Genç Elsa’nın Acıları: Büyükler İçin Bir Frozen Yazısı

Gültekin Turgut, geçtiğimiz yılın fenomen animasyonu Frozen'ı farklı bir gözle değerlendirdi......

-Olaf, şöminenin önünden çekil, eriyeceksin!”
-Bazı insanlar erimeye değerdir ” (Frozen’dan)

Goethe “Genç Werther’in Acıları” adlı kendi dönemi için popüler bir kültür ikonuna dönüşen eseri için “Romanın etkisi büyük, hatta muazzam, doğru zamana denk geldiği için de fevkalade olmuştur.” der. Roman “Werther-Fieber” (Werther Humması) diye adlandırılan bir akıma yol açmış, avrupalı gençler romandaki karakter gibi giyinmeye başlamıştır. Daha da ileriye gidip Werther gibi intihar edenler olmuştur. Kahve fincanlarından Werther parfümüne dek uzanan bir moda yaratan roman, modern zamanların popüler kültür ikonlarının atası olarak adlandırılabilir.
frozen_wide
Büyüklerin dünyasından uzakta, o yüzden de dikkatlerden kaçmakta olan, çocukların dünyasında büyümekte olan bir başka fenomenle karşı karşıyayız. Genç Werther gibi trajik bir sonla biten öyküsü olmasa da, vizyona girdiği tarihten itibaren (ülkemizde 17 Ocak 2014) bir “Frozen-Fieber” yaratan Frozen filmi, 2014’ün en iyi film Oscar’ı alan filminden bile daha fazla konuşulmaya ve izlenmeye devam ediyor. Dünya hasılatı yaklaşık 1.3 milyar $ olan filmin başarısını, oyuncak mağazalarının önünden geçerken satılan ürünlerinden, Billboard dergisinin yıl sonu listelerinde ilk sırayı alan soundtrack albümünden veya aldığı iki Oscar heykelciğinden anlayabiliriz. Kulağımıza arada sırada denk gelen “Let It Go” şarkısı ile de hatırlayabiliriz filmi. Youtube’da Frozen yazdığınızda karşınıza çıkanları izlemek de sizi bu salgın konusunda oldukça bilgi sahibi kılacaktır. Ergenlik dönemi yaş kuşağına uzak büyüklerin Justin Bieber karşısında yaşadığı şaşkınlığı, 4-8 yaş arası kuşakta Frozen ile yaşamaya devam ediyoruz aslında. Biz büyüklere göre, çocuklar için yapılmış her üründe olduğu gibi mütebessim bir bakışla karşılayacağımız şeylerdir bunlar ama birazcık çocuklarla ilgileniyorsanız, bir anaokulunda/ilkokulda öğretmenseniz veya anne, baba ya da teyze, amca iseniz aslında esmekte olan rüzgarın ne kadar kuvvetli olduğunu algılamanız için bütün o sayısal verilere veya gözlemlere gerek olmadığını anlayabilirsiniz. Tam bir yıldır çocukları tarafından Frozen filmine maruz (ses, görüntü, ürün vb. biçimlerde) bırakılan tüm büyükler için bu yazıyı yazmam gerektiğini düşünüyorum.
frozen2
Aslında filmin öyküsü Hans Christian Andersen’in 1844’de yayınladığı “Kar Kraliçesi” masalına dayanıyor. Bu sefer öyküye sadakat konusunda Disney tamamen hayal kırıklığı(!) yaratıyor. Neredeyse filmin, Andersen’in masalıyla tek ortak noktası karda geçiyor olması… İyi ki de öyle çünkü “Kar Kraliçesi” daha karanlık bir öyküyken film o karanlıktan etkilenmiyor, karanlık filme teğet geçiyor diyebiliriz. Anna ve Elsa’nın kardeşlik öyküsü, gücün Elsa’yı insanlardan uzaklaştırması, Hans, Swan, Olaf karakterleri ve aşka getirdiği yorumla Frozen büyülü bir dünya yaratmayı başarıyor. Sanırım filmi beğenmemde kara hasret kalmış bir şehirde yaşamamın etkisi olabilir, 5 yaşında bir kız çocuğu olmadığıma göre… Şarkılı film sevmeyişime rağmen Frozen’ın şarkıları beni hiç rahatsız etmedi. Çocukları büyülediği ise ortada. “Let It Go” şarkısı büyük bir başarı kazandı. Youtube’da Elsa veya Anna kıyafetleri içinde “Let It Go” mırıldanan, haykıran yüzlerce minik hanımefendiye rastlamak mümkün. Peki çocuklara bu filmi sevdiren ne? Ya da diğer benzerlerinden Arabalar, Aslan Kral vb.lerinden ayıran şey nedir?
Disney’in başarılı animasyon üretmedeki sihri aslında bu filmde de ortaya çıkıyor. Çizgiler hiçbir rahatsız ediciliğe sahip değil ve oldukça sahici… Disney Pixar’ın aksine yarattığı evrene inandığını her biçimde izleyicisine hissettiriyor. Pixar her yaptığı işte size bıyık altından güldüğünü hissettiriyor. O yüzden çocuklar Disney’in işlerine daha çok ısınırken, büyükler ironisi nedeniyle Pixar’ı kendine yakın buluyor. Çocukken kendimizi inandırmak için sürekli tekrar ederdik: “Bu bir film, gerçekte böyle bir şey olmaz ki”… Bu cümleyi filmin kendisinin de söylemesine gerek yok diye düşünüyor Disney.FROZEN
Kendisinin Elsa olduğunu düşünen ve ellerinde saklı “Buz gücü” sihri ile babasının donmasını sağlayan küçük kız Frozen’a inanıyor. Artık kendine inanan filmlerden çok kendisiyle dalga geçebilen filmlerin daha çok beğenildiği zamanlarda yaşasak da hala bir filmin sizi alıp götürmesini beklemediğinizi içinizdeki çocuğa anlatamazsınız. Sanırım her eleştirmenin ruhunda saklı olan çocuk, o her anına inanılabilecek filmi aramaya devam ediyor. Büyüdükçe uzaklaştığımız çocuksu saflığımızı ve inandığımız masalları aradığımız gibi…
Frozen’ın “gerçek aşk öpücüğüne getirdiği” farklı bakış açısıyla gene bir Disney yapımı olan “Maleficent”de karşılaşıyoruz. Orada da “Uyuyan Güzel” masalı farklı bir öyküye hayat veriyordu. Disney filmlerinde artık ne kötüler çok kötü, ne de aşk her şeyi çözen tek anahtar…
Bizim çocukluğumuzun daha net duran iyi kötü çizgileri, şimdiki çocuklar için daha flu bir görüntüye kavuşuyor. İyi kötü kavramları netliklerini kaybediyor herkes için. Goethe’nin Werther’inden 240 yıl sonra, küçük kalpler Elsa’nın peşinden koşuyor. Çocukların filmde bulduğu yakaladığı sırrı, ancak onlar büyüdüklerinde farkedebileceğiz. Tıpkı Werther neslinin başka bir sosyolojik açılımı temsil etmesi ve zamanla anlaşılabilmesi gibi…
Frozen’ın ve bütün öykülerin çözümü Goethe’nin romandaki cümlelerinde saklıdır kimbilir: “Ayrıca yüreğimi değil, aklımı ve yeteneklerimi beğeniyor, oysa her şeyin kaynağı yürektir: tüm gücün, tüm mutluluğun, tüm kederin. Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir ama yüreğimdir yalnızca bana ait olan.

kategori:
izlenim

ilgili