Author: Ali Yaşar Tuzcu

  • Shutter Island: Bir Scorsese Atmosferi

    Ali Yaşar Tuzcu, Scorsese’nin Shutter Island’ını yazdı.

  • Nine: Görkemli Hayal Kırıklığı

    Hollywood kapılarından içeri girince sizi parıltılı ve şaşaalı bir dünya karşılar. Size hayallerinizdeki her şeyi vaat eder. Hatta bazen daha fazlasını da verebilir. Sizi büyüler, mutlu eder ve bütün günlük hayatın dertlerinden, sıkıntılarından kurtarır. Bir şartı vardır Hollywood’un: cüzdanınızın kabarık olması. Evet, bütün bu büyüleyici fanteziler, parıltılı dünyalar sadece ve sadece parası olanlarındır. Eğer parası […]

  • Modern Sherlock Holmes

    Sherlock Holmes denildiğinde aklınıza gelen ilk şeyleri sıralayın: çok yakışıklı olmayan bir adam, huysuz davranışlar, kıvrak bir zeka ve elbette olmazsa olmazı olan şapka ve pipo. Peki, Holmes’un yazıldığı dönemi düşünün bunun yanısıra: ahlaki sınırlamaların zirvesine ulaştığı ve herkesin sefalet içinde yaşadığı Viktorya dönemi. Bu dönemde şüphesiz Doyle’un eserleri oldukça fazla derecede seviliyordu ve bunun […]

  • Hayatın Dibe Vurduğu An: Falling Down

    Bir insan olduğunuzu düşünün. Evet, zaten öylesiniz ama buna bir de karınızın nefret ettiği bir erkek olmayı, işinizden kovulmuş olmayı, çevrenizdeki insanların sizden nefret ediyor oluşunu ve son olarak da yazın sıcağında trafiğin ortasında sıkışmış olmanızı ekleyin. İşte Falling Down tam böyle bir hikâyeyle başlıyor. Aslında böyle durumdaki bir insanı kelimelere döken bir tabir var […]

  • Elephant: “Fil”leştirdiğimiz Gerçekler

    Şiddet ve şiddet olgusu birçok anlamda, sinemanın her alanında kullanılan temalardan biri. Birçok yönetmen, bu temayı filme çarpıcılık katmak için kullanırken, Gus Van Sant Fil’de, bu olguyu anlamlandırmaya çalışıyor ve kamerasını 1999 yılında gerçekleşen Columbine katliamına çeviriyor. Katliam deyince aklınıza hemen kan ve şiddet görselleri gelmemesi için, sizi şimdiden uyaralım. Ayrıca filmin bu gerçek bir […]

  • Welcome: Özgürlüğe Yakılan Ağıt!

    Birçok film, içerisinde özgürlük temasını bulundurur… Bazıları onun varlığını irdeler, bazılarıysa günümüz dünyasında özgür ol(a)mayan insanların öyküsünü anlatır. İstanbul Film Festivali’nin bu yılki açılış filmi olarak izlediğimiz Welcome (Hoş Geldiniz) ikinci şıkkı seçiyor ve özgürlüğün varlığı noktasında yoksa bile olması gerektiğini söyleyerek başlıyor hikâyeye. Filmimiz ana karakterimiz Bilal’in bir telefon kulübesinde birini ararken görmemizle başlıyor. […]