Alfie: Erkekler İçin İlişkiler Üzerine Kullanma Kılavuzu

Cem Çelik, kadın-erkek ilişkileri üzerine çekilmiş en iyi filmlerden biri olan Alfie'yi değerlendirdi....

Çağımızın yeni hastalıklarından biri de ilişkileri tüketmek sanırım. Ondan alacaklarını alırsın, duygularını sömürürsün, biraz daha iyisini bulduğun zaman kişi bir anda seni bırakmış olabilir, ya da sen. Çünkü ilişkinin türü onu tanımak ve derinlerine inmek yerine yüzeysel özelliklerini, farkındalıklarını almak ve karşılıklı bu yüzeyselliği tüketmek. Kişi bu anlamda hayatına her soktuğu kişiden biraz farklısını bulduğunda ise aşık olduğunu zanneder, onun vazgeçilemez olduğunu düşünebilir, sonrasında ise tekrar başa dönmek, farklılık aramak ve ‘aldatmak’…

Bir de boşluklar vardır sonradan içimizde oluşan ya da hep orada derinlerde olan. Hayatımız boyunca bu boşlukları doldurmak için uygun kişiyi arar dururuz. Sonu ayrılıkla biten her arayış içimizdeki boşluğun büyümesine sebep olur. Bazen geçici olarak hayatımıza yeni giren her kişinin bu boşlukları doldurduğuna inanırız, ya da kendimizi kandırırız.Bu bazen hayatımızda biri varken bile devam eder. O boşluğu doldurmak için, sürekli arar, o tamamlayıcı ritüelleri geçici olarak başkalarıyla kapatırız, aldatmalarla…

Alfie:

Manhattan’da limuzin şöförlüğü yaparken bir yandan da hızlı para kazanmanın yollarını arayan, çapkınlığı bu arzusunun önüne geçmiş, giyinmesini çok iyi bilen, çekici ve akıllı biri. Yaşadığı hayatın tamamen haz duymaktan ibaret olduğuna, her yaşadığı ilişkide kendi duyduğu hazzın karşısındakini de mutlu edeceğini düşünen, bu yaptığı şeyin iyi olduğuna inanan hedonist biri. O modern ve kalabalık şehrin kadınlarını bolluk olarak gören -burda bolluk gözkamaştırıcılık ve farklılık anlamına geliyor- şarap ve kadınların her zaman eğlence seçeneği olduğunu benimsemiş biri.

Birisinin hayatında boşluk mu olmak yoksa, birisinin hayatındaki boşluğu mu doldurmak. Tüm mesele bu!

Alfie’nin en büyük özelliklerinden biri de bu sanırım. ‘Boşlukları doldurmak’. Karşısındaki kişinin boşluklarını iyi analiz edip, rolünü iyi oynamak ve onu mutlu etmek. Filmin başında Dorie’ye yaptığı da bu… Eşinin kendisinin farkında olmayan Dorie’yi kendi duyduğu hazla mutlu etmek, kendini onun gözünde vazgeçilmez kılıp yaptığı bu şeyin doğruluğuna inanmak ve kendisini de mutlu etmek; her ne kadar onu evlilikten tiksindiren tek şeyin evli kadınlar olduğunu bilse bile.

Aslında günümüz yaşantısından farklı bir şey yapmıyor Alfie… Sadece adını koymak istemediği bir ilişki için kurnazlıklara başvurmak en büyük hatası… Onları oyuna getirmesi ve rol yapması. Halbuki; insanlar artık ilişkileri bazı şeylerin üstünü kapatmak ve yine sadece adı olsun diye ‘ilişki’ yaşamaktalar. Bu genellikle de kısa sürmekte… Çünkü adına ‘tek gecelik aşk’ dediğimiz durumu, yaşadığımız gecenin sabahında eğer tatmin olmuş olarak uyanıyorsak adına ‘ilişki ya da sevgili’ koyarak haftalık ya da aylık sürdürebiliyoruz, duygular olmadan… Sonrasında ise bir yeni ilişki ve bir yeni ilişki daha. Ve böylece hayatımıza tek gecelik insanları sokmuş kadar ‘ilişkileri,sevgilileri’ de sokmuş oluyoruz, onlardan hoşlandığımızı, onları istediğimizi sanarak… Genellikle de ‘ben hiç birşey hissetmeden birisine dokunamam,onunla olamam’ cümlelerini sarfederek iç huzurunu bulmaya çalışır, kendini ve karşısındakini kandırmaya çalışır.

Julie;

Şirin ve güzel bir kadın. Çocuğu var ve Alfie’den istediği sadece evcil olması, ona karşı yaptıklarının karşılığında o sihirli cümleleri sarfetmesi. Alfie’nin ise onu ‘sıcak banyo,sıcak vücut ve yatakta kahvaltı için şehrin diğer tarafına geçilecek’ bir durak olarak görmesi tutumu sonrasında Julie onu terkeder ve Alfie pişman olsa bile dönüşü olmayan yola çoktan girilmiştir bile.

Sonrası yalnızlık…

Lonette;

En yakın arkadaşı Marlon’un kız arkadaşı. Lonette ve Marlon ayrılırlar. Marlon Alfie’den Lonette ile konuşmasını, işlerin düzelmesi için yardım etmesini ister. Alfie bir gece bu durumu konuşmak ve aralarını düzeltmek için Lonette ile barda yanlız kalır. Minik flörtler eşliğinde içki içerler ve bu durumu konuşurken birden aralarında bir çekim olur ve o akşam birlikte olurlar. Alfie bardaki o gece, önemsiz şeyler yaptığını düşünse de Lonette’nin Alfie’den hamile kalması,çocuğu büyütecek olması ve bu durum Marlon ve Lonette ile bir daha asla arkadaş olamayacağı sonucunu yaratsa da;

Sonrası yalnızlık…

Liz;

Orta yaşını geçmiş, boğa kadar sert ve ayakları yere sağlam basan zengin bir kadın.. Alfie ona şöförlük yaptığı bir gün mağaza da tanışıyor. Tabi Alfie çekiciliği ile onu elde etmesini başarıyor. Liz onun hayallerini gerçekleştirmesi için bir aracı. Elindeki projesini ona sunmak için daha iyi bir fırsat olamaz. Alfie bir gece onu ziyarete gittiğinde başka bir adamla yakalar. Kendisi bunu sık sık yapmasına rağmen karşı cinsin aynı şeyi kendisine yapmasına bir türlü anlam veremez.

Fakat bir detayı unutuyordur Alfie. ‘Orta yaşlı bekar bir kadın her zaman daha gencini bulduğunda elindekilerden vazgeçecek kadar cesurdur.’

Sonrası yalnızlık…

Nikki;

İnanılmaz güzel, çekici bir kız. Oldukça çekici biri ile seksiliğin yeni markası başını döndürdüğünde kim yoldan çıkmaz ki. O sürprizlerle dolu ve ortak bir çok yönleri var. Alfie ilk defa biri tarafından büyülenir ve ondan hoşlanır. Beraber yaşamaya başlarlar fakat her ilişkide olduğu gibi sorunlar baş gösterir. Güzel Nikki’nin sorunları Alfie’yi yormaya başlar. Alfie onunla ilgili şöyle der”

‘Londra’nın en ünlü müzelerinden birindeki sanat yapıtını gözlemlemek için gittim. Her neyse, oradayken, mermerden yapılmış Yunan tanrıçasının heykeline rastladım. Afrodi– Afrodit, böyle bir şey. Güzeldi. Mükemmel bir kadın sureti. Keskin hatlı sima. Zarif. Karşısında dehşete düştüm. En sonunda, öğretmen herkesi çağırdı ve yürüyerek önüne geçtim… ve yolda giderken, Yunan tanrıçası tarafındaki tüm o çatlaklar, yarıklar ve kusurlar dikkatimi çekti. Bana göre harap olmuştu. Bu da Nikki. Güzel bir heykel…hasarlı…çok yakınına gidene kadar bunun farkına varamazsınız.’

Alfie sonunda Nikki’den de ayrılır her ne kadar ilk defa aradığını bulmuş olsa da. Sonuçta Alfie hayatta yanlız olduğunu biliyordur, şarap ve kadınların her zaman eğlence seçeneği olduğunu da. Nikki’nin derinlerine inmek, onun çatlaklarından sızarak hasarlı bölgelerini onarmak yerine onu kaybetmeyi göze almak onun için daha kolay geliyordur.

Sonrası yine yalnızlık…

Cinsel ve cinsiyet politikası dokunulmazlık olan bu sempatik kahraman kadınların sıkıcı hayatlarının kurtarıcısı olarak kendini görse de aslında ileriye doğru, onların hayatında güvensizlik yaratmış bir kahramanın çöküşünü oynayacağından habersiz.

Görünüşe göre işler böyle yürümüyor değil mi ?

Bir zaman sonra o elde ettiğimiz, onlarla oynadığımız, alacağımızı aldığımız kişiler teker teker hayatımızdan çıkmaya, yalnızlık baş göstermeye başladığında, geriye dönüp baktığımızda yaptığımız şeylerin, hataların çevremizde kimsenin kalmamasıyla sonuçlanabilir. O zaman işte onların aklında sadece ‘o’ ile hatırlanırız, ismimizle bile değil. Bu hatalardan ders çıkarmaya başladığımızda ise artık huzurumuzun kalmadığını görürüz.

Bazen hayatımıza giren, kendimiz için değişmeyi göze alabilecek kadar cesur birine ‘git’ demeden önce bir şans vermeli miyiz? İleride oluşabilecek özlem ya da onu tekrar isteme duygusu oluştuğunda içimizde en azından ‘denedim, ona bir şans verdim’ demenin huzuruyla, sadece duyduğumuz özlem onu kaybettiğimizden değil, yaşadığımız anılardan olmalı bence.

Bunu filmde en güzel şekilde Joe karakteri söylüyor.

“… hayattan iki şeyi öğrendim Alfie; Sevecek birini bulacaksın, her günü son gününmüş gibi yaşayacaksın…”

Sevmek ama gerçekten inandığın o kişiyi bulduğunda her günü son gününmüş gibi yaşıyacaksın bence.
“Çok kadın hiç kadındır, yalnızlıktır sonu” çünkü.

Alfie her erkeğin,kadınlar,özgürlük,aşk,yalnızlık üzerine danışmanı,kullanma kılavuzu olabilecek,bunlardan ders çıkarabileceği samimi bir film. Bolca kafanızı karıştıracak fakat bir o kadar da aydınlatacak nitelikte.

Alfie’nin filmin sonunda sarfettiği son cümlelerle sizi başbaşa bırakıyorum.

-Soru şu ki

-Hayatımın geri kalanında ne olacak

-Elimde ne var?

-Gerçekten.

-Cebimde biraz para var.

-Birkaç güzel takım.

-İdarem altındaki süslü bir araba.

-Ve bekârım.

-Serbest. Bir kuş kadar özgür.

-Hiç kimseye bağlı değilim.

-Kimse de bana bağlı değil.

-Hayatım kendime ait.

-Ama huzurum yok.

-Ve eğer huzurunuz olmazsa,

-hiçbir şeyiniz yok demektir.

kategori:
izlenim

ilgili