Kategoriler
haber

Korkoro: Gatlif’ten Özgürlük!

korkoro-freedom-tony-gatlif.jpg

Auschwitz’teki Soykırım Müzesi’nin girişinde Martin Niemoller’in artık herkesçe bilinen dizeleri yer alır…

Önce sosyalistleri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben sosyalist değildim.

Sonra sendikacıları topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben sendikacı değildim.

Sonra yahudileri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben yahudi değildim.

Sonra beni almaya geldiler
Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.

Şiirin orijinal versiyonunda şu dizeler de bulunur ama müzenin girişinde nedendir bilinmez bu dizeler yer almaz:

Sonra çingeneleri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben çingene değildim

Herkes İkinci Dünya Savaşı’nın kendi ülkesine ve etnik kimliğine verdiği zararları konu eden filmler yaptı, yapıyor ve yapacak. Son dönemde Hollywood sineması çok sık bir şekilde musevi soykırımını işledi. Daha önce sovyet sineması da İkinci Dünya Savaşı’nda yaşananlarla ilgili çok önemli eserler verdi.

Yüzyılın en büyük insanlık ayıbı özellikle işin içine Hollywood girince bir klişe olmaya başladı. Oscar kovalayan yönetmenlerden tutun da kendini kanıtlamaya çalışan genç yönetmenlere kadar herkesin bir soykırım filmi oldu. Tony Gatlif, yıllardır kendisine “Niye İkinci Dünya Savaşı’nda çingenelerin yaşadıklarını filme almıyorsun?” diye soranlara hep bu “klişeleşme” tehlikesinden bahsetmiş. Roman yönetmen (kendisini böyle tanımlıyor) eline iyi bir hikaye gelene kadar beklemeye karar vermiş.

Tony Gatlif, romanların yaşadıklarını sadece İkinci Dünya Savaşı ile sınırlamanın da zor olduğunu belirtiyor:

Roman halkları tarihleri boyunca çok acı çekti. Ama katı ırkçılık ve faşizmle ilk olarak 1910larda karşılaştık. Tüm Avrupa’da ‘antropometrik kimlik kartları’yla dolaşmak zorunda kaldık. Ardından göçebeliği yasaklayan Vichy yasaları geldi. İkinci Dünya Savaşı’yla baskılar en yüksek noktalara ulaştı. Yirminci yüzyılın ilk 50 yılı, roman tarihinin en kara dönemidir.

korkoro-kamp.JPG

Gatlif, çingenelerin yaşadıklarını anlatmak için iyi bir senaryo ararken fransız tarihçi Jacques Sigot’nun İkinci Dünya Savaşı’nda Taloche isimli bir roman ve 20 kişilik grubunun yaşadıklarını anlatan bir kitaba rastlamış. Gatlif gerçek hayattan aldığı ve üzerine senaryo yazdığı Taloche’nin hikayesini şöyle anlatıyor:

“Taloche, faşizm baskısıyla bir ev satın alarak içinde yaşamak zorunda kalan ve buna dayanamayıp, kaçmaya çalışan bir roman… Göç etmeyi sürdürünce naziler peşine düşüyor, bir kasabaya sığınıyor ama buna rağmen tutuklanıyor ve toplama kampına kapatılıyor. Onu ve grubunu toplama kampında yaşananlar değil, özgürlüğünün kısıtlanması daha çok üzüyor.”

korkoro-cocuk.JPG

Gatlif, film için çok heyecanlandığını ve kendi başyapıtı olacağını söylüyor. Filmden ilk görüntüler, romanların renkli dünyasının, nazilerin soğuk, ruhsuz, kişiliksiz, tek tip varoluşlarıyla yarattığı kontrastı yansıtıyor. Fransa ve Romanya’da eylül 2009da vizyona girecek filmin aradan fazla zaman geçmeden ülkemizde de gösterime girmesini bekliyoruz.

“Korkoro: Gatlif’ten Özgürlük!” için bir yanıt

Bir cevap yazın