Kategoriler
izlenim

Machete: Dikkat, Herkes Sevemeyebilir…

Machete, filmini görmek bana memleketim İzmir’de kısmet oldu. Hem filmi sevdim hem de sinemaya dört kişi gitmenin zevkine vardım (bana pek az denk gelmekle birlikte, filmlere kalabalık -en azından biriyle- gitmeyi çok severim, hem eğlenceli olur hem de film bittikten sonra üzerine konuşacak biri çıkar) Bizim kaf kaf ekibimizde de durum böyle oldu, grupta benim de dahil olduğum üçlü filmi sevdik, çok güldük, amma velakin dördüncümüz nefret etti!

Bu durum size film hakkında birazcık fikir verebilir…

Yönetmen Roberto Rodriguez, kısaca “bilinçli kült” diyebileceğimiz “Camp” kategorisinde çektiği yeni filmi Machete ile Grindhouse projesine devam ediyor. “Nedir şu grindhouse furyası, anlamadık gitti” diyenler için bir parantez açalım zira mevzuyu bilmezseniz filme anlam vermeniz zor olacaktır.

Grindhouse, yönetmen Robert Rodriguez ve yapımcı Quentin Tarantino’nun 70’li yıllarda büyürken gönüllerinde derin izler bırakmış, ucuz B filmlerinin harap kopyalarının gösterildiği getto sinemalarında oynayan filmlere ithafen yaptıkları projenin adı oluyor. Amerika’da büyük film stüdyolarının oynatmaya tenezzül etmediği bu filmler nelerdi derseniz; İtalyan polisiyeleri (Death Proof), Uzakdoğu Kung-fu filmleri (Kill Bill), ucuz eski Mexican Western’ler (Planet Terror) ve geriye ne kalmışsa! Seri çekilmiş korku ve pornodan hallice erotik filmler…

Şu anda Grindhouse’ların akıbeti ne oldu derseniz; 80’lerin başındaki Disney çılgınlığı neticesinde, salonların çoğu kapanmak zorunda kaldı. Video Klüpler devreye girdiğinde ise salon müşterisini tamamen kaybeden Grindhouse’lar tarih oldu. Ucuz filmler ise sadece video’ya sıkıştı. Büyük stüdyolar veya esaslı yönetmenler her daim bu tip “dandik” filmlere burun kıvırdılar. Ta ki Tarantino’ya kadar.

Bu sıradışı yönetmen yıldız oyuncuları, Ucuz Hong-Kong karate filmlerinin ortasına koyup yüksek bütçeli bir A sınıfı Hollywood filmi yapınca hayalet hortlamış oldu. Üstelik bu deneme seyirci ve eleştirmenlerden tam not aldı. Durumdan güç alan Tarantino aynı hızla devam etti, kendi ve Rodriguez’in Grindhouse projesi 2 film (“Death Proof” – “Planet Terror”) ve 4 sahte fragmandan oluşan bir bütün ortaya çıkmış oldu. (İşte Ustura filmi bu sahte fragmanının hayata geçmiş hali oluyor)

Evet bir an filme geri dönemeyeceğiz sandınız ama şu an dönüyoruz…
Filmin kısaca konusundan bahsedelim;

Ailesi “kötü adamlar” tarafından katledilen meksikalı eski bir federal ajan, Texas’ta işçi olarak çalışıp saklanmaktayken bir politikacı tarafından bazı pis işler yapması için tutulur. Tabi bir süre sonra bu işin içeriği belli olur ve Machete kendini başka bir savaşın içinde bulur.

Latin gangster rollerinin aranan oyuncusu Danny Trejo, çok fazla mimik kullanmadan zaman zaman komik, zaman zaman sıkıcı olduğu filmde, zincirleme klişeler silsilesinin ortasında yer alıyor. Film, majör kötü adam Steven Seagal ile başlayıp, benzer bir hesaplaşma sahnesi ile bitiyor. Filmde bir diğer bomba, ırkçı politikacı rolünde Robert De Niro. Başka bir ayrıntı ise, filmin içine gizlenmiş incelikli bir Amerika sınır politikası eleştirisi…
Filmde, Grindhouse geleneklerine uygun her şey var. Basit kurgu, intikam öyküsü içinde ham şiddet (bol kan), güzel ajanlar, (sarışın kadın, savaşçı kadın, sevişen kadın, hemşire kadın, rahibe kadın; yani her türlü kadın…

Film bittiğinde aklınızda pek çok şey kalabilir. Neler bunlar? Pek fazla kan hatta vücut parçaları, abartılıdan saçmalığa giden aksiyon, seksilikten bayağılığa varan çıplaklık, yetenekten komikliğe varan dövüş sahneleri gibi… Olay, bunları dudağınızda bir tebessümle seyredip seyretmediğinizde bitiyor. Film kesinlikle herkesin beğenisine uygun değil. Ama ruhu yakalayabilirseniz oldukça eğlendirici olabilir.

Not: Filmi beğendim beğenmesine ama her daim tercihim Quentin Tarantino’dur… Söylemezsem olmaz!

Bir cevap yazın