Kategoriler
haber

Everybody Here Wants You: Jeff Buckley Yeniden Sinemada

Olağanüstü sanat yaşamı ve erken ölümüyle birçok belgesele ve filme konu olan Jeff Buckley, bu kez Everybody Here Wants You ile sinemaya taşınacak.

Buckley’i Penny Dreadful ve Gemini’den tanıdığımız Reeve Carney oynayacak.

1997’de kaybettiğimiz müzisyenin hayatının belirli bölümlerini ele alacak filmi Shadow of the Vampire ve Control gibi filmlerin yapımcısı Orian Williams yönetecek. Senaryo Dionne Jones’un elinden çıkma. Filmin senaryosu, Buckley ailesinin de onayını almış durumda…

Kategoriler
izlenim

Greetings From Tim Buckley: Baba, Oğul ve Kutsal Müzik!

Tarih 26 Nisan 1991… St Ann’s Church’te Tim Buckley’i anma konseri… Müzik tarihinin en önemli olaylarından biri gerçekleşiyor. Hakkında hala efsaneler anlatılan, belgeseller çekilen o büyülü günde Jeff Buckley, hayatında ilk kez babasının şarkılarını sahnede söyledi. Daha önceleri Los Angeles’ta metal, reggae, punk gibi daldan dala atlayarak müzik yapan, arkadaşlarının “Şarkı söylediğini bile bilmiyorduk” diye anlattığı Jeff Buckley, olağanüstü vokal yeteneklerini ilk kez dünyayla paylaştı. Babasının mirasını sahiplendi ve bir gecede çok daha yükseğe taşıdı.
5
Jeff Buckley, sahnede 4 şarkı söyledi. İlk şarkı ailesini terk edip giden ve 28 yaşında aşırı dozdan ölen babası Tim Buckley’nin kendisi ve annesi için yazdığı “I Never Asked To Be Your Mountain”dı. Büyük bir bölümünü babasının yakın arkadaşlarının ve hayranlarının oluşturduğu seyirciler daha ilk şarkıdan büyülenmişlerdi.
I Never Asked To Be Your Mountain’ı, Sefronia – The King’s Chain, Phantasmagoria in Two ve Once I Was takip etti. Konserin sonunda izleyiciler arasındaki menajerler Jeff Buckley’e kartlarını vermek için yarışıyorlardı. Jeff Buckley’nin aynı babası gibi trajik bir şekilde ölümüyle sonuçlanan hikayesi eski bir kilisenin küçük sahnesinde böyle başladı. Efsaneye göre Jeff Buckley, ikinci şarkısını bitirmek üzereyken sahnedeki ışıklardan biri patladı ve gölgesi karşıdaki duvarlara yansıdı. Konserin organizatörlerinden Hal Willner bu olayı “Sanki İsa yeryüzüne inmişti” sözleriyle anlatır.
6
Baba, oğul ve kutsal müziklerinin bir araya geldiği bu tarihi gece, Dan Algrant tarafından “Greetings From Tim Buckley” ismiyle filme alındı. İstanbul Film Festivali’nde izleme şansı bulduğumuz filmin senaryosunda, Algrant’ın yanısıra David Brendel ve Emma Sheanshang’ın imzası var.

Algrant ve senarist arkadaşları hala efsaneleri dilden dile dolaşan bu tarihi geceyi, tüm efsaneleri bir kenara bırakarak bir insan hikayesi halinde anlatmayı seçmiş. Örneğin patlayan ışık öyküsü filmde yok, Jeff Buckley’nin gelecekteki ünüyle ilgili efsane yaratabilecek hiçbir ayrıntı filmde yer almamış. (Sadece Gary Lucas’la oturup, Grace’in ilk tınılarını oluşturmalarını izliyoruz) Tim Buckley’nin evi terk etme sürecini flashback’lerle anlatırken, Jeff Buckley’nin babasının dostlarıyla tanışmasını, onun hakkında yeni şeyler öğrenmesini, babasını tanımaya başlarken kendisini de yeniden keşfetmesini izliyoruz. Jeff Buckley’i müzik tarihinin en önemli olaylarından birinin baş kahramanı olarak değil, babasını keşfetmeye çalışan kafası karışık bir genç olarak görüyoruz.
4
Filmin iki başrolü, Jeff Buckley’i oynayan Penn Badgley ve Ben Rosenfield, sınırlı alanlarında iyi sayılabilecek performanslar sergilemişler. Tim Buckley’yi canlandıran Ben Rosenfield, baba Buckley’le ilgili daha az algıya sahip olduğumuz, günlük yaşamındaki hal ve hareketleriyle ilgili pek bilgi sahibi olmadığımız için daha rahat davranabilmiş. Penn Badgley’nin ise Jeff Buckley’nin günlük yaşamını canlandırırken biraz zorlandığını ama sahnede döktürdüğünü söyleyebiliriz. Filmin kadın başrolü Imogen Poots ise rolünün hakkını verse de pek yeterli olmuyor. Karakteri “Filme bir güzel kız da koyalım” mantığıyla yazıldığı çok belli olduğu için kendisini zorlasa da isteneni pek veremiyor.

Kategoriler
haber

Greetings From Tim Buckley: Jeff Buckley’in Hayatı Çekilebilir Mi?

Popüler dünyada bazı isimler hayranlarına farklı duygular yaşatırlar. Jeff Buckley’in müzik dünyasında bıraktığı etki ölümünün yarattığı hüzünle birleştiğinde bu farklı duygular daha da derinleşti. Müziğine ve özellikle eşsiz ses ve yorumuna hissedilen hayranlık, babası Tim Buckley’in anısına duyulan saygı ve zamansız, pisi pisine ölümüne duyulan üzüntü Jeff Buckley’i hemen hemen herkesin gözünde farklı bir yere koydu.

Böyle bir ismin hayatını sinemaya aktarmak gerçekten büyük bir cesaret gerektiriyor. Yapacağınız her yanlışın ağır tepkileri de beraberinde getireceğini göz önüne almalısınız. Dan Algrant bu riskleri alarak senaryosunu da kendisinin yazdığı bir hikayeyi gerekli izinleri de alarak sinemaya aktardı. Başrolü Gossip Girl’den Penn Badgley’e veren Algrant’ın çekimleri bitirip post prodüksiyona geçtiği dönemde tanıtım çalışmaları da başladı.

Bu tanıtım çalışmalarının bir bölümü de Penn Badgley’i bir konserde sahneye çıkarıp bir Jeff Buckley cover’ı yaptırmak oldu. Badgley’in Buckley performansı filmden ilk karelerle birlikte hemen aşağıda…

Kategoriler
haber

Mystery White Boy: Jeff Buckley Biofilminde Yeni Gelişmeler

David Browne’un “Dream Brother: The Lives and Music of Jeff and Tim Buckley” isimli biografisinden uyarlanacak film gerekli yapımcı desteğini buldu. Sonbaharda Memphis ve New York’ta başlayacak çekimlere kadar oyuncu kadrosunu belirlemeye çalışan yönetmen Jake Scott dört oyuncuyu ikna etti.

Reeve Carney’in (küçük resim) Buckley’i oynayacağı filmde Gemma Arterton, Olivia Thirlby ve Harry Treadaway de yer alacak. Arterton, Thirlby’nin hangi rolleri oynayacağı belirlenmedi. Treadaway’in ise Buckley’nin grubunun önemli üyelerinden baterist Matt Johnson’ı oynaması bekleniyor. Henüz söylenti olmakla beraber Patricia Arquette’in de filmde yer alma ihtimali yüksek.

Kitap ve dolayısıyla film Buckley’in 15 yaşından 30 yaşına kadar olan hayatını özetleyecek.