Kategoriler
bakınıztv

Where’d You Go Bernadette?: Linklater, Blanchett’ı Arıyor

Maria Semple’ın aynı adlı romanından uyarlanan Where’d You Go, Bernadette’in ilk fragmanı yayınlandı. Richard Linklater’ın başrolü Cate Blanchett’e verdiği öykü, mutlu bir hayata ve aileye sahipken birden ortadan kaybolan bir kadının hikayesini anlatıyor.
2018 mayısında gösterime girecekken durmadan ertelenen filmin başrollerinde Billy Crudup, Emma Nelson, Kristen Wiig, Judy Greer, Laurence Fishburne, Troian Bellisario ve James Urbaniak yan rollerde…

Kategoriler
seçki

Apple Dizileri: Rekabete Yeni Soluk

Online seç-izle alanındaki mücadele 2019’dan itibaren daha da kızışacak. Şu sıralar Netflix, Amazon ve hulu arasında devam eden bu mücadeleye 2019’da Disney ve Apple Dizileri de dahil olacak. Facebook’un da dizi üretimine başladığını düşünürsek mücadele daha da hararetlenecek. Apple şu sıralar dizilerinin hazırlıklarına devam ediyor. Apple’ın online seç-izle servisinin kullanıcılara açılacağı tarih henüz netleşmese de Apple projelerini duyurmaya devam ediyor. Son bir yılda epey proje duyurdu. Teknoloji devinin bütçesinden diziler ve filmler için 1 milyar dolar ayırdığını da belirteyim (mukayese için: Netflix sadece 2018 içerikleri için 8 milyar dolar harcadı). Bir bakalım hangi yapımlar hazırlanıyor.

Foundation: Netflix büyük bütçeli bilimkurgu filmleri ve dizileri, Amazon bir milyar dolar bütçeli Yüzüklerin Efendisi dizisini hazırlar da Apple boş durur mu? Hayır, Apple’ın da büyük bütçeli bilimkurgu projesi mevcut. Yıllardır önce Hollywood stüdyolarının, daha sonra HBO/Jonathan Nolan’ın uyarlamak için çabaladığı ama her daim başarısız olup bir türlü uyarlanamayan Vakıf/Foundation serisi, Apple için dizileştirilecek. Diziyi Skydance stüdyosu hazırlayacak. Showrunnerlık görevi David S. Goyer ve Josh Friedman‘a teslim edilmişti. Bakalım Nolan’ın uyarlayamadığı Vakıf dizisi bu kez hayata geçebilecek mi? Şimdilik Apple’ın en heyecanlandıran projesi olduğunu belirtmeliyim.

Amazing Stories: Steven Spielberg‘in 1985-87 yılları arasında yayınlanan, 45 bölümden oluşan dizisi Amazing Stories, Apple için yeniden çevrilecek. Spielberg’in gene yapımcılar arasında yer aldığı dizinin showrunnerlığı Bryan Fuller’a teslim edilmişti ama Fuller projeye dahil olduktan bir yıl sonra projeden çekilmişti. Hazırlıkları devam eden dizinin oyuncu kadrosu henüz belirlenmedi. Orijinal dizi korku-komedi-animasyon-bilimkurgu-fantastik gibi pek çok türde olup her türde farklı öyküleri işliyordu.

Reese Witherspoon’lu İsimsiz Dizi: Yapımcılığını ve başrollerinden birisini üstlendiği Big Little Lies dizisiyle 2017’ye damgasını vuran Reese Witherspoon bu diziden fırsat bulduğunda Apple için hazırlattırdığı isimsiz komedi dizisinde de rol alacak. Witherspoon’la Jennifer Aniston‘ı Friends‘ten sonra tekrar buluşturacak bu dizi New York’taki bir kanalın sabah haberlerinin kamera arkasını işleyecek, iki sezon/yirmi bölümden oluşacak. Diziyi Bates Motel‘den Kerry Ehrin kaleme alacak.

See: Taboo, Peaky Blinders dizilerinin yaratıcısı Steven Knight da Apple’a dizi hazırlıyor. See adı verilen dizinin ilk sezonunu pilot bölümü çekilmeden onaylandı. Francis Lawrence‘ın pilot bölümünü yöneteceği bu dizi bilimkurgu türünde olacak. Ne yazık ki dizinin konusu duyurulmadı. Dizinin çekim tarihi de belli değil.

Are You Sleeping: Apple hemen hemen her türde dizi hazırlatıyor. Oscarlı aktris Octavia Spencer‘ın başrolünü üstleneceği bu dizi suç-gerilim türlerinde olacak. Dizi Kathleen Barber‘ın aynı adlı romanından uyarlanacak. Showrunnerlığı The Good Wife‘tan Nichelle Spellman üstlenecek. Reese Witherspoon filmin yapımcıları arasında yer alacak. Dizi son on yılda ailesinin şöhretinden iyi nedenlerle kurtulmaya çalışan Josie’ye odaklanacak. Babasının öldürülmesinden sonra annesi bir tarikata katılır, ikiz kız kardeşiyse hayal edilemeyecek bir şekilde Josie’ye ihanet eder. Bu olaylardan sonra Josie, Caleb’la evlenir. Fakat Josie sorunlu geçmişini, hatta soyadını dahi Caleb’tan gizler. İşler bir gazetecinin Josie’nin babasının cinayetini soruşturmaya başlaması, bununla ilgili bir podcast yayınlaması ve Josie’nin annesinin yıllar sonra dönmesiyle karışır, olaylar gelişir.

Kristen Wiig’li İsimsiz Dizi:  Adı açıklanmayan bu dizinin başrolü Kristen Wiig’e teslim edildi. Yapımcılığıysa Witherspoon üstleniyor. Görüleceği üzere Apple-Witherspoon işbirliği şimdilik en az üç diziyle devam edecek. Haberlere göre bu dizinin her bölümü 30 dakikadan oluşacak, Curtis Sittenfeld’in ABD’de yakında yayınlanacak öykü kitabı You Think It, I’ll Say It‘ten uyarlanacak. Colleen McGuinness (30 Rock) dizinin yaratıcılığını-showrunnerlığını-yürütücü yapımcılığını üstlenecek. Çekim tarihinin açıklanmadığını belirteyim.

Damien Chazelle’in İsimsiz Dizisi: Şu sıralar Ryan Gosling’li filmi First Man‘in post prodüksiyonuyla meşgul olan Damien Chazelle hem Netflix’e, hem de Apple’a dizi hazırlayacak. Chazelle, The Eddy adı verilen, Paris’te geçen müzikal diziyi yönetme teklifini kabul etmişti. Jack Thorne‘nin kaleme aldığı, Fransızca, İngilizce ve Arapça çekilecek bu dizi, Netflix’te yayınlanacak. Öte yandan Chazelle, Apple dizisinin tüm bölümlerini kendisi kalıp yönetecek. Yönetmenin önce Netflix dizisini mi, Apple dizisini mi çekeceği belli değil.

Dickinson: Emily Dickinson‘ın gençliğini, ailesiyle ilişkilerini, şairliğini konu alan Dickinson adlı dizi 19. yüzyılda geçecek. Dizinin başrolü genç aktris Hailee Steinfeld‘a teslim edildi. Pilot bölümü David Gordon Green yönetecek. İlk sezonu onaylanan dizinin her bölümü 30 dakikadan oluşacak, dizi komedi türünde olacak.

Shyamalan’ın İsimsiz Dizisi: Apple, Hollywood’un önde gelen isimlerin hepsine dizi yaptıracak gibi görünüyor. Split filmiyle kariyerini kurtaran M. Night Shyamalan da Apple’ın bir dizisine dahil oldu. Psikolojik gerilim türündeki isimsiz dizinin ilk bölümünü Shyamalan çekecek. Yönetmen dizinin yürütücü yapımcıları arasında da yer alacak. Diziyi Tony Basgallop kaleme alacak. İlk sezon on bölümden, her bölüm 30 dakikadan oluşacak.

Swagger: NBA yıldızı Kevin Durant‘ın hayatı dizileştirilecek. Swagger adı verilen dizi ünlü basketbolcunun gençliğine, ailesiyle ilişkisine, diğer amatör basketbolculara ve koçlara odaklanacak. Dizi, Durant’ın NBA dönemini değil, gençliğini işleyecek. Dizinin yapımcılığını Ron Howard‘la Brian Grazer üstlenecekler. Durant’ın şirketi Thirty Five Media da projeye dahil olacak. Senaryoyu Reggie Bythewood kaleme alacak.

Little America: The Big Sick filmiyle iyice ünlenen Kumail Nanjiani-Emily V. Gordon çifti, Apple için hazırlanan Little America adlı dizinin yürütücü yapımcılığını üstlenecekler. Netflix’in kaliteli dizisi Master of None‘ın yaratıcılarından Alan Yang‘ın da yürütücü yapımcılığını üstleneceği bu diziyi The Office‘ten Lee Eisenberg kaleme alacak. Dizi Epic Magazine adlı dergide yayınlanan, Amerika’daki mültecilerin yaşamını anlatan makaleden uyarlanacak, her bölümü 30 dakikadan oluşacak. Dizinin antoloji türünde olacağı duyurulmuştu (yani her sezon veya her bölüm farklı oyunculara yer verip farklı öyküleri işleyecek).

Little Voices: JJ Abrams‘la Sara Bareilles‘in yürütücü yapımcılığını üstlendikleri Little Voices dramedi türünde bir dizi. Her bölümü 30 dakikadan, ilk sezonu 10 bölümden oluşacak dizi, New York’un müzikal yüzüne bir aşk mektubu şeklinde tanımlanıyor. Bunun dışında konuyla ilgili bir bilgi verilmemiş. Senaryoyu Jessica Nelson kaleme alacak.

Central Park: Hemen her türde dizi sipariş eden Apple animasyonu da es geçmedi ve Central Park adlı bir animasyonun ilk sezonunu sipariş etti. Loren Bouchard’ın kaleme alacağı bu dizinin seslendirme kadrosunda Josh Gad, Stanley Tucci, Kristen Bell, Kathryn Hahn ve Daveed Diggs yer alacak. Dizi, Central Park’ta çalışıp yaşayan, parkın bekçiliğini üstlenen bir aileyi merkeze koyup onların parkı ve dünyayı kurtarmalarını anlatacak.

Shantaram: Kalın mı kalın Shantaram romanı yıllardır sinemaya taşınmak isteniyor ama bütün girişimlere rağmen bir türlü bu projede çekim aşamasına gelinememişti. Başrol önce Johnny Depp’e, ardından Depp’in başrolden çekilip yapımcılıkla yetinmesiyle Joel Edgerton’a teslim edilmişti. Fakat proje gene çekilememişti. Bugün gelen habere göre romanın hakları Apple’ın olmuş. Apple romanı dizileştirmeye karar verdi. Dizinin senaryosunu Eric Singer kaleme alacak. Başrol henüz belirlenmedi. Kitap dilimize de çevrilmişti.

İsimsiz Uzay Dizisi: Ve gelelim son diziye. Outlander ve Battlestar Galactica‘nın showrunnerı Robert D. Moore, Apple’a uzayı konu alan bilimkurgu dizisi hazırlıyor. Dizi uzay yarışının bitmek bilmediği bir gelecekte geçecek. Şimdilik diziyle ilgili bilinen tek şey bu. Moore diziyi Matt Wolpert ve Ben Nedivi’yle birlikte hazırlıyor.

Kategoriler
haber

Kristen Wiig, Apple’ın Dizisinde Oynayacak, Jessica Chastain-Octavia Spencer Aynı Filmde Çalışacaklar

Dizi ve film sektörüne geçmeye hazırlanan Apple komedi türünde bir dizi hazırlattığını açıkladı. Adı açıklanmayan dizinin başrolünü Kristen Wiig üstlenecek. Yapımcılığıysa Reese Witherspoon üstleniyor. Her bölümü 30 dakikadan oluşacak bu isimsiz dizi, Curtis Sittenfeld’in ABD’de yakında yayınlanacak öykü kitabı You Think It, I’ll Say It‘ten uyarlanacak. Colleen McGuinness (30 Rock) dizinin yaratıcılığını-showrunnerlığını-yürütücü yapımcılığını üstlenecek. Çekim tarihinin açıklanmadığını belirteyim. Apple’ın hazırlattığı dizileri şurada derlemiştim.

Daha önce The Help filminde rol alan Jessica Chastain-Octavia Spencer ikilisiyse bu filmden yıllar sonra tekrar aynı filmde rol alacaklar, ama bu kez ikisi de başrolde olacak. Adı açıklanmayan filmin tretmanını (yazılacak senaryonun özeti) Chastain’le Kelly Carmichael birlikte kaleme aldılar, senaryoyu Peter Chiarelli yazacak. Universal’ın haklarını satın aldığı film komedi türünde olacak, Planes, Trains and Automobiles filminin benzeri bir öykü anlatacak. Planes… filminde iki adamın Noel zamanı evlerine ulaşma çabalarını anlatırken bu isimsiz film merkeze iki kadını koyup bu iki kadının evlerine ulaşma çabalarını anlatacak. Yönetmen henüz belirlenmemiş. Filmin 2018 Noel’ine yetişip yetişmeyeceği belli değil.

Kategoriler
bakınıztv

Fragman Analizi: Mother! (Darren Aronofsky)

İlk gösterimini Venedik’te, ikincisini Toronto’da yapmaya hazırlanan, 15 eylül’de de gösterime girecek Darren Aronofsky’nin Mother!‘ından ilk fragman yayınlandı.

Jennifer Lawrence, Javier Bardem, Ed Harris, Michelle Pfeiffer, Domhnall Gleeson, Brian Gleeson, Stephen McHattie, Kristen Wiig ve Stefan Simchowitz’ten oluşan kadrosuyla da dikkat çeken filmin fragmanını bakınız yazarları olarak yorumladık ve beklentilerimizi sıraladık.

Sinan Doğrul: Her yıl muadiliyle defalarca karşılaştığımız bu türün Aronofsky yorumunu ile ilgi çekici olduğu daha fragmanından belli. Tabi Javier Bardem, Ed Harris ve Michelle Pfeiffer’dan daha hiç bahsetmedim. O değil de filmden bağımsız olarak fragmanının bu yılın en iyilerinden olduğunu söylemek isterim.

Can Rende: Aronofsky’nin ilk korku filmi. Fragman iyi hazırlanmış, gizeme ve sürprizlere zarar vermiyor ve konunun tamamını ifşa etmiyor. Bu açıdan sevdim fragmanı. Daha önce davetsiz misafirlerle ilgili sıkça gerilim filmleri çekildi. Onlardan farklılaşacak mı göreceğiz. Nedense Haneke tarzında bir film olacak sanıyordum, ama davetsiz misafirler, sallantıdaki evlilik, kadının bu misafirlerle ve kocasıyla mücadelesi ve “bebek”(?) bana Rosemary’s Baby’i hatırlattı. Gerçi yabancı eleştirmenler Twitter’da Get Out filmine de benzettiler, ama dediğim gibi bu türde çok film yapıldı, mühim olan hepsinden farklılaşması. Şahsen mother!’ın Rosemary’s Baby halen sapasağlam dururken onun bir versiyonu olsun istemem. Bakalım nasıl eleştiriler alacak Venedik’ten.

Ümit Açık: Bu isimler olmasa ilgimi çekmeyecek bir fragman ama bu isimler olduğu için filmi de merak ediyor insan. İlk yorumlar sonrası filmin kalibresi de üç aşağı beş yukarı belli olacaktır.

Ebru Çavdarlı: Teaser daha ilgi çekiciydi. Fragmanı izleyince gizemi kayboldu, merakım azaldı. Ben de Get Out kokusu aldım ve bundan hiç hoşlanmadım.

Fırat Türkoğlu: Sevimli/sakar rollerin kadını Michelle Pfeiffer’ı gerilimi arttıran bir karakter olarak konumlaması ilginç olmuş. Javier Bardem’i de Anton Chigurh olarak konumlandırmasaymış daha iyi olabilirmiş.

Haktan Kaan İçel: Filmde büyük ihtimal iyi oyunculukların yer alacağı tartışılmaz. Aronofsky’nin atmosfer yaratmadaki başarısı da filmin fragmanına yansıyan özelliklerden biri olmuş. Ancak filmin senaryo anlamında ciddi sıkıntıları olabilir gibi bir izlenime kapıldım. Hatta The Others tarzı bir film benzetmesi yapmak doğru olabilir. Umarım fragman beni bu konuda şaşırtır. Çürüyen bir ev, ölü insanlar, gizli kalmış sırlarla beraber filmin fragmanı sanki bizim daha önce izlediğimiz bir şey sunuluyormuş gibi bir izlenim bırakıyor. Bekleyip göreceğiz. Ama nedense iyi paketlenmiş ama samimiyetsiz bir ifadeyle aldığımız hediyelerden biri olabilir.

Ömer Şentürk: Pi ve Requiem for a dream gibi filmlerle kısa zamanda Amerikan bağımsız sinemasının önemli yönetmenlerinden birisi haline gelen Aronofsky, sonraları istediği tempoda ilerlemeyi başaramadı. The Fountain filmi eleştirmenleri ikiye bölerken ardından çektiği Black Swan olumlu bir izlenim yaratsa da son filmi Noah, kötü eleştirilere maruz kaldı. Noah sonrası sinemasını düzeltmek isteyen Aronofsky nin yeni filmi özlediğimiz yönetmen sinemasını geri getirecek özelliklere sahip. Oyuncu kadrosu ve hikayesi ile ilgi çekmeyi başaran yapım sonucu Darren Aronofsky eski itibarını geri kazanabileceği gibi büyük bir hayal kırıklığı da yaratabilir.

Suat Demirel: Aronofsky benim için uykusuzluk ve huzursuzluk demek. Requiem for a dream’i şans eseri ne olduğunu bile bilmeden izlemiştim. Kaç uykumu berbat etti sayısını bilmiyorum. Sigarayı birakırken bile aklıma gelmiştir film.
Mother! için, oyuncu kadrosu sağ olsun, bayağıdır geldi gelecek denilerek beklenti yaratılıyor.
Teaser çok iyiydi, fragman iyi. Film nasıl olacak bilmiyorum ama sinemada izleyebileceğimi zannetmiyorum. Genel manada gerilimleri sinemada izleyememek gibi bir sorunum var. Ellerim gözlerimin önüne set çekse bile korkuyor ve feci derecede geriliyorum. Sesler bile yetiyor (Blair cadısının toplamda 5 dakikasını gözlerimle görerek izlemişimdir. Gerisi sesten ibaret. Bazı yerlerde kulaklarımı bile kapatmıştım. Kaldı ki Blair Cadısı gerilim bile sayılmaz çoğu izleyici için…)

Kategoriler
haber

10 Maddede Darren Aronofsky ve Mother!

Darren Aronofsky’nin yeni filmi Mother!’ın konusu, oyuncu kadrosu, çekim ve gösterim tarihi tüm ayrıntılarıyla 10 Maddede…

1.Filmin konusu ve türü uzun süredir gizliydi. Ancak bir korku-gerilim olacağı ortaya çıktı.

2.Mother!’ın ana karakterini Jennifer Lawrence oynayacak. Senaryoyu okuyanlar Aronofsky’nin Black Swan’da Natalie Portman’a verdiği düzeyde bir sorumluluk verdiğini söylüyor.

3.Filmde Lawrence’ın yanısıra Javier Bardem, Michelle Pfeiffer, Domnhall Gleeson, Ed Harris ve Kristen Wiig’den oluşan çok güçlü bir oyuncu kadrosu yer alacak.

4.Filmin henüz yapım şirketlerince doğrulanmayan tek cümlelik özeti ise “Sakin bir hayat süren bir çiftin yaşamı, bir yabancının evlerine gelmesiyle alt üst olur.

5.Filmin ismi özellikle ünlem işaretiyle yazılıyor. Nedenini filmi seyredince anlayacağız.

6.Filmde Aronofsky ve Lawrence ilk kez bir araya gelecek. Oscar avcısı ikilinin ödül sezonundan zaferle çıkması büyük bir ihtimal.

7.Aronofsky ve Lawrence bir süredir gerçek hayatta da beraberler. Aronofsky daha önce beraber olduğu Rachel Weisz’la da film çekmişti.

8.Filmin senaryosu yine Darren Aronofsky tarafından yazıldı. Yapımcı koltuklarında Scott Franklin ve Ari Handel var.

9.Filmin müzikleri Arrival’daki etkileyici müzikleriyle beğenilen Jóhann Jóhannsson tarafından bestelenecek.

10.Filmin gösterim tarihi ödül sezonunun tam ortası olan 13 Ekim…

Kategoriler
haber

Sundance 2014 Rehberi: İkinci Bölüm

Sundance Film Festivali’nde gösterilecek filmleri tanıtmaya ve yayınlanan kareleri paylaşmaya devam ediyoruz. Bu tanıtıcı dosyanın ilk bölümüne ulaşmak için tıklayınız.

Camp X-Ray: Peter Sattler’ın yazıp yönettiği “Camp X-Ray” (yönetmenin ilk filmi olduğunu belirtelim), Irak İşgali sırasında tutuklanan Müslümanlara yapılan işkencelerle gündemi sarsan Guantanamo adlı cezaevini anlatıyor. Sattler filmin merkezine genç, deneyimsiz bir gardiyanı yerleştirmiş. Gardiyana Kristen Stewart hayat verdi. Ona İran yapımı “A Separation” ile ünlenen Payman Maadi, John Carroll Lynch, J.J. Storia gibi isimler eşlik ettiler.
camp-620x394
Cold in July: Dexter’la ünlenen yetenekli aktör Michael C. Hall katillere hayat vermekten bıkmıyor anlaşılan. Zira çekimleri tamamlanmak üzere olan “Cold in July”de de aktörü bir katil rolünde izleyeceğiz. Hall’ın hayat verdiği adamın evine bir hırsız soygun amacıyla girer, elemanımız bu adamı öldürür. Hırsızın babası ise intikam almak ister, olaylar gelişir. Filmin 1980 yılında geçtiğini belirteyim. Filmi “We Are What We Are” filmiyle dikkatleri çeken Jim Mickle yönetti.
cold_in_july-620x308
God’s Pocket: Bol yıldızlı filmlerden: Philip Seymour Hoffman, Eddie Marsan, Christina Hendricks, Richard Jenkins, John Turturro. Bu sağlam kadroyu biraraya getiren kişiyse ilk kez bir film yöneten aktör John Slattery (Mad Men’in Roger’ı). Film üvey oğlunu yanlışlıkla/kaza sonucu öldüren bir adamın bunu kanıtlama ve bu acıyla baş etme çabalarını anlatıyor. Peter Dexter’ın romanından uyarlandı film.
gods_pocket_2
Fishing Without Nets: Somalili balıkçılar/korsanlar bu sene karşımıza Paul Greengrass imzalı “Captain Phillips” filminde çıktılar. Somalili balıkçıların/korsanların sorunlarına odaklanmak yerine Amerikan ordusunun propagandasını yapmayı tercih eden bu abartılmış yapımdan sonra korsanların hayatı “Fishing Without Nets”de de anlatılacak. Tanınmayan oyuncuların rol aldığı filmi Cutter Hodierne yönetti.

Happy Christmas: 2013’te “Drinking Bodies” ile Sundance’e uğrayan Joe Swanberg’in yazıp yönettiği “Happy Christmas”, genç bir kadının sevgilisinden ayrıldıktan sonra evli ve çocuklu ağabeyinin evine taşınması ve hayatını düzene sokmaya çalışması anlatılıyor. Filmin başrollerinde Anna Kendrick, Melanie Lynskey, Mark Webber, yönetmen Swanberg ve “Girls”le ünlenen Lena Dunham’ı izleyeceğiz.happy_christmas_2-620x346

Infinitely Polar Bear: Bağımsız filmlerde de, gişe filmlerinde de rol alan yetenekli aktör Mark Ruffalo “Thanks for Sharing”teki seks bağımlısı adam rolünden sonra karşımıza tekrar sorunlu bir karakterde çıkmaya hazırlanıyor. Ruffalo bu kez manik depresif birisine hayat verdi. Manik depresif hastalığından muzdarip bir babanın hayatını, eşini ve iki çocuğunu kazanmaya çalışmasını izleyeceğiz bu filmde. Ruffalo’ya Zoe Saldana eşlik etti. Filmi Maya Forbes yönetti.
polar_bear_11-620x392
Jamie Marks Is Dead: “The Ruins”le sinemaya geçen Carter Smith’in yazıp yönettiği “Jamie Marks Is Dead” bir hayaleti merkeze koyan bir komedi. Bu hayalet arkadaşlarını ve evini ziyaret edecek, arkadaşlık ve aşkla ilgili hiç yaşamadığı şeyler yaşayacak. Filmde Liv Tyler, Noah Silver ve Judy Greer rol aldı.

Kumiko, the Treasure Hunter: Bu senenin gişe filmlerinden Pacific Rim’de karşımıza çıkan Rinko Kikuchi’nin başrolünü, David Zellner’ın yönetmenliğini üstlendiği bir film. Bu film, yalnız bir kadının memleketi Tokyo’dan Amerika’nın Minnesota eyaletine para kazanmak amacıyla taşınması ve para kazanma çabaları anlatılıyor.
kumiko
Life After Beth: Bir adamın sevgilisi beklenmedik bir şekilde vefat eder. Adam depresyona girer. Ama bir süre sonra sevgilisi gizemli bir şekilde hayata döner. Adam, sevgilisinin zombi olduğunu fark eder, olaylar gelişir. “I Heart Huckabess” filminin senaristi Jeff Baena’nın ilk yönetmenlik denemesi olan bu filmde Aubrey Plaza, John C. Reilly ve Dane DeHaan rol aldılar.

Song One: Les Miserables’da şarkı söyleyebildiğini de kanıtlayan Anne Hathaway çekimleri bu senen tamamlanan drama türündeki “Song One”da da şarkı söylemiş. Kate Barker-Froyland ilk filminde tanıştığı bir müzisyene aşık olan bir kadına odaklanıyor.

Wish I Was Here: “Garden State” filmiyle kameranın arkasına geçen aktör Zach Braff uzun bir aradan sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturdu. İlk filmindeki gibi senaristliği ve başrolü de kendisine paslayan aktör bu filminin parasını Amerikalı hayranlarından topladı. Tıpkı “Veronica Mars” gibi “Wish I Was Here” için de Kickstarter sitesinde hayranlardan para istenmiş, hayranlar da gönüllerinden koptuğunu yapımcılara bağışlamışlardı. Filmde Braff’a Jim Parsons, Josh Gad, Ashley Greene ve Kate Hudson eşlik ettiler. Film, evli ve çocuklu, başarısız bir aktörün iki çocuğuna evinde eğitim vermesiyle gelişen olayları anlatıyor.

wish-i-was-here-zach-braff-kate-hudson

Whiplash: The Spectacular Now’dan sonra filmin başrolünü üstlenen Miles Teller da yeni filmiyle Sundance’te olacak. “Whiplash”, Teller’ın canlandırdığı genç bir davulcunun hayatını anlatıyor. Teller’a J.K. Simmons eşlik etti. Filmi Damien Chazelle yazıp yönetti.

Hellion: Breaking Bad dizisiyle ünlenen Aaron Paul’un başrolünü üstlendiği bir drama “Hellion”. Daha önce sadece bir filmi yöneten, kısa filmi “Black Metal” ile Sundance’ten jüri ödülünü kazanan Kat Candler yönetmiş filmi. Metal müzik hastası bir adamın küçük kardeşi çocuk koruma hizmetlerince kendisinden alınır. Adam kardeşini evine getirebilmek için çabalamaya başlar.

Low Down: Jeff Preiss’ın yönettiği “Low Down”, gerçekte yaşayan Amy Albany’nin ergenliğine, depresyondaki babasıyla sorunlu ilişkisine ve babasının piyanistliğine odaklanıyor. Film 1960’lar ve 70’lerde geçiyor. Senenin büyüme hikayelerinden birisi. Filmde Elle Fanning, Lena Headey, Peter Dinklage, Glenn Close, John Hawkes başrolleri üstlendiler.

The Skeleton Twins: Birbirlerine yabancılaşmış iki kardeşin esrarengiz bir ölümle biraraya gelip sorunlarını çözmeye çalışmalarını konu alan “The Skeleton Twins”ın başrollerini Kristen Wiig, Ty Burell, Bill Hader, Luke Wilson ve Boyd Hollbrook üstlendiler. Filmi Craig Johnson yönetti.

Ida: Bir yaz tatilinde lezbiyenliğini keşfeden bir kadının başka bir kadınla ilişkisine odaklanan “My Summer of Love”dan sonra iki sene önce “The Woman in the Fifth” ile karşımıza çıkan 1977 doğumlu Pawel Pawlikowski geçtiğimiz haftalarda Marakeş Film Festivali’nde yeni filmi “Ida”nın ikinci gösterimini gerçekleştirmişti. Festivalden ödülsüz dönen yönetmen iyi eleştirilerle yetinmek zorunda kaldı. Film 1960’ların Polonya’sında geçiyor; Katolik’e, kapitalizme ve Yahudi Soykırımı’na Wanda adlı bir kadın üzerinden odaklanıyor.

pawel

The Double: Gösterildiği festivallerden olumlu eleştiriler alan “The Double” ticari gösterime girmeden önce Sundance’de gösterilecek. Daha önce sitemizdeki haberlerde sıkça belirttiğimiz gibi “The Double”, Dostoyevski’nin romanından uyarlandı. Genç yönetmen Richard Ayoede’nin yönettiği filmde Jesse Eisenberg iki rolde karşımıza çıkacak. Ona Mia Wasikowska ve Noah Taylor’ın eşlik ettiğini, filmin yapımcıları arasında Michael Caine’in yer aldığını belirtelim. Daha fazla bilgi için bakınız.

Viktoria: Bulgaristan yapımı “Viktoria” izleyicileri 1970’lerin sonlarındaki komünist Bulgaristan’a götürecek ve bir anneyle kızının ilişkisini anlatacak. “Viktoria”, Bulgar yönetmen Maya Vitkova’nın ilk uzun metrajlı filmi. Daha önce kısa filmlerle kendisini geliştiren Vitkova yarım saatlik kısa filmi “Mothers and Daughters”da da anne-kız ilişkilerine odaklanmıştı.

cache

Rudderless: “Shameless” dizisinde döktüren usta aktör William H. Macy kariyerinde ilk kez bir sinema filmini yönetti. “Rudderless” adını verdiği filmiyle yönetmenliği deneyen Macy bu filmin önemli rollerinden birisini de üstlendi. Filmde Macy’e Felicity Huffman, Selena Gomez, Jamie Chung, Anton Yelchin, Laurence Fishburne, Billy Crudup gibi oyuncular eşlik ettiler. Film, oğlunu kaybeden acılı bir babanın bir grup oluşturup acısını müzikle atlatmaya çalışmasını anlatacak.

 

Rudderless

God Help The Girl: İngiliz yapımı “God Help The Girl”, Glasgow’da bir hastahanede çalışan, duygusal sorunları olan, hayattan bıkmış Eve’nin şarkılar yazmaya başlayıp daha iyiye gitmesini anlatıyor. Eve, James ve Cassie ile tanıştıktan sonra rüya gibi bir yaz geçirmeye başlar. Emily Browning’in başrolünü üstlendiği filmi daha önce filmlere şarkılar yazmaktan başka bir şey yapmayan Stuart Murdoch yönetti.

god help the girl

Kategoriler
haber

Alice Munro’nun Bir Kitabı Daha Perdeye Taşınıyor

1931 doğumlu ödüllü yazar Alice Munro’nun eserleri 1974’ten beri sinemaya taşınıyorlar. 1974’ten 2006’ya kadar yazarın altı adet eseri perdeye taşındı. Usta yönetmen Jane Campion şu sıralar yazarın “Runaway”inin senaryosuyla meşgul durumda. Bu filmden önce ise Munro’nun “Hateship, Friendship, Courtship, Loveship, Marriage” adlı ödüllü romanı sinemaya aktarılacak.

İsminden de anlaşıldığı üzere aşka, evliliğe, arkadaşlığa, nefrete, umuda, yaşama odaklanıyor bu kitabında. Kitap bir kaç kısa hikayeden oluşuyor. 2006 yılında Sarah Poley (Take This Waltz) bu kitaptaki “The Bear Came Over The Mountain” adlı kısa öyküyü “Away from Her” adıyla perdeye taşımıştı. Bu yeni uyarlamada başroller Kristen Wiig, Hailee Steinfeld, Guy Pearce ve Nick Nolte’ye teslim edildi. Film bağımsız bir film olacak ve Liza Johnson (Return, 2011) tarafından yönetilecek.

Kategoriler
haber

The Thin Man İçin Kapışma Başladı

Johnny Depp şu sıralar The Lone Ranger’ın çekimlerini sürdürüyor. Aktörün bu filmden sonraki projesi geçtiğimiz aylarda belli olmuştu. 1934 yapımı The Thin Man’in yeniden çevrimi için düğmeye basılmıştı. Stüdyo filmin yönetmenliği için müzikal filmleriyle tanınan Rob Marshall’la anlaşmıştı. “The Thin Man” Marshall ile Depp’i ikinci kez buluşturan proje olacak. Stüdyo ve Marshall şu sıralar filmin kadın başrolü için arayışlara başladılar. Listelerindeyse Amy Adams, Carey Mulligan, Eva Green (Depp’le beraber Dark Shadows’ta rol aldığını belirtelim), Emma Stone, Emily Blunt, Isla Fisher, Rachel Weisz, Kristen Wiig gibi yetenekli oyuncular bulunuyor. Rolün kime gideceğini öğrenmek için biraz beklemek gerekecek. Zira yönetmen Marshall bu oyuncularla deneme çekimi yapmayı planlıyor.

The Thin Man, Dashiell Hammett’ın aynı adlı romanından uyarlanmıştı. Yeniden çevrim de bu kitaptan yararlanacak. Senaryoyu usta senarist David Koepp yazdı. Filmde dedektif Nick Charles’ın zengin karısıyla beraber bir cinayet davasını çözmeye çalışması anlatılacak. Film gelecek sene vizyona girecek.

Kategoriler
seçki

Bu kıza dikkat: Kristen Wiig

Yakın geçmişte vizyona giren Bridesmaid filminin başrol oyuncusu Kristen Wiig’den bahsediyorum.

Saturday Night Live’da canlandırdığı türlü tiplemelerle, her bölümünü bana tekrar tekrar izlettiren, yetenekli oyuncu. ‘Ghost Town’ filminde tuhaf bir cerrahı, ‘Forgetting Sarah Marshall’da tuhaf bir yoga eğitmenini, ‘Adventureland’de tuhaf bir eğlence parkı sahibini ve gene ‘MacGruber’ da tuhaf bir suç savaşçısı olarak izlemiştim.

Tuhaf karakterleri oynamadaki istikrarı ortada. Ya başarısı?

Karakterin yapması gereken tüm tuhaflıkları komedi adına çok iyi yapıyor bence. Yüzü gülen ama içten içe gergin, kendini aptal durumuna düşürecek kadar aşırı hevesli, nörotik karakterlerde hiç zorlanmıyor. Bunun için uygun yüz şekli ve mimikler adeta onda doğuştan var. O olmasa bu rolleri şu şu komedyenler oynayabilir gibi bir alternatif dahi sunamıyorum. Tuhaf karakterlerin kadını sadece, o.

Komedi filmlerin ilahı Judd Apatow da bunu fark etmiş olmalı ki yönettiği Knocked-Up filminde Kristen Wiig’e altı dakikalık yan rol verdi. E tabi burda da beklendiği gibi pasif agresif bir asistanı canlandırıyordu. Apatow’un bir diğer yönettiği Walk Hard filminde de yer alan Wiig; Seth Rogen, Leslie Mann, Steve Carell, Ken Jeong, Jason Segel, Adam Sandler, Pual Rudd gibi oyuncuların oluşturduğu ‘Apatow Ekibi’ne resmen katılmış oldu.

Tuhaf tiplemeleriyle ünlenen bu kadın, Hollywood’da yer almadan önce çeşitli şehirlerde yaşamış ve çeşitli işlerle uğraşmış. Bu işler, birçok oyuncunun yaptığı gibi tiyatro, modellik yada şarkıcılık değil. Çiçeklik, sokakta şeftali satma ya da masaj okuluna gitmek gibi. Sanırım Kristen Wiig’in neden tuhaf tiplemeler için biçilmiş kaftan olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz bunu duyduktan sonra. Kendisini bir dram da aksiyon filminde görebileceğimi sanmıyorum. Zira, amerikan komedisi için yaratmış.

SNL ve birçok sinema filminde deneyim kazanan oyuncu, yakın zamanda tek kişilik stand up yapabilir. Sahnede Sarah Silverman ve Ellen’dan çok daha iyi iş çıkaracağını düşünüyorum. Otuzlu yaşlarında keşfedilen bu tuhaflıklar kraliçesi Kristen Wiig’i yakından takip edin, haberiniz olsun.