Kategoriler
haber

The Last Mrs. Parrish: Bir Dolandırıcının Maceraları

Hem komedi, hem de psikolojik gerilim öğeleri taşıyan Liv Constantine kitabı The Last Mrs. Parrish, filme uyarlanıyor.

Kitabın haklarını satın alan Netflix, bir film için çalışmalarına başladı. Daha önce Amazon tarafından diziye uyarlanacağı açıklanan kitapla ilgili proje rafa kalkmıştı.

Kitap, senaryolaştırılması için Lisa Rubin’e teslim edildi. The Last Mrs. Parrish, dünyanın dört bir yanında zenginleri ağına düşüren bir kadın dolandırıcının öyküsünü anlatıyor.

Kategoriler
haber

Babylon 5, Geri Dönüyor

CW, kült bilim-kurgu dizilerinden Babylon 5 için çalışmalarını hızlandırdı. Orijinal dizinin yapımcısı J. Michael Straczynski’nin yazdığı senaryo üzerinde çalışmalar sürüyor.

Dizinin, hikayeyi en baştan yeniden ele alması (reboot) bekleniyor. Orijinal dizi 1994’te başlamış ve 5 yıl sürmüştü. Babylon 5, uzayın tarafsız bir boşluğunda, diplomatik görevlerle kurulan bir uzay istasyonunda yaşananları aktarıyordu.

Kategoriler
haber

Who Killed the KLF?: Kült Grubun Belgeseli

Chris Atkins, müzik tarihinin en ilginç gruplarından KLF’in öyküsünü, Who Killed the KLF? isimli bir belgeselle anlatıyor.

Bu hafta Austin Fantastic Fest’te ilk gösterimini yapan belgesel, müziklerinden çok yaptıklarıyla olay olan grubu anlatacak.

Kazandıkları ilk bir milyon doları yakan,
Herkesle dalga geçmek için kliplerinde Illuminati sembollerini kullanan,
Müziğe bıraktıklarında tüm orijinal kayıtlarını silen KLF’in nasıl yükselip, sonra sıkılıp yok olduğu belgeselin ana konusu…

Bill Drummond ve Jimmy Cauty’nin müzik dünyasına getirdiği yenilikler ve dans müziğine bıraktığı derin izler de belgeselde anlatılıyor.

Kategoriler
izlenim

The Foundation: Aynı Evren, Farklı Yaklaşım

The Foundation uyarlamasının ilk iki bölümü bu hafta yayınlandı. Seriyi okuyanlar izler izlemez ciddi farkları tespit etmeye ve yazmaya başladılar. Yapımcılar Josh Friedman, David S. Goyer’in imza attığı bu değişikliklerin bazıları sinir bozucu seviyedeyken, bazıları ise kabul edilebilir düzeyde…

Senaryo ve Kitabın Ele Alınışı: Isaac Asimov’un herhangi bir eserini sinemaya ve diziye uyarlamak zorken Foundation serisini kitapların hakkını vererek uyarlamak zaten ulaşılmaz bir hedefti. Kitapları okuyan ve beğenenlerin, dizide belirli ayrıntıları (karakterlerin cinsiyet değişimleri gibi) yadırgamaları normal. Asimov yaşasaydı ve senaryo ekibinde yer alsaydı, kendi eserinden ödün verirdi diye düşünüyoruz. Özellikle ilk kitap kadın karakterin sınırlı sayıda olduğu, zaman atlamalarının bolca yer aldığı, çok fazla sayıda karakterin bulunduğu, birbirinden bağımsız sayılabilecek bölümler halinde yazılmıştı. Kitabın hayranları kızsa da birebir çevirmenin zaten mümkün olamayacağı açık görünüyor.

Peki uyarlamadaki dokunuşlar ve değişiklikler yerinde olmuş mu? Cinsiyet değişimleri bir yana Gaal Dornick’in erkekten kadına çevrilip bir de işin içine aşk konulması biraz rating avcılığı kokuyor. Kitapların takipçileri Eto Demerzel’i erkek olarak hayal etse de ilk bölümlerde (kitaptakinden çok daha erken) ortaya çıktığı gibi karakterimiz bir robot ve bu alandaki değişiklik çok da sırıtmıyor. Salvor Hardin karakterinin de benzer değişiklikten nasıl etkileneceğini zaman gösterecek.

Öyküye ilginç dokunuşlardan biri de Cleon hanedanının hükümdarlığını klonlarla sürdürmesi olmuş. Değişimi, bilimi ve matematiği reddeden imparator klonları, Asimov’un kitaplarında bulunmasa da öyküye derinlik katan bir yaklaşım olmuş. Lee Pace’nin dersini iyi çalıştığını, Asimov’un Edward Gibbon’ın kitaplarındaki Roma imparatorlarından esinlenerek yarattığı imparatoru iyi resmettiğini söyleyebiliriz.

Bir de küçük bir not… Dizide siyahi oyuncuların fazlalığı da tepki almış. Asimov, kitapta karakterlerinin ırkını pek belirtmiyor. Kaldı ki, binlerce yıldır güneş sistemleri arasında seyahat eden insanlığın pek beyaz kalamayacağı da bilimsel bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Dünya üzerindeki insanlığın kökeninin de Afrikalı siyah insanlar olduğunu hatırlatmakta fayda var. Foundation’daki karakterlerin çoğunluğunu beyaz insanlar olarak görsek anormal olurdu… Avrupalı beyazlar günümüz dünyasında bile azınlıkta…

Oyuncular: Uyarlamadaki karakter ve olay örgüsü değişiklikleri tepkilerin merkezinde yer alsa da, izleyenlerin ortak görüşü oyunculukların mükemmele yakın olduğu… Jared Harris’in Hari Seldon’ı en iyi şekilde canlandıracağı ile ilgili zaten pek bir kuşku yoktu. Lee Pace’nin de, kendine aşık bir imparatorun ikinci kuşak klonunu çok iyi canlandırdığını söylemeliyiz. Kitabı okuyanlar farklı bir Demerzel bekliyorlardı ancak Laura Birn’in yeniden yazılan robot karakteri iyi canlandırdığını söylemeliyiz. Gaal Dornick’i canlandıran Lou Llobell’in de ilk bölümlerdeki ağır yükü başarıyla taşıdığını söyleyebiliriz. Diğer oyuncular için kararımızı gelecek haftalarda vereceğiz.

Sinematografi ve Atmosfer: Dizinin sinematografisi tek kelimeyle olağanüstü. Tablo gibi sahnelere dalıp gitmekten bazı diyaloglar kaçabiliyor. Dünyamızın görsel gerçekliğinden kopmadan bin yıllar sonra bir galaksiyi resmetmeyi becermek özel bir başarı olmuş.

Müzik: Jenerik müziğinin temposuna ilk anlarda kulağımız alışmakta zorlansa da gelecek dakikalarda soundtrack konusunda da çok başarılı bir iş çıktığını anlıyoruz. Yıldız Köprüsü’nün yok oluşunda ve ikinci bölümün sonundaki infazlarda yaratılan atmosferde, müziğin etkisi çok büyük.

Özetle: Kitabı okuyup sevenler için değişiklikleri kabul etmek zor olacaktır. Evren, özellikle sinematografinin ustalığıyla beyaz cama iyi yansıtılmış. Ancak yapımcılar seriyi günümüz koşullarına uyarlamak için orijinal karakterler ve olay örgüsüyle biraz fazla oynamışlar. Umarız bu yap-boz yaklaşımını fazla abartmazlar ve Asimov’un eşsiz eseri yerine bir Hollywood çorbası izlemeyiz.

Kategoriler
haber

Inside Job: Komplo Teorilerinin Kaynağı

Netflix’in yeni yetişkin animasyonu Inside Job, komplo teorilerinin arkasındaki gücü açığa çıkarıyor.

Shion Takeuchi’nin yarattığı dizinin ilk sezonu 20 bölümüyle birlikte 22 Ekim’de yayında olacak.

Lizzy Caplan, Christian Slater, Bobby Lee, Brett Gelman, John DiMaggio, Clark Duke ve Tisha Campbell’ın sesleriyle katkı sunduğu dizi, internette rastladığımız komplo teorilerinin gerçek olduğu bir dünyada geçiyor. Bu teorilerin gerçek olmasını ise ABD’nin gizli servislerinden birindeki bir departman sağlıyor. Inside Job, bu departmandaki komik olayları anlatıyor.

Kategoriler
bakınıztv

Vikings: Valhalla’dan İlk Fragman

Netflix, yeni bir öykünün anlatılacağı Vikings: Valhalla’nın ilk görüntülerini paylaştı. Büyük başarı yakalayan Vikings dizisinin 100 yıl sonrasına odaklanan dizi bu sefer bir başka kahraman Leif Eriksson’un yaşamına odaklanacak.

Laura Berlin – Normandiyalı Emma,
Sam Corlett – Leif Eriksson,
Bradley Freegard- Kral Canute olarak karşımıza çıkacak.

Vikings: Valhalla, kuzeyli toplumların İngiltere’nin büyük bir bölümüne ve Normandiya’ya akınlar yaptığı döneme odaklanacak. Aynı zamanda Leif Eriksson’un Amerika’ya ayak basan ilk Avrupalı olmasını da izleyeceğiz.

Vikings’in yaratıcısı Michael Hirst, bu dizide de yürütücü yapımcı olarak görev yapacak. Kendisine Jeb Stuart da yardımcı olacak.

Oyuncular arasında Frida Gustavsson, Caroline Henderson, Leo Suter, Jóhannes Haukur Jóhannesson, Pollyanna McIntosh, Asbjørn Krogh, David Oakes, Pääru Oja, Louis Davison, Julian Seager, James Ballanger da var.

Kategoriler
haber

Ray Liotta: The Sopranos’u Niye Reddettim?

Ray Liotta, The Sopranos’ta oynaması için teklif alması ve reddetmesi ile ilgili yıllardır süren söylentileri netleştirdi:

“İlk olarak Tony rolünün teklif edildiği söylentileri nereden çıktı bilmiyorum. O rol hiç teklif edilmedi ve zaten James Gandolfini mükemmel oynadı. David Chase ile konuştuğumuz rol Ralphie’ydi. Joe Pantoliano da o rolü çok iyi oynadı. O sıralarda Hannibal’ı çekiyordum. Başka bir mafya öyküsünde oynamak doğru gelmedi.”

Liotta, Guardian’a verdiği aynı röportajda GoodFellas’tan sonra Martin Scorsese ile niye beraber çalışmadığını bilmediğini açıkladı:

“Bu konuda bir fikrim yok. Martin’e sormalısınız. Ben kendisiyle bir film daha çekmeyi çok isterim”

“İnsanların hatırladığı bir filminiz varsa çok iyidir. Bu sayı ikiye çıkarsa fantastik olur. Goodfellas ve kısa bir rol oynamama rağmen Field of Dreams benim mutlu olmamı sağlıyor. Şanslı bir insanım”

Kategoriler
festival rotaları

Everything Will Change: İsviçre’den Bir Distopya

Marten Persiel’in Everything Will Change izimli distopik filmi, vahşi yaşamın yok olduğu bir dünyayı anlatıyor.

Dünya premier’ini bu hafta Zürih Film Festival’inde gerçekleştirecek yapım 2054 yılında geçiyor. Bir grup genci, 2020’li yıllarda dünya üzerinde yaşayan tüm vahşi yaşamın kaybolmasına neden olan olayları araştırırken buluruz.

Filmde Noah Saavedra, Jessamine-Bliss Bell, Paul G. Raymond, usta yönetmen Wim Wenders ve Markus Imhoof’u başrollerde izleyeceğiz. Senaryoda yönetmen Persiel’e, Aisha Prigann yardımcı olmuş.

Kategoriler
bakınıztv

Aline: The French Dispatch İçin Özel Şarkı ve Klip

Wes Anderson’un yönettiği, Benicio del Toro, Adrien Brody, Tilda Swinton, Léa Seydoux, Frances McDormand, Timothée Chalamet, Lyna Khoudri, Jeffrey Wright, Mathieu Amalric, Stephen Park, Bill Murray ve Owen Wilson gibi olağanüstü bir kadronun bir araya geldiği The French Dispatch için özel bir şarkı ve klip…

Daniel Georges Jacq Bevilacqua’nın yazdığı, Christophe ile 60’lı yıllarda ünlü olan klasik şarkı Aline, Jarvis Cocker tarafından yorumlanmış.

Şarkıya Javi Aznarez çizgilerinden özel bir klip hazırlanmış.

Kategoriler
haber

Netflix’ten Roald Dahl Girişimi

Netflix, Roald Dahl eserleri etrafında bir evren yaratmak için ciddi bir adım attı. Yazarın mirasçılarının sahip olduğu ve eserlerinin haklarını elinde bulunduran Roald Dahl Story Company, Netflix tarafından satın alındı.

Netflix CEO’su ve içerik yönetiminin başında bulunan Ted Sarandos, bu girişimi sadece dizi ve film projelerine temel olarak görmediklerini, kitaplar, oyunlar, müzikaller ve merchandising çalışmalarıyla bir evren yaratacaklarını açıkladı.

Sarandos, “Dahl’ın tüm eserleri her zaman geçerli, hepsi zamansız… Farklı yaklaşımlarla bu eserleri bugüne taşıyacağımız ve özellikle yeni jenerasyonlara aktaracağımız için çok mutluyuz.” sözleriyle duygularını aktardı.

Platform son dönemde Dahl’ın iki klasiği Charlie and the Chocolate Factory ve Matilda The Musical üzerinde çalışıyordu.

Kategoriler
sinema tarihinden

Orson Welles vs Peter Sellers: Dahi Devlerin Savaşı

Orson Welles ve Peter Sellers sinema yaşamlarında hemen hemen aynı imaja sahipti. İkisi de alanlarında dahi sayılabilecek isimlerdi ve ikisi de stüdyolar tarafından “çalışılması zor” damgası yemişti. İki isim bir araya geldiğinde tartışmalar ve çekişmelerin yaşanmaması mucize olacaktı.
1967’de Casino Royale setinde ikilinin yaşadıklarından ayrıca bir film çıkar gibi:

– Sellers, film için kilo verirken, diet kitaplarından fazla etkilendi ve kilolu insanlara karşı garip davranışlar geliştirdi. Orson Welles ile aynı asansöre binmeyi güvenlik nedeniyle reddediyordu.

– Orson Welles’in setteki rahat tavırları, herkesle iyi geçinmesi, Sellers’ı kızdıran başka bir etken oldu. Bir süre sonra bütün film ekibinin kendisine düşman olduğunu düşünmeye başladı.

– Prenses Margaret, seti ziyaret ettiğinde Peter Sellers’ı görmezden gelerek Orson Welles’in yanına gitti. İki eski arkadaşın hasret gidermesi Sellers’ı çileden çıkardı.

– Sellers’ın kıskançlığı kavgaları büyütünce yapımcılar çözümü iki yıldızın çekimlerini ayrı takvimlere yerleştirmekte buldu. İkisinin ortak sahneleri ise dublör kullanarak iki kez çekildi.

– Sellers, yönetmen Joe McGrath’ı da hep Orson Welles’i tutmakla suçladı ve sinirli bir anında yönetmene yumruk attı. McGrath, karşılık verince sette büyük bir kavga yaşandı.

– Beş yönetmen değiştiren film, Peter Sellers, Ursula Andress, David Niven, Woody Allen, Orson Welles, Deborah Kerr, William Holden, Jean-Paul Belmondo’lu olağanüstü kadrosuna rağmen, oyuncuların, yapımcıların ve yönetmenlerin senaryolarla fazla oynaması nedeniyle bir kaosa döndü haliyle beklenen başarıyı elde edemedi.

– Filmin yapımcısı efsanevi isim Charles K. Feldman, Casino Royale gösterime girdikten 3 ay sonra strese bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetti.

Kategoriler
haber

28. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Kazananlar Belli Oldu

28. Adana Altın Koza Film Festivali’nde kazananlar belli oldu. En iyi film ödülünü, Ahmet Necdet Çupur’un yönettiği Yaramaz Çocuklar filmi aldı.

En İyi Film: Yaramaz Çocuklar
SİYAD Cüneyt Cebenoyan En İyi Film: Zin ve Ali’nin Hikayesi
En İyi Yönetmen: Nisan Dağ (Bir Nefes Daha)
En İyi Kadın Oyuncu: Emel Göksu ve Ayşe Demirel (Koridor)
En İyi Erkek Oyuncu: Ozan Çelik (Cemil Şov)
En İyi Senaryo: Nisan Dağ (Bir Nefes Daha)
Mansiyon Ödülü: Zeynep Çupur (Yaramaz Çocuklar)
Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu: Hayal Köseoğlu (Bir Nefes Daha)
Umut Veren Genç Erkek Oyuncu: Oktay Çubuk (Bir Nefes Daha)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Aslı Bankoğlu (Lacivert Gece)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Eren Çiğdem (Bir Nefes Daha)
Ayhen Ergürsel En İyi Kurgu: Matilde Van De Moortel, Elif Uluengin, Nicolas Suburlati (Yaramaz Çocuklar)
En İyi Sanat Yönetmeni: Devrim Ünal (Koridor)
En İyi Görüntü Yönetimi: İlker Berke (Koridor)
En İyi Müzik: Taner Yücel (Cemil Şov)
Adana İzleyici Ödülü: Sen Ben Lenin
Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü: Dermansız
Yılmaz Güney Ödülü: Zin ve Ali’nin Hikayesi

Kategoriler
haber

73. Emmy Ödülleri Sahiplerini Buldu

Pandeminin damgasını vurduğu 2020’den sonra, toparlanma süreciyle geçirdiğimiz 2021 yılının öne çıkan TV yapımlarının ödüllendirildiği 73’üncü Emmy Ödülleri sahiplerini buldu.
Geceyenin öne çıkan dizileri The Crown, The Queen’s Gambit ve Ted Lasso oldu:

EN İYİ DİZİ-DRAMA: The Crown
EN İYİ DİZİ – KOMEDİ: Ted Lasso
EN İYİ MİNİ DİZİ: The Queen’s Gambit
EN İYİ SENARYO – DRAMA: Peter Morgan – The Crown, “War”
EN İYİ YÖNETMEN – DRAMA: Jessica Hobbs – The Crown “War”
EN İYİ KADIN OYUNCU – DRAMA: Olivia Colman
EN İYİ ERKEK OYUNCU – DRAMA: Josh O’Connor
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU – DRAMA: Gillian Anderson – The Crown
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU – DRAMA: Tobias Menzies – The Crown
EN İYİ KADIN OYUNCU – KOMEDİ: Jean Smart – Hacks
EN İYİ ERKEK OYUNCU – KOMEDİ: Jason Sudeikis – Ted Lasso
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU – KOMEDİ: Hannah Waddingham – Ted Lasso
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU – KOMEDİ: Brett Goldstein – Ted Lasso
EN İYİ KADIN OYUNCU – MİNİ DİZİ / TV FİLMİ: Kate Winslet
EN İYİ ERKEK OYUNCU – MİNİ DİZİ / TV FİLMİ: Ewan McGregor
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU – MİNİ DİZİ / TV FİLMİ: Julianne Nicholson – Mare Of Easttown
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU – MİNİ DİZİ / TV FİLMİ: Evan Peters – Mare of Easttown
EN İYİ YÖNETMEN – MİNİ DİZİ / TV FİLMİB The Queen’s Gambit – Scott Frank
EN İYİ YÖNETMEN – KOMEDİ: Hacks – Lucia Aniello, “There Is No Line”
EN İYİ SENARYO – KOMEDİ: Hacks – Lucia Aniello, Paul W. Downs, Jen Statsky, “There Is No Line”
EN İYİ SENARYO – MİNİ DİZİ /TV FİLMİ: I May Destroy You – Michaela Coel

Kategoriler
haber

The Good Boss: Javier Bardem’den Ofis Komedisi

San Sebastian’da ilk gösterimi yapılan Fernando León de Aranoa’nın The Good Boss isimli filmi son dönemde artan ofis komedilerinin iyi bir örneği olacak gibi…

2 yıldır hazırlıkları süren ve pandemi döneminde çekimleri durduğu için planlanandan geç gösterim şansı bulacak film, basın ve festival gösterimlerinde tam not aldı.

Bardem’i bir fabrikanın hırslı ve ahlak seviyesi düşük patronu olarak izleyeceğimiz filmde usta oyuncuya Manolo Solo, Almudena Amor, Óscar de la Fuente, Sonia Almarcha, Fernando Albizu, Tarik Rmili, Rafa Castejón, Celso Bugallo, Martín Páez ve Yael Belicha eşlik ediyor.

Kategoriler
haber

Denis Villeneuve: Marvel Filmlerinin Çoğu Kes-Yapıştır

Denis Villeneuve, son yıllarda sadece rakibi DC’yi değil, sinema janrlarının ve endüstrisinin tamamını etkileyen Marvel filmleri hakkında konuştu. El Mundo’ya verdiği röportajda Marvel filmleriyle ilgili sorunlu gördüğü yerlere dikkat çekti:

“Belki sorun, birçok Marvel filminin diğerlerinden kes-yapıştır olmasıdır. Belki bu filmler bizleri biraz zombilere çeviriyor. Bugünlerde yüksek bütçeli çok iyi filmler de var. Bu yüzden tamamen kötümser değilim.”

“Bütün Marvel filmleri aynı hamurdan yapılıyor gibi. Bazılarında yönetmenlerin yeni renkler eklediğini görebiliyorsunuz. Ama hepsi aynı fabrikada üretilmiş gibi. Bu durum filmlerin değerinden bir şey eksiltmiyor ama hepsi formatlı”

Villeneuve’ün yorumlarına yanıtlar da gelmeye başladı. Doctor Strange yönetmeni Scott Derrickson eski bir tweet’ini paylaşarak “Bir yönetmen olarak hiç sevmesem bile başka yönetmenlerin işlerini aşağılamıyorum. Bu meslek hepimiz için çok zor ve kimse kötü bir film yapmak için yola çıkmaz” sözleriyle arayı yumuşatmaya çalıştı.

Neill Blomkamp’ın yanıtını ise dilimize çevirmeyi tercih etmedik: “What a fucking asshole.”

Kategoriler
festival rotaları seçki

28. Adana Altın Koza Film Festivali Günlükleri – 3

Türkiye’nin en köklü film festivallerinden biri olan Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali bu yıl da gerek ulusal yarışma filmleri, gerekse dünya sineması kuşağından filmleriyle pandemi ortamında seyirciyle buluşmaya devam edecek. Bu günlüklerde Haktan Kaan İçel’in filmlere dair görüşlerini kısa kısa bulabilirsiniz.

Lacivert Gece: Maden faciası, yolsuzluklar, insan sömürüsü ve insanın ikiyüzlülüğü… Bu konuyu Maden filminde dört dörtlük izlemiştik. Lacivert Gece de bu filmin izinden ilerleyerek geçmişin sorunları hala devam ediyor mesajı vermeye çalışıyor. Yine küçük yerdeki insanın ezildiğini vurgularken, bir yandan da buradaki hayatı gözlemliyor. Ancak filmdeki oyuncu yönetimi ve teknik anlamda vasat bir iş ortaya çıkarılmış. Film oyuncuları rollerinde inandırıcı olamıyorlar. Teatral kaçan performansları, uzun metrajdan çok televizyon dizisi kıvamında ilerliyor. Yerli yersiz kontrolsüz oyunculuk filmin yükselmesini engelliyor. Tahmin edilebilir klişe hikaye kurgusu ise filmin seyir zevkini düşürüyor. Maden gibi sosyal sorumluluk açısından bu kadar önemli bir konuyu anlatan filmde, en azından maden içinde geçen sahnelerinin iyi kotarılmasını beklerdim. Ancak bu başarılamamış. Zaman için kalıcı olmayacak bir film ortaya çıkmış.

Koridor: Koridor son dönemde kadrosunda önemli oyuncuları barındıran ve tek mekanda geçen oyunculuğa sırtını yaslayan filmlerden biri olarak yorumlanabilir. İki kadın karakteri geçmişin buhranıyla ve günlük yaşamın can sıkıcı detaylarıyla uğraşmasını izliyoruz. Bir yandan rutinin sıkıcılığı, bir yandan hayatın tükenmişliği filmin en çok hissedilen duygusu oluyor. İki oyuncunun performansıyla yukarı çıkmaya çalışan film, ne yazık ki yönetmenliğin yetersiz kalmasıyla başarısız öğrenci filmlerinden birine dönüşüyor. Ne sinema adına yenilik içeriyor, ne de filmin senaryosu uzun metrajı kaldıramıyor.

A Hero: Farhadi’nin son harikası olarak kabul edebileceğimiz A Hero, titiz oyuncu yönetimi, senaryosunda özenle kurulan çatışmaları ve Farhadi’nin tüm filmlerinde aktarılan duygusuyla dört dörtlük bir film denilebilir. Cannes Film Festivali’inde aldığı ödülü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. İran’ın kültürel kodlarını filmlerindeki çıkmazlara iyi yerleştirerek batılı beyinlerin de insanlık sorunlarına duyarsız kalmamasını sağlıyor. Bu yıl festivalin en iyi filmi olduğu gibi, muhtemelen bir ödül sezonu canavarı ortaya çıkabilir.

Noche de Fuego: El Salvador’daki iç savaştan Latin Amerika’nın her yerinde kadınlara yönelik sosyal ve kişisel taciz profilini sessizce irdeleyen Tatiana Huezo’nun en son draması, üç kızın hissettiği baskıyı ve korkuyu çarpıcı bir şekilde bizlere yansıtıyor. Güçlü bir atmosfere sahip filmin içinde erkekler bir düşman figürü olarak karşımıza çıkıyorlar. Erkeklerin yer aldığı her sahne gerilimin yükseldiği sahne olarak kodlanıyor. Film kadın hakları ihlalllerini gözler önüne sermek adına metaforik rüya sahneleri kullanmaktan da kaçınmıyor. Filmin ilk yarısındaki genç kızların neşesi, ikinci yarıda yürek sızlatan bir trajediye evriliyor. Kesinlikle etkileyici yanları olduğu kadar, seyirciyi düşündüren de bir film ortaya çıkmış. Film bittikten sonra belki de ailemizle bir arada olduğumuza şükretmeliyiz dedirtiyor.

Kategoriler
haber

Ten Year Old Tom: Bir Varoluş Sancılı Animasyon Daha

Ana karakterlerinin varoluş sancılarına odaklanan yetişkin animasyonlarına Ten Year Old Tom da ekleniyor. Dizi hayatın garip yönlerini, 10 yaşında bir çocuğun gözünden anlatacak.

Yaşından daha akıllı bir çocuğun büyüme öyküsünü anlatan dizi, The Life And Times Of Tim’in yaratıcıları tarafından hazırlandı.

HBO Max’te yayınlanacak Steve Dildarian dizisinde Byron Bowers, Todd Glass, Gillian Jacobs, Edi Patterson ve usta oyuncu John Malkovich seslendirme kadrosunda…

Jennifer Coolidge, Natasha Lyonne, David Duchovny, George Wallace gibi önemli isimler de konuk sesler olarak dizide yer alacaklar.

Kategoriler
bakınıztv

Nightmare Alley’den İlk Fragman

Guillermo del Toro’nun psikolojik gerilimi Nightmare Alley’in ilk fragmanı yayınlandı. 17 Aralık’ta sinemalarda olacak filmde usta bir dolandırıcının, tehlikeli bir psikiyatristle bir araya geldiğinde yaşananları izleyeceğiz.

Dolandırıcı Stan Carlisle karakterini Bradley Cooper canlandırırken, psikiyatrist Dr. Lilith Ritter’ı Cate Blanchett oynayacak. Filmdeki diğer yıldızlar ve karakterleri ise şöyle sıralanıyor:

Willem Dafoe – Clem Hoately
Toni Collette – Zeena Krumbein
Richard Jenkins – Ezra Grindle
Ron Perlman – Bruno
Rooney Mara – Molly Cahill
Holt McCallany – Anderson
Tim Blake Nelson – Carny Boss,
David Strathairn – Pete Krumbein,

William Lindsay Gresham’ın 1946 tarihli aynı isimli kitabından uyarlanan filmde, fragman biraz öyle hissettirse de doğaüstü olaylar yok. Bu del Toro için bir ilk…

Kategoriler
haber

Jigsaw: 70 Milyar Dolar Nerede?

Netflix, 8 bölümlük dizi Jigsaw ile Sandy Kasırgası’nda kaybolan 70 milyar doların izini sürecek.

2012’de New York’u vuran kasırgada tam miktarı açıklanmasa da 70 milyar dolara yakın devlet tahvili ortalıktan kaybolmuştu. Matchstick Men’in yazarı Eric Garcia, hikayeden esinlenerek oluşturduğu senaryoyu Netflix’e kabul ettirdi.

Dizi için kalburüstü bir kadro bir araya geliyor. Bugün Giancarlo Esposito’nun da yer alacağı açıklanan oyuncular arasında Paz Vega, Rufus Sewell, Tati Gabrielle, Peter Mark Kendall, Rosaline Elbay, Jai Courtney ve Niousha Noor var.

İlk iki bölümü Jose Padilha yönetecek. Dizinin yapımcılarından biri de Ridley Scott olunca dizi merakla beklenen yapımlar arasında yerini şimdiden alıyor.

Kategoriler
festival rotaları seçki

28. Adana Altın Koza Film Festivali Günlükleri – 2

Türkiye’nin en köklü film festivallerinden biri olan Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali bu yıl da gerek ulusal yarışma filmleri, gerekse dünya sineması kuşağından filmleriyle pandemi ortamında seyirciyle buluşmaya devam edecek. Bu günlüklerde Haktan Kaan İçel’in filmlere dair görüşlerini kısa kısa bulabilirsiniz.

Memoria: Apichatpong Weerasethakul’un sinemasını tanımlamamız gerekseydi, zor ve katman katman açılan bir sinema diye tarif ederdik. Sabretmediğiniz sürece verim alamadığınız bir tarzı vardır. Memoria da tam bu özelliklere sahip bir yapım diyebiliriz. Geçmişin günahlarını yer yer metaforik öğeler, yer yer de acıların merkezi olayı yaşayan ruhların sözleriyle karşımıza sunan yönetmen, bu sefer Güney Amerika’daki sesini duyuramayan ruhlar üzerinden hikayesini tüm dünyaya yaymak istiyor. Özellikle görsel ve işitsel olarak planlanan hikaye kurgusu, seyircinin hazmetmesi için yavaş ve derinden ilerlemeyi tercih ediyor. Özümsenmenin aşamalarını tek tek benimserken, film mesajını doğaüstü yolları kullanarak tokat gibi veriyor. Acıları anlamanın tek yolu, acıyı yaşayanlardan dinlemektir diyor. Onlarla aynı coğrafyada havayı solumanız gerektiğini ve yaşayışları hissetmeniz gerektiğini savunuyor. Böylelikle uzaklardaki önemsemediğimiz hikayeyi içselleştirebileceğimizi düşünüyor. Son tahlilde de bu isteğini gerçekleştirebiliyor. Ancak seyir zevki anlamında seyirciyi yoran tarzı ve kimi sahnelerin kısaltılmasıyla genel izleyiciyi de yakalayabileceğini düşünüyorum. Böylelikle Memoria’nın merkezindeki hikaye daha çok kişiye ulaşacaktır. Aksi takdirde sadece küçük bir kesimin dikkatini çekecektir.

The Card Counter: Kurduğu hikayenin defolarını ucuz yöntemlerle çözdüğünü sanan Card Counter hikayesini geliştirme sorunları çekerek, patlama noktalarında pasif kalıyor. Karakterler arası bağ kurmakta zorluk çekiyor. Bunun en temel nedeni tek tek parçaların bir yere kadar iyi olmasından kaynaklanıyor. Ancak bütünlük söz konusu olduğunda yönetmen kendi mantığında doğru, genel mantıkta kolaycılık olan yöntemlere başvuruyor. Yönetmenin seyirci ile ilişkisini sorgulamak gerekiyor. Schrader kendisi gibi düşünülmesini istiyor. Ana karakterinin hayata bakış açısıyla filmi değerlendirmemizi değişilmez bir kural olarak belirliyor. Ancak bu kural tek karakter için belirlendiğinden sabun köpüğünü andıran yan karakterleri ve ana akarakterin onlarla ilişkisinde kopuklukların ortaya çıkmasını engelleyemiyor. Willem Dafoe gibi bir oyuncunun varlığını film içinde sorguluyoruz. Çünkü onu bir figürandan hallice gibi kullanması, nefret edilmesi gereken bu karakterin seyirci üzerindeki etkisini düşürüyor. Sonuç olarak karakterin finalinde hissizleşmemize yol açıyor. Oscar Isaac’ın canlandırdığı gizemli karakterin melankolik ve bastırılmış kişiliğini eylemler doğrultusunda basit düşündüğümüz algılayabiliyoruz. Fakat karakterin motivasyonunun derinliği bize geçmiyor. Böylelikle potansiyeli olan bir projenin yitip gittiğine şahitlik ediyoruz. Schrader vasat yönetmenliğine, vasat senaristliği de eklemiş oluyor.

Cemil Şov: Barış Sarhan bir ilk film için önemli bir şey yaparak, detaycılıktan kaçınmıyor. Kendine has kadraj denemelerinden, kurgu oyunlarından kaçınmamış. Yeşilçam referanslarını filmin merkezine yerleştirerek, kısa filmin durduğu noktadan farklı bir viraja sapmasını sağlamışlar. Bu durum da öncül filmin üstüne koymasını sağlamış. Başroldeki Ozan Çelik’in irrite edici olduğu kadar abartılı da bulduğum oyunculuğu, karakterin dengesizliğine cuk oturuyor. Bu sebeple de filme çok şey kattığını söyleyebiliriz. Ancak Nesrin Cevadzade’nin klişe gibi görünen melankolik karakteri ise filmin farklı bir boyut kazandırıyor. Oyuncunun aurası ve performansı filmin yükselmesine neden olmuş. Gerek görüntü yönetimi, gerekse sanat yönetimi anlamında özenli bir iş olması açısından karşımıza eli yüzü düzgün, temiz bir iş çıkıyor. Ancak filmin en büyük defosu belki de tahmin edilebilir finali diyebiliriz. Filmin süresinin beklenilen bir son için fazla uzadığını söyleyebilirim. Bunu da ilk film için nazar boncuğu olarak not edebiliriz.