Kategoriler
izlenim

Green Zone: Amerika Günah mı Çıkarıyor?

Konuk Yazar: Can Güzel

Filmde Paul Greengrass – Matt Damon; yönetmen- başrol oyuncusu birlikteliği dikkat çekiyor. İkili daha önce Bourne serisinde beraberdiler. Bourne serisinin aksiyon ve sürükleyici kurgusunu düşünürsek sanırım hepimiz film daha başlamadan Irak’ta geçen bir Bourne hikayesi beklemiştik.

Filmin ilk sahnelerinde Amerikalı askerleri Irak’ta bazı operasyonlara katılırken görüyoruz, mekan ise Saddam sonrası sahipsiz kalmış –parçalanmış – Irak gerçekliği oluyor.Kahramanımız Miller’ı (Matt Damon ) da kitle imha silahları yok etmekle görevli askeri birliğin başında bir karakter portresi çiziyor. Miller yine Bourne gibi sistemin bir parçası olmak için eğitilen, ancak düşünen, sorgulayıcı bir karakter olmuş. Şunu belirtmeliyim ki daha önceki aksiyon filmlerinde olduğu gibi Matt Damon yine iyi bir oyunculuk sergiliyor. Diğer karakterler ise vasatın üstüne çıkamıyor. Çekimde ise hareketli kameralar seçilmiş; bu filme ayrı bir hava katmış. Ama yine de istenen aksiyona 2 saati aşkın bir sürede ulaşamıyoruz.

Greengrass – Damon bu sefer yarı aksiyon yarı politik bir film yapmışlar. Bu yönüyle Bourne serisinden kurgu olarak ayrılıyor Green Zone. Filmin politik yanı Irak’ın işgaline zemin hazırlamak için söylenen yalanları (kitle imha silahları) ve istihbarat gerçekliğini anlatıyor. Filmde Amerikalılar nereye gitse istihbarat yanlış çıkıyor. Amerika’nın bunu yaparken ülkede demokrasiyi kurma? çabaları ile film bu politik durumu derinleştiriyor. Ancak burada kurgunun gereksiz uzadığını ve yönetmenin bunu akıcı olarak anlatamadığını görüyoruz. Kurgusal bazda Greengrass filmin hiçbir tarafa ( aksiyon / politik) tam olarak yönlendiremediğinden, seyirci gördüğü sahnelerden parçaları birleştirirek sonuca adım adım gitmeye çalışıyor. Ancak parçalar bazen bağımsız durduğu için seyirci olarak parça birleştirmekte zorlanıyoruz. Bu da filmin heyecanını azaltıyor. Ayrıca burada Bourne serisindeki gibi süprizli olaylar, karakterler üzerine derinleşmiş bir kurgu da yok. Kurguda bölgedeki etnik çatışma olayları daha detaylandırılarak Irak daha detaylı anlatılabilirdi.

Daha önce de pek çok örneğinde gördüğümüz gibi Green Zone da Amerika’nın kendini eleştirdiği filmlerden biri. Amerika kendi kendine dünyanın bir yerinde savaşlar çıkarıyor; daha sonra iyi Amerikalılarla – kötü Amerikalıların mücadele ettiği, bir yandan da kendilerini kıyasıya eleştiren filmleri yapıyorlar. Bu tarz filmlerde Amerika dünyanın herhangi bir yerinde olmadık nedenlerden ( Vietnam, Irak gibi ) savaş çıkartıyor. Sonrasında kahramanımızın gözünden bu durumun (savaşın) yanlış olduğunu, savaşta yaşananların acımasızlığı anlatılarak filmdeki kötü Amerikalılar hedef gösterilerek anlatılıyor.

Filmin ana fikri birkaç cümlede gizli; “burada ne istiyorsanız ben sizden daha çok istiyorum”, “bu ülkede olacaklar hakkında karar vermek sizin işiniz değil”, yeşil bölge gösterilirken “bu adamların dominos pizzaları ve biraları mı var ?”. Sanırım Amerika film endüstrisi böyle filmler yaparak bir nevi günah çıkarmaya çalışıyor ya da öyle göstermeye çalışıyor…

Bir cevap yazın