Cihat ve Lefter, Zubi ve Salinas, Rudo ve Cursi


rudo-cursi-2.jpg

2010 Dünya Kupası’nın resmi maç topu Jabulani’nin yaratıcılarından Dr. Andy Harland, birkaç hafta önce ilginç bir iddia ortaya atmıştı: “Jabulani kullanılsaydı, Chris Waddle’ın İtalya ‘90’daki penaltısı gol olurdu.” diye… Hatta İngiliz basını da alaycı biçimde sormuştu: “Bu mantıkla Emile Heskey’yi Altın Ayakkabı adayları arasına yazabilir miyiz?”

Futbol tarihi, oyunun kaderini değiştiren penaltılarla dolu… Futbolla ilgilenen herkese saç baş yoldurtmuştur kaçan ya da kaçmayan penaltılar.

Carlos Cuarón’un ilk uzun metrajlı filmi “Rudo y Cursi”, küçük bir köyde bir ‘penaltıyla’ başlayan, Mexico City’de dolu tribünler önünde devam eden, eğlenceli-dramatik bir futbol filmi… Y Tu Mamá También’de Maribel Verdú’nun peşinde koşan ‘sıkı dostlar’ Gael García Bernal ve Diego Luna, bu kez ‘top peşinde’ karşımıza çıkıyorlar. Filmin “Cha Cha Cha Films” imzası taşıması, yani prodüktör koltuğunda ağabey Cuarón’un (Alfonso) yanı sıra Guillermo del Toro ve Alejandro González Iñárritu’dan oluşan bir ‘rüya takım’ın oturuyor olması da önemli bir not…

Tato (Bernal) ve Beto (Luna), muz yetiştiriciliğiyle uğraşan, boş zamanlarında da soluğu köyün futbol sahasında alan fakir ama gururlu iki kardeş. Yaşları biraz ilerlemiş olsa da, futbol yeteneği kabiliyeti konusunda kumaşları sağlam. Tato fırsatçı santrfor, Beto ise panter file bekçisi…

Yolu bu köye düşen yetenek avcısı Don Batuta, ikisini de çok beğeniyor; ama ne yazık ki sadece birini ‘star’ yapabileceğini söylüyor. Kendine güven konusunda Gianluigi Buffon’dan aşağı kalır yanı olmayan Beto, seçimin penaltı vuruşuyla yapılmasını öneriyor. Fakat ilginçtir, başkent vizesi alan Tato oluyor! (Bu arada Tato’nun asıl hayalinin şarkıcılık olduğunu, futbolu da sahnelere adım atma yolunda bir basamak olarak gördüğünü belirteyim).

rudo-cursi-1.jpg

Profesyonel futboldaki ilk günlerinde pek dikiş tutturamayan Tato, beklenen patlamayı nihayet yapıyor. ‘Cursi (yapışkan, adi)’ lakabıyla anılmaya başlayan Tato, “taraftarın sevgilisi” haline geliyor. Bu esnada pes etmeyen Beto ise Mexico City’de bir başka ekibin kalesine geçmeyi başarıyor. Onun yeni lakabı da ‘Rudo (kaba)’ oluyor.

Kısa bir süre işler tıkır tıkır gitse de, çok geçmeden Cursi ‘kız meselesi’, Rudo ise kumar ve uyuşturucu yüzünden ciddi sorunlar yaşamaya başlıyor. Ve tam da bu zamanlarda öyle bir maç geliyor ki, biri takımını ligde tutabilmek için gol atmak; diğeri ise alacaklılarının ölüm tehditlerini savuşturabilmek için kalesini gole kapatmak zorunda…

“Rudo y Cursi” bir futbol filmi. “Yıldız olma şansı elde eden ama bunu iyi kullanamayan iki futbolcunun öyküsünden” ibaret. Sebastian Deisler gibi, Tarık Daşgün, Okan Koç gibi… Ne kıyamet kopuyor, ne birileri dünyaya saldırıyor, ne de Ortadoğu’ya düzen getiriliyor. Ama beklenti eşiğinizi düşük tutarak izlediğiniz takdirde, keyifli 102 dakika geçirmeniz kuvvetle muhtemel. “Hani futbol asla sadece futbol değildi. Filmde başka ne göreceğiz?” diye sorarsanız da, arka planda Meksika’nın ‘narko-sistemi’ ve aile değerleri üzerine ilginç ipuçları olduğunu söyleyebilirim.


One response to “Cihat ve Lefter, Zubi ve Salinas, Rudo ve Cursi”

Leave a Reply