12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde İzlenmesi Gereken 8 Film


12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali bu yıl 18-24 Kasım tarihlerinde sinemaseverle buluşacak. Bu harika programdan 8 filmi sizler için seçtik.

1- Kurak Günler

Bu yılın belki de en merakla beklenen yerli filmi, Cannes Film Festivali’nden gururla dönerken, esas fırtınayı Türkiye sınırları içinde kopardı. Antalya Film Festivali’nde 9 ödülle döndükten sonra seyircileri ve film eleştirmenlerini ortak paydada birleştiren ender filmlerden biri oldu. Kuşkusuz ülke gerçeklerinin etkisi de büyük ama tartışmasız bir şekilde Emin Alper’in en iyi filmi.

2- Biz de Ölmüş Olabilirdik / Wir Könnten Genauso Gut Tot Sein

Suç ve Ceza festivali programının belki de en ilginç filmi diyebileceğim Biz de Ölmüş Olabilirdik, herkese hitap etmese de kendine has sinematografisi ile öne çıkan bir film oluyor. Farklı anlatım biçimlerine ve tuhaf hikayelere ilginiz varsa bu yılın seçimlerinden biri olarak listenize yazabilirsiniz.

3- Mutluluk / Baqyt

Zaman zaman Kazakistan’dan ilgiye değer kimi filmler karşımıza çıkıyor. Mutluluk da uluslararası festivallerde bu yıl dikkat çekti. Berlin Film Festivali’nin Panaroma bölümünde İzleyici Ödülü ile dönmeyi başardı. Filmin konusu da kısaca şöyle; Kazakistan’ın küçük bir sınır kasabasında yaşanan kısır bir aile içi şiddet döngüsünü konu alınıyor. Kadının alkolik kocası tarafından sürekli taciz ve tecavüze uğradığı çift 23 yıldır evlidir. Kızları evlenmek üzeredir ve annesiyle aynı evlilik tuzağına düşecektir.

4- Palmiyeler ve Gerilim Hatları / Palm Trees and Power Lines

Bu yıl Sundance’den kurmaca bölümden en iyi yönetmen ödülüyle dönen yapım, Amerikan bağımsız sineması adına son derece önemli bir film olarak öne çıkıyor. Yönetmeni Jamie Deck ileride ismini bolca duyacağımız bir yönetmene dönüşmeden önce festivalde onu keşfetmek isterseniz festivalde filmi görebilirsiniz.

5- 1976

Manuela Martelli’nin ilk filmi bu yıl pek çok festivalde ilgiye değer bulundu ve ödüllerle döndü. Özellikle başrol oyuncusunun yerinde performansı ve yeni bir yönetmeni lanse etme açısından bu yılın programındaki yıldız filmlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Filmin konusu ise şöyle; Şili, 1976. Carmen, yenilenmesini denetlemek için sahildeki evine doğru yola çıkar. Kocası, çocukları ve torunları kış tatilinden gelip gidiyorlardır. Aile rahibi, ondan gizlice barındırdığı genç bir adama bakmasını istediğinde, Carmen alışık olduğu sakin hayattan uzaklaşarak keşfedilmemiş topraklara adım atar.

6- Aşk / El Houb

Cinsel eğilimleri konusunda ailesiyle yüzleşmek zorunda kalan bir insanın yaşadıklarını konu eden Aşk, bu yılın önemli keşif filmlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Özellikle kültür çatışmaları ve toplum bakış açılarını çarpıştıran bu dokunaklı hikaye, yılın başarılı LBGTQ filmleri arasına eklenebilir.

7- Damdaki Kadın / Woman on the Roof

Dorota Pomykala’nin oyunculuğuyla dikkat çeken film, Polonya’dan çıkan son derece enteresan bir film diyebiliriz. Başrolündeki karakterinin rutinin parçasıyken bir anda kendini suç dünyasında bulma hikayesi, bu yılın programındaki beklenti yaratan filmlerden biri.

8- Sürü / La Jauria

Bu yıl katıldığı çeşitli festivallerde ödüller alıp dikkat çeken Sürü, gençler arasındaki sürü prikolojisinin ne noktalara gelebileceğini gösteren çarpıcı bir yapım. Güney Amerika’dan çıkan bu tarz filmleri sevenler için gizli bir hazine niteliğinde diyebiliriz.


Leave a Reply