Category: seçki

  • 28. İstanbul Film Festivali’ne Doğru

    Her yıl İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı(İKSV)’nın katkılarıyla hazırlanan, 28. İstanbul Uluslarası Film Festivali 4 nisanda başlıyor. Nisan ayını bir tür realist sıkıntılardan kaçış noktası, rüya görme kiosku ya da klasik tabirle görsel şölene çeviren cânım festival, gece gündüz hayal görmek isteyenlere kapılarını açıyor. İstanbul’un yedi farklı sinemasında gösterilecek olan filmleri izleyen sinema fanatiklerinin, her […]

  • Stanley Kubrick!

    Stanley Kubrick!

    Çoğumuza sinema aşkını tanıtan, hayata dair yol gösteren önemli yönetmenlerden biri Stanley Kubrick. Çok önemli biri. Sinema için, dünya için, bizim için önemli. On yıl önce vefat eden Kubrick’i hatırlamanın en iyi yolu elbette filmlerini yeniden seyretmektir. Zaten sinema külliyen böyledir ya, platform itibarıyla iş edindiğimiz mesele de okuyucuda bir filmi seyretme ya da yeniden […]

  • Kubrick’in Bitmeyen Senfonileri

    Her yazarın, yönetmenin, bestecinin kısacası sanatçının hayatında ‘bitmemiş, hayal edilmiş, üzerinde çalışılmış’ ama hiç başlanamamış, yarım kalmış eserler vardır.Konu Kubrick olunca durum biraz daha farklı… Hem ustanın zamansız ölümü, hem de giriştiği her projenin hakkını vermesi nedeniyle insanlar sinema tarihinin en büyük beyinlerinden birinin içinden neler geçtiğini hep merak etti. Ölümünden bugüne kadar geçen 10 […]

  • Clockwork Orange

    1971 yapım Otomatik Portakal Kubrick’in belki de en katmanlı filmidir. Kamuda rahatsızlık ve dolayımlı olarak tartışma yaratacak malzemenin kokusunu çok iyi alan Kubrick Usta Burgess’in 1961de yazmış olduğu romanda neyi yapamadığını, hangi adımı atamadığını hemen tespit edip işe koyulmuş. Benim için sinema tarihinin en kıymetli filmlerinden biri olan Clockwork Orange pekçok farklı açıdan ele alınabilir; […]

  • Bir Miti Kurcalamak

    mit isim Fransızca mythe 1 . Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi, mitos. 2 . Mecaz Efsaneleşen kavram veya kişi. Türk Dil Kurumu’nun mit sözcüğünün karşısına yazdığı açıklamalar bunlar. Ancak ben en doğru açıklamanın amerikalı yazar James Feibleman’dan geldiğini düşünüyorum: “Mit, artık kimsenin inanmadığı dinlere […]

  • Kubrick Notları

    Filmlerinden bazı replikler “You’d be killing a horse – that’s not first degree murder, in fact it’s not murder at all, in fact I don’t know what it is” – “Bir atı öldürüyor olabilirdin – bu birinci dereceden bir cinayet sayılmaz, aslında cinayet de sayılmaz, aslında ne sayıldığını ben de bilmiyorum.” The Killing – 1956 […]

  • Stanley

    Ona Stanley demek hoşuma gidiyor. Yaramaz bir çocuk ismi gibi. Sinemaya olan tutkusu çocuksu bir merakı andırıyor. Belgesel çekiyor, savaş filmleri yapıyor, bilimkurgu çekiyor, gerilim filmi çekiyor, karamizahın daniskasını yapıyor. Evin bütün dolaplarına girip, annesinin ondan sakladığı bütün şekerleri bulmak istiyor. Altından girip, üstünden çıkıyor. Ebeveynlerinin korkulu rüyası şekerleme canavarı bir kerata. Bana Vladimir Nabokov’u […]

  • Bilet Fiyatları ve Bıktıran Reklam Süreleri

    Sinemada film izleme adabının artık yer ile yeksan olduğunu dile getirdiğimiz yazımızda başka bir konu hakkında da yazacağımıza söz vermiştik; sinema bilet fiyatları. Özellikle büyük şehirlerdeki sinema bilet fiyatları son zamanlarda oldukça yüksek rakamlara ulaştı. Geçmişte haftasonu harçlığının bir kısmı ile bir ortaokul öğrencisi rahatlıkla sinemaya gidebilirken şu anda çalışan çiftler bile “bu filmi sinemada […]

  • Tek Cümleyle Harika Bir Fikir

    Öykü, roman, deneme, senaryo… Yazının türü ne olursa olsun ilk cümle hayatidir. Bu yazıda bile ana sayfada sadece ilk cümleler gözükecek ve eğer tam şu sıralar merak uyandırıcı bir şey söyleyemezsem, belki de yazının okunma oranı az olacak. Açıkçası tam olarak şu son kelimelerle birlikte treni kaçırdım. Artık yazının içine girmiş bulunduk, ileriki denemelerde yazılara […]

  • Daha da Sinemaya Gelmem

    Seksenli yılların başında doğduğum için Türkiye’de sinema ile televizyon kültürünün ilk kesiştiği dönemlere şahit olabilmiş bir neslin üyesiyim. O dönemlerde bu iki kavram henüz birbirine karışmamıştı ama ilişkiye girmeye başlamışlardı. Örneğin televizyonda bir film yayınlanacağı zaman “Televizyonda Sinema” adı altında yayınlanırdı. Film izlenmeye değer bulunduysa, başlama saati öncesi mısır patlatılır -ya da duruma göre çay […]

  • Berlinale’den İzlenimler

    59 yaşına giren Berlin Uluslararası Film Festivali, 2009’da da rekor bir seyirci kitlesine ulaştı, sinemanın en önemli yaratıcılarını bir araya getirdi ve iki hafta boyunca dünya sinema gündeminin odak noktasına oturdu. Festivali yerinde izleyemesek de görüşlerine çok güvendiğimiz haber kaynaklarımızdan sizler için kısa bir değerlendirme ortaya çıkardık. ÖNE ÇIKANLAR Sinematik globalizm: Genelde tüm uluslararası festivaller […]

  • İmgelerin Globalleşmesi: Zamanın Garip Ruhu

    Son dönemde öne çıkan kaynağı belirsiz internet belgesellerini  (Loose Change, Zeitgeist, vs.) övenlerin, arkadaşlarına “mutlaka izle” diye anlatanların yüzlerinde hep aynı ifadeyi ve ısrarlarında hep aynı tavrı görüyorum. Aslında tasvir etmek zor ama şöyle anlatayım: “Çok güzel bir bilim-kurgu ya da fantastik filmin başından yeni kalkmış, şaşkınlığını üzerinden atamamış, bundan sonra hayatının bir köşesinde hep o filmi […]

  • Biz Biliyoruz da mı Oynuyoruz?

    Kameranın cazibesine kapılmamak zordur. Bir kere size yöneltilmiş, size bakan bir alet. Belediye otobüsünde ön koltukta oturan 2 yaşındaki çocuk gözlerini diktiği zaman bile insan izlenme psikolojisini tadabiliyor. Kaldı ki, sizin görüntünüzü kaydedip en az onlarca kişiye izletebilecek bir alet, merak etmemek elde değil. Tezahürlerini maç sonu röportajlarında kameraya coşkuyla el sallayan vatandaşımızda veya dış […]

  • Hollywood’a Kafa Tutan Adam: Jim Jarmusch

    Tesadüfî olarak elimi sürdüğüm sanat eserleri, sonradan benim için çok özel oluveriyorlar. İçeriğiyle ilgili en ufak bir fikrim olmadan, arada sırada ismini beğenerek, kapak tasarımını beğenerek satın aldığım kitaplar, filmler beni çoğunlukla yanıltmıyor. Hatta genelde beklentilerimin üzerine bile çıkıyorlar. Satın aldığım ilk orijinal dvd, konusu veya yönetmeni hakkında en ufak bir fikrimin olmadığı, sadece isminden […]

  • Badem Gözlüler ile Krizi Fırsata Çevirmek

    Şu sıralar altıncısı düzenlenmekte olan İstanbul Japon Filmleri Haftası’nın açılış törenini, Japonya Başkonsolosu da şereflendirdi. Açılış töreni dediysem öyle ahım şahım bir şey beklemeyin. Çok da büyük olmayan sinema salonunun sahnesine bir kürsü kuruldu. Açılış gecesindeki izleyicilerin önemli bir kısmı da türkiyeli japonlardı. Memleket hasretiyle kavrulup japonca sesleri özlemiş olabileceklerini düşünüyorum. Konsolos gelmeden önce kültür […]

  • Slumdog = Avare

    Slumdog Millionaire’i seyrederken 30 yaşın üzerindeki bir türk sinemasever olarak algıda seçicilik mekanizmam çalıştı ve tek bir film aklıma geldi: 1951 yapımı Raj Kapoor’un yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu yaptığı Avare (Awaara). Kısacası bu yazının ortaya çıkmasının birinci nedeni sanırım algımın seçiciliği. Umarım benim yaşımdaki birçok insanın da benzer bir tepkisi olmuştur ve Avare’yi bir kez […]

  • Yeşim Ustaoğlu’nun Yolcuğu

    Sisli karadeniz dağlarının yönetmeni Yeşim Ustaoğlu, son filmiyle bizi üzmese de büyük bir hezeyana kapılmamızı sağlayamıyor. Her ne kadar çok sevmesem de 1950li yıllar müzikalleri içinde ayrı bir yeri olan Paris’te Bir Amerikalı (An American in Paris) isimli filminin baş karakteri Jerry Mulligan -ki karakter Paris sokaklarında bohem hayat kovalayan amerikalı bir ressamdır ve pek […]

  • Cesar Et Rosalie: Fuzuli Bir Aşk

    Cesar Et Rosalie: Fuzuli Bir Aşk

    Fırat Türkoğlu, Claude Sautet’nin aşkın her halini ustaca yansıttığı, Romy Schneider ve Yves Montand’ın oyunculuk gösterisi sunduğu Cesar et Rosalie’yi yazdı.