Soul Man: Funky Animasyon



Animasyon sineması ve yaratıcılık arasındaki ilişki biraz karışık. Dünyanın önemli animasyoncuları çizip canlandırmanın sınırı olmadığı için “hayal ettikleri herşeyi” ekranlara getirmekte özgürler. Bu yüzden özellikle son 20 yıl, hayal gücü geniş kitleler animasyon sinemasının, “live action” olarak adlandırılan gerçek oyunculara ihtiyacı olan sinema türünü geçtiğine tanık oldular. Örneğin Miyazaki’nin Sprited Away’inin ulaştığı yaratıcılığa bir live-action filminin ulaşması zor.

Animasyon ile yaratıcılık arasındaki çelişki ise maliyet, yetenek ve teknoloji konularında ortaya çıkıyor. Bu sinema türünde ilerlemek isteyen ülkelerin altyapı ve teknolojiye, ülkeden çıkan özel yeteneklere yatırım yapması gerekiyor. Şu ana kadar ABD ve Japonya dışında animasyona ciddi bakan ve yatırım yapan ülke pek görünmüyor. Fransa, Çek Cumhuriyeti, İtalya gibi ülkeler “çizgi-roman” geleneklerini “çizgi sinema”ya aktaramıyorlar. ABD’de Disney, Pixar, Japonya’da Studio Ghibli dışındaki stüdyoların tüm dünyaya ulaşması çok zor.

Anlattığımız durum belirli kültürel ve sosyal kalıpların oluşmasına da neden oluyor. Amerikan ve Japon kültürleri animasyon sinemasında baskın olarak yer alıyorlar. Hatta ABD’de azınlıklar bile bu baskın görüntünün dışında kalıyorlar… Japonlar “Afro Samurai”ı yaratırken, ABD’de “afro” bir kahraman göremiyoruz.

Tüm bunlara rağmen teknolojinin her yıl ilerlemesi, bilgisayarların daha da hızlanması, “render” sürelerinin kısalması, çeşitli ülkelerden sanatçıların kendilerini göstermesini kolaylaştıracak gibi görünüyor. Guillaume Ivernel’in Soul Man’i bu eğilimin önemli habercilerinden biri…

Genel animasyon klişelerini hem senaryo, hem de karakter yaratımı konusunda pek takmayan, bu konuda Japon örneklerine daha çok benzeyen “Soul Man” iki aşamalı bir dünyada geçiyor. Kendisini milyar dolarlık bir bioteknoloji anlaşmasının ortasında bulan “Polish” isimli siyahi-bayan dedektifimiz, tüm bu curcunanın ortasında kalan küçük bir bebeği de kurtarmaya çalışıyor.

Yapım aşamasında büyük zorluklar yaşayan filmin gösterime çıkması, başarılı olması ve farklı örneklere esin kaynağı olması en büyük dileğimiz.


Leave a Reply