” olmadı.

William’ın karakterinin gelişememesi de çok iyi işlendi… Basit motivasyonları olan, basit bir insandı William… Ed Harris’in mükemmel canlandırmasıyla olduğundan ilginç görünüyor tabi ama Robert Ford’un akıl, zeka, sanat, dünyadaki güzellikler ile temellendirilen karakteri karşısında hırslarının peşinden giden düz adamı yine iyi verdiler. Kendinden beklenenleri, tahmin edilenleri yaptı. Sonunda belki de hayatında ilginç olduğu tek kişiliğine, Man in Black’e host olarak döndü.

4.Dördüncü sezon için iyi bir temel oluşturdu. Host’lar düşünme kapasiteleriyle, her anılarını ve yaşadıklarını net hatırladıkları için üstün hafızalarıyla, fiziksel ve teknolojik üstünlükleriyle dış dünyadaki “büyük resmi” daha iyi gördüler ve çok kolayca değiştirdiler. Serac’ın daha ilk bölümlerde dediği gibi “İnsanlık savaşı en başta kaybetmişti”. Rehoboam çalışmaya devam etseydi bile “Artık insan zekasına sahip host üretebildiğini bilen bir yapay zekanın, Delos yoluyla kendi host’larını üreterek Skynet’e dönüşeceğini tahmin etmek zor değildi.

Yeni sezonda büyük ihtimal Dolores’in de ilk bölümde uyardığı gibi, host’ların bir bölümünün insanlığın karşısına Hale’in liderliğinde “Angry Gods” olarak çıkmalarını izleyeceğiz. Halores’in host’larının hala insanların tarafını tutan, Maeve, Bernard gibi host’lar arasındaki savaş ilginç olabilir. Incite, Rehoboam ile birlikte battığı için, Delos’un “Evil Corporation” rolünü geri almasını da görebiliriz. Musashi’nin kesik kafasının ve Lawrence’ın içinde pearl’leri olduğunu düşündüğümüzde, Dolores’in de farklı bir şekilde geri geleceğini söyleyebiliriz. Ama Nolan ve Joy, “Orijinal Dolores”in kesinlikle öldüğünü açıkladılar.

Caleb ve aslında Joy ve Nolan, Rehoboam’ı yok ederek, dünyayı sıfırladılar ve yeni bir oyun alanı haline getirdiler. İlk üç sezondaki performansa bakınca yeni sezonda da yeni güzellikler beklememiz mantıklı…

Uzun lafın kısası temelde bir geçiş ve sıfırlanma sezonuydu… “Bana durmadan derinlikli öykü verin, bana devamlı karakter dönüşümü verin verin, siz verin ama ben anlamıyorum, kafa da yormuyorum, hayatımda da pek değişiklik yaratmıyor ama beni alt metinlerle yıkayın” diye video çekmeye ve yorum yapmaya alışmış içerik obezi kitleyi pek dikkate almazsanız, dizileri bırakın önünüze gelen yemekte bile mantık hatası arayacak hale gelmediyseniz, keyifli bir sezondu…

Dizi belirli bir izleyici kitlesine göre zayıf bulunsa bile, diğer dizilere göre çok daha üst düzeyde bir sezonu daha geride bıraktı. Amazon ile anlaşan Joy ve Nolan, HBO için diziyi çekmeye devam edecekler. Umarız yeni sezon için 2022’nin ortalarını beklemeyiz ve en azından 10-12 bölümlük bir dördüncü sezon ile karşılaşırız.

kategori:
izlenim

ilgili