Kategoriler
haber

Film Independent Spirit Awards Ödülleri Belli Oldu

Oscar gecesinin hemen öncesinde düzenlenen ve 29. gerçekleşen törende ödüller sahiplerini buldu. Törene damgasını Steve McQueen’in filmi “12 Years a Slave” vurdu.independent-spirit-awards-ifc-film

En İyi Film: 12 Years a Slave
En İyi İlk Film: Fruitvale Station
En İyi Yönetmen: Steve McQueen / 12 Years a Slave
En İyi Senaryo: John Ridley / 12 Years a Slave
En İyi İlk Senaryo: Bob Nelson / Nebraska
En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett / Blue Jasmine
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Lupita Nyong’o / 12 Years a Slave
En İyi Erkek Oyuncu: Matthew McConaughey / Dallas Buyers Club
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Jared Leto / Dallas Buyers Club
En İyi Kurgu: Nat Sanders / Short Term 12
Robert Altman Ödülü : Mud
John Cassavetes Ödülü (Best feature made for under $500,000): This Is Martin Boner
En İyi Görüntü Yönetimi: Sean Bobbitt / 12 Years a Slave
En İyi Uluslararası Film: La vie d’Adele (Blue Is The Warmest Color) / Fransa
En İyi Belgesel: 20 Feet From Stardom

Kategoriler
izlenim

La vie d’Adèle ve Gloria’ya Bir İtirazım Var!

Geçtiğimiz senenin Altın Palmiyesini göğüsleyen La vie d’Adèle, Tunus kökenli yönetmen Abdellatif Kechiche’in, Julie Maroh’nun çizgi romanından Ghalia Lacroix ile beraber uyarladığı bir Fransız filmi. Merakla beklenildi, çok konuşuldu, çok ses getirdi; hatta, ülkemizde de geçtiğimiz günlerde SİYAD tarafından yılın en iyi yabancı filmi seçildi. Paulina Garcia’ya Berlin’de Altın Ayı ödülünü kazandıran Şilili yönetmen Sebastian Lelio’nun, Gonzalo Maza ile birlikte kaleme aldıkları Gloria da yine geçtiğimiz senenin en çok konuşulan, çok övülen filmlerinden oldu. Haliyle ben de bu kadar ilgiye kayıtsız kalamadım, filmleri izledim.

La-vie-d-Adele
Peki neden iki filmi tek bir yazıya dahil ettim? Çünkü, iki film de çok farklı yaş gubunda olsalar da yaslandıkları kadın karakterler aracılığıyla kimlik bunalımı, aşk, özgürlük vs. temalarına değinirken çizdikleri profillerde görmezden gelinemeyecek (en azından benim için) benzer şekilllerde ciddi sorunlar barındırıyor. Sorunların kaynağı senaryo temelli olarak kendini gösteriyor; yoksa, oyunculuklara diyebileceğim hiçbir şey yok.

Liseli Adele, erkeklerle ilişki kurmak için çabalamaktadır. Fakat, önce lisedeki bir kız arkadaşıyla öpüşmesi, sonra da sokakta gördüğü mavi saçlı bir kızla rüyasında sevişmesiyle birlikte aslında kızlardan hoşlandığını düşünmeye başlar. Olaylar gelişir ve mavi saçlı kızla ilişkiye başlayan ergen Adele’i, artık daha çetrefilli olduğunu farkettiği bir dünya beklemektedir.gloria2

Çok uzun süre önce kocasından boşanmış 58 yaşındaki Gloria, hayat doludur. Düzenli olarak gittiği, yaşlı bekarlar için düzenlenen partilerin birinde Rodolfo ile tanışır. Kaybedecek vakitlerinin olmadığının farkında olan çiftimiz, hemen aşkın sularına yelken açar. Gloria, Rodolfo’yu eski kocası ve çocuklarıyla tanıştırdığı bir akşam, Rodolfo, ansızın ortadan kaybolur. Gloria, bir kez daha kendi kendiyle kalmıştır.

Finalde Adele, yalnızlığı ve bir anlamda da kaybolmuşluğuyla kalırken, Gloria ise en sonunda coşkuyla kucakladığı yalnızlığıyla kalmıştır. İki film de başka başka türlü seyreder ve farklı sonuçlara ulaşamaz mıydı? Bu soruya vereceğim yanıt, tabiki evet! Bir filmin farklı şekillerde de seyredip izleyiciyi farklı çıkarımlara ulaştırma potansiyelini taşıyor olması onu olumsuzlayabileceğim anlamına gelmez elbette; ancak burada farklı bir durum var: La vie d’Adèle ve Gloria’nın taşıdığı bu potansiyel, kahramanlarının başlarına gelenlerin en nihayetinde ve sadece kendilerini bağlayıcı olması ve başlarına gelebilecek farklı şeylere göre kişisel seyirlerinin değişebilme ihtimalini barındırması, onlar üzerinden kimlik, toplum, özgürlük vs. söylemlerini mesnetsiz bırakıp yerle yeksan ediyor.La vie d'Adèle

Misal, Adele ergen değil de tecrübeli bir yetişkin olsaydı veya cinsel tercihi karşısında yanında olabilecek bir aileye ya da gerçek bir dosta sahip olsaydı, veya aşık olduğu Emma için en önemli şey kariyer olmasaydı, veya sanattan felsefeye varoluş problemleriyle uğraşan sosyo-kültürel bir ortamın yerine dünyaya daha sade bakan bir yerde olsaydı… Hayat karşısında böyle bocalayacak ve yalnızlığa sürüklenmiş olacak mıydı? Muhtemelen, hayır. Dolayısıyla, Adele üzerinden yapılan vurgulamalar, mesela ”yalnızlık” vurgusu, bu durumda sadece Adele’i bağlamaz mı, ve bir izleyici olarak bana ”banane ya Adele’den” deme lüksü tanımış olmaz mı? Onu geçtim, bu en başta yalnızlık vb. temaları çok dar bir çerçeveye sıkıştırmak değil midir?

La vie d'Adèle1

Gloria’ya gelirsek; Rodolfo iki kez ansızın kaybolup aslında kendisinden Gloria’ya bir hayır gelmeyeceğini göstermeseydi, finalde Gloria, ”Gloria” şarkısı eşliğinde dans ederken yalnızlığını coşkuyla kucaklayan özgür kadın imajına bürünebilecek miydi? Hadi diyelim ki, Gloria özgür iradesiyle özgürlüğü tercih etti. Peki bu özgürlük denen şey bu kadar mı yani? Akşamları bir yerlere gidip dans etmek vb. şeyler mi? Bu biraz kısır bir özgürlük anlayışına fazlasıyla tamah etmek değil midir?

Kategoriler
haber

La Vie d’Adele: Bu, Sizin İçin Yapılan Son Çağrıdır!

Yukarıdaki videoda gördüğünüz şirin kedi, tarihteki ilk “yakın plan” çekimin kahramanıydı. Sinemanın kısa geçmişinde “genel”den öteye geçmek kimsenin aklına gelmemişti. George Albert Smith ise kedinin süt içerken duyduğu heyecanı bize yakından göstermeyi tercih etti.

O kedi buraya geldi! O “yakın plan”, Mavi En Sıcak Renktir’de Abdellatif Kechiche tarafından zirveye taşındı. Bakınız’ın film tavsiyelerine güvenen ve hâlâ izlememiş olanlara naçizane bir hatırlatma yapmak istedim: La vie d’Adèle (Blue Is the Warmest Color) bugünlerde vizyonda. Kasım sonuna kadar da kalacağı söyleniyor. Ne yapın edin, seyredin! Alelade bir ‘güzel film’ değil, yıllar sonra bile anlatacağınız bir filmi izlemiş olacaksınız.

Kategoriler
haber

La vie d’Adele’den Yeni Kareler

Abdellatif Keşiş’in yönettiği La vie d’Adele’in Fransa’daki gösterimine sadece bir ay kaldı. Gelecek ay Fransa’da gösterilecek filmin tanıtımlarına devam ediliyor.

Fragmandan sonra filmden yeni kareler de yayınlandı. Karelerde birbirlerine aşık olan Emma ile Adele’i görüyoruz. Bu iki karaktere Lea Seydoux ile Adele Exarchopoulos hayat verdiler. La vie d’Adele filminin gelecek ay Filmekimi’nde gösterileceğini hatırlatalım.

la vie d'adele

la vie adele

la vie dadele

adele

la vie adele

adele la vie

laviedadele

la vie d'adele

la vie d'adele film

adele

la vie d'adele filmekimi

adele film