Kategoriler
seçki

Game of Thrones Oyuncularının Sıradaki Projeleri

Bir Game of Thrones sezonu daha sona erdi. Yeni sezonun 2019’dan evvel yayınlanmayabileceği söyleniyor. Biz de bunun olmaması, dizinin 2018’de dönmesi için dualarımızı eksik etmiyoruz. Game of Thrones ekipleri çekimlere bu ekimde başlayacaklar. Çekimler çok uzamazsa bir ihtimal diziyi gelecek yıl son kez izleriz. Ama final sezonundan önce dizinin oyuncularını farklı projelerde göreceğiz. Hazır dizi sona ermişken Game of Thrones Oyuncuları ve Sıradaki Projeleri neler, bir göz atalım.

Gunpowder

Kit Harington: Bu sezonun da merkezinde olan Jon Snow’u oynayan Kit Harington ekranlara kısa bir süre sonra dönecek. Aktör bu yıl BBC’nin dönem draması Gunpowder‘da rol aldı. Üç bölümden oluşan bu mini dizi 1605’te Guy Fawkes ve adamlarının hükümet binasını uçurmak ve Kral James I’i öldürmek için binanın altını barutla doldurmaları, daha sonra binayı uçurmaya çalışmalarını konu alıyor. Hemen belirtelim ki Harington, Fawkes’ı değil, eşi ve çocuklarına işkence edilen Robert Catesby’i oynadı. Aktöre Peter Mullan, Mark Gatiss, Liv Tyler, Tom Cullen (Fawkes rolünde), Martin Lindley eşlik ettiler. Dizi sonbaharda yayınlanacak. Harington’ı 2018’de ise yıldız oyuncularla (Natalie Portman, Jessica Chastain, Susan Sarandon, Kathy Bates, Michael Gambon) dolu Xavier Dolan filmi The Death and Life of John F. Donovan‘da izleyeceğiz. Şimdilik aktörün başka projesi yok.

Above Suspicion

Emilia Clarke: Ejderhaların anası Daenerys’i oynayan Emilia Clarke, Hollywood’ta büyük projelerde rol almaya devam ediyor. Aktris şu sıralar Han Solo: A Star Wars Story‘de oynuyor. Geçtiğimiz ay iki yönetmeni de kovulup yönetmenlik koltuğu Ron Howard’a teslim edilen bu Star Wars filminin çekimleri yakında tamamlanacak, vizyon tarihi ertelenmezse 25 Mayıs 2018’de vizyona girecek. Serinin ünlü karakteri Han Solo’nun gençliğine odaklanan filmde Clarke, Kira adlı karakteri oynuyor. Aktrisi bu yıl aksiyon filmi Above Suspicion‘da izleyeceğiz. Clarke’ın Game of Thrones‘tan sonraki projesiyse G. Kore filminden uyarlanacak romantik komedi The Beauty Inside.

My Dinner with Hervé

Peter Dinklage: Tyrion rolünde döktüren Peter Dinklage’i pek çok yapımda izleyebileceğiz. Aktör bu yıl Three Billboards Outside Ebbing, Missouri ve Three Christs filmlerinde izleyeceğiz. Three Christs‘ın başrolünü Richard Gere’le paylaşmıştı. 2018’deyse kıyamet sonrası dönemde geçen, Elle Fanning’li I Think We’re Alone Now, HBO için çekilen, Jamie Dornan’lı My Dinner with Hervé filmlerinde karşımıza çıkacak. Aktörü Avengers: Infinity War‘da da izleyebileceğimiz söyleniyor ama henüz bu söylenti doğrulanmadı. Dinklage, GoT‘tan sonra The Thicket adlı gerilim filminde rol alacak.

X-Men Apocalypse

Sophie Turner: İlk kez 2013’te sinema filminde rol alan Sophie Turner iyi seçimler yapamamıştı. Bu yıl ve 2018’de bu durum değişir mi bilinmez ama aktris, diziden fırsat buldukça filmlerde rol alıyor. Bu yıl onu gerilim filmi Huntsville‘da, gelecek yılsa bilimkurgu filmi, zamanda yolculuk temalı Time Freak‘te izleyeceğiz. Turner şu sıralar X-Men: Dark Phoenix‘te rol alıyor. Bu film de 2018’de vizyona girecek. Aktrisin diğer projesi kısa filmlerden oluşan Berlin, I Love You.

Departures

Maisie Williams: Turner’ın ardından Maisie Williams da X-Men evrenine dahil oldu. Williams şu sıralar çekilen X-Men: New Mutants filminde rol alıyor. Bu filmi 2018’de izleyeceğiz. Williams’ı 2018’de Nina Dobrev ve Asa Butterfield’lı Departures filminde de izleyeceğiz. Gene 2018’de vizyona girecek animasyon filmi Early Man’in seslendirme kadrosunda yer aldı. Bu yılsa Elle Fanning’li Mary Shelley biofilminde karşımıza çıkacak Williams. Aktris, GoT‘tan sonra The Forest of Hands and Teeth filminde oynayacak.

Nikolaj Coster-Waldau: Danimarkalı aktör Coster-Waldau’yu bu yıl hapishane gerilimi Shot Caller‘da, Netflix’in kara komedi filmi Small Crimes‘da ve Danimarka yapımı 3 ting‘te izleyicilerin karşısına çıktı. 2018’deyse aktörü şimdilik bir filmde izleyeceğiz gibi görünüyor. Aktör şu sıralar Brian De Palma’nın yönettiği terör konulu film Domino‘nun başrolünü üstleniyor. Filmin ikinci başrolüyse Game of Thrones‘da Melisandre’yi oynayan Carice van Houten’a teslim edilmişti. İki oyuncu bu filmde terör saldırılarını durdurmaya çalışan polisleri oynuyorlar. Aktörün de, aktris van Houten’ın da başka projeleri yok şimdilik.

The Flood

Lena Headey: Yedi yıldır kötü karakter Cersei’yi oynayan Lena Headey’i bu yıl hiçbir yapımda göremeyeceğiz ama 2018’de iki filmde izleyebileceğiz. İlki GoT‘ın sevilen karakterlerinde Jorah Mormont’ı oynayan Iain Glen’le başrolü paylaştığı mülteci draması The Flood. Diğer filmiyse Dwayne Johnson’ın kendisini oynadığı, güreşe odaklanan Fighting with My Family filmi. İkinci filmde aktrise Florence Pugh, Vince Vaughn, Nick Frost ve filmi yazıp yöneten Stephen Merchant eşlik ettiler.

The Predator

Diğer Oyuncular: Sör Davos’u oynayan Liam Cunningham’ı Ethan Hawke’lı aksiyon filmi 24 Hours to Live‘de; Brienne’i oynayan Gwendoline Christie’yi eylülde Top of the Lake‘in 2. sezonunda, aralıkta Star Wars: The Last Jedi filminde, 2018’de The Darkest Minds‘da ve Robert Zemeckis’in filminde izleyeceğiz. Sesiyle mest eden Aidan Gillen’ın ise BBC’nin The Spy Who Came in from the Cold mini dizisinde Alec Leamas’ı oynayacağı söyleniyor, ki olursa şahane olur. Aktörün sıradaki projesi belli değil. Sam’i oynayan John Bradley’i Natalie Dormer’lı zombi filmi Patient Zero‘da; Theon’u oynayan Alfie Allen’ı yeni The Predator filminde; Nathalie Emmanuel’i Maze Runner serisinin son filminde ve The Titan filminde izleyeceğiz. Norveçli aktör Kristofer Hivju ise memleketinde TWIN adlı dizide rol alacak.

 

Kategoriler
haber

Han Solo’nun Yönetmenleri Kovuldu, Çekimler Durduruldu

Star Wars serisinin en ünlü karakterlerinden Han Solo’nun gençliğine odaklanan isimsiz filmin çekimlerine şubatta Phil Lord ve Chris Miller’ın yönetmenliğinde başlanmıştı. Lawrence Kasdan ve oğlu Jon Kasdan’ın birlikte kaleme aldığı, Alden Ehrenreich, Emilia Clarke, Woody Harrelson, Donald Glover, Thandie Newton’ın rol aldığı filmin çekimleri beş aydır devam ediyordu. Çekilen onlarca sahneden sonra Lucasfilm’in başkanı Kathleen Kennedy’nin yönetmenleri kovduğu açıklandı.

Yönetmenlerle anlaşılmaması, onlarla yolun ayrılması sıkça rastlanan bir durum. Asıl şaşırtıcı olansa çekimlerden dört ay sonra yönetmenlerin kovulmaları. Haberlere göre senaristler ve Kennedy üçlüsüyle yönetmen ikilisi arasında filmin tonundan Han Solo’nun karakterine kadar pek çok konuda fikir ayrılığı yaşanmış. Aslında yönetmenlerle yapımcılar arasındaki fikir ayrılıkları çekimlerin ilk gününde başlamış, ama yönetmenler fikir ayrılığının sona ereceğini düşünmüşler ve çekimlere devam edilmiş. Ama fikir ayrılıkları sona ermedi. Ayrıca yönetmenler yapımcı Allison Shearmur’ın desteğini de hissetmemişler. Fikir ayrılığı epey büyüyünce Kennedy yönetmenlerle yolunu ayırdı.

Phil Lord ve Chris Miller

Haberlere göre çekimlere yazın sonlarına doğru yeni yönetmenle başlanacak. Bu yeni yönetmen Ron Howard olabilir. Joe Johnston’ın da adı yönetmenlik için anılıyor. Yeni yönetmen, Lord-Chris ikilisinin çektiklerini kurgulatacak, daha sonra çekimleri tamamlayacak, sonra gerekirse tekrar çekimleri yönetecek. Filmin vizyon tarihiyse ertelenecek gibi görünüyor. Zira filmin Mayıs 2018’e yetişmesi çok zor gözüküyor. Lord-Chris ikilisinin sıradaki filmleriyle ilgili söylentiler de başladı. İkilinin DC’yle The Flash filmini yönetmek için görüştükleri iddia edildi. Yönetmenler 2015’te The Flash‘ın senaryosunu kaleme almışlardı.

Kategoriler
haber

Rogue One’ın Devamı Çekilmeyecek

Hollywood’ta bütçesini katlayan bir hasılat elde eden her filmin devamı çekiliyor. Star Wars serisinin ilk spin-off filmi Rogue One ise elde edeceği hasılata rağmen -ki iyi bir hasılat elde etmesi bekleniyor- o filmlerden olmayacak. Peki Star Wars serisi nasıl devam edecek? Gelecek yıl -15 Aralık 2017’de- 8. film gösterime girecek. 9. filmse 24 Mayıs 2019’da gösterime girecek. Bu iki filmle yeni üçleme de tamamlanmış olacak. 9. filmden önce, 25 Mayıs 2018’de Han Solo’ya odaklanan film vizyona girecek. Han Solo’yu oynayacak Alden Ehrenreich’le üç filmlik bir kontrat imzalandığına göre Disney’in Han Solo’yla ilgili bir üçleme planladığını söyleyebiliriz. Bu filmleri 2020’de bir spin-off film takip edecek, ama bu filmin adı ya da konusu açıklanmadı. Bu film yeni bir spin-off da olabilir, Han Solo üçlemesinin ikinci filmi de. Disney şimdilik Star Wars Episode X‘i düşünmüyor ve yola spin-off filmleriyle devam etmeyi planlıyor.

Kategoriler
seçki

Star Wars: Güç Uyandı Mı? – Karanlık Taraf

Star Wars: Güç Uyanıyor hakkında görüşlerini aldığımız herkes filmi beğenmiş değildi tabii. Üçlememizin ilk bölümünü okuduysanız kimlerin filmden memnun ayrıldığını görmüşsünüzdür; görmediyseniz buraya tıklayabilirsiniz. Peki ya Karanlık Taraf’takiler? Filmi yetersiz, eksik, kusurlu bulan, Güç’ün karanlık tarafına meyletmiş yazarlar?

Aydınlık – Karanlık Taraf ayrımımızın tamamen şaka yollu olduğunu söylememiz lazım tabii. Maksat Star Wars’u eleştirirken Star Wars ruhuna uygun hareket etmek :) Kimin haklı kimin haksız olduğuna dair bir görüş bildirmek mümkün değil, her sinema filmi gibi Star Wars filmleri de öznel bakış açılarıyla değerlendiriliyor. Üçlememizin bu ortanca bölümünde Güç Uyanıyor hakkında Bakınız’la paylaşılan olumsuz yorumları bulacaksınız.

star-wars_8kmf.1920

KARANLIK TARAF

 

Doğu Yücel (Yazar)

“Star Wars” hikâye anlatıcılığı sanatının zirvelerinden biridir. Bana göre Lucas mitolojiden ve tarih kitaplarından esinlendiği öykülerden mükemmel bir insanlık destanı yaratmıştır. Bu destandan Güç Uyanıyor gibi vasat bir filmin çıktığına halen daha inanamıyorum. Senaryo derslerinde okutulan üç klasik filmden, görüntü yönetimi ve CGI kullanımı tartışılsa da dört başı mamur senaryolara sahip prequel filmlerinden sonra bu defolu senaryoyu ne cesaret karşımıza çıkarabilirler? Bu kadar mantık hatasına, bu kadar deus ex machina’ya, bu kadar aceleye getirmeye yapım ekibindeki bir kişi bile itiraz etmez mi? Tam da Avengers’lardan, süper kahraman filmlerinden, ergen distopyalarından, orijinalini aratan remake’lerden ya da Jüpiter Yükseliyor gibi zorlamalardan bıkmıştık, Star Wars gelsin ve bizi bu plastik macera filmlerinden kurtarsın diyorduk ki, karşımıza çıka çıka Yeni Bir Umut’un –felsefeden ve anlamdan arındırılmış– remake’i çıktı. Belki “ana film” değil de, “spin off” filmlerinden biri olsa bu kadar sert eleştirmezdim ama Star Wars’un ana hikâyesini böylesine hayal gücünden yoksun bir filmle devam ettirmek bence Lucas’ın oluşturduğu, biz hayranlar içinse çok şeyler ifade eden bu destana hakarettir. Bazıları Güç Uyanıyor ile Star Wars bitmiştir, geçmiş olsun diyor. Ben artırıyorum bunu, Star Wars evreninden Ölüm Yıldızı’nı patlatmak dışında bir öykü çıkartamayan senaristler ve yapımcılar sayesinde hayal gücü de büyük bir yara almıştır. Güzel öyküleri ve hayalleri hayatının merkezine koyan herkese geçmiş olsun…

 

Funda Özlem Şeran (Yazar)

Filmi benim için önemli ama toplamda çok anlam ifade etmeyen birkaç ufak nokta dışında çok da sevmedim aslında. Evet iyi bir seyir keyfi; fakat serinin hayranları zaten önceki altı filmi değişik sıralamalarla tekrar tekrar izleyerek de o keyfi alıyor. Yeni nesillere Star Wars evrenini tanıtmak ve sevdirmek deseniz, eh oradan yürüyebiliriz belki ama o da “yoklukta gideri var”dan öteye geçmez bana kalırsa. Spoiler vermemek adına, sadece benim açımdan önceki filmlerin üstüne yeni bir şey koyamadığını söyleyebilirim ve tabii kurgudaki çoğu sürprizin tahmin edilebilir olduğunu. Bunun dışında, filmde gerçekten güçlü bir kadın kahramanın olması (ki bu senenin asıl bombası olan Mad Max’teki Furiosa’yı tek geçerim) ve eski dostları tekrar görmek iyi geldi. Çok da nefret etmedim yani :)

 

Gökhan Sarı (Editör / Çevirmen)

Yeni Bir Umut 2. Kendisi iyi de çevresi kötü.

 

Hakan Bıçakcı (Yazar)

Star Wars: Güç Uyanıyor’u hiç beğenmedim. Filmin temel sorunu şu bence. Eskiye saygı duruşu havasındaki hatırlatma misyonu ile yeni karakterlerle yepyeni bir maceraya başlama konusu arasında kalınmış. Baş karakterlerden birinin kadın, diğerinin siyahi olması iyi bir seçim olmuş. Ancak kötü karakterler, tekinsizlik yaratmaktan alabildiğine uzak karikatür tipler. Atmosfer açısından, Klasik Üçleme’nin masalsı havası, yeni filmde yerini aksiyon odaklılığa bırakmış. Yeni filmin, Yeni Bir Umut‘un hikâyesinin yeniden yazılmış bir versiyonu olan senaryosunu da çok zayıf buldum. Hâlbuki senaryo ekibi çok sağlam. Güç Uyanıyor görsel açıdan, İkinci Üçleme’nin video oyunu estetiğinden çok daha başarılı yine de. Tabii bu bir başarıysa.

 

Haktan Kaan İçel (Yazar, Yönetmen)

Güç Uyanıyor, bir daha göremeyeceğinizi düşündüğünüz bir dostun geri dönmesi gibi denilebilir. Üstelik geri dönmeyi bırakın, artık sizden hiç ayrı kalmayacağını bilmenizin ispatı denilebilir. Bu bağlamda Disney de seriye izleyicilerin hızlı ısınması adına eski serinin sevilen öğelerini öne çıkartarak hayranlara sunmuş. Böylece genel olarak izleyici tatmini sağlanmış olsa da, gerçeklere de gözümüzü kapatamayız. Film tam anlamıyla bir pazarlama harikası denilebilir. İlk üçlemenin ruhunu canlandırmak adına bu seriden çokça şeyi ödünç alsa da, dönemin ruhunu tam anlamıyla yakalayamamış. Star Wars hayranlarına süslü bir paket sunarak gözlerini boyamaya çalışsa da, risksiz tercihleri ve senaryo olarak yenilik sunmamasıyla hayal kırıklığı yarattığını da söylemek zor değil. Bu açıdan J. J. Abrams için düşündüğüm temel cümleyi söylemem lazım. Genel olarak tüm filmlerine baktığımda, boş kaleye golü atabilen bir yönetmen Abrams… Ama bana kalırsa kimse filmlerinden gerçekten de tam doyuma ulaşarak çıkmıyor. Sadece filmin kötü olmasını engelleyen bir standartı var. Bu adam süper dahi yönetmen diyemiyorsunuz. Sonuç olarak Star Wars verilen aranın ardından, eski neslin beğenilerini yeni nesle taşımaya çalışmış. Bu yüzden de eskiler filmi tam anlamıyla beğenemezken, yeniler baş tacı edecekler. Tabii ilk film olduğundan herkes iyi niyetli olacak. Her sene bir-iki tane Star Wars filmi geldiğinde ve kabak tadı vermeye başladığında esas durumu değerlendirmek daha acı ve daha uygun olabilir.

 

Kutlukhan Kutlu (Sinema Yazarı, Çevirmen)

Şimdiye dek Star Wars’la ilgili hiçbir şey bana bu kadar alelade gelmemişti doğrusu. Başından sonuna (peki, belki Jakku’daki bazı kısımlar hariç) büyük bir sıradanlık hissi uyandırdı Güç Uyanıyor bende. Güç böyle uyanacaksa Anakin’i çağıralım da yeniden uyutsun dememe ramak kaldı açıkçası. Filmin bugün içinde yer aldığı muazzam popüler anlatılar akıntısından kendini ayırabileceği neredeyse hiçbir yaratıcı unsur ihtiva etmemesi, üstüne üstlük Lucas’ın mitik anlatıya bulduğu etkili sinemasal karşılığın yerine getire getire –“titrekvizyon” aksiyonla renklendirmeye çalışılan– sıra işi bir “aktüel” televizyon dili getirmesi, yeni bir Star Wars TV dizisi için çekilmiş çok pahalı bir pilot bölüm izliyormuşum hissi verdi bana. Yani temel meselem işin mitolojisiyle değil, öyküyle de değil… ki mesele edecek olsanız bu açılardan da mesele edecek az şey yok. Aslına bakarsanız beklentimi düşük tutarak “yeni Star Trek’ler gibi bir şey izleyebiliriz” diye gitmiştim sinemaya, onun yerine karşımıza yeni bir Superman Returns vakası çıktı.

Star-Wars-Filmi

Seran Demiral (Yazar)

Star Wars hayranı da değilim, uzmanı da; dolayısıyla söyleyeceklerim herhangi bir fantazya-bilimkurgu türleri sever okur-izler olmaktan öteye geçmeyecek. Ancak sanıyorum ki serinin ciddi fanları dışında çoğu sinema severle ortaklaşacak bir yargım var ki, film keyifle izlenip hiçbir vaatte bulunmayan bir kurmaca olmuş; görsel efektler, kostümler, ışık hızında yolculuk, Han Solo, Skywalker falan iyi hoş ama hikâye ne, merak unsuru nerede, bunların karşılığı yok. Zira Bölüm IV’ün tıpkısının aynısı var karşımızda, aynı karakter dönüşümleri ve kötü-iyi karşıtlığı burada yeni nesil versiyonlar tarafından deneyimleniyor. İnsan istiyor ki bu defa tipten karaktere geçelim, kötülüğün yüzeysel karizmasını ve iyiliğin karikatürize naifliğini değil de, derinlikli bir çatışmayı görelim, ama yok. Ne yazık ki, Star Wars tarihi boyunca maruz kaldığı derinlik yoksunluğu ve bilimkurgu olamama halini 2016’ya doğru hâlâ muhafaza etme gayretinde. Anakin gidiyor yerine baba nefretiyle bir ergen geliyor, Güç cinsiyet değiştiriyor ama hikâye vaat etmiyor, kimse senaryoya kafa yormuyor, en azından teknolojiye dair bir yenilik olsa diyoruz, o da yok. Ama ne var işte, özlenen atmosfer, totaliter düzene karşı liberal bir ‘şey’; hani keşke gündeme bir gönderme olaydı da oradan yırtaydı… Diyeceğim o ki çok âşığıysanız tabii ki izleyin, değilseniz ve iki saatlik boş vaktiniz varsa gidip hasret giderin, içimizdeki gücün hatrına! Star Wars bugünkü edebi/sanatsal üretime büyük esin kaynağı oldu ama miadı çoktan doldu. yeni yaratıcı işlerin özlemi, arzusu, gayretiyle…

 

Serkan Çellik (Sinema Yazarı)

Star Wars: Güç Uyanıyor filmini ilk görüşte aşka benzetebiliriz: Uzun zamandır hasretini duyduğumuz, yan yana gelir gelmez etkilendiğimiz ve eksik gedik göremeyecek kadar aklımızı başımızdan alan bir deneyim. Star Wars efsanesiyle daha önce tanışmış olanlar ve yeniden bir araya gelmek için bekleyenler, kavuşmanın heyecanıyla Örümcek Hislerini köreltip bayramlaşan babaanne gücüyle sarıldı filme ve bağrına bastı. Sağda solda birkaç figür görüp ne olduğuyla ilgilenmeden 2015’e varanlarsa “artık biz de bu kulübün üyesi olmalıyız” hırsıyla “çok beğendi”. Gözlerindeki yaşlar yavaş yavaş kuruyan profesyonellerin, duygularına hakim nispeten gaddar profesyonellerin tarafına geçmesiyse fazla sürmedi. Gelecek, geliyor, geldi ve geçti heyecanı yaratma konusunda müthiş iş başaran Disney roller coaster adrenalini pompalayarak büyük çoğunluğu -şimdilik- kandırmış olabilir ancak senaryosu delik deşik Güç Uyanıyor’un zamanla burun kıvrılacak bir halka olduğunu düşünenlerdenim.

 

Tanju Baran (Sinema Yazarı)

Star Wars serisinin yedinci filmi Güç Uyanıyor, devam filminden ziyade otuz sekiz yıl sonra gelen bir yeniden çevrim olarak yılın en büyük hayal kırıklığı oldu. Yeni Bir Umut’un serim bölümünü, İmparator ile Jedi’ın Dönüşü’nın kritik anlarını ve karakterlerini kopyalayarak güvenli suların dışına çıkmamayı kendine prensip edinen film, yaptıkları ve yapmadıklarıyla serinin en korkak işi olma payesini de sonuna kadar hak ediyordu. Skywalker ailesinin trajedisini önünü alamayacağı bir aşiret trajedisine dönüştüren, George Lucas’ın zamanın ve mekânın üstündeki hayal gücünü güncele indirgeyen ve en ufak bir yönetmen dokunuşu dahi hissettirmeyen Hollywood memuru J.J. Abrams’ın gidişi iyiye işaret olsa da yarattığı tahribatın Star Wars evrenine verdiği zararın telafisi kolay olmayacaktır.

 

Tümer Topal (Sinema Yazarı)

Disney, Star Wars’un (1977) hikâye örgüsüne ve karakterlerine dair geri dönüşüm kutusunda kalan ne varsa sağ tıklamış ve “geri yükle” demiş. Bu da Güç Uyanıyor’u tabiri caizse yeni Yeni Bir Umut’a çeviriyor ancak sinema tarihinde yenilikçiliğiyle çığır açan Star Wars’un DNA’larına bu gelenekçilik uymuyor. Prequel Üçlemesi (1-2-3) her ne kadar birçok kötü tercih yapsa da, örneğin ilk iki filme kadar Jedi’ın Dönüşü’nün “çocuk filmi” havasının üzerinden gitse de, Güç Uyanıyor’dan daha cesurdu. Prequel’lar aslında, çocukken izlediği The Hidden Fortress’ı, Yojimbo’yu, Flash Gordon’ı, Western’leri, kılıçlı filmleri süzmüş ve elinde kalanı da yenilikçi bir şekilde Star Wars (1977)’a yediren adamın, kendi içerisinde tutarlı oluşuydu. Gizli Tehlike’de “seçilmiş kişi”li filmlerin ve yarış filmlerinin, Klonların Saldırısı’nda kara film ve -Kılıç ve Sandalet filmleri olarak da bilinen- Peplum filmlerinin, Sith’in İntikamı’ndaysa trajedi ve intikam filmlerini birleştirerek aynı evrende farklı tatlar sunmak istemişti. Star Wars’u çocukken izlemiş, ondan doğrudan etkilenen J.J. Abrams da büyüyor ve o filme öykünerek yeni bir Star Wars çekiyor ancak tekrar tuzağına düşüyor. George Lucas’ın “Star Wars hayranları bu filmi çok sevecek” diyerek iğneleyici konuşması da bu fikrimi destekliyor. Filmi her şeye rağmen sevdim fakat umuyorum ki bir yıl sonra izleyeceğimiz Rogue One, atalarının izinden gider ve Star Wars evreninde bir “Soygun Filmi” şansını kaçırmaz.

 

Orkun Uçar (Yazar)

Star Wars: Güç Uyanıyor filminde, seri Harry Potter’a bağlanmış gibi hissettim. Skywalker ailesi, Harry’nin soyundan geliyor herhalde, kötü adam da Voldemort. Esasında Harry Potter seyrederek büyümüş bir kitleyi hedeflemek ticari açıdan mantıklı. Filmde Güç yok ama tesadüfleri ve saçmalıkları abartan bir senaryo ekibi var.

 

Kategoriler
seçki

Star Wars: Güç Uyandı Mı? – Aydınlık Taraf

Son birkaç aydır hayatımızda Star Wars yoğun bir yer kaplıyor. Serinin yeni filmi Güç Uyanıyor‘un vizyona girmesiyle beraber hararet daha da arttı. Fakat bu dosyayı hazırlamadan önce bu hararetin biraz olsun dinmesini beklediğimizi söyleyebiliriz. Film hakkındaki fikirlerini sorduğumuz kişilerin hemen hepsi filmi en azından birkaç gün önce izledi, üzerine düşünme imkânı buldu. İlk anda duygusal yaklaşıp çok sevenler veya aynı sebepten nefret edenlerin duygularının soğuması için, daha analitik yaklaşabilmeleri için belli bir süre geçti.

Dosyamızda sadece sinema yazarları yok; kimi editörler, çevirmenler, roman ve öykü yazarları da var. Star Wars hayranı olmak da ön koşul değil. Filmleri izlemiş olmak yeterli. Neden böyle bir dosya hazırlamak istedik? Çünkü film vizyona girdiğinden beri Güç Uyanıyor’la ilgili adeta bir bilgi ve yorum karmaşasına maruz kaldık. Ne oldu, bu nasıl bir film, hakikaten iyi mi kötü mü? İnsanlar gerçekten ne düşünüyor? Çevremize filmi izlemiş ve üzerine kafa yormuş insanlar görüşlerini nasıl sözcüklere döker? Çocukluğundan beri Star Wars hayranı olan bir sinemaseverle, Star Wars’u sadece eğlenmek için izleyen bir seyircinin yorumları nasıl farklılık gösteriyor? Klişe tabirle, mikrofonu başkalarına uzattık. Şimdi onlar konuşacak.

Dosyamızın ilk kısmı Aydınlık Taraf’ta, filmle ilgili genel itibariyle olumluya meyleden görüşlere yer verdik. Üçleme, Karanlık Taraf ve Tarafsızlar bölümleriyle önümüzdeki günlerde tamamlanacak. Tabii Güç Uyanıyor filmini izlemediyseniz sürpriz gelişmeleri ele verebilecek birtakım cümlelerle karşılaşmanız muhtemel. İyi okumalar.

star-wars_8kmf.1920

AYDINLIK TARAF

 

Fırat Yücel (Sinema Yazarı)

Güç Uyanıyor’un Yeni Bir Umut’u kopyalama niyetiyle tasarlandığı şüphe götürmez. Ama bence J. J. Abrams ve Kasdan, bu kopyalama işleminin kendisini bir çeşit espriye çevirmeyi başarmışlar. İlk üçlemenin haletiruhiyesini yeni karakterlerle tekrarlayan ‘kopyalığının farkında bir kopya’ çıkmış ortaya. Bu haletiruhiyeyi oluşturan en önemli faktör, direniş hareketinin birbirleriyle haberleşmek ve buluşmak için çabalayan bir durumda olmasıdır, yani dağınıklıktır. Bu dağınıklık ilk üçlemeye beklenmedik bir enerji kazandırır. Abrams ve Kasdan, Güç Uyanıyor’da bu hissi tekrar yaratmakta iyi bir iş çıkarıyorlar: Poe Dameron’lu oldukça güçlü bir gece sekansından Finn’in hikayesine, oradan BB-8’le birlikte Rey’in hikayesine atladığımız ilk bölüm oldukça etkileyici. Bence Güç Uyanıyor, Han Solo ve Prenses Leia gibi eski karakterleri hikayeye entegre etmekte tökezlemiş. Ama genel anlamda ben filmin iyi tasarlandığını ve zamane fantastik filmlerin sürekli espri ve numara yapmayı meziyet sanan alacalı bulacalı halinden uzak durduğunu düşündüm. Güç Uyanıyor’un mekanlara ve tasarımlara sadakat taşıdığı, ilk üçlemenin macera duygusuna yakın olduğu kanaatindeyim. Yeni Star Wars’tan çok büyük beklentim olmadığı için bana bu kadarı yetti diyebilirim.

 

Güzin Tekeş (Sinema Yazarı)

On yıllık bir aranın ardından gelen yedinci Star Wars filmi, ilk aşkına uzun yıllar sonra tekrar rastlamak gibi adeta. J. J. Abrams’ın ellerine emanet edildiğini duyduktan sonra başına bir hal gelir mi diye yüreğimiz titreyerek beklediğimiz Star Wars: Güç Uyanıyor, neyse ki tam da olması gerektiği gibi leziz bir devam filmi. İlk filmin izinden gitmesi her ne kadar olumsuz eleştiriler alsa da bence seriyi yeniden başlatmak için en doğru yöntem tercih edilmiş. Yeni kötü adamımız Kylo Ren şimdilik bir Darth Vader olmasa da Adam Driver’ın performansı gelecek filmler için umut verici. Gönlümüzün minik hırsızı ise daha ilk dakikadan izleyen herkesin sevgilisi olan BB-8. Korkarım bu gidişle R2-D2’nun pabucunu dama atacak. Diğer yandan filmin bize tarifsiz hisler yaşatan yıldızı elbette Han Solo. Fragmanda göründüğü andan beri Star Wars fanlarının aklını başından alan ihtiyar delikanlı yine filme damgasını vurmuş. Uzun lafın kısası ışın kılıçlarıyla, robotlarıyla, karakterleriyle yani bütünüyle hayran olduğumuz Star Wars evreni Güç Uyanıyor ile geri döndü. Şimdi sıra devam filmi için 2017’e kadar sabretmeye kaldı. Güç bizimle olsun…

 

Hakan Tunç (İnternet Yayıncısı)

İlk olarak belirteyim hemen. Büyük bir Star Wars hayranı değilim. Hatta ilk çekilen üçlemeyi izleyeli o kadar zaman olmuştu ki neredeyse hiçbir şey hatırlamıyordum. Haliyle Güç Uyanıyor için tekrar izlemem gerekti. Kendi adıma filmi başarılı bulduğumu ve eğlendiğimi söyleyebilirim. Eski yüzleri tekrar görmek, arada ayarını kaçırsa da genel olarak yerinde yapılan espriler, beklenmedik sahneler, Han Solo’nun performansından hiçbir şey kaybetmemesi ve çabucak ısındığımız yeni genç oyuncular ile doyurucu bir seyir zevki yaşattı. Kylo Ren o başlığı çıkarmayaydı iyiydi de, neyse. Ayrıca bu film bizlere hunharca kullanılan CGI teknolojisi yerine gerçek kostüm ve maketlerle çekimin ne kadar önemli olduğu bir kez daha gösterdi. 4-5-6’ya rakip olamasa da 1-2-3’ten daha iyi olduğu aşikâr. J. J. Abrams ve Han Solo geçer notu aldı. Sıra geldi yeni yönetmen Rian Johnson ve Luke Skywalker’ın maharetlerine. Hep beraber göreceğiz.

 

Kaan Karsan (Sinema Yazarı)

Büyük bir Star Wars hayranı sayılmam. İlk iki üçlemenin toplamda iki filmi dışında (V ve III) –ki onların da sinemasal anlamda sıkıntıları mevcuttur– Star Wars evrenini, bir türlü hakkı verilemeyen, hikâyeleri layıkıyla anlatılamayan bir evren olarak görürüm. Filmlerin neredeyse tamamına hakim bir tempo sorunu olduğunu, böylesi yoğun bir hikâye anlatmaya kalkışan bir yönetmenin bir metronoma sarılması gerektiğini düşünmüşümdür. J. J. Abrams’ın Star Wars’u öncelikle bu sorunu bertaraf ediyor, bir metronomla yola çıkıyor. Hem de ikinci üçlemedense ilk üçlemeye organik olarak bağlanıp, ‘demode’ olmaktan hiç çekinmeyerek…  Güç Uyanıyor, tıpkı filmi izleyen herkesin ileri sürdüğü gibi, Yeni Bir Umut’un hikâyesini bütün ana haklarıyla taklit ediyor gerçekten. Ancak mitolojisine müthiş bir tazelik kazandıracak manevraları da hiçbir anında ihmal etmiyor. Kaldı ki tarih tekerrürden ibarettir. Tarihteki benzer olaylar da farklı sonuçlar doğurabilirler. Sözün özü, serinin bana kalırsa en iyi çekilmiş filmi olan Güç Uyanıyor, izleyenine merak aşılıyor. Şimdilik yeter de artar.

 

Murat Karakuş (Sinefil)

Star Wars gibi bir popüler kültür fenomeninin tüm hayranlarını aynı anda memnun etmek mümkün değil. Orijinal film üçlemesinden sonra dizilerle, kitaplarla genişletilmiş bir evren var ortada ve bunun açtığı alanların sınırsız olması hem iyi hem de kötü. Yeni izlediğimiz Star Wars Episode VII’a bu açıdan bakacak olursak, reboot yapsalar “gerçek Star Wars bu değil” denilecekti, olabildiğince benzerini yaptılar bu sefer de “aynısı olmuş ilkinin kopyası bu” denildi. Herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değilse bir sonraki seçenek olabilecek en çok kişiyi memnun etmektir. Bunun yolu da yolu ani değişikliklere gitmemektir. Star Wars: Güç Uyanıyor’da J. J. Abrams bunu yaptı. Serinin ruhunu muhafaza edip baştan sona heyecanlı ve nostalji yüklü doğru bir hikaye oluşturdu. Bu anlamda yaptığı işi yermek değil takdir etmek lazım. Kişisel olarak ortaya çıkan sonuçtan memnun kaldım. Yeni karakterleri de sevdim. Fakat 2017’de gelecek olan devam filminden beklentim çok daha yüksek. Çünkü nostalji temelleri sağlamlaştırıldı artık ve bunun üzerine yeni yapılar inşa etmek şart.

indir

 

Onur Kırşavoğlu (Sinema Yazarı)

Star Wars efsanesinin yeni filmi hem eski fanatiklere bir nostalji imkanı sunuyor, hem de yeni izleyiciler icin bir geçiş ve adaptasyon olanağı sunuyor.  Eskiden yeniye bir devir teslim töreni niteligi de taşıyan Star Wars: Güç Uyanıyor, karakterlerin hepsinin yerini doldurmaya çalışıyor. Bunu yaparken eski dostlarla hasret gidermemizi sağlamayı da ihmal etmiyor. Görsel açıdan son derece doyurucu olan, müzikleri yine serinin ruhuna eşlik eden filmin aksiyon sosu da tam ayarında. Mizahi yönünün de ilk çekilen seri tadında ve gayet etkileyici olduğunu belirtmek gerek. Özellikle yeni ve çok sevilen/sevilecek olan BB-8’in her görüldüğü sahnede yüzlerde bir gülümseme kaçınılmaz. Senaryo konusunda da serinin en açıklayıcı filminin bu olduğunu belirtip son mesajı ileteyim: “Hiç kimse Darth Vader olamaz.”

 

Ozancan Demirışık (Editör, Sinemasever)

Çekileceğinin açıklandığı 2012 yılından bu yana Star Wars: Güç Uyanıyor sinema tarihinin en çok beklenen filmlerinden biri haline geldi. Bunca baskı ve beklentinin altında böyle dört başı mamur bir film çekebildiği için J. J. Abrams alkışlanmalı. Senaryoda birtakım boşluklar olduğunu kabul etmekle beraber, bunların çoğunun sonraki filmlerde ilmek ilmek çözülecek gizem unsurları olarak kasten yerleştirildiğini düşünüyorum. Tıkır tıkır işleyen bir ritme sahip Güç Uyanıyor; üstelik hem motivasyon hem de görsel kimlik bakımından gayet ilginç bir villain olan Kylo Ren’le tanıştığımız, Rey gibi şahane bir kadın karakterin dizginleri eline aldığı, BB-8 gibi R2-D2 ile yarışabilecek kadar şahsına münhasır bir droide kavuştuğumuz bir film. Rian Johnson’ın çekeceği Bölüm 8 için ne kadar heyecanlı olduğumu söylememe gerek yok galiba.

 

Ömür Kuşluoğlu (Sinema Yazarı)

Her şeyden önce belirtmem gerekirse, 7. film benim için tam bir “dönüş” filmi oldu diyebilirim. Hikâye bazında aradan geçen otuz yıldan sonra eski seriden yarım kalan hikâyeler ile ticari amaç içerisinde sunulmuş bir spin-off olacak gibi düşünüyordum fakat “yeni” bir başlangıç olarak beni yeterince memnun etti. Genel anlamıyla doyurucu olsa da bazı göz tırmalayan sahneler de yok değildi. Finn’in bu ani değişime bir o kadar ani şekilde ayak uydurması, Rey’in Güç’e bu kadar kısa sürede yaklaşması biraz “n’oluyor lan?” dedirtmedi değil. Belli ki J. J. Abrams tarzı gereği çok kasvetli bir film yapmak istememiş ve olmadık yerlerde seyirci güldürmeye çalışmış, eh yani işin iyi tarafı da başarmış bunu. Hele Karanlık Taraf’ın yarım asırdır aynı taktiklere yenik düşüyor olmasına hiç şaşırmadım. Kylo Ren’e gelince, bence üzerine düşeni hakkıyla yerine getirdi. Kylo Ren’i ve hareketlerini o kadar çok eleştiren oldu ki, aslında amaç onun henüz daha çaylak olduğunu ve bu yaşta bu güçle doğru işlendiğinde ileride neler yapabileceğini seyirciye alt metin olarak vermekti fakat çoğu kesim bunu bilmesine rağmen görmezden geldi. Her şeye rağmen filmin verdiği hava “epik” tanımından uzak, daha çok “macera” tadında yaşandı. Her ne kadar çok garantici bir senaryo ile ilerlese de devam filmlerinin çıtayı giderek daha üst seviyeye taşıyacağına ve bu mirası güzel şekilde sürdüreceğine inanıyorum, şimdilik.

 

Tolga Demir (Sinema Yazarı)

Orijinal seriyi aratan prequel’lerden tam on yıl sonra gelen bir Star Wars filmi için beklentimi olabildiğince düşük tutmaya çalıştım. Bunun ardından, Güç Uyanıyor‘un bende bıraktığı izlenimse fazlasıyla başarılı oldu; aradığım tadı buldum. Genel yargıya nazaran filmin, Yeni Bir Umut‘un izinden gittiği konusunda hemfikirim ama aynılaştığı noktasına katılmıyorum. J. J. Abrams’ın yönetimine başta pek güvenmesem de, ortaya çıkardığı işi ve Lawrence Kasdan ile olan uyumunu çok sevdiğimi söylemem gerek. En önemlisi ise, bize özlediğimiz evreni alıştığımız koşullar altında sunmasıydı. Her Star Wars bahsi geçtiğinde üçlemeleri tek bir filmmiş gibi ele almaya alıştığımızdan, Güç Uyanıyor‘un hikâyesindeki boşluklar fazla göze çarptı belki ama Star Wars filmlerinde sıkça görülen bir durum bu aslında. Rey’li ve Finn’li Güç Uyanıyor tam olarak aradığımı verdi bana. Sekizinci filmi artık sabırsızlıkla ve daha büyük beklentilerle bekliyorum.

 

Yıldıray Kibar (Sinema Yazarı)

“Köklere dönüş” Star Wars: Güç Uyanıyor’u tanımlamak için çok iyi bir tanım bence. Star Wars’u sevmek aslında ilk üçlemeyi sevmek anlamına geliyor. İkinci üçleme, Sith’in İntikamı dışında büyük bir hayal kırıklığı oldu birçok kişi için. Star Wars’u sevdiren kodlardan uzaklaşan, yeni bir biçim/stil üzerine oturmaya çalışan yapıya sahipti. Olmadı. J. J. Abrams 7. filmi yöneterek büyük bir sorumluluk almıştı. Garantiye oynamayı tercih ederek, beklentileri yüksek ölçüde karşılayan bir işe imza atmış. Senaryoda Lawrence Kasdan’ın rol oynaması bile, filmin ilk serinin peşinde olduğunun kanıtı. Ben izlediğim kadarından keyif aldım. Diversity meselesini biraz abarttıklarını düşünüyorum. Rey’in Güç ile ilişkisindeki gelişim de fazla abartılıydı. Çoğu kişinin hoşlaşmadığı Kylo Ren karakterinin olgunlaşmamış/ergen bir karakter olarak yanlış resmedilmediğini düşünüyorum. Star Wars çok katmanlı içeriğe sahip bir film serisi değildi. Eleştirel veya mesaj kaygılı bir yapım da değildi. Epik macera hikâyelerinden esinlenen, basit mekaniğe sahip bir iyi ve kötü çatışmasıydı. Film bunu bizlere verdi. Daha fazlası için başka türlü yapımlara bakmak gerekir.