Pahanhautoja: Büyümenin Sancılı Hırçınlığı


Bedensel Dönüşüm Hikayeleri

Ülkemizdeki ilk gösterimini 41. İstanbul Film Festivali’nde yapan Hatching / Pahanhautoja yönetmen Hanna Bergholm’un elinden çıkan body – horror temelli oluşturulan Finalandiya – İsveç ortak yapımı bir büyüme hikayesi… Raw’un sinemada büyük başarı yakalamasından sonra ortaya çıkan bedensel dönüşümlü filmlerden biri olarak akılda kalıyor.

Filmin mükemmel aile yapısı üzerine kurduğu temelleri, evdeki genç kızın ergen süreci üzerinden bir korku hikayesi ortaya koyuyorum. Ana karakterin üzerine yıkılan başarılı olma sorumluluğu ailenin kızının büyüme sancıları ve gerçekleri görmeye başlamasından sonra mükemmel aile tanımına darbe indiriyor. Yaratık gibi tasvir edilen bir karga metaforu üzerinden çocukluktan çıkıp ergenliğe geçiş süreci filmin belkemiği olarak filmin genelinde varlığını gösteriyor.

Ailenin bir sosyal medya çılgınlığı üzerinden kendini kusursuz gösterme çabası, ailenin bireylerinin kuralları yıkması sonucunda dağılmaya başlıyor. Anlayacağınız cennet gibi konumlandırılan güvenli aile, büyümenin etkisiyle kabusa dönüşüyor. Gerçek hayatta da öyle değil midir? Ailelerimizin mükemmel insanlar olduğuna inandırılırız ve çocukken buz dağının altındaki travmayı görmezden geliriz. İşte bu noktada Kuluçka da bu bakış açısını derinden sarsan unsurlarla seyircisine sunmayı tercih ediyor.

Ergenliğe Giriş 101

Çirkin karga yavrusu yumurtasından çıkarak birey olma yolunda ona öğretilen doğru gibi gerçeklerin üzerine giderek, aslında ana karakterimiz Tinja’nın hayatta karşısına çıkan engelleri aşmasına dayalı bir sitemden başını kaldırması üzerine bir yapı inşa ediliyor. Karakterin büyüme metaforu karga, ona sunulan doğru hareketlerin tersini yaparak karakterin büyümesini sağlıyor. Üzerine yıkılan sürekli başarı mottosunu rakiplerini ortadan kaldırarak nihayetine ulaştırmaya çalışıyor. El bebek gül bebek büyütülen kardeşinden olaylara farklı bakarak, hala mükemmel aile yanılgısındaki kardeşini görmek istemediği gerçeklerle baş başa bırakıyor.

Kaygılarla büyüyen yumurtanın simgesel bir büyüme tasviri olduğu gözden kaçmıyor. Her sorumluluk yumurtanın büyüyerek kuluçkasından çıkarak gerçek hayata bakışını etkiliyor. Yumurtadan kızın yeni formu olan yaratık ortaya çıkıyor. Cinayetlerin başlamasıyla beraber aslında ailelerin kendilerinin başarılı hallerini yaratma düşüncesinin hayali temsil ediliyor. Zaten filmin başında verilen kendisine benzeyen çocuklar yaratma düşüncesi, insanın kendi içinde yaşadığı yanılsamadan başka bir şey değil. Karganın kanlar içinde cinayetleriyle var olma süreci ise, kızın ilk adet görme sürecinin yansıması gibi. Kadınlığa adım atması ve bunu gizlemeye çalışması kaybedilen çocukluğun ve tabii ki masumiyetin aynadaki karşılığı diyebiliriz.

Kızın yumurtanın çatlamasından önceki atletizmdeki hareketlerinin mükemmel bir şekilde ayakta duramama tasviriyle sunulması, ana karakterin anesi olmadan ayakta duramadığının karşılığı olarak filmdeki yerini alıyor. Annenin başarısız kıza karşı öfkesi ve kendisinden farklı noktaya varan serüveni vahşileşen insan doğasının büyüme ile anlaşılabilecek tanımı gibi. Karakterin özgürleşememesi aile ile bağlantısının tezahürü diyebiliriz. Tıpkı babası ve oğlunun aynı süreçten geçecek olmaları gibi. Lakin erkek çocuğun yaşının küçük olmasından kaynaklı babasını kusursuz görmesi, onun gerçekleri göremeyecek kadar küçük olması ile bağlantılı olarak karşımıza çıkıyor.

Annenin babayı başka adamlarla aldatması ve bunu acemice kızına anlatma süreci ise kızın aileden kopmaya başlamasıyla pararlel olarak ele alınıyor. Kızın rakiplerine, kardeşine, annesine ve yeni baba figürüne öfkesi bununla ilişkili diyebiliriz. Karga da kızın yeni formunun net bir şekilde tasvirinden öteye gitmiyor.

Ergenliğe Dair Bir Canavar Tasviri

Filmin yapay görünen sanat yönetimi, filmin anlatımına doğrudan etkisi olması filmin kurmak istediği hikayeye başarılı bir şekilde entegre ediliyor. Beden değişiminin yanı sıra karganın gardropta saklanması bile bir anlam bulmamızı sağlıyor. Çünkü gradroplar değişimin habercisi olan ve insanın bedeninin gelişmesiyle değişken duruma dair farklı bir simgesel öğe diyebiliriz.

Sonuç olarak Kuluçka filmi simgesel anlatımı ve görsel anlamda doyurucu imgeleriyle son dönemde karşımıza çıkan yaratıcı korku temalı büyüme filmlerinden biri oluyor. Yönetmenin her sahnede hikayesine yeni olgular eklemesi ve ana karakterin masumiyetten bilinçli bir bireye dönüşmesi başarılı bir şekilde anlatılıyor. Bu yılın en iyi filmlerinden biri olmasa da iyi bir ilk film olduğunu söyleyebiliriz. Bu yıl genç ustalar bölümünde gösterilen film, aslında mayınlı bölgede yer almayı hak ediyordu. Ancak program yöneticileri bu bölümleri kendilerince şekillendirmek istemelerine saygı duymaktan başka çaremiz kalmıyor.    


Leave a Reply