Kategoriler
haber

The Flash Filminin Kadrosu Şekilleniyor

Justice League’de Ezra Miller tarafından canlandırılan The Flash karakterinin hikayesini anlatan filme, geçtiğimiz günlerde The Morning Show’daki rolüyle Emmy En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi olan Billy Crudup’un da dahil olması bekleniyor.

Justice League filminde de The Flash’in (Barry Allen) babası Dr. Henry Allen’ı canlandıran Billy Crudup’un, bu filmde de yine aynı karakteri canlandırmak için filmin yapım şirketi Warner Bros. ile görüşmelere başladığı ve anlaşmanın an meselesi olduğu açıklandı.

Öte yandan, IT filmiyle adından söz ettiren Andy Muschietti’nin yönetmenliğini yapacağı filmin detayları da yavaş yavaş belli oluyor. Senaryosunu Christina Hodson’ın yazdığı ve İki farklı evrende geçecek filmde The Flash (Barry Allen) karakteri geçmişe giderek annesinin bir cinayete kurban gitmesine engel olmaya çalışacak.

The Flash karakterini canlandıracak Ezra Miller ve filme dahil olması beklenen Billy Crudup’a, Michael Keaton ve Ben Affleck eşlik edecek. Daha önce Batman ve Batman Returns filmlerinde Batman karakterine hayat veren Michael Keaton ve Justice League ve Batman vs Superman filmlerinde Batman’i canlandıan Ben Affleck, The Flash’in iki evrende karşılaştığı iki farklı Batman rolünde karşımıza çıkacaklar.

Henüz çekimlerine başlanmayan filmin, yapım şirketi Warner Bros tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Temmuz 2022 tarihinde vizyona girmesi bekleniyor.

Kategoriler
bakınıztv

Where’d You Go Bernadette?: Linklater, Blanchett’ı Arıyor

Maria Semple’ın aynı adlı romanından uyarlanan Where’d You Go, Bernadette’in ilk fragmanı yayınlandı. Richard Linklater’ın başrolü Cate Blanchett’e verdiği öykü, mutlu bir hayata ve aileye sahipken birden ortadan kaybolan bir kadının hikayesini anlatıyor.
2018 mayısında gösterime girecekken durmadan ertelenen filmin başrollerinde Billy Crudup, Emma Nelson, Kristen Wiig, Judy Greer, Laurence Fishburne, Troian Bellisario ve James Urbaniak yan rollerde…

Kategoriler
bakınıztv haber

Fragman Analizi: 20th Century Women (Mike Mills)

Film yaşamında 2005 Thumbsucker, ve 2010’da Beginners gibi iki nadide eser bulunan Mike Mills 20th Century Women’la farklı hikayeleri etkileyici bir şekilde anlatma alışkanlığını sürdürecek gibi. İzlediğimiz ve beğendiğimiz fragmanla ilgili notlar:

– Annette Bening, Greta Gerwig, Elle Fanning, Lucas Jade Zumann ve Billy Crudup çok güçlü ve birbirleriyle uyumlu bir oyuncu grubu oluşturmuş gibi görünüyor.
– Annette Bening, oğlunu evini paylaştığı farklı karakterlerle birlikte yetiştiren bir anneyi canlandırıyor. Gördüğümüz kadarıyla çok başarılı bir iş çıkarmış ve ödül sezonunda ismini sıkça duyabiliriz. Oğlunu oynayan Lucas Jade Zumann da iyi görünüyor.
– Yan rollerde Billy Crudup, Greta Gerwig ve Elle Fanning’in varlığı da ilgi çekici görünüyor. Mills, onlar üzerinden bağımsızlık, gençlik, büyüme ve aşk öyküleri anlatacak gibi.
-70’lerde geçen her film, müzikleriyle de ilgi çeker. Fragmandan iyi bir soundtrack’in ipuçlarını da alıyoruz.

Kategoriler
haber

Sundance 2014 Rehberi: İkinci Bölüm

Sundance Film Festivali’nde gösterilecek filmleri tanıtmaya ve yayınlanan kareleri paylaşmaya devam ediyoruz. Bu tanıtıcı dosyanın ilk bölümüne ulaşmak için tıklayınız.

Camp X-Ray: Peter Sattler’ın yazıp yönettiği “Camp X-Ray” (yönetmenin ilk filmi olduğunu belirtelim), Irak İşgali sırasında tutuklanan Müslümanlara yapılan işkencelerle gündemi sarsan Guantanamo adlı cezaevini anlatıyor. Sattler filmin merkezine genç, deneyimsiz bir gardiyanı yerleştirmiş. Gardiyana Kristen Stewart hayat verdi. Ona İran yapımı “A Separation” ile ünlenen Payman Maadi, John Carroll Lynch, J.J. Storia gibi isimler eşlik ettiler.
camp-620x394
Cold in July: Dexter’la ünlenen yetenekli aktör Michael C. Hall katillere hayat vermekten bıkmıyor anlaşılan. Zira çekimleri tamamlanmak üzere olan “Cold in July”de de aktörü bir katil rolünde izleyeceğiz. Hall’ın hayat verdiği adamın evine bir hırsız soygun amacıyla girer, elemanımız bu adamı öldürür. Hırsızın babası ise intikam almak ister, olaylar gelişir. Filmin 1980 yılında geçtiğini belirteyim. Filmi “We Are What We Are” filmiyle dikkatleri çeken Jim Mickle yönetti.
cold_in_july-620x308
God’s Pocket: Bol yıldızlı filmlerden: Philip Seymour Hoffman, Eddie Marsan, Christina Hendricks, Richard Jenkins, John Turturro. Bu sağlam kadroyu biraraya getiren kişiyse ilk kez bir film yöneten aktör John Slattery (Mad Men’in Roger’ı). Film üvey oğlunu yanlışlıkla/kaza sonucu öldüren bir adamın bunu kanıtlama ve bu acıyla baş etme çabalarını anlatıyor. Peter Dexter’ın romanından uyarlandı film.
gods_pocket_2
Fishing Without Nets: Somalili balıkçılar/korsanlar bu sene karşımıza Paul Greengrass imzalı “Captain Phillips” filminde çıktılar. Somalili balıkçıların/korsanların sorunlarına odaklanmak yerine Amerikan ordusunun propagandasını yapmayı tercih eden bu abartılmış yapımdan sonra korsanların hayatı “Fishing Without Nets”de de anlatılacak. Tanınmayan oyuncuların rol aldığı filmi Cutter Hodierne yönetti.

Happy Christmas: 2013’te “Drinking Bodies” ile Sundance’e uğrayan Joe Swanberg’in yazıp yönettiği “Happy Christmas”, genç bir kadının sevgilisinden ayrıldıktan sonra evli ve çocuklu ağabeyinin evine taşınması ve hayatını düzene sokmaya çalışması anlatılıyor. Filmin başrollerinde Anna Kendrick, Melanie Lynskey, Mark Webber, yönetmen Swanberg ve “Girls”le ünlenen Lena Dunham’ı izleyeceğiz.happy_christmas_2-620x346

Infinitely Polar Bear: Bağımsız filmlerde de, gişe filmlerinde de rol alan yetenekli aktör Mark Ruffalo “Thanks for Sharing”teki seks bağımlısı adam rolünden sonra karşımıza tekrar sorunlu bir karakterde çıkmaya hazırlanıyor. Ruffalo bu kez manik depresif birisine hayat verdi. Manik depresif hastalığından muzdarip bir babanın hayatını, eşini ve iki çocuğunu kazanmaya çalışmasını izleyeceğiz bu filmde. Ruffalo’ya Zoe Saldana eşlik etti. Filmi Maya Forbes yönetti.
polar_bear_11-620x392
Jamie Marks Is Dead: “The Ruins”le sinemaya geçen Carter Smith’in yazıp yönettiği “Jamie Marks Is Dead” bir hayaleti merkeze koyan bir komedi. Bu hayalet arkadaşlarını ve evini ziyaret edecek, arkadaşlık ve aşkla ilgili hiç yaşamadığı şeyler yaşayacak. Filmde Liv Tyler, Noah Silver ve Judy Greer rol aldı.

Kumiko, the Treasure Hunter: Bu senenin gişe filmlerinden Pacific Rim’de karşımıza çıkan Rinko Kikuchi’nin başrolünü, David Zellner’ın yönetmenliğini üstlendiği bir film. Bu film, yalnız bir kadının memleketi Tokyo’dan Amerika’nın Minnesota eyaletine para kazanmak amacıyla taşınması ve para kazanma çabaları anlatılıyor.
kumiko
Life After Beth: Bir adamın sevgilisi beklenmedik bir şekilde vefat eder. Adam depresyona girer. Ama bir süre sonra sevgilisi gizemli bir şekilde hayata döner. Adam, sevgilisinin zombi olduğunu fark eder, olaylar gelişir. “I Heart Huckabess” filminin senaristi Jeff Baena’nın ilk yönetmenlik denemesi olan bu filmde Aubrey Plaza, John C. Reilly ve Dane DeHaan rol aldılar.

Song One: Les Miserables’da şarkı söyleyebildiğini de kanıtlayan Anne Hathaway çekimleri bu senen tamamlanan drama türündeki “Song One”da da şarkı söylemiş. Kate Barker-Froyland ilk filminde tanıştığı bir müzisyene aşık olan bir kadına odaklanıyor.

Wish I Was Here: “Garden State” filmiyle kameranın arkasına geçen aktör Zach Braff uzun bir aradan sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturdu. İlk filmindeki gibi senaristliği ve başrolü de kendisine paslayan aktör bu filminin parasını Amerikalı hayranlarından topladı. Tıpkı “Veronica Mars” gibi “Wish I Was Here” için de Kickstarter sitesinde hayranlardan para istenmiş, hayranlar da gönüllerinden koptuğunu yapımcılara bağışlamışlardı. Filmde Braff’a Jim Parsons, Josh Gad, Ashley Greene ve Kate Hudson eşlik ettiler. Film, evli ve çocuklu, başarısız bir aktörün iki çocuğuna evinde eğitim vermesiyle gelişen olayları anlatıyor.

wish-i-was-here-zach-braff-kate-hudson

Whiplash: The Spectacular Now’dan sonra filmin başrolünü üstlenen Miles Teller da yeni filmiyle Sundance’te olacak. “Whiplash”, Teller’ın canlandırdığı genç bir davulcunun hayatını anlatıyor. Teller’a J.K. Simmons eşlik etti. Filmi Damien Chazelle yazıp yönetti.

Hellion: Breaking Bad dizisiyle ünlenen Aaron Paul’un başrolünü üstlendiği bir drama “Hellion”. Daha önce sadece bir filmi yöneten, kısa filmi “Black Metal” ile Sundance’ten jüri ödülünü kazanan Kat Candler yönetmiş filmi. Metal müzik hastası bir adamın küçük kardeşi çocuk koruma hizmetlerince kendisinden alınır. Adam kardeşini evine getirebilmek için çabalamaya başlar.

Low Down: Jeff Preiss’ın yönettiği “Low Down”, gerçekte yaşayan Amy Albany’nin ergenliğine, depresyondaki babasıyla sorunlu ilişkisine ve babasının piyanistliğine odaklanıyor. Film 1960’lar ve 70’lerde geçiyor. Senenin büyüme hikayelerinden birisi. Filmde Elle Fanning, Lena Headey, Peter Dinklage, Glenn Close, John Hawkes başrolleri üstlendiler.

The Skeleton Twins: Birbirlerine yabancılaşmış iki kardeşin esrarengiz bir ölümle biraraya gelip sorunlarını çözmeye çalışmalarını konu alan “The Skeleton Twins”ın başrollerini Kristen Wiig, Ty Burell, Bill Hader, Luke Wilson ve Boyd Hollbrook üstlendiler. Filmi Craig Johnson yönetti.

Ida: Bir yaz tatilinde lezbiyenliğini keşfeden bir kadının başka bir kadınla ilişkisine odaklanan “My Summer of Love”dan sonra iki sene önce “The Woman in the Fifth” ile karşımıza çıkan 1977 doğumlu Pawel Pawlikowski geçtiğimiz haftalarda Marakeş Film Festivali’nde yeni filmi “Ida”nın ikinci gösterimini gerçekleştirmişti. Festivalden ödülsüz dönen yönetmen iyi eleştirilerle yetinmek zorunda kaldı. Film 1960’ların Polonya’sında geçiyor; Katolik’e, kapitalizme ve Yahudi Soykırımı’na Wanda adlı bir kadın üzerinden odaklanıyor.

pawel

The Double: Gösterildiği festivallerden olumlu eleştiriler alan “The Double” ticari gösterime girmeden önce Sundance’de gösterilecek. Daha önce sitemizdeki haberlerde sıkça belirttiğimiz gibi “The Double”, Dostoyevski’nin romanından uyarlandı. Genç yönetmen Richard Ayoede’nin yönettiği filmde Jesse Eisenberg iki rolde karşımıza çıkacak. Ona Mia Wasikowska ve Noah Taylor’ın eşlik ettiğini, filmin yapımcıları arasında Michael Caine’in yer aldığını belirtelim. Daha fazla bilgi için bakınız.

Viktoria: Bulgaristan yapımı “Viktoria” izleyicileri 1970’lerin sonlarındaki komünist Bulgaristan’a götürecek ve bir anneyle kızının ilişkisini anlatacak. “Viktoria”, Bulgar yönetmen Maya Vitkova’nın ilk uzun metrajlı filmi. Daha önce kısa filmlerle kendisini geliştiren Vitkova yarım saatlik kısa filmi “Mothers and Daughters”da da anne-kız ilişkilerine odaklanmıştı.

cache

Rudderless: “Shameless” dizisinde döktüren usta aktör William H. Macy kariyerinde ilk kez bir sinema filmini yönetti. “Rudderless” adını verdiği filmiyle yönetmenliği deneyen Macy bu filmin önemli rollerinden birisini de üstlendi. Filmde Macy’e Felicity Huffman, Selena Gomez, Jamie Chung, Anton Yelchin, Laurence Fishburne, Billy Crudup gibi oyuncular eşlik ettiler. Film, oğlunu kaybeden acılı bir babanın bir grup oluşturup acısını müzikle atlatmaya çalışmasını anlatacak.

 

Rudderless

God Help The Girl: İngiliz yapımı “God Help The Girl”, Glasgow’da bir hastahanede çalışan, duygusal sorunları olan, hayattan bıkmış Eve’nin şarkılar yazmaya başlayıp daha iyiye gitmesini anlatıyor. Eve, James ve Cassie ile tanıştıktan sonra rüya gibi bir yaz geçirmeye başlar. Emily Browning’in başrolünü üstlendiği filmi daha önce filmlere şarkılar yazmaktan başka bir şey yapmayan Stuart Murdoch yönetti.

god help the girl

Kategoriler
haber

Blood Ties’tan Yeni Kareler

Fransız senarist/yönetmen/aktör Guillaume Canet’nin kotardığı suç gerilim türündeki “Blood Ties”tan yeni kareler yayınlanmaya devam ediliyor. Hapisten çıkan bir adamın kardeşiyle birlikte mafyayla olan mücadelesini anlatan “Blood Ties”ın başrollerini Clive Owen, Billy Crudup, Marion Cotillard, Mila Kunis, Zoe Saldana, James Caan, Noah Emerich, Matthias Schoenaerts ve Lili Taylor üstlenmişlerdi. Film ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirecek, kışın da Oscar için yarışacak. Yayınlanan karelerden ilki aşağıda, devamı Facebook Albümümüzde.

1

Kategoriler
haber

Ruderless: William H. Macy Yönetmen Koltuğunda

Dönemimizin en iyi oyuncularından William H. Macy’nin yönetmen koltuğuna oturacağını öğrenmek sanırız kimseyi şaşırtmaz. Her filmiyle bilerek ve hissederek oynadığını kanıtlayan usta oyuncunun bu yeteneklerini oyuncularına aktarması bile iyi bir film için yolun yarısını alması demek.
William H. Macy
William H. Macy, filmi için usta ve genç/vaat eden oyunculardan bir karma oluşturarak sağlam bir temel de attı. Billy Crudup, Anton Yelchin, Selena Gomez ve Laurence Fishburne “Rudderless”ın kadrosuna katıldılar. Macy, filmde eşi Felicity Huffman’la beraber kamera önünde de yer alacaklar.

Film, ölen oğlunun yazdığı besteleri bulunca, şarkıları çalabilmek için bir grup kuran bir adamın hikayesini anlatacak.

Kategoriler
haber

Blood Ties’a Bol Yıldızlı Kadro

Hollywood’a yıllar önce aktör olarak giden ve burada bir kaç film çeken Fransız aktör-senarist-yönetmen Guillaume Canet’nin Hollywood’a dönüşü yönetmenliğini üstleneceği Blood Ties’la olacak. En son Amerika’da çekilen Last Night’ta rol alan Canet’nin yeni filmi Blood Ties. Film, Canet’nin Amerika’da çekeceği ilk film olma özelliğini taşıyor. Filmde Mark Wahlberg, Zoe Saldana ve yönetmenin eşi Marion Cotillard rol alacak. Ayrıca filme bugün itibariyle Clive Owen ve Billy Crudup da dahil oldu. Mila Kunis ve James Caan’e teklif götürüldü.

Film “Les liens du sang” adlı Fransız filminin Amerikan yeniden çevrimi olacak. “Les liens du sang”in başrolünün Canet olduğunu belirtelim. Filmin senaristliğini Canet ile beraber James Gray üstlendi.  Filmin çekimlerine gelecek ay New York’ta başlanacak. Film iki kardeşin hikayesini anlatacak. Komiser François, cinayetten 10 yıl hüküm giymiş kardeşi Guillaume’un hapisten çıktığını öğrenir. Polis ve ağabeyi arasında duygusal bir karşılaşma olmasa bile, ikisi de geçmişi unutmak istemektedir. Guillaume hayatını düzene sokmaya çalışır, François ise ona yardım etmek için elinden geleni yapar. Ama gerçeklerden ve eski kavgalardan kurtulamazlar.

Kategoriler
haber

Who Watches The Watchmen

Watchmen bu cuma gösterime gireceğinden, 3 ocakta yazılmış olan önincelemeyi yeniden öne aldık. Yakında filmin incelemesi de sizlerle olacak.

Bir çizgiroman uyarlaması daha gösterime girmek için sırada… Daha önce From Hell, V For Vendetta, The League gibi eserleri sinemaya uyarlanmış olan Alan Moore‘un, epey uzun zamandır sinemalarda gösterilmesi beklenen eseri Watchmen geliyor.1986da yayımlanan Watchmen; 1977de zorunlu olarak emekli edilmiş bir grup orta yaşlı süper kahramanın, şartların zorlamasıyla tekrar işlerine geri dönmesini ve kendi kendini yok etme yolunda ağır, ancak emin adımlarla ilerleyen bir dünyayı kurtarmaya çalışmasını anlatır. Watchmen’i diğer çizgi romanlardan ayıran en önemli nokta aslında, arkaplanda birçok hikaye ve kahramanın olması. Çizgiromanlar arasında “entelektüellerin çizgi romanı” gibi bir betimlemeye gidildi Watchmen için. 80’lerin siyasi ayrıntıları, nükleer savaş beklentileri, paranoyalar bu romanın odaklarıydı. Özgün bir zeka ürünü olmasının dışında, içiçe geçen katmanlı hikayeler, güçlü diyaloglar ve çok sayıda karakteri içermesinden ötürü Alan Moore’un Watchmen senaryosunu, günümüzde Lost’un senaryo dinamiğine de benzetenler mevcut. Her uyarlamada olduğu gibi bu filme karşı da bazı önyargılar elbette var. Bu tedirginliklerin kaynağını oluşturan temel fikir, iki buçuk saatlik bir sürede bu kadar karakter ve olayı sinemanın kaldıramayacağı. Filmi seyredecekler için, çizgiromanı okuyanların tatmin olmayacağı, okumayanların da hiçbir şey anlamayacağına dair katı eleştiriler etrafta dolaşıyor. Yirmi üç yıldır proje halinde bekleyen bu yapımın bugünlere ulaşması oldukça sıkıntılı bir süreçten sonra gerçekleşti. Film için Terry Gilliam’dan Darren Aronofsky’ye kadar değişen yönetmen isimleri söz konusuydu. Fakat çok yüksek bütçe gerekliliği inançları sarsmış olsa gerek, zamanla herkes kendi yoluna gitmişti. Böylece projenin yönetmenliğine 2006 yılında Zack Snyder getirildi. 300 Spartalı’nın yönetmeni Zack Snyder, Watchmen’de görsel açıdan Taxi Driver ve Seven adlı sinema klasiklerini referans aldığını söylüyor. 120 milyon dolar gibi azımsanmayacak bir bütçesi olan Watchmen’in sinemalara geliş sürecinde bir başka engel daha vardı. 20th Century Fox Stüdyosu, Watchmen filmi yüzünden Warner Bros’a dava açtı. Davaya gerekçe olarak Fox, çizgiromanın film teliflerinin kendisinde bulunduğunu savundu ve Warner Bros’un projeye devam etmek için kendisini de dahil etmesi gerektiğini belirtti. Karşılıklı mahkeme raporlarıyla geçen karmaşık bir süreç sonunda çıkan erken bir karar ile dava 20th Century Fox’un lehine sonuçlandı. Çıkan karara göre 20th Century Fox’un Watchmen filmi üzerinde dağıtım ve pazarlama hakları var. Belki de filmin 6 mart 2009 olan gösterim tarihi bu karardan sonra değişebilir. Şimdilik bununla ilgili bir gelişme olmadı. Film, 1985 yılında Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasındaki gerilimin tepe noktasında olduğu yıllarda geçiyor. Komedyen lâkaplı süper kahramanın öldürülmesi olayını soruşturan Rorschach, kahramanları gözden düşürmek ve öldürmek için düzenlenen dehşêtengiz komployu gün ışığına çıkarır. Arkadaşlarının geçmişiyle ilgili geniş kapsamlı komplonun, tarihin akışını değiştirecek boyutta olduğunu keşfedecektir. Watchmen’in karakterleri için neredeyse yeni bir yazı gerekecek. Burada kısaca kimin hangi rolde oynadığını belirtelim: Rorschach adıyla tanınan Walter Kovacs rolünde Jackie Earle Haley var. Bu karakterin özelliği, yasal haklarından mahrum kaldıktan sonra da faaliyetlerine devam eden bir süper kahraman olmasıdır. “Soft” kostümlü bir süper kahramanken zaman içinde dünyayı sadece siyah ve beyaz olarak katı kalıplarla gören bir katile dönüşmüştür. Duygularını yansıtacak şekilde düzenlenmiş mürekkep lekelerinden oluşan bir maske giyer. Dünyayı görebilmesi için maskede küçük delikler bırakılmıştır. Nite Owl lakabıyla tanınan emektar süper kahraman Daniel Dreiberg rolünde Patrick Wilson; Doktor Manhattan adıyla bilinen ve ABD hükümeti için çalışan Dr. Jon Osterman rolünde Billy Crudup, ABD hükümeti tarafından görevlendirilen Komedyen lakaplı süper kahraman Edward Blake rolünde Jeffrey Dean Morgan rol alıyor. Silk Spectre lakaplı Laurie Juspeczyk rolünde Malin Akerman ve Ozymandias olarak tanınan Adrian Veidt rolünde Matthew Goode’yi izleyeceğiz. [dailymotion k4L7p4Mn2fJbmwQ9my] Filme alınması bunca zaman sürüncemede kaldıktan sonra nihayete ermesi ve de yönetmenin böylesi girift bir hikayeyi çekebilme başarısına ulaşıp ulaşamadığını görmek adına Watchmen’i, 2009’da es geçilmemesi gereken filmler listesine koymakta fayda var.