Lemminge, Bölüm 2, Verletzungen: Sakat Ruhların Acıklı Öyküleri

Lemminge, Bölüm 2, Verletzungen: Sakat Ruhların Acıklı Öyküleri

Lemminge’nin ikinci bölümünde, birinci bölümünde gençliklerini izlediğimiz karakterleri 19 yıl sonra ilk kez  yeniden bir araya geldiklerinde izliyoruz.
Haneke, ilk filmde yaşananlarla ilgili hiçbir ipucu vermeden, ilk bölümde yaşanan ağır travmalardan hiç  bahsetmeden bir hikaye anlatmaya başlıyor. İzleyiciyi ticari sinemanın çok sık kullandığı “Gençlerin  yaşadığı travmalar geleceklerini şekillendirdi. Hayatları mahvoldu” yalanına inandırmaya çalışmıyor.

Filmin ilk sahnesi birinci bölümde olduğu gibi yine arabalar. Bir kazası sahnesi görüyoruz. Arabanın uçsuz bucaksız bir düzlük içinde tek bir ağaca çarpması “intihar” şüphesi de oluşturmuyor değil ama Haneke ilk filmde olduğu gibi arabalarla kurguladığı bu sahneyi geride bırakarak hikayeyi anlatmaya devam ediyor.

Karakterlerimiz 19 yıllık aranın artık birer yetişkinler ve yaşadıkları travmaları unutarak iyi-kötü birer  iş sahibi olmuşlardır. En ilginç meslek seçimi ilk filmde Bergman’dan bahseden, müzikle ve sanatla ilgilenen Christian’ındır. Sanata meraklı gencimiz artık askerdir ve teğmenliğe kadar yükselmiştir.1

İlk filmin sonunda kardeşi Sigi’nin intiharı sonucunda şehri terk edip Viyana’ya yerleşen Sigrid engelli babasının ölümüyle Neustadt’a geri döner. Amacı cenazeyi kaldırıp, kendisine ağırlık verdiği her halinden belli olan  anılarını unutmak ve yaşantısına geri dönmektir. Karnında bir de çocuk taşıyordur. Hastanede karşısına kendisini ilk filmde profesörünün karısıyla yaşadığı yasak aşkla tanıdığımız Fritz, doktor olarak çıkar. Babasının ölümü karşısında hissizleşen  Sigrid’e yardımcı olur, Christian ve Evi’nin de evliliklerini sürdürdüklerini, kentte olduklarını anlatır.  Kendisi de ilk filmde trajik olaylara yol açan daveti veren zengin adamın kızı Bettina ile evlenmiş ancak  mutsuz bir evlilik sürdürmektedir.

Haneke’nin araba kazasının ardından yarattığı ilk garip durum Sigrid’in babasının “ölüm maskesi” ile ilgilidir. Aristokrat babası geleneklere uygun olarak öldükten sonra yüzünün kalıbının alınarak maskesinin çıkarılmasını istemiştir. Sigrid’in yine hastanede karşılaştığı papaz, kazayla maskeyi kırar. Sigrid, babasının ölümüne ilk kez burada tepki verir ve maskenin parçalarını gördüğünde ağlamaya başlar.

Kısa sahnelerle karakterlerin mutsuzluk anlarını ve küçük burjuva sıkıntılarını izleriz. Evi, kapısına gelen bir evsiz adamdan korkarak  panik yapar ve adamın elini kapıya sıkıştırır. Peter isimli biriyle yasak aşk yaşamaktadır. Christian ve Evi’nin uyumadan önceki konuşmalarına tanık olur ve küçük önemsiz şeyler sonucunda yaşadıkları büyük ve anlamsız depresyonlarını  izleriz. 2

İlk yarım saatte belirli bir seviyede tutulan mutsuzluk seviyesi Sigrid’in verdiği yemekte patlamaya  dönüşür. 5 arkadaş ilk kez birbirleriyle gerçek anlamda yüzleşir. Bettina patlar ve herkesin yüzüne  gerçekleri haykırdıktan sonra ancak Sigrid’in tokatıyla sakinleşir. Fritz karısını alıp gidince başbaşa kalan, Christian, Evi ve Sigrid konuşmaya başlarlar. Sigrid babasının ilk filmde yaptığı Lemming  benzetmesini tekrarlar. Kısa konuşmalarla hayatlarını gözden geçirirler ve tespiti kabullenmekten başka bir  şansları kalmadığını anlarlar. Yemek biter, karakterlerimiz hayatlarına devam etmeye çalışırlar.

Evi, yasak aşkı Peter’ın kendisini terk ettiğini öğrenince sinir krizine girer ve hastaneye kaldırılır. Sigrid  babasının avukatıyla yaptığı görüşmede eski aristokrat değerlerle, kendi küçük burjuva yaşamı arasındaki farklılıkları acı biçimde öğrenir. Aristokrasinin görünmez kurallarına uymamayı tercih ettiğinde bunun  sonuçlarının ne olduğunu anlar. Babası tüm malvarlıklarını, annenin de Sigrid’in kenti terk etmesinden bir  yıl sonra ölmesiyle “Nasıl olsa isteyen yok” diyerek elden çıkarmıştır. Aristokrasinin değerler sistemine göre,  halef-selef-miras çarkında yer almayı reddedince, zenginliklerin de bir parçası olamayacağınızı net bir şekilde  anlatır Haneke.

Fritz, geçirdiği sinir krizinden sonra iki haftadır hastanede yatan Evi’yi ziyaret eder. Kısa bir  merhabalaşmadan sonra Evi beklenildiği gibi yine ağlama krizine girer. Kendisini çabuk toparlar, Fritz’ten aynı odada kalan kadını sinirini bozduğu için başka yere nakletmesini ister. Bu kısa ziyaret filmin kilit sahnelerinden biri için hazırlıktır. Evi, hastaneden çıkınca Fritz’i muayenehanesinde ziyaret eder. Tüm yaşadıklarını tüm açıklığıyla anlatır. Aşığı kendisini terk ettiği için sinir krizine girdiğini, Christian’la aralarında buz gibi bir ilişki olduğunu söyler. Biraz cesur bir şekilde, Fritz’in kısa ziyaretinin onu çok etkilediğini belirterek artık kendisiyle aşk yaşamasını talep eder. Fritz’in sözleri ilişkiyi reddetse de, hareketleri hiç öyle değildir. Bu arada Evi bu diyalogda ilk filmde yaşananların tümünü özetler: “Çocuklar gibiyiz, ailelerimiz önümüze bir dolu pahalı oyuncak koymuş ama nasıl oynanacağını göstermemiş. Oynayamadığımız için mutsuz oluyoruz. Onları kırmaktan başka çaremiz yok.”

Sigrid’in yalnızlığı ve hamileliğinin ilerlemesiyle yaşadığı dengesizliğine de tanık oluruz geçiş sahnelerinde… Sokakta gördüğü çocukların kavgasını, ölü bir kediyi, bir kadının kafasına düşmek üzere olan inşaat malzemelerinden kılpayı kurtulmasını üst üste görünce hayatın ve ölümün rastlantısallığı kendisine ağır gelmeye başlar. Evi, Fritz’le olan ilk gecesine hazırlanırken kocası Christian’ın eve erken gelmesiyle yakalanır. Christian küçük bir sorgulamanın ardından Evi’yi çözer. Önce sözlü tartışma, sonra anlamsız bir kefaret seksi girişimi, ardından fiziksel şiddet ve son olarak “Ne yapıyoruz biz? Nasıl böyle olduk?” sorularıyla devam eden tartışma Evi’nin evi terkedip Fritz’in yanına gitmesiyle son bulur.

3

Fritz ve Evi’nin aşk, dostluk, cehaletin mutluluğu üzerine kısa konuşması yatakta son bulur. Evi, yine ağlamaya başlasa da Fritz “Mutlu olabilmek için vicdanını dinlememeyi öğrenmelisin” sözlerini bir de 8 yaşındaki bir sadistliğinden örnek vererek anlatınca Evi ikna olur ve hedonist yaşamına temel kurmayı başarır.

Hamilelikle artan varoluş sancıları artan Sigrid ise çözümü ilk sahnelerde gördüğümüz papaza gitmekte bulur. “İnsanların gözündeki nefreti görünce korkuyorum. Haber spikerleri haberlerini nasıl bağırmadan, ağlamadan sunabiliyorlar. Bu dünyaya nasıl çocuk getireceğim ben” şeklindeki hezeyanları, gerçekçi papazımızdan “Ortaçağ’ın Kilisesi’ne, modern çağın açmazlarını nasıl çözeceğini sormak pek mantıklı değil” yanıtını alınca biraz kendine gelir. Haneke hemen bir sahne sonra mükemmel bir planla Sigrid’in yalnızlığını anlatır. Elinde dürbün, karşı apartmanlardaki aileleri izleyen Sigrid’in evine odaklandığımızda kocaman malikanede tek bir ışığın yandığını görürüz. Haneke filmin final sahnelerinden birinde Sigrid’in daha ilk filminden ilan ettiği yalnızlığın sonucunu gösterir. Doğum sancılarını yaşadığı hastanede tek başınadır. Kendisine yardım edecek, acısına ortak olacak kimse yoktur.

4
Haneke kapanışı, Fritz, Christian, Evi üçgeniyle yapar. Christian, karısı Evi’ye ölümcül bir hastalığa yakalandığını, evliliklerine ve çocuklarına son bir şans vermesini ve iki haftalık bir tatile çıkmayı ister. Evi kararsız kalır, bir yemekte bir araya geldikleri Fritz’e ne yapması gerektiğini danışır. Fritz’in, “Ben senin vicdanının yerini alamam, kararlarını kendin al” çıkışı üzerine Evi, Fritz’in şaşkın bakışları arasında ölmek üzere olan eşinin tatil teklifini telefonla soğuk bir şekilde reddeder.

Bir sonraki sahnede bu reddedişe rağmen Christian ve Evi’yi arabayla yolculuğa çıkarken görürüz. Çok geçmeden bu yolculuk filmin ilk sahnesine bağlanır. Christian biraz ilerledikten sonra aracı bir ağaca doğru sürer. Bilinçli olarak Evi’nin olduğu tarafı ağaca çarptırır. Evi olay yerinde ölür, Christian kurtulur.

Filmin ve ikilemenin son sahnesi Christian’ındır. Kolu alçılı bir şekilde geri döndüğü kışlada kendisine selam vermeyen bir bölüğe, karısını daha yeni öldürdüğü halde onur, şeref, haysiyet üzerine bir konuşma yapar. Haneke iki film boyunca yaşanan onca ölümün üzerine son olarak Christian’ın ruhunun ölümünü gösterir.Digital Fusion Image Library TIFF File

Haneke, Avusturya TV’leri için çektiği ilk filmlerinde yine sözünü sakınmayan ancak sinema yaşamındaki kadar sert ve acımasız bir şekilde söylemeyen bir görüntü çizer. Lemminge’nin, bir başka filozof-yönetmen Dennys Arcand filmlerini andırdığını söyleyebiliriz. Haneke’nin daha sonra birçok filminde kullanacağı karakterlerin prototiplerini de bu filmlerde bulmak, bir yönetmen arkeolojisini yapmayı mümkün kılıyor. İki filmde de öldürme veya şiddet gösterileri yok. Ama karakterlerin birbirlerine ve en çok da kendilerine uyguladıkları psikolojik şiddet en az Funny Games’teki kadar soğuk ve sert sahnelerin oluşmasına yol açabiliyor. İkinci filme ismini veren “Verletzungen” (sakatlanma, yaralanma) tanımı insanların yaralanan ve aşırı kan kaybeden ruhlarının yavaş yavaş ölümünü anlatıyor.


Leave a Reply