Kategoriler
haber

Amazon Studios Toparlanamıyor

Amazon Studios, Manchester by the Sea‘li zamanlarını mumla arıyor… Netflix’in rakibi olan Amazon bu filmle ödül sezonuna damgasını vurup izleyicilerin yüreklerini yangın yerine çevirdikten sonra satın aldığı pek çok filmle gişede hayal kırıklığı yaşadı. 2008’de film üretmeye başlayan Amazon ürettiği filmleri Lionsgate, Annapurna, Magnolia gibi farklı stüdyolara dağıttırdı. 2015-2016 yıllarında Chi-Raq (stüdyonun ilk orijinal filmi), Creative Control, Elvis & Nixon, Love & Friendship, The Neon Demon, Wiener-Dog, Cafe Society, Gleason, Complete Unknown, The Dressmaker, The Handmaiden, Gimme Danger yapımların haklarını satın alıp dağıttıran Amazon 2017’de dağıtımcılığa da geçmişti. Ama Manchester by the Sea, The Salesman ve The Big Sick‘in başarılarını sonraki filmleriyle devam ettiremedi.

Bağımsız filmleri satın alıp Amerika’ya dağıtan, 90 gün sonra dijital platformu Prime Video‘da yayınlayan Amazon yıllardır devam eden talihsizliği bitirip iyi hasılat elde etmek istiyor. Amazon arka arkaya vizyona çıkardığı her filmiyle gişede hayal kırıklığına uğradı. Mike Leigh‘in ilk büyük filmi Peterloo, Boxoffice Mojo sitesine göre sadece 151 bin dolar kazandırabildi, ki buna büyük bir batış diyebiliriz. Öte yandan Photograph filmi de 344.534 dolar hasılatla battı. Gus van Sant‘ın vizyon tarihi sürekli ertelenen filmi Don’t Worry… toplamda sadece 3.9 milyon dolar, büyük bir umutla çektirilen Suspiria 7.9 milyon dolar, Life Itself 7.7 milyon dolar, ödül sezonun en çok konuşulan filmlerinden Cold War ise 4.5 milyon dolar kazandırabildi. Gene ödül umutlarıyla çekilen Beautiful Boy da 16.4 milyon dolar hasılatla Amazon’u pek sevindirememişti. Stüdyonun bu ay vizyona giren filmi Late Night da 13.4 milyon dolar hasılatla stüdyonun endişelerini artırmaktan ötesine geçemedi.

Amazon’un gene büyük bir heyecanla dört filmlik anlaşma imzaladığı Woody Allen ise metoo sonrasında stüdyonun en büyük pişmanlığı olup çıktı. Allen’ın Amazon çatısı altında yaptığı ilk film Cafe Society 43 milyon dolar hasılatla Amazon’u fazla sevindirmezken Wonder Wheel 15 milyon dolar hasılatla gişede iki seksen yatmıştı. Bu iki filmin bütçesinin 25’er milyon dolar olduğunu belirteyim. Amazon bu yıl Allen’la anlaşmasını feshetmiş, 2018’de metoo nedeniyle vizyona çıkarmadığı filmi A Rainy Day in New York‘un haklarını yönetmene devretmişti.

Görüleceği üzere Amazon gişede sevinmeyeli epey oldu. Stüdyonun çoğu filmi 10 milyon dolar altı hasılat elde edip battığı için başkan Jennifer Salke ne yapacağını bilemez durumda. Sundance’den heyecanla 13 milyon dolar gibi büyük bir meblağla satın alınan Late Night da batınca pazarlamadan sorumlu Bob Berney görevinden uzaklaştırıldı. Berney’nin istifası bu hafta duyuruldu. Sundance demişken… Amazon bu yıl 47 milyon dolar harcayıp Honey Boy, Brittany Runs a Marathon, The Report, One Child Nation‘ı satın aldı. Bu kadar para harcayıp bu filmlerin gişede batışlarına tanık olan Amazon gidişatı Netflix‘i örnek alarak değiştirecek.

Bildiğiniz üzere Netflix çoğu filmini dijital platformunda yayınlamakla yetiniyor, sadece bazı özel yapımlarını (film-belgesel) sınırlı kopyayla bazı eyaletlerde vizyona çıkarıyor. Yıllardır Netflix’e Amazon’a benzemesi, filmlerini vizyona çıkarması için baskı yapılırken Amazon, Netflix’i örnek alacak. Yani Amazon da filmlerini dijital platformu Prime Video’da yayınlamakla yetinecek, bazılarını vizyonda sadece iki hafta tutacak. Mesela Joseph Gordon-Levitt‘li 7500 filmi direkt Prime Video’da yayınlanacak, The Report ise vizyonda sadece iki hafta kalacak. Honey Boy ise geniş bir şekilde dağıtılacak. Amazon vizyon politikasını bu şekilde değiştirdi. Böylelikle markanın batan filmler yüzünden daha fazla zedelenmesini de önlemeye çalışacak Amazon. Bu arada Salke’nin şu sıralar film bölümünden ziyade TV’ye ağırlık verdiğini, Prime Video abonelerinin sayısını büyük bütçeli fantastik diziler (Lord of the Rings, The Dark Tower, Wheel of Time) ile artırmaya çalıştığını belirtelim.

Kategoriler
haber

Yeni Filminin Hazırlıklarına Devam Eden Woody Allen, Avrupa’ya Dönüyor

Woody Allen‘a Avrupa yolları tekrar gözüktü… 2007’de memleketi Amerika’da finansman bulmakta zorlanınca Avrupa turuna başlayıp filmlerini farklı ülkelerde (İspanya-Vicky Cristina Barcelona, Fransa-Midnight in Paris, İtalya-To Rome with Love) çeken Allen daha sonra memleketine dönmüş, son altı filmini memleketinde çekmişti. Amerika’da fazla sorun yaşamadan film yapabilmesinin nedeniyse filmlerini düşük bütçelerle kısa sürede çekmesi, yıldız oyuncuları filmleri için kolayca ikna edebilmesi ve bu filmlerin ödül kazandırabilmesiydi. Bu yüzden filmleri fazla hasılat elde edemese de Allen bir şekilde her yıla bir film sığdırabilmişti.

Ama bu durum metoo’yla birlikte değişti. 2018 için hazırladığı A Rainy Day in New York filmi Allen’a dönük tepkilerden çekinen Amazon tarafından yıl içinde vizyona çıkarılmayıp rafa kaldırılınca yönetmen stüdyoya bu yıl dava açmıştı. Haberlere göre Amazon-Allen anlaşması sona ermiş. Şu an için Allen’ın yeni filmlerinin ABD dağıtımcısı yok. Bu yüzden Allen’ın yeni filmleri memleketinde vizyona girmeyebilir. Allen, ABD’de dağıtımcı bulamadığı için tekrar Avrupa’ya dönüyor.

Yönetmen yeni filmini İspanya‘da çekecek. Her zamanki gibi romantik-komedi türünde olan, bir çiftin San Sebastian Film Festivali’ne katılmak üzere İspanya’ya gelmelerini, burada başka kişilere âşık olup birbirlerini aldatmalarını konu alan isimsiz filminin başrollerini Avrupalı oyuncular Christoph Waltz, Elena Anaya, Sergi Lopez, Louis Garrel üstlenecekler. Kadrodaki tek Amerikalı oyuncu Gina Gershon. Allen çekimlere temmuzda başlayacak. Yönetmenin diğer filmi A Rainy Day… Avrupa’da sonbaharda vizyona çıkarılacak. Velhasıl 84 yaşındaki Allen kalan zamanında filmlerini Avrupa’da Avrupalı oyuncularla çekecek gibi görünüyor. Bu filmler ABD’de vizyona girmezse filmlere Oscar kampanyası yapılamayacak. Bu arada filmlerini Fransa’da çeken Roman Polanski‘nin de Akademi üyeliğinden çıkarılıp kara listeye alındığı için yeni filmi J’accuse için ABD’de dağıtımcı bulmakta zorlandığını, bu yüzden bu filme de Oscar kampanyası yapılamayabileceğini belirteyim.

Kategoriler
haber

Woody Allen’ın Son Filmi A Rainy Day in New York, İtalya’da Vizyona Girecek

Amazon’un tacizle suçlanınca istifa eden eski başkanı, Woody Allen‘la beş filmlik bir kontrat imzalamış, bu kontrattan sonra Allen, Amazon çatısı altında üç film çekmişti. Selena Gomez, Timothee Chalamet, Elle Fanning gibi genç yıldızlarla Jude Law, Diego Luna, Rebecca Hall ve Liev Schreiber‘ı buluşturan A Rainy Day in New York, metoo zamanına denk gelince Amazon tepkilerden çekinip filmi vizyona çıkartmamıştı. Allen bunun üzerine geçtiğimiz ay Amazon’a kontratı ihlal ettiği gerekçesiyle dava açmıştı. Özetle, Amazon, Allen’ın filmini vizyona çıkarmayıp kontrattaki diğer iki filmi de çektirmeyerek yönetmenle bağını tamamen koparmış oldu.

Variety’nin haberine göre filmin ilk gösterimi İtalya’da gerçekleştirilecek. İtalyan Lucky Red şirketi filmin İtalya haklarını satın aldı, filmi 3 Ekim 2019‘da vizyona çıkaracak. Söylentilere göre Allen’ın bu filmi vizyonundan önce eylülde Venedik Film Festivali’nde gösterilebilir. Öte yandan haklar sadece İtalya’ya değil, Avrupa’nın diğer ülkelerine de satılmış. Film bir yıllık gecikmenin ardından Avrupa’da gösterime girecek gibi görünüyor. Peki Amerika’da vizyona girecek mi? Variety filmin haklarının Amazon’dan FilmNation Entertainment şirketine geçtiğini yazmış. Yani FilmNation tepkilerden çekinmezse filmi Amerika’da vizyona çıkarabilir.

Peki her yıl bir filmini vizyona çıkartan ama Amazon nedeniyle 2018’de sinemalara dönemeyen Allen 2020’de dönebilecek mi? Bu sorunun yanıtı şimdilik evet. Allen, Amerika’da finansman bulmakta zorlandığı için tekrar Avrupa’ya dönüp filmlerini burada çekecek gibi görünüyor. Aylar önceki söylentilere göre Allen 2020 için hazırladığı filmini İspanya’da çekmeyi düşünüyor, başrol için Vicky Christina Barcelona‘nın yıldızı Javier Bardem‘in adı geçmişti. Bakalım Allen iki yıllık aranın ardından setlere dönebilecek mi ve son filminin yıldızları Gomez, Chalamet, Law, Hall filmin Avrupa’daki galalarına katılacaklar mı? Gomez, Hall, Fanning ve Chalamet’nin Allen’la çalışmaktan pişman olduklarını açıkladıklarını da not edelim.

Kategoriler
haber

Woody Allen Sinemaya Ara Veriyor

Page Six sitesinin haberine göre usta yönetmen Woody Allen kariyerinde ilk kez sinemaya ara vermeyi kararlaştırdı. 1966 yılında ilk filmini çeken, ’71 yılından itibaren neredeyse her yıla bir film sığdırmayı başaran Allen 2019’da yeni bir filmle dönmeyecek gibi görünüyor. Habere göre yönetmen yeni bir proje üzerinde çalışmıyor. Çalışsa bile filmine finansman bulamayacağı belirtilmiş haberde. IMDb’de isimsiz bir projesi gözükse de bu proje resmi olarak açıklanmadı. Yani Allen ilk kez bir yılı, belki de birkaç yılı filmsiz geçirecek. 83 yaşındaki yönetmen en son iyi bir kadroyla (Selena Gomez, Timothee Chalamet, Jude Law, Diego Luna, Rebecca Hall, Elle Fanning, Liev Schreiber) A Rainy Day in New York filmini çekti ama yönetmene geçen yıl gelen tepkiler ve önceki filmi Wonder Wheel‘in batışı nedeniyle Amazon filmi vizyona çıkarmıyor.

Özetlersek: Geçen yıl başlayan #metoo ve Time’s Up hareketleri, Allen ve oyuncularını da olumsuz etkilemişti. Hatırlanırsa Allen’la çalışan oyuncular (Hall, Chalamet, Gomez) tepkilere boyun eğip paralarını Time’s Up’a bağışlamışlardı. Tepkilerin nedeniyse Allen’ın evlatlık kızı Dylan Farrow‘u taciz ettiği söylentileri. İki farklı mahkemece suçsuz bulunan Allen’a tepkiler sürüyor. Bu durum Wonder Wheel‘in de batmasına neden olmuştu. Bu yüzden Amazon yönetmenin yeni filmini vizyona çıkarmaya veya platformunda yayınlamaya cesaret edemiyor. Çoktan tamamlanan filmin vizyona girip girmeyeceği meçhul. Amazon birkaç yıl önce Allen’la beş filmlik anlaşma imzalamış, her filmi için 25 milyon dolar bütçe ayırmayı kabul etmişti. Dolayısıyla stüdyonun zararı şimdilik 50 milyon dolar gibi görünüyor. Amazon’un anlaşmayı iptal edip etmeyeceği bir süredir merak ediliyor. Velhasıl Allen hem taciz iddiaları, hem de filmlerinin iyi hasılat elde edememesi nedenleriyle bir süre film çekemeyecek gibi görünüyor.

Kategoriler
haber

Amazon’un Eski Başkanı, Woody Allen’la 5 Filmlik Kontrat İmzalamış

Woody Allen‘la heyecanla anlaşan Amazon Studios şu sıralar Allen nedeniyle sorun yaşıyor. Bilindiği üzere özellikle son birkaç aydır Woody Allen’la çalışan oyunculara ve Allen’ın yapımcılarına dönük bir baskı mevcut, ki bunun nedeni taciz iddiaları. Durumu şurada ayrıntısıyla yazmıştım. Bu baskılar usta yönetmenin yeni filmi A Rainy Day in New York‘a da zarar verdi. Başroller Selena Gomez, Timothée Chalamet ve Rebecca Hall’ın bu filmden kazandıklarını Time’s Up hareketine bağışlamaları, Chalamet ve Hall’ın Allen’a dair son açıklamaları ve internet sitelerindeki onlarca yazı… Bu yüzden Amazon, A Rainy Day in New York‘la ne yapacağını bilemiyor. Bazı söylentilere göre daha fazla tepki toplamamak için film tanıtımsız, PR’sız bir şekilde Amazon’un stream servisinde yayınlanabilir. Yani film vizyona girmeyebilir. Ama henüz bunun resmileşmediğini belirteyim.

İşin Amazon için en kötü tarafıysa şu: Amazon’un tacizle suçlandıktan sonra istifa eden başkanı Roy Price 2016’da Allen’la beş filmlik bir kontrat imzalamış. Kontrat gişede batan (25 milyon dolar bütçeyle 9 milyon dolar hasılat) Wonder Wheel filmiyle başladı. A Rainy Day… kontratın ikinci filmi oldu -bu filmin de bütçesi 25m$-. Amazon şu an diğer üç film üzerine de kafa patlatıyor. Kontrata göre stüdyo, Allen’ın beş filminin de tüm finansmanlarını üstlenecek. Amazon ya kalan üç filmi yaptıracak, ya da anlaşmayı bitirmek için yüklü bir parayı gözden çıkaracak. Amazon’un kararıysa Price’ın koltuğunu devralacak kişi belirlenmeden açıklanmayacak. Henüz yeni başkan belirlenmemiş. Allen tarafıysa 2019 filminin finansmanı ve oyuncu kadrosunda endişeli değil. Allen’ın yapımcı kız kardeşi 2019 filminin hazırlıklarına başlandığını, oyuncu bulunacağını söylemiş. Bekleyelim görelim.

Bu arada geçtiğimiz günlerde sona eren Sundance Film Festivali’nden Amazon’un hiçbir film satın almaması da dikkatlerden kaçmamış. THR’nin haberine göre Amazon, The Tale filmini satın almak istemiş ama son anda vazgeçmiş. Film bir kadının küçükken tacize uğramasını konu edindiğinden 2018’in gündemine epey uygun. Hakları HBO satın aldı, yüksek ihtimalle filme Oscar kampanyası yapılacak sonbaharda. Amazon, Assassination Nation‘ı da almak istemiş ama hakları 10m$ teklif eden Neon şirketine kaptırmış. Amazon’un vizyona girecek filmleri için şu yazıya bakabilirsiniz. Amazon çekimlerine bu yıl başlanacak, Rosamund Pike’lı Marie Curie biofilmi Radioactive‘i satın almak için görüşmelere devam ediyor.

Kategoriler
seçki

Woody Allen Kariyerinin Sonuna mı Yaklaştı?

Woody Allen 1966’da başlayan yönetmenlik kariyerine bu yılki filmi A Rainy Day in New York‘la birlikte 50 film ve bir mini dizi sığdırdı. Usta senarist-yönetmen, 1971’den beri neredeyse her yıla bir film sığdırıyor (74, 76 ve 81 yıllarında film yapmadı). 52 yıllık upuzun bir kariyere 50 film sığdırdı Allen. Evlilikleri, aldatmaları, ilişkileri, cinselliği kendi üslubuyla çok iyi bir şekilde anlatan -2000’lere çok az iyi film sığdırdığını da eklemem gerek-, her yıl bir film yapmaktan özellikle 80’lerden beri hiç taviz vermeyen Allen’a dair tepkiler gün geçtikçe büyüyor. Dolayısıyla bu tepkileri görünce Allen’ın “52 yıllık uzun kariyerinin sonu geldi mi, bu tepkiler nedeniyle kariyeri biter mi?” diye merak etmemek zor (en azından benim için).

Allen’a dair tepkilerin nedeni 1990’lara dayanıyor. Allen 9 filmde çalıştığı aktris Mia Farrow‘la sevgiliydi. Farrow’la hiçbir zaman evlenmedi. Mia Farrow 1985 doğumlu evlatlık kızı Dylan Farrow‘u Allen’ın 92’de taciz ettiğini söyleyip Allen’a dava açtı ama davayı kaybetti. Özellikle 2000’lerden itibaren Dylan Farrow ve gazeteci kardeşi Ronan Farrow, Allen’la ilgili yazılar yazmaya başladılar, gazetelere mektuplar gönderdiler, Hollywood oyuncularından ve yapımcılarından Allen’la çalışmamalarını isteyip onun tacizci olduğunu söylediler. Mia Farrow’un ailesinden Moses Farrow ise Allen’ın tarafını tutup annesinden nefret ettiğini, annesini onu babasından nefret etmeye zorladığını, beynini yıkamaya çalıştığını, asıl istismarcının annesi olduğunu belirtmişti. Allen’sa iddiaları reddetmiş, Dylan’ın intikam piyonu olduğunu belirtmişti. Tabii o zamanlarda Hollywood’un bunu aile içi mesele olarak gördüğünü belirtmek gerek. Mektuplar yayınlanıyor, Allen’a tepki gösteriliyordu ama tepki büyük değildi. Yönetmenin filmleri düşük bütçeyle yapıldığı ve genelde iyi hasılatlar getirdiği için de finansman bulmak zor olmuyordu Farrowların tepkilerine rağmen (yönetmen yıllarca Sony Classics’le çalıştı, bu aralar Amazon Studios’la çalışıyor). Oyuncularsa Allen’la çalışmak için can atıyorlardı. Çekim takvimi çakışmıyorsa genelde oyuncular Allen’ı reddetmiyorlardı. Allen 2000’lerden sonra Hollywood’un pek çok yıldız oyuncusuyla çalıştı: Naomi Watts, Cate Blanchett, Kate Winslet, Justin Timbarlake, Selena Gomez, Elle Fanning, Kristen Stewart, Blake Lively, Josh Brolin, Jesse Eisenberg, Anthony Hopkins, Joaquin Phoenix, Scarlett Johansson, Emma Stone, Colin Firth, Marion Cotillard, Hugh Jackman, Anthony Hopkins diye gidiyor liste.

Bunca oyuncunun tepkileri göz ardı edip Allen’la çalışmak için can atmalarının, ondan telefon (teklif) beklemelerinin nedeni Allen’ın şüphesiz usta bir senarist ve yönetmen olması, özellikle de kadınlara iyi roller yazıyor olması. Şüphesiz her yıla bir film sığdırmak istediği için zaman zaman karakterlerde de, öykülerde de kendisini tekrarlıyor, vasatı aşamayabiliyor, hatta vasatın da altına düşebiliyor. Lakin geçmişte sıkça, 2000’lerde o kadar sık olmasa da iyi roller yazdı. Mesela Blanchett, Blue Jasmine‘deki rolüyle 2. Oscarını kazanmıştı. Winslet ise Wonder Wheel‘de iyi yazılmış rolün hakkını sonuna dek verdi. Kimilerine Oscar kazandırtan, kimilerini (Rebecca Hall mesela) ünlendiren, bu kişilerin kariyerlerini hızlandıran birisi Allen. Öte yandan ilişkilerin karmaşık doğasını özellikle 2000 öncesi filmlerinde çok iyi aktarmıştı. Bir de filmlerini epey hızlı çeker, bir-bir buçuk ayda çekimleri tamamlar. Bunun gibi pek çok nedenden ötürü oyuncular, Allen’la çalışmayı çok istediler.

Fakat durum değişiyor gibi görünüyor. Sadece birkaç yıl önce istediği oyuncuyu birkaç dakikalık bir telefon görüşmesiyle filmine bağlayabilen Allen yakında oyuncu bulmakta zorlanabilir. Bilindiği üzere kasım ayında Ashley Judd ve Rose McGowan’ın Harvey Weinstein’in maskesini düşürüp onun tecavüzcü birisi olduğunu New York Times röportajıyla duyurduktan sonra Hollywood tacizcilerle hesaplaşmaya başladı. Onlarca sinemacı tacizle, tecavüzle suçlandı ve doğal olarak sektörden dışlandı. Stüdyolar ve TV kanalları onlarla ilişiği kestiler. Kasım ayından beri Allen’a da tepki gösteriliyor, Allen’a ve oyuncularıyla yapımcılarına baskılar artıyor. Neredeyse her gün yabancı sitelerde Ronan Farrow’un Allen’a dair demeçlerine ve oyunculara dair sitemlerine yer veriliyor, hatta Indiewire gibi pek çok site isim isim oyuncuları hedef tahtasına yerleştiriyor. Baskı öyle bir noktaya geldi ki pişman olsunlar olmasınlar oyuncular, Allen’la çalıştıkları için özür dilemeye başladılar. Allen’la To Rome with Love filminde çalışan Ellen Page “Onunla çalıştığım için çok pişmanım, keşke çalışmasaydım,” deyip özür diledi. Onu birkaç ay sonra aynı filmdeki rol arkadaşı Greta Gerwig takip etti. Allen’ın Vicky Christina Barcelona filmiyle ünlenen, Time’s Up ve #metoo hareketlerinden kısa bir süre önce Allen’ın yeni filmi A Rainy Day in New York‘unda rol alan Rebecca Hall da özür dileyenler kervanına katılıp bu filmden kazandığını Time’s Up’a yolladı.

Halbuki Hall, Gerwig ve Page ve diğerleri, Allen’la ilk kez çalıştıklarında da Farrowlar, Allen’la ilgili yazılar yazıyorlardı, şimdi de yazıyorlar. Yani oyuncular o zamanlarda Farrowların açıklamalarını önemsememişlerdi. Değişen ne? Değişen tepkinin büyüklüğü. Allen’a tepkiler eskisinden daha da fazla artık #metoo hareketi nedeniyle. Gencecik bir oyuncu olan, sektöre daha yeni giren, sadece bir yıl önce kimsenin tanımadığı birisi olan Timothée Chalamet‘e bile “Nasıl olur da Allen’la çalışırsın?” diye tepki gösterilmeye başlandı (Chamalet de A Rainy Day in New York‘un başrol oyuncuları arasında). Durum böyle. Artık Allen’la çalışan herkes hedef tahtasına konuyor. Öte yandan Allen filminde oynamak eskiden ödül-adaylık getiren bir durumdu (Blanchett, Diane Keaton, Mira Sorvino, Michael Caine, Dianne Weist Oscar kazanırken Sally Hawkins, Judy Davis, Martin Landau, Geraldine Page Oscar adaylığıyla yetinmişlerdi). Şimdiyse bu da değişiyor gibi görünüyor. Winslet 2010’lardaki en iyi performanslarından birisini Wonder Wheel‘de vermiş olmasına rağmen aktris siyaseten doğruculuk nedeniyle Razzie’nin en kötü aktrisler kısa listesine kaldı, keza Allen da hiç hak etmediği halde kısa listede yerini aldı. Halbuki Razzie ahalisi Allen’ın 49 filminden hiçbirini -aralarında gerçekten kötü filmler olsa da- aday göstermemişlerdi, tepkiyi görünce ortalamanın üstündeki Wonder Wheel‘i kısa listeye aldılar, en kötü yönetmen-senarist-filme aday gösterecekler mi göreceğiz. Belirtmek istediğim şey artık Allen’la çalışmak ödül getirmeyecek, tam tersi çok iyi oynasanız da Razzie’ye aday olabilirsiniz. Bir de bunun üstüne adınız manşetlerden inmeyecek, sürekli hedef tahtasına konacaksınız, şimdi olduğu gibi özre zorlanacaksınız.

Allen, Weinstein gibi Hollywood’un dışlanması gerekli birisi görülüyor artık. Dolayısıyla ileride çalışacak yıldız oyuncular bulabilecek mi insan gerçekten merak ediyor. Artık Allen’dan telefon geldiğinde muhtemelen oyuncular “Bir düşüneyim,” demeye başlayacaklar, çünkü Allen’la çalışmak kariyer için risk taşıyor. Öte yandan finansman bulmak da zor olabilir Allen için. Wonder Wheel tepkiler nedeniyle sadece 9 milyon dolar hasılat elde edip battı. Bu yılki filmi her açıdan bir sınav olacak. A Rainy Day in New York da batarsa Amazon, Allen’la çalışmayabilir. Tepkiler büyümeye devam ederse -ki öyle görünüyor- çalışılacak oyuncu bulmak zor olacak. Hatta daha da ötesi de olabilir. Mesela Akademi, Allen’ı üyeler arasından çıkarabilir. Weinstein sadece iki haftada Akademi’den, Yapımcılar Birliği PGA’den ve BAFTA’dan kovulmuştu. Bunlar gerçekleşir de Allen kariyerini bitirmek istemezse belki 2008 (Vicky Christina Barcelona), 2011 (Midnight in Paris) ve 2012’de (To Rome with Love) olduğu gibi Avrupa’ya geçip Avrupalı şirketlerle çalışıp sinemaya devam edebilir. Bekleyip görelim. Allen’ın 2019 filmi için oyuncu bulup bulamayacağı, yeni filminin alacağı tepkiler ilerisi adına belirleyici olacaktır. Allen’ın kariyerine eskisi gibi devam etmesi bunca tepki nedeniyle zor gözüküyor lakin. Dylan Farrow ilk kez geniş kitlelere sesini duyuruyor, ilk kez kendisinden Allen’la çalışıldığı için özür dileniyor. Kardeşi Ronan Farrow ise HBO’yla üç yıllık bir kontrat imzaladı, kanalla üç yıl boyunca belgesel hazırlayacak.

Yazıyı A Rainy Day in New York‘la bitireyim. Jude Law, Timothée Chalamet, Selena Gomez, Rebecca Hall, Diego Luna, Suki Waterhouse, Kelly Rohrbach, Griffin Newman rol aldılar filmde -Newman da kısa bir süre önce filmde oynadığı için özür diledi-. Filmin ana karakteri 40’larındaki profesörün (Law) reşit olmayan bir kızla (Fanning) ilişkisi nedeniyle gündeme gelip bu film üzerinden Allen’a tepki gösterildi. Fakat filmin konusunun, karakterlerinin resmi olarak açıklanmadığını, bu iddianın çekimler devam ederken atıldığını söylemek lazım. Doğru mu, değil mi film bu yıl vizyona girdiğinde öğreneceğiz ama Allen daha önce Manhattan‘da, Stanley Kubrick de Lolita‘da bunu işlemişlerdi. Yani bir ilk değil pedofilinin işlenişi. Öyle ya da böyle, Allen’ın sıradaki filmi epey tartışılacak gibi görünüyor. Filmin resmi olarak açıklanan konusu ise “İki genç, yağmurlu bir havada New York’a geldiklerinden kısa bir süre sonra birbirleriyle yolları kesişir, tanışırlar ve bir dizi macera yaşarlar,” şeklinde. Birbirlerine âşık olan gençleri Chalamet’le Gomez oynadılar. Amazon filmin vizyon tarihini henüz açıklamadı.