İzlemeniz Gereken 5 Voodoo ve Black Magic Konulu Film

Dikkat ettiyseniz “en iyi” ya da “ilk beş film” demiyorum çünkü “en iyi” kavramı göreceli olduğundan, genellikle bu tarz listelerde en büyük yanılgı listeyi hazırlayanın zevk ve bakış açısına...

Dikkat ettiyseniz “en iyi” ya da “ilk beş film” demiyorum çünkü “en iyi” kavramı göreceli olduğundan, genellikle bu tarz listelerde en büyük yanılgı listeyi hazırlayanın zevk ve bakış açısına göre izlemeye başlayacağınızdan dolayı yaşayabileceğiniz hayalkırıklıkları olabilir. Tabii bu tam tersi de olabilir. Sonra arkamdan küfür etmenizi istemem.

Bir diğer yanılgı da içerisinde ‘Voodoo‘  ya da ‘Black Magic’ kelimesi geçiyor diye, bu filmleri korku filmi klasmanına giriyor sanmak olur… aman bu yanılgıya da düşmeyin! Yoğun dram içeren, gerilimi yüksek, korkuyla alakası olmayan filmler de barındırıyor bu liste. Ayrıca bu listeyi oluştururken film incelemesi de yapmayacağım çünkü ne kadar çok inceleme ve eleştiri kısmına girersek o kadar spoiler içerecek. Yoğun gizem ve mistik hava barındıran bu filmleri spoiler vererek heba etmek istemem.

The Serpent and the Rainbow
Yöneten: Wes Craven
Yapım Yılı: 1988
Tür: Gerilim-Korku

the serpent and the rainbow

Wes Craven’ın korku karakterleri yaratmadaki başarısı yadsınamaz. Hiçbir filmi için kült ya da mükemmel diyemeyiz ama kilometre taşı sayılabilecek filmlere imza atmış, çocukluğumuza, gençliğimize damga vurmuş işleri de mevcut. The Hills Have Eyes (1977), A Nightmare on Elm Street (1984), Shocker (1989 / Çocukluğumun en baba filmlerindendir. VHS kaseti dönemi haftada en az 3-4 kez izlerdim), Scream (1996) serisi bunlara örnek gösterilebilir.

The Serpent and the Rainbow, Harvard mezunu anthropologist – etnobotanist bilim adamı Wade Davis’in anılarından ve araştırmalarından derlediği kitap olan The Serpent and the Rainbow’un uyarlaması. Gerçek olaylardan esinlenilmiştir de diyebiliriz film için. Dr. Alan, Amazon ormanlarında yaptığı araştırmalarla büyük bir ilaç şirketinin dikkatini çeker ve görüşmeye çağırılır. Kendisinden Haiti’ye seyahat etmesi ve Voodoo ritüelleri içerisinde uygulanan bir ilaç hakkında bilgi toplaması istenir. Bu ilaç kişinin tüm hayati organlarını felç ederken bir yandan da bilincinin açık kalmasını, her şeyin farkında olmasını sağlayarak kişiyi birer zombiye dönüştürmektedir.

Bundan sonra Dr. Alan, devrim sırasında Haiti’nin çalkantılı döneminde adanın Voodoo rahiplerinin denetimini üstlendiği ve halk üzerindeki tehlikeli büyü uygulamalarının olduğu, toplumsal kaosun yaşandığı, şaşırtıcı ve çoğu kez gerçeküstü bir soruşturmaya çıkar. Tabii bu ilacın ardındaki gerçeği ve çevreleyen gizemi bulmak öyle kolay olmayacaktır.

serpent and rainbow

Yönetmen Craven gerçeklik ve hayal arasındaki kurguyu, insanlığın bilinen en doğal korkularını tetiklemek için çok iyi tasarlıyor ve kullanıyor. Bunu da zihin karıştırıcı görseller, ürpertici makyaj ve yaratıcı kamera teknikleri ile seyircinin zihniyle oynayarak çok iyi başarıyor.Filmin en büyük özelliklerinden biri de Voodo büyüsünün, zombification yani zombileştirme ritüellerinin nasıl uygulandığını en çarpıcı ve açıklayıcı şekilde sunan, yer yer dokümanter bir film olması. Voodoo dünyasının içine derinlemesine giren, ilgisini çekenler için ise harika bir yol gösterici olarak tanımlayabiliriz film için.

The Serpent and the Rainbow gerçek zombism hakkında çok küçümsenen son derece ürpertici ve gerilimi yüksek bir film.

Angel Heart
Yöneten: Alan Parker
Yapım Yılı: 1987
Tür: Polisiye-Gerilim-Gizem

angel heart

Angel Heart iki büyük türün başarılı bir füzyonu niteliğinde. Geçmişin büyük siyah beyaz ‘film noir’ leri ile korku-gerilim türünün enfes karışımı.

Çürümüş binalar, kalitesiz odalar, korkunç fanlar, grotesk asansörler, boğucu müzik, ürkütücü bir çerçeve oluşturarak gizem ve gerilimi lezzetli bir sinematik kokteyl’e dönüştürmeyi öyle iyi başarıyor ki, çok geleneksel bir özel dedektif soruşturmasını çarpıcı bir şekilde bize sunuyor böylelikle. Gizem sadece perspektif meselesidir, filmin sınırları içinde var olan bir şey. Alegori ve gizli ipuçları (yoğun semboller barındırıyor) ile dolu bir gizemi titizlikle işliyor, görüntülerle de mükemmel betimliyor.

Dedektif Harry Angel (Mickey Rourke) Johnny Favorite adında bir müzisyeni bulmak için Louis Cyphre (Robert De Niro) adında gizemli biri tarafından işe alınır. Angel davanın derinlerine indikçe, yeni kişilere ve yeni bulgulara ulaşır. New York’ta başladığı soruşturma Louisiana’ya kadar uzadığında Voodoo ve doğa üstü olaylar zincirinin içerisinde bulur kendini.

angel heart film

Yine çok fazla detaya giremiyorum çünkü ne kadar derine inersem o kadar spoiler vereceğimden, filmi hala izlememiş olanlara ayıp etmiş olurum. Bu film hakkında sayfalarca yazabilirim fakat kısaca özetlemek gerekirse; mükemmel görüntüleri (özellikle Flashback’ler, Harry’nin gördüğü kötü rüyalar), mükemmel oyunculukları, şahane atmosferi ile “izlenmesi gerekenler” klasmanına tam uyuyor!

The Skeleton Key
Yöneten: Iain Softley
Yapım Yılı: 2005
Tür: Gerilim-Gizem

skeleton key

Gizem yaratma işi her yönetmenin harcı değildir. Bir korku filminin -ki içerisinde gizem barındırıyorsa, giriş-gelişme-sonuç ilişkisi içerisinde bulundurduğu korku öğeleri ile tansiyonu öyle iyi ayarlamalıdır ki, ne seyirciyi ilk baştan sıkmalı, ne de gereksiz sahnelerle yerinden hoplatmalı. The Skeleton Key bu özellikleri ‘tam anlamıyla’ iyi kullandığından dolayı, listemize girmeye hak kazandı.

Konusuna kısaca değinmek gerekirse; ıssız bölgede bulunan bir malikhanede yaşayan yaşlı çiftten yatalak olan Ben’in bakıcılığını yapmak üzere eve yerleşen Caroline bir zaman sonra çatı katında uzun zamandır girilmemiş bir oda keşfeder. Bu odada Hoodoo büyüsünde kullanılan korkunç materyallerin yanında, kayda alınmış ayinlerin plakları vardır. Rasyonel bir yapıya sahip olan Caroline büyüye ve dini semboller barındıran şeylere inanmasa da, yaşananlar karşısında kendini bir tür gerçeklik dışı olaylar dizisi içerisinde buluyor, kendi inançları ile yüzleşirken bir yandan da mekanın geçmişi ile yüzleşmek zorunda kalıyor. Gerisini izleyip değerlendirin artık.

Filmin afişine baktığınızda ya da Dvd’sini elinize aldığınızda sizde yarattığı ilk etki, Imdb puanı 4.5 olan vasat bir korku filmi gibi olabilir. Sırf bu yüzden de bir çok sinemaseverin film arşivinde izlenmeyenler kısmında duruyordur kesin. Ama siz yine beni dinleyip bu filme bir şans verin. Bu yoklukta gerilim filmi bulmakta zorlanıyorsanız, bu film tam da kötü gün dostu.

Hoodoo: Afrika, Amerika ve Avrupa yerel halk inanışları ve ritüellerinin oluşturduğu bir harmandır. Bazı araştırmacılara gore Hoodoo, Voodoo’nun değişim geçirmiş ve çarpıtılmış bir halidir ancak durum bundan çok farklıdır. İlk olarak Voodoo Batı Afrika kökenli, Haiti’ye aktarılmış bir inanış ve uygulamalar bütünüdür. Ancak Hoodoo Orta Afrika temelli bir inanış ve uygulamalar bütünüdür.

The Believers
Yöneten: John Schlesinger
Yapım Yılı: 1987
Tür: Gerilim

believers

Eşi trajik bir şekilde öldükten sonra, polis psikiyatristi olan Cal Jamison (Martin Sheen), NYC’ye oğlu Chris ile birlikte taşınarak her şeye yeniden başlamaya karar verir. Çok kısa süre sonra bir meydan parkı içerisinde Voodoo büyüsü izleri taşıyan semboller ile kurban edilmiş kedi cesedi bulunur. Olay mahalline çok yakın olan Polis Jamison ve oğlu oradan geçerken Chris, kediyi kurban ederken kullanılan materyallerden birini yanına alarak uzaklaşırlar. Bu olaydan sonra New York’un arka sokaklarında çocukların ve yetişkinlerin intihar gibi göründüğü, bir dizi seri cinayetler ortaya çıkar. Bulunan cesetlerin bir ortak noktası da, Santeria geleneklerine uygun bir şekilde kurban edilmiş olmasıdır. Ve olaylarımız seri ölümler ile birlikte, Chris’in yerden aldığı materyalden etkilenip, büyüye maruz kalmasıyla birlikte hız kazanır.

İlk yarı neredeyse tamamen boş koşturmacalar içeren, ölümlerin neden olduğunu uzun süre anlayamadan, hiçbir ipucunun olmadığı bir şekilde ilerliyor malesef. Bu yüzden Santeria’yla ve Afrika büyücülük ayinleri içeren bir aksiyon filmi olmaktan öteye geçemiyor. Filmin ikinci yarısı ise anlamdıramadığımız bu koşturmacanın, işin içine tarikatçılık (daha fazla açıklayamıyorum spoiler içerecek yoksa) ve Voodoo inanışlarıyla ilgili bilgilerin eklenmesiyle iyi bir gerilim filmine dönüşüyor. Film maalesef korkutucu değil fakat süresi boyunca, temposunu iyi ayarlıyor. Bunu da olaylar gelişirken, baş kahramanımızın yakınlarının Kara Büyü’den etkilenme süreçleri ile başarıyor.

the believers film

Nicholas Conde’nin The Religion kitabından uyarlanan film, kitaba ne kadar sadık kalmıştır bilinmez fakat 1980’li yıllarda, korku türünün birçok trendini iyi yakalamış görünüyor.
Bu da iyi bir seyirlik olmasına yetiyor.

Santeria: Katolik azizleriyle Afrika’nın çok tanrılı dinlerinin sentezlenmesiyle oluşan dini hareket; inanç topluluğu. Voodoo ile benzerlikler taşıyan yönleri olan Santeria, kölelerin ve toplumun tepkisinden çekinen bir grup Afrikalı’nın, katolik azizlere dua ediyormuşcasına davranıp takiye yaparak aslında Santeria ruhlarına sesleniyor olması durumuyla uzun sure gizli kalmış, bir noktadan sonra da kimi katolik inançlarıyla içiçe geçmiştir.

Eve’s Bayou
Yönetmen: Kasi Lemmons
Yapım Yılı: 1997
Tür: Dram

eves bayou

-Babamı öldürdüğüm sabah on yaşındaydım. Erkek kardeşim Poe dokuzundaydı, ablam Cisely da on dördüne yeni girmişti.

Yukarıda yazdıklarım şu an size pek bir anlam ifade etmiyor olabilir. Herhangi bir duygu da uyandırmıyor olabilir ama filmi izledikten sonra sizde uyandıracağı duygunun yoğun olacağına eminim.

Film dramatik derinliğini ve manevi mistisizminin yoğunluğunu bir çocuğun bakış açısından, yani genç Eve’in perspektifinden yansıtarak alıyor. Louis Batiste (evin babası) bölgede sevilen, sayılan bir aile doktorudur. Bir o kadar da çapkındır. Evde verdikleri bir partide Dr. Louis karısını aldatırken, küçük kızları Eve olaya şahit olur ve ailenin dram yüklü hikayesi böylece başlamış olur. Bu olaylar zinciri küçük kızımız Eve’in babasından nefret ederek, Voodoo büyüsü yaptırmaya kadar gider. Yine detay veremiyorum yoksa filmi izlerseniz büyük bir sürpriz bozanla karşılaşabilirsiniz.

bayou

Bir de filmde öyle güzel, öyle sihirli bir sahne var ki, söylemeden edemeyeceğim. Teyze Mozelle, Eve’e kocasının sevgilisi tarafından vurulma hikayesini bir ayna önünde anlatırken, aynadan yansıyan tarafta, anlatılan hikaye gerçeğe dönüşür. Bir adam diğer adama silah doğrultmuştur. Teyze Mozelle anlatmaya devam ederken, kameranın görüş açısından sıyrılıp, aynadan yansıyan tarafa geçer ve hikayeye bu sefer geçmişteki görüntüde devam eder. Bu sahne aklınıza kazınacaktır.

Kısacası film çarpıcı ve güçlü performansları ile (özellikle Eve) iyi yapılmış, düşük bütçeli bir bağımsız dram filmi.

kategori:
seçki