Yerli Dizi Evreninde Malumatsız Seyahat – 2

Sizler için yerli dizilerin karanlık dehlizlerine daldık.

İzlemediğimiz ama fragmanlarından bir şeyler anlamaya çalıştığımız Yerli Dizi Evreninde Malumatsız Seyahat turumuza 1 yıl aradan sonra yeniden hoşgeldiniz. İlk bölümden sonra yaşadığımız travmalardan ancak bir yılda kurtulabildik ama artık seyahatimizi daha sık yapmaya çalışacağız. Dizilerin fragmanlarını gezdiğimizde ilk fark ettiğimiz, herkesin kendi kozası içinde çırpındığı, senaryo, akıcılık gibi önemli konuların artık hiç bir ehemmiyeti kalmadığı…

Erkenci Kuş, milletin durmadan birbirini öldürdüğü, boğazladığı, boş racon kestiği yerli dizi evreninde en azından romantik komedi çizgisini sürdürerek hayatını başka bir kulvarda sürdürüyor gibi. Ama gördüğümüz kadarıyla dizide bir yan karakter sorunu var. Fragmana bakılırsa, bütün diziyi iki karakter üzerinden çekmek zorunda kalan yapımcılar, başrollere ortam değiştirterek sıkıcılık sorununu çözmeye çalışıyor. Yapımcılara eskilerden Kandemir Konduk ve bugünlerde Gülse Birsel dizilerini iyi incelemelerini ve biraz yan karakter katmalarını önerirdik ama bize ne sonuçta, nasıl olsa izlemeyeceğiz…

Tozkoparan bir TRT dizisiymiş. Konu biraz fantastik galiba ama anlamak için pek de kafamızı yormadık. Yalnız devlet kanalında 9-10 yaşındaki veletlerin durmadan oraya buraya ok atması dikkatimizi çekti. Neredeyse iki günde bir “Silahı temizlerken kaynını öldürdü” haberleriyle karşılaştığımız memlekette, insanların birbirini daha sık vurabilmesi için silah repertuarını genişletmek, çocukların eline yay vermek, tam da kamu yararını yansıtıyor. TRT’yi kutlarız.

Çarpışma, güçlü oyuncu kadrosuna rağmen birinci sayfalara kadar düşen haberlerden anladığımız kadarıyla ilk sezonundan iptale doğru giden bir yapım. “Silah çektin mi tetiği çekeceksin?” mesajını daha sık vereceklerse fazla uzun yaşamasına gerek var mı bilemedik. Her tarafımızın boş delikanlı raconuyla dolduğu bir ortamda özellikle çok şeyler beklediğimiz Onur Saylak’ı, Mustafa Uğurlu’yu, Erkan Can’ı artık bu tip yapımlarda görmek üzüntü verici. Kuzey Güney’den başlayan Kıvanç Tatlıtuğ’dan siyah ceketli, beyaz gömlekli atarlı delikanlı karakter yaratma çabası o günlerde ilk şokla herkese ilginç gelmişti ama günümüze geldiğimizde her hafta şaşırtmıyor herhalde ki dizi son günlerini yaşıyor. Tatlıtuğ’a o kadar para veriyorsanız, genç kızlara yönelik bir senaryo yazmak durumundasınız.

Çıktığında Shameless çakması olarak lanse edilen Bizim Hikaye anladığımız kadarıyla Arka Sokaklar taklidiyle yetinmiş. 61. bölüme de gelmeyi başarmış, aferin. Yalnız “Abi ne alırdınız?” “Can almaya geldik!” uzun süre zihinlerden silinmeyecek kötülükte bir replik olmuş, bravo!

Yapımcıları, yönetmenleri, oyuncuları ve dizilerin müdavimleri 120 bölümün ardından çok içeriden bakınca garipliği fark etmiyorlar sanırız. Çok uzun dizilerde artık bir gerçeklik kayması yaşanıyor, işler fantastikleşiyor, sanki kendi kurdukları paralel bir evrende yaşıyor gibiler. Oyuncular da kendilerini fazla kaptırınca neyin iyi, neyin kötü, neyin gerçek, neyin halüsinasyon olduğunu fark edemiyor gibi… Oktay Kaynarca, yıllar önce oyunculuğa gayet masum hislerle başladığında gelecekten biri gelse ve Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz 128. bölüm fragmanını izletse büyük bir ihtimalle “Ben ne olmuşum böyle?” diye korkar ve oyunculuğu bırakırdı.

TRT’nin Dallas çakması “Kartallar Yüksek Uçar” dizisini yayınladığı 80’li yıllardı. TRT yapımcıları “Çok tutan bir yabancı diziyi yerelleştiriyoruz, ne var ki?” diye düşünüyordu. Ama o günlerden beri dizilerde entrika, cadaloz yaşlı kadın karakterler, hain kaynanalar, pisleşen patronlar, yardakçı tipler bitmedi. İnsanlar hep aynı hikayeleri izlemekten bıkmıyorlar mı acaba? Elimi Bırakma bıkmadıklarını gösteren bir diziye benziyor.

Kızım, çocuk üzerinden duygu sömürüsü yaparak rating savaşı veren bir dizi anladığımız kadarıyla… Çocuklara, annelere, babalara yaşadıkları aile kaynaklı travmalar yetmiyor, bir de biz yaşatalım demişler gibi… Diziyi devamlı izleyip, depresyona doğru koşar adım giden kalabalık bir kitle yoktur umarız da çabucak biter bu sömürü…

kategori:
seçki

ilgili