Kosmos: Zamanın Eğilip Büküldüğü, Seslerin Varettiği Bilinmez Bir Mekanda


– güzeller güzeli; yüreğim şimdi bak, parmaklarımdan damlayacak. şimdi bak, içimin oynaması benden rüzgar çıkaracak. sen, sen, senin adın var mı?
– adım, Neptün olsun.
– senin adın Neptün olsun, benim de Kosmos. sol elin başımın altında olsun, sağ da beni kucaklasın..

46. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ödülü de dahil olmak üzere birçok festivalden ödülle dönen Kosmos belki de Reha Erdem’in zaman ve mekan kavramındaki sınırlarını en fazla kaldırdığı filmlerinden birisi. Hayatın kendisini bu sınırsızlıkla hayatın kendi ritmi üzerinden anlatmaya çalıştığı film Kars’ta geçmesine rağmen orası Kars değil zamanı ve sınırları belli olmayan bir kasabadır.kosmos 1

Zamanın bile soyutlandığı bu kasabaya nerden geldiği belli olmayan Kosmos adında bir adam ağlayarak gelir. İnsanlara yardım eder, mucizeler gerçekleştirir, hırsızlık da yapar, aşık da olur. Ama insan gibi değil, adeta kuşlar gibi öterek iletişim kurar Neptün’le.

Reha Erdem’in Kosmos’unda mekanı oluşturan en önemli kavram seslerin karakteridir. Hem mekanları hem de olayları birbirine bağlarken sesleri çok iyi bir şekilde kullanmaktadır. Kasabadaki madeni sesler ve kargaların hakim olduğu sesler, Kosmos ile Neptün’ün iletişim kurma şekilleri.. .mekanları kullandığı ritmik seslerle oluşturur ve bize yansıtır.

Filmde en dikkat çeken mekanlardan birisi de hiç kuşkusuz ki danaların kesildiği mezbaha. Kesimlerin tüm ayrıntılarıyla aktarıldığı, hayvanların korkuyla bakışlarını etkili biçimde gösteren film Reha Erdem’in deyişiyle insanlığın ikiyüzlülüğünün bir göstergesi. Kosmos’un bu sınır kasabasında ilk geldiği zaman kurtardığı çocuğun babasının da mezbaha da çalışıyor olması, can alan birine can vermesi filmden şu replikle son derece örtüşüyor. “İnsanın hayvana bir üstünlüğü yok efendim!“Kesilirken acılı gözlerine baktığımız danaların sahnesinden sonra Kosmos da aynı tepkilerle ağlayarak kasabayı terk eder. Ne zaman ve nereden geldiğini bilmediğimiz bu adam yine aynı bilinmezlikle kaybolur.kosmos 2

Reha Erdem sinemasındaki zamanın farklı olgusunun en iyi şekilde kurgulandığı filmde belirli aralıklarla duran saat imgeleri dikkat çekiyor. Filmin hangi zamanda geçtiği, Kosmos’un kasabaya ne zaman geldiği, ne kadar kaldığı, ne zaman gittiği normal saat kavramlarıyla anlatılmıyor. Filmde gördüğümüz dolunay Reha Erdem’in de söylediği gibi kendi zamanını oluşturmaya çalışıyor. Böylece kendi zaman algımızı bırakıp filmi kendi zaman algısıyla irdelemeye başlıyoruz.

İnsanların inanışlarına da dikkat çeken, maneviyata dair göndermelerin bulunduğu filmde düşen uydu kasabada yaşayan halkın mucizelere inanmasının bir işareti olarak karşımıza çıkıyor.

Neptün’ü Türkü Turan’ın, Battal/Kosmos’u da Sermet Yeşil’in canlandırdığı filmde özellikle Sermet Yeşil’in oyunculuğu da dikkat çekiyor. Şaman özellikleri taşıyan, hayvan tepkileriyle ilişki kuran, sosyal olurken aynı zamanda içinde bir antisosyal ruh barındıran bir karakter Kosmos. İnsanları iyileştirip, mucizler yaratabiliyorken bir yandan da paralarını çalıyor. Hiçbir yere aidiyet duygusu beslemeyen bu karakteri canlandırmakta oldukça başarılı Sermet Yeşil.

kosmos 4

Özetle karşımızda bilinen insan/hayvan arasında gidip gelen, evrenin düzenini, ötekinin ne olduğunu bilinen zaman ve mekan algılarından soyutlayarak irdeleyen bir film var karşımızda. İzlemesi kolay değil. Hele de filmin kendi zaman ve mekan anlayışını yadırgayıp, bilinen kalıpları aradığınız zaman.

“herkesin başına herşey aynı şekilde geliyor”

,

Leave a Reply