Los Olvidados: Buñuel’in Meksika Armağanı


los-olvidados-luis-bunuel.jpg

Luis Buñuel denince birçok kişinin aklına, Un chien Andalou’daki Bunuel’in, güzel bir kadının gözünü bıçakla kesme sahnesi gelir. Buñuel’in daha gencecik bir adamken ünlü sürrealist Salvador Dali ile birlikte yaptığı ve filmografisinde ilk olma özelliği taşıyan Endülüs Köpeği birçok sinemasever için Luis Buñuel sualinin cevabıdır. Biraz Buñuel’i biraz daha yakından tanıyanların akıllarına ise Fransa yıllarında çekmiş olduğu taşlamalı sürrealist filmler gelebilir. Hâlbuki Luis Buñuel, 1929da başlamış olduğu sinema serüvenini, 70lerin sonuna kadar üç farklı ülkede, her ülkenin sinema tarihine damga vururcasına sürdürmüştür.

Los Olvidados, Buñuel ustanın Meksika yılları olan 1950lerde yapmış olduğu sert bir dram. O dönemki Meksika’nın amerikan desteği sayesinde görece bolluk zamanları yaşayan Meksika’nın sineması da en verimli çağını yaşamakta. Sinemada star sistemi önplanda fazlaca filmler yapılıp sinema salonları doluyor. Ama genellikle filmlerin çoğu ya komedi ya da şaşalı aşk hikayeleri. İşte böyle bir dönemde Buñuel Meksika’ya gelyor ve ikinci filmi Los Olvidados ile de Meksika sinemasına da damgasını vuruyor.

Los Olvidados şaşalı ve bolca paranın aktığı, dünyanın en kalabalık şehiri Mexico City’nin arka sokaklarındaki sefaleti ve yüksek suç olgusunu anlatıyor. Birçok filmde defalarca işlenmiş olan ve işlenecek bu tipik trajik konu Don Luis’in elinden biraz daha estetik bir görünüm ile daha bir sert şekilde çıkıyor. Hikayenin trajik kurgusu çoçuklar üzerinden anlatılıyor. İlk sahnelerde gözüken beş fakir çoçuktan ikisi ana karaktere dönüşüyor ve hikaye de onlar üzerinden ilerliyor. Babası belli olmayan ve aslında iyi şeyler yapmaya çabalayan Pedro ve tek boyutlu kötü adam El Jaibo. Bu iki ana karakterin yanına Pedro’nun oldukça çekici ama umursamaz annesi, El Jaibo’yu lider konumunda gören Pelon defalarca El Jaibo’nun tacizine uğrayan Pelon’un kız kardeşi Meche, ve büyükbabaları, kör dilenci Don Carmelo, ve pazar yerinde babası tarafından terk edilip Don Carmelo’nun himayesi altına alınan taşralı çoçuk Ojitos. Bu bilimum özellikle doğu ülkelerinde sık rastlanan konu ve hikaye örgüsü Buñuel’in vizyonu ile daha sarsıcı olarak ortaya cıkıyor. Örneğin El Jaibo ıslahevinden çıktığı andan itibaren deliler gibi suç işliyor. Önce Pedro’nun da şahit olduğu olayla eski hasmı Julian’ı acımasızca öldürüyor. Yaşlı kör Don Carmelo’ya eziyet ediyor; Meche’ye tacizde bulunuyor; Pedro’nun annesini yatağa atıyor; Pedro’nun tutuklanmasına sebep olup daha sonra onu da öldürüyor. Yani El Jaibo bu trajik ve fakir hayattaki en kötü bireyi simgeliyor. Filmin diğer karakterleri çok iyi sayılmasalar da bir iki tanesi doğru yola girmek içi çaba sarfediyor. Örneğin hırsız Pedro annesinden fazla sevgi görmese de, doğruluğu savunmaya çalışan bir karakter olarak yer alıyor. Aynı şekilde kör dilenci Don Carmelo da her ne kadar sokak çoçuklarından nefret edip, onların tamamının kökünün kazınmasının gerekliliğine inansa da, babası tarafından pazar yerinde unutulan köylü çoçuk Ojitos’u himayesi altına alıp topluma kazandırmaya çalışabiliyor. Uzun lafın kısası birçok aynı işleyişte olan başka filmlerde: “Bu çoçuklar özünde kötü değil, şartlar onları kötüleştirmiş. Aslında hepsinin büyük yürekleri var.” temasını Don Luis sert bir şekilde yıkıyor ve toplum yozlaştıkça ve fakirler daha fakir oldukça kötülük her zaman olur diyor.

Dünyanın en bilinen sürrealistlerinden biri olan Luis Buñuel, Los Olvidados’da bu bilinen sürrealizimini fazla kullanmıyor. Don Luis, Los Olvidados’da daha çok italyan neo-realist akımından yararlanmış. Sert ve trajik hikayenin basit anlatımı, birçok sahnede profesyonel aktörlerden ziyade gerçek tiplerin kullanılması ve en belirgin neo-realizm özelliği olan filmin sonunda hikayenin sonlanmadan devam edeceğinin gösterilmesi de bu neo-realizm olgusunu kanıtlar nitelikte. Her ne kadar Buñuel bu filmde sürrealizme fazla bulaşmasa da Los Olvidados’un en unutulmaz sahnesi bir sürrealizm sekansından oluşuyor. Pedro’nun rüyasının anlatıldığı sahnede yatakta uyuyan Pedro kendi üzerine şeytani bir hayalet görünümünde gelen annesine, eve aldığı eti kendisine neden vermediğini soruyor; annesi de Pedro’ya eti çiğ olarak uzatıyor ama Pedro tam alacakken ondan önce davranan ve rüyanın öncesinde öldürelen Julian katili El Jaibo kanlı elleri ile saklandığı yatağından çıkıp ete saldırıyor. Özel efektler ile çekilmemiş olsa da, bu sahne Buñuel’in ustalığı sayesinde oldukça ürkünçtür. Bu kısa ama etkileyici rüya sahnesi filmin ilerleyen dakikalarındaki olgular ve karakterlerin değişimi için güzel ipuçları vermekte.

Sonuç olarak Luis Buñuel, Meksika sinemasında bu filmi ile damgasını vurup biraz o dönemde farklı tepkiler alsa da bugün Los Olvidados sinema klasiklerinden biri olarak görülmekte. Luis Buñuel bu yalın anlatımlı, klişe konulu ama çok sert filmi ile Meksika’nın hem sanat dünyasına hem de sosyal hayatına güzel bir armağan vermiş.


Leave a Reply