Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’nde Risk ve Özveri Etkisi

Efsanevi üçlemenin başarısının arkasında, alınan büyük riskler ve ortaya konuyan özveri var...

Geçtiğimiz günlerde Amazon’un pek sır vermediği Yüzüklerin Efendisi Dizisi’nin yönetmenlerinden birini öğrendik. İlk iki bölümün yönetmeni, Jurassic World: Fallen Kingdom’dan tanıdığımız J. A. Bayona olacak… Hazır dizi ile ilgili taze bir iki bilgi daha öğrenmişken geçmişe dönmek ve serinin neden bir başyapıt olduğuna tekrar değinmek istedim…

Üçleme büyük bir başyapıt ve bu kadar iyi olmasını sağlayan pek çok unsur var. Tolkien’ın efsanevi eserinin sağladığı olanaklar, yönetmenlik, sinematografi, senaryo gibi çok etken sayabiliriz.
Benim bu kısa yazıda değineceğim konu ise Yüzüklerin Efendisi Serisi ile ilgili alınan riskler ve serinin arkasına konulan emek…

Alınan en büyük risk ve belki de başarıda en büyük etken serinin tümünün Ekim 1999’dan, Aralık 2000’e kadar aynı anda çekilmiş olması… Yani ilk film tutsa da tutmasa da seriyi her şekilde izleme şansı bulacaktık. Böyle bir risk alınmışken, yapımcılar ve yönetmen seriye kendini bu kadar adamışken oyuncular hiç adamaz mı?

Üçlemenin bu kadar sevilmesini sağlayan bir diğer büyük unsur tabi ki aralarında uyumun yanı sıra, özverinin sınırlarını zorlayan oyuncular… Mesela Aragorn karakterine hayat veren Viggo Mortensen sette sakatlıklar yaşamasına rağmen karakterini başarıyla canlandırmayı sürdürdü. Ayak parmağı kırılsa bile ödün vermeden sahneleri oynamaya devam etti. Bir diğer değerli oyuncu Gimli karakterine hayat veren John Ryhs-Davies, makyajda kullanılan boyaya alerjisi olmasına rağmen buna katlandı ve oyunculuğundan ödün vermeden karaktere hayat verdi. Seriyle ilgili bunun gibi onlarca kamera arkası öyküsü var… Sahnelerde 2000’li yılların CGI olanakları sonuna kadar çok güzel bir şekilde kullanılmasına rağmen, oyuncuların büyük bölümünün “stunt” diye anılan tehlikeli sahneleri kendilerinin oynaması da cabası.
Daha sayılacak pek çok unsur var ama lafı uzatmayacağım. Dizi her ne kadar üçlemedeki öyküyü konu almayacak olsa da, J. R. R. Tolkien’in yarattığı bu dünya sonsuz bir uçurum gibi… Emin olun bizi tatmin edecektir ve Orta Dünya hasretimize çok iyi gelecektir…

kategori:
izlenim

ilgili