Soundtrack: Goodfellas (1990)


goodfellas-1990-film.jpg

Martin Scorsese, 46 yıllık sinema yaşantısına nice başyapıtlar sığdırdı ama bugüne kadar çektiği hiçbir film Goodfellas – Casino ikilisi kadar (belki son The Departed’ı da ekleyebiliriz) kalabalık olmadı. Filmleri “on yıllara” ayırıp hızlı tempolu ve bol müzikli anlatan, üstelik çaldığı müziği de dönemine ve içinde bulunduğu sahneye cuk oturarak seçen yönetmen, bu iki filminde yaklaşık 100 adet şarkı kullandı. İçinde yer alan 55 şarkıyla hepsini soundtrack albümüne koymak isteyecek bir firmayı batırabilecek düzeydeki epik Casino’ya şimdi girmiyoruz (kısmetse ilerleyen yazılarda o da olur) ve içinde yer alan 46 (43 ayrı) şarkıyla müzikal doyuma ulaştıran 1990 çıkışlı Goodfellas’a el atıyoruz. Filmde çalan tüm şarkılara değinmek şu fani ömrümüzün yarısını alıp götüreceği için önemli şarkıların bir kısmına kısaca değinerek soundtrack bölümümüzün bu haftaki konuğunu ağırlıyoruz. Karşımızda Goodfellas ve müzikleri:

Film Tony Bennett’in 1953 tarihli “Rags to Riches” şarkısıyla açılır. İsmi yaklaşık olarak “meteliksizlikten zenginliğe” anlamına gelen bu klas şarkı, filmin başında kendisiyle iç hesaplaşma yaşadığı anlardan birine tanık olduğumuz gangster Henry Hill’in içinde bulunduğu durumu müthiş bir şekilde yansıtmaktadır. Zira Henry de küçük mahallesinde fakir bir çocukken, seçtiği karanlık yol onu zenginliğe ve güce taşımıştır. Bu ilk sahnenin sonrasında Henry’nin çocukluk dönemlerini izlerken ilk duyduğumuz şarkı doo-wop gruplarından The Cleftones’un keyif deposu eseri “Can’t We be Sweethearts” oluyordu. Parçanın ve zaten doo-wop türünün masumluğu, daha başına geleceklerden habersiz, masum Henry Hill ile örtüşüyordu. Henry’nin büyümesi kendisi için zorlu, izleyici için ise iyi müzikle dolu bir süreçti. “The Moonglows – Sincerely”, “The Cadillacs – Speedo” ve “The Marvelletes – Playboy” gibi nefis gruplar ve şarkılar eşliğinde büyüyen Henry kocaman olmuş, suç dünyasına iyice karışmış ve kız peşine düşmeye başlamıştı. Sevgilisinin gözünden Harry’nin çevredeki itibarına ve gücüne tanık olduğumuz büyüleyici restoran plan-sekansında ise ikiliye eşlik eden şarkı, yapımcı Phil Spector’un müzik dünyasına kazandırdığı Girl-Band’lerden biri olan efsane The Crystals’a ait “Then He Kissed Me” idi. Bir kızın bir oğlanla romantik tanışma anını tasvir eden şarkı, sahneye Henry değil, sevgilisi açısından baktığımızı belgeliyordu.

The Cleftones / Can’t We be Sweethearts

[audio:sweethearts.mp3]

Bu dakikadan sonra ses bandına klasik üstüne klasik ekleyen yönetmen, Bobby Vinton’dan Roses Are Red, The Harptones’tan Life is But a Dream” ve The Shangri-Las’tan Leader of the Pack gibi tadından yenmez şarkılarla filmi ortasına kadar getiriyor ve bir hapishane sahnesinde kulağımıza çalınan Bobby Darin – Beyond The Sea’den itibaren bunun ötesine götürüyordu. Filmin ilk kısımlarının bitmesiyle öykünün sertliği de gittikçe artıyordu ve Scorsese de cebinden Rolling Stones’larını çıkartmaya başlıyordu. Yönetmenin ileride Shine A Light ile de pekişecek olan The Rolling Stones hayranlığı, grubun filmde üç ayrı şarkıyla yer almasını sağlıyordu. “Memo From Turner” ve filmde iki kez yer alan “Monkey Man” dışında “Savaş bir atış, aşk bir öpüş uzakta” sözleriyle ve tarihi introsuyla efsaneleşen “Gimme Shelter” filmin ikinci kısmına vurulan Rolling Stones damgasının kanıtları oluyordu (Rolling Stones grubunun envai çeşit Scorsese filminde duyulmasının mümkün olduğu gibi, “Gimme Shelter” şarkısı Casino ve The Departed soundtracklerinde de yer almakta).

Filmin ilerleyen kısımlarında rock müziğin bir yaşam tarzı olmasında önemli rol sahiplerinden The Who ve şarkıları “Magic Bus” dışında, Eric Clapton’un grubu “Cream – Sunshine of Your Love” ve ruhani Beatles üyesi George Harrison ise müthiş introlu “What is Life”‘ı dinlenebiliyorduk. Filmin esas müziği ise bu son iki şarkıyı tuhaf bir biçimde bağlıyordu. Eric Clapton’un bir dönem en yakın arkadaşlarından biri George Harrison’un eşi, kendisinin yasak aşkı Pattie Boyd (sonradan Harrison’u bırakıp Clapton’un eşi oldu) için yazdığı ve Derek and the Dominoes grubuyla birlikte söylediği “Layla”nın 7 dakikalık orijinal versiyonunda yer alan outro bölümü Goodfellas’ın neredeyse resmi müziği oluyor ve çok önemli bir sahnede kullanılıyordu.

Ayrıca filmin en son sahnesinde yönetmen müzikal açıdan da hınzır bir tercih sergiliyor ve müzik tarihinin en ilginç coverlarından biriyle filmi bitiriyordu. Claude François’in 1967 yılında bestelediği “Comme D’habitude” şarkısı aynı yıl Paul Anka tarafından “My Way” ismiyle İngilizce’ye çevriliyor ve 1969 tarihli Frank Sinatra’nın eşsiz yorumuyla da dünyaca ünlü oluyordu. Scorsese ise şarkının bu halini değil, Sex Pistols grubunun merhum basçısı Sid Vicious’un (kendisinin ve sevgilisinin genç yaşta ölümleri üzerine çekilen Sid & Nancy filmi önerilir) neredeyse dalga geçerek söylediği 1978 tarihi punk versiyonunu çalar. Paul Anka’nın bile “Bu versiyon bana biraz tuhaf gelmişti, yine de Sid’in samimi olduğuna inanıyordum” şeklinde bahsettiği bu özgün coverı böylesi bir filmin kapanış şarkısı yaparak sinefiller dışında müzik manyaklarının da büyük bir kısmının alkışlarını kabul ediyordu Scorsese.

Parça öneri listesi:

  • Derek and the Dominoes – Layla
  • The Rolling Stones – Gimme Shelter
  • The Cleftones – Can’t We Be Sweethearts
  • Bobby Darin – Beyond The Sea
  • Sid Vicious – My Way
  • George Harrison – What is Life
  • The Shangri-Las – Leader of The Pack
  • The Crystals – Then He Kissed Me
  • Tony Bennett – Rags To Riches

Leave a Reply