Kategoriler
haber

The Stroke: Gökhan Tiryaki, Isa Qosja Filminde

Isa Qosja, balkan sinemasının önemli yönetmenlerinden biri… Özellikle 80’li yıllarda çektiği Proka ve Rojet e Mjegulles ile dünya sinemasında ismini duyuran kosovalı yönetmen, doğum yeri olan Karadağ’ın Gusinje bölgesinde bir film çekecek.
Filmde başrolleri Dardenne Kardeşler’in Lorna’s Silence filminde izlediğimiz Arta Dobroshi ile birlikte Arben Bajraktaraj ve Mirush Kabashi paylaşacak. Usta yönetmenin görüntü yönetmeni olarak da Gökhan Tiryaki ile çalışacağı açıklandı.

Yönetmen, The Stroke’un balkanlarda yaşam, göç, parçalanan aileler ve buna rağmen mutlu olmayı başaran insanlarla ilgili bir film olacağını açıkladı.

Kategoriler
haber

Nuri Bilge Ceylan ve Gökhan Tiryaki, Kış Uykusu’yla İlgili Görüşlerini Aktardılar

Kış Uykusu filmiyle bu sene de Cannes’da yarışacak olan Nuri Bilge Ceylan ve Gökhan Tiryaki’yle yapılan Sony söyleşisi yayınlandı.

nuri bilge ceylan gökhan tiryaki

Nuri Bilge Ceylan bu sene de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışacak. Kış Uykusu adını verdiği yeni filmini gösterime hazır hale getirmeye çalışan Ceylan, bu filminde Melisa Sözen, Haluk Bilginer, Demet Akbağ gibi sinemamızın önemli isimleriyle çalışmıştı.

Filmini Kapadokya’da kotaran Ceylan bu filminde Sony’nin F65 CineAlta kamerasını kullanmış. Sony’nin yayınladığı aşağıdaki videoda yönetmen ve tekrar onunla çalışan görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki film ve Sony kamerası hakkındaki görüşlerini aktardılar.

Kış Uykusu bizde festivallerden sonra, muhtemelen yılın son aylarında gösterime girecek.

Nuri Bilge Ceylan ve Gökhan Tiryaki

Kategoriler
haber

Çağan Irmak’tan Bir Tutunma Hikâyesi: Tamam Mıyız?

Konuk Yazar: Doğukan Güvercin

Hem bağımsız sinema formuna yakın hem de ticari açıdan gayet tatminkâr filmleri ülkemiz sinemasında görmek pek rastladığımız bir durum değil. Babam ve Oğlum sonrasında aslında tam olarak da bu durumu yaşatıyor bize Çağan Irmak. Dedemin İnsanları melodramdan beslenen hikâyesi ile bu durumdan biraz sıyrılmış olsa da hiç kimse Çağan Irmak filmlerini basit, kurgu mağduru ticari sinema yaftası altına sokamaz. Ya da en azından sokmamalı.

tamam mıyız filmi

Ardarda gelen projelere şahit olduğumuz bariz üretkenlik dönemini hesaba katarsak, Tamam Mıyız? pek de kısa sayılmayacak bir aranın ardından gelen bir film. Üstelik Çağan Irmak bir sonraki projesinde ne yapacağı önceden belli olan bir yönetmen de değil. Dramı, daha doğrusu hayatı ne kadar çok sevdiğini bilsek de komedi, trajikomedi hatta fantastik hikâyelerle de haşır neşir olduğunu gördük. Dolayısıyla Dedemin İnsanları sonrası Tamam Mıyız? gibi bir filmi pek de bekliyor sayılmazdık.

Yönetmenin bir belirgin özelliği de yüksek gişe yapan bir filmin ardından muhakkak daha az sayıda izleyiciye ulaşan film yapması. Tıpkı Woody Allen’ın tatminkâr bir filmin ardından öncekine oranla vasat bir film çekmesi gibi, bu durum da Çağan Irmak sinemasının bir gerçeği hâline geldi. Neyse ki yüksek gişenin filmin kalitesiyle doğru orantılı olmadığını çok önceden kavradık. Konu gişeye gelmişken yönetmenin en sevdiğim filminin ticari açıdan pek de başarılı sayılmayan Karanlıktakiler olduğunu vurgulamalıyım.

Tamam mıyız? baştan aşağı bir “tutunma” hikâyesi. Dostluğa, umuda, aşka tutunma. Birbirine uzak iki karakterin fantastik sayılabilecek rastlantısı bütün bu tutunma hâlini başlatan unsur. Biri aşkı kendi bedenindeki insanlarda arayan Temmuz, diğeri bedenindeki eksikleri ruhuyla tamamlayan İhsan. Oldukça renkli ve sıradışı kişiliklere sahip bu iki karakter, birbirleriyle tamamlanıp hayatlarındaki uçurum kenarlarından el ele kurtuluyorlar. Sürekli rüyasında gördüğü İhsan’ı şans eseri bulan ve ona yardım edebileceğini düşünen Temmuz, İhsan’ın tek isteğinin ölüm olduğunu öğrenince önce kendi uzaklaşıyor bu gerçekten, sonra da onu ölümden uzaklaştırmaya çalışıyor, yaşayarak. İhsan ise her geçen gün Temmuz’a daha çok bağlanıyor ve sanki bu dünyada bir yeri olmamalıymış gibi daha da çok istiyor ölmeyi.

Deniz Celiloğlu ve Bulut Aras İynemli oldukça güçlü oyunculuklarıyla bu iki karaktere hayat veriyor. Deniz Celiloğlu muzur karakteriyle filmin komedi yükünü taşırken, Bulut Aras İynemli büsbütün bir dramı yükleniyor. Çağan Irmak, daha İhsan rolünü yazarken bile bu rolü Bulut Aras İynemli’ye teklif etmeyi düşünüyormuş ancak Temmuz rolünü bulması pek kolay olmamış. Yalnızca bir bakışı ile Deniz Celiloğlu’nu Temmuz olarak gördüğünü, daha doğrusu onun içinde Temmuz’u gördüğü için bu rolü ona teklif ettiğini bir söyleşisinde belirtiyor. Bu noktada Çağan Irmak’ın kast konusunda bir hayli başarılı olduğunu da vurgulamak gerek zira yalnızca baş karakterler değil, yan roller de her zamanki gibi oldukça başarılı. Sumru Yavrucuk ve Zuhal Gencer yan rollerde deyim yerindeyse döktürüyor. Özellikle Sumru Yavrucuk’u sinema perdesinde görmek büyük bir lütuf.

tamam mıyız sumru yavrucuk

Sinematografi, Çağan Irmak filmlerinin vazgeçilmez unsurlarından biri ve tam da bu noktada karşımıza bir kez daha Gökhan Tiryaki çıkıyor. Çağan Irmak sinematografisinde herhangi bir filmden rastgele bir sahne bile seçse insan, o sahnenin içinde olmak istiyor sebepsiz yere. Ege’nin hakimiyeti mi, yoksa sinematografinin büyüsü mü bilinmez ancak Gökhan Tiryaki şüphesiz ülkemiz sinemasının en büyük şanslarından biri. Filme dair dikkat çeken unsurlardan biri de müzik. Aytekin Ataş yönetimindeki başarılı tema müziklerinin yanında bir de Sıla – Efe Bahadır ortaklığı ile filmden hemen önce seyirciye sunulan final şarkısı hemen herkesi mutlu etmiş gibi görünüyor.

Sonuç olarak Tamam mıyız? Çağan Irmak filmografinin çerçevesini biraz daha genişleten, “gerçek” bir film olmuş. İzleyen herkese umut veren, bilindik olmasına rağmen eskimemiş hikâyesi ile naif bir film. Can Dostum benzetmelerine karşın şu konunun altını çizmekte fayda var; Tamam mıyız? hikâyesinin temeli ile yönetmenin bir diğer filmi Prensesin Uykusu’nu daha çok andırıyor. Bir insanın kendi ürettiği projesi üzerinden gerçekleştirdiği intihal de (ki böyle bir durum yok tabii ki) kimseyi rahatsız etmeyecektir.

Sağlam oyunculuklar ve naif hikâyesi ile Tamam mıyız? sinemaseverler için güzel bir kaçış noktası.

Kategoriler
seçki

Sinema Eleştirmenlerinden Sosyal Medyada “Kelebeğin Rüyası” Yorumları

Yılmaz Erdoğan’ın Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin ve Mert Fırat’lı yeni filmi “Kelebeğin Rüyası” 22 Şubat Cuma günü vizyona girecek. Hayli iddialı görünen bu şiirsel dönem filminin basın gösterimi 19 Şubat sabahı gerçekleşti ve sosyal medyada sinema eleştirmenlerimiz filmle ilgili kısa yorumlarını paylaştılar.kelebegin-ruyasi-620x320

Seçil Toprak (Ekşi Sinema)
“Kelebeğin Rüyası şiiri yakalamaksa o değil ama iyi bir dönem filmi olarak dostluk anlatmaksa o. Film her şeyden öte görüntüleriyle akılda kalacak. Gökhan Tiryaki bunun haklı müsebbibi. İkinci akılda kalacak kişi de Tatlıtuğ.”

Müjde Işıl (Sinema, Arka Pencere)
“Yılmaz Erdoğan, Kelebeğin Rüyası’nda şiirin filmini yapmayı hedeflemiş. İyi çekilmiş bir dönem filmi ama ruhunu tam bulamamış bir yapım. Kelebeğin Rüyası parçalara bölünmüş gibi. Açılış sekansı muhteşem, sonrası ortalama. Kıvanç Tatlıtuğ ne kadar iyiyse diğerleri o kadar sönük.”

Banu Bozdemir (Cinedergi, Öteki Sinema)
“Yılmaz Erdoğan, Kelebeğin Rüyası’nda en azından şiire güzelleme yapıyor…”

Güzin Tekeş (Ekşi Sinema)
“Kelebeğin Rüyası görsel olarak nefis bir film. Zaten görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki mutlaka akılda tutulması gereken bir isim. Görselliğini bir kenara bırakırsak, Kelebeğin Rüyası biraz fazla ‘Yılmaz Erdoğan’ filmi. Bir de unutmadan, Kıvanç Tatlıtuğ olmuş artık. Yakışıklı ama gerisi boş önyargısından kurtulmak lazım.”

Ömür Gedik (Hürriyet, Popüler Sinema)
“Kelebeğin Rüyası iyi çekilmiş bir dönem filmi. Açılışı muhteşem. Draması etkileyici. Biraz uzun ama. Altın makas gerekirmiş. Kıvanç tatlıtuğ diyorum. Filmde tek kelimeyle döktürmüş. Mankenden oyuncu olmaz diyenlere cevabı tokat gibi. ”

Mutlu Sorgu (AHaber)
“Kelebeğin Rüyası dokunaklı bir film olmuş, Kıvanç çok iyi oynuyor ve Mert Fırat her zamanki gibi muhteşem! İçinden şiir geçen filmi izleyin.”

Murat Özer (Sinema, Arka Pencere)
“Yılmaz Erdoğan, unutulmaya yüz tutmuş ‘şiir’i hatırlatmaya çalışıyor ‘Kelebeğin Rüyası’yla… Bu devirde zor ama imkânsız değil!”

Murat Başaran (Türkiye Gazetesi)
“Kelebeğin Rüyası mükemmel bir film. Ah bir de on beş dakika yönetmen fazlalığı geçirmeseymiş filme Yılmaz Erdoğan, akıllara zarar olacakmış. Kelebeğin Rüyası, şiirin Filmi olmuş. Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuğu kariyerinin dönüm noktası olacak muhtemelen. Yakışıklılığını ezmiş geçmiş. Film tek parti ve şapka gerçeğini olduğu gibi servis etmiş. Eğip bükmeden, sövmeden.”

Hande Kara (Beyazperde)
“Kelebeğin Rüyası başarılı bir film, ama fragmanı kadar büyüleyici değil. Kıvanç’ın oyunculuğu iyi, ama beklediğim kadar değil.”

Murat Erşahin ‏(Sinema)
“Şiirin, dolayısıyla anlamın yok olduğu günümüzde, değerli bir çaba ‘Kelebeğin Rüyası’. Şairlerin erken ölümü kadar erkeni yok belki de!”

Selin Gürel (Milliyet Sanat)
“Kelebeğin Rüyası fragmanında vaat ettiği her şeyi rahatça karşılıyor. Türk popüler sinemasının çıtasını yükseltmesi sevindirici. Türk sinemasında teknik açıdan bu kadar üst düzey bir popüler sinema örneği izlemek harika bir deneyimdi.”

Ali Ulvi Uyanık (Milliyet Sanat)
“Bugüne dek ilk kez seyrettiğim Kıvanç Tatlıtuğ ‘Kelebeğin Rüyası’na damga vurmuş. Onda, Slav oyuncuların havası var: Bakışları derin…”

Hilal Çetinder (Film Makarası)
“Yılmaz Erdoğan kişisel ve çok keyif aldığı bir iş yapmış belli ki ‘Kelebeğin Rüyası’ ile.”

Yekta Kopan ‏(Milliyet Sanat)
“Kelebeğin Rüyası deyince Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat adlarını herkes anacak. Ama Gökhan Tiryaki ve Bora Gökşingöl demeyi de unutmayalım… Kelebeğin Rüyası, Kıvanç Tatlıtuğ’u sinemaya hediye eden film olarak anılacaktır. Güzel bir hediye.”

Ayhan Hülagü (Zaman)
“Kelebeğin Rüyası’nı gördük. Erdoğan’ın ellerine sağlık. Şiir gibi bir film olmuş. Ne demişler, aşk filmin bahanesidir.”

Fırat Sayıcı (Cinedergi)
“Kelebeğin Rüyası olmuş. Belçim Bilgin olmamış. Bir de süresi gereksiz uzun… Kıvanç ve Mert döktürmüşler :)”

Kerem Akça (Habertürk)
“Mahsun Kırmızıgül’ün sinemamıza getirdigi ‘sinemaskopta Hollywood estetiği’ atılımını takip eden filmler görmek sevindirici.”

M. Nedim Hazar (Zaman)
“Kelebeğin Rüyası sadece açılış sahnesiyle bile saygıyı ve izlenmeyi hak ediyor. Muazzam bir emek, işçilik ve ustalıkla açılıyor film. Kıvanç Tatlıtuğ da fiziksel avantajlarını tepelercesine müthiş bir oyun çıkarıyor.”

Serdar Akbıyık (Star, Cinedergi)
“Kelebeğin Rüyası çok iyi bir film. Kıvanç Tatlıtuğ beni şaşırttı, gerçek bir oyuncu performansı.”

Hasan Cömert (Yer Gösterici)
“Kelebeğin Rüyası, iki şairin hikayesi olarak kalsaymış keşke, fazla uzun, fazla şiir, fazla gösterişli, fazla altı çizilen cümle… Yılmaz Erdoğan, iki şairin dostluğunu iyi yazmış sadece gerisi fazlalık olmuş. Filmin en iyisi ise Kıvanç Tatlıtuğ. Resmen döktürmüş.”

Ali Koca (Zaman)
“Kelebeğin Rüyası, -sanırım- tek plan olan açılış sahnesiyle bile Türk sinema tarihine şimdiden geçmiştir; hayırlı olsun. Bu film, sadece Yılmaz Erdoğan’ın titizliğini ve yönetmenliğini değil; Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculuğunu da tartışma dışı bırakmıştır.”

Burak Göral (Arka Pencere)
‎”Kelebeğin Rüyası”nda bir hikaye sorunu var ama nefis bir sinematografi, şahane müzikler ve Kıvanç Tatlıtuğ’un akıllara nakşeden performansı da var…

Olkan Özyurt (Sabah)
“Kelebeğin Rüyası, şairler üzerine yapılmış destansı bir güzelleme. Yılmaz Erdoğan, şapka çıkartacak bir yönetmenlik yapıyor.”

Sadi Çilingir (sadibey.com)
“Kelebeğin Rüyası’nın her karesi tablo gibi.”

Barış Saydam (Altyazı, Hayal Perdesi)
“Kelebeğin Rüyası’nda şairlerin hikâyesi bir yere kadar güzel de, filmde her şey fazlasıyla abartılı… Evler, arabalar, insanlar, aşklar, acılar… Hal böyle olunca, şairlerin hikâyesi de bunların altında ezilip gidiyor.”

Numan Serteli ‏(Kültür Mafyası)
“Kelebeğin Rüyası bir başka yönetmenin olsaydı, şu an yere göğe sığdırılamıyor olurdu. Oysa şimdi beğeniler çekingen, övgüler törpülü gibi.”