Kategoriler
haber

Glenn Close: Gwyneth Paltrow’un Oscar’ı Anlamsızdı

Tarihin en hak edilmeden kazanılmış Oscar’ı olarak listelerde hep ilk sıralarda yer alan Shakespeare in Love’a bir darbede Glenn Close’dan geldi:

“Bence meslektaşların tarafından aday gösterilmek yeterli bir onur. Ama sonra insanlar performansları nasıl karşılaştırıyorlar hiç anlamadım”

“Örneğin Gwyneth Paltrow’un Central Station’daki olağanüstü kadın oyuncunun önünde (Fernanda Montenegro’dan bahsediyor) Oscar kazandığında “Ne? Çok anlamsız!” dediğimi hatırlıyorum”

“Oscar’ı kazandığın, biraz o dönemde işlerin nasıl yürüdüğüyle ilgili… Bazen her şey yolunda gidebiliyor. Halkla ilişkiler ve sizi herkesin gözüne sokabilmek için ne kadar para verdikleri de önemli. Ben kazanamadığım Oscarlar için duruma felsefi açıdan yaklaşıyorum ve çok da üzülmüyorum.

Gwyneth Paltrow’un o yıl geride bırakarak En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldığı adaylar Fernanda Montenegro’nun yanısıra Cate Blanchett, Meryl Streep ve Emily Watson’dı. Uzmanlar, o yıl filmin aldığı ödülleri büyük oranda Harvey Weinstein’ın kirli lobi gücüne bağladılar.

Kategoriler
haber

Greta Gerwig: Meryl Streep’i Yönetirken Korktum

Greta Gerwig, bu yıl iddialı bir işe kalkışarak birçok kez uyarlanmış Little Women’ı çekmeye karar vermişti. İyi eleştiriler alan filmin çekimlerinde önemli oyunculara sözünü geçirmek için uğraşan Gerwig, en çok Meryl Streep’ten korkmuş.

“Bir yönetmen olarak çok korktum. Ona ne diyebilirdim ki? Muhtemelen setteki herkesin toplamından daha çok şey biliyordu. Çok akıllı ve sinema hakkında her şeye hakimdi. Karakteri biraz farklı yöne sokmak için bir-iki cümle eklemiştim. Sonra korktum… Streep “Niye böyle konuşuyorum?” deyince mutlaka iyi bir yanıtınız olmalı”

“Zorlayıcı bir durum ama daha fazla çalışıp, daha iyi olmanızı sağlıyor. Ne yazık ki daha iyi olmaya çalışmak da, onun önünde kendinizi aptal hissetmenize neden oluyor. Çünkü ne kadar iyi olursanız olun, o en iyisi… Bütün hatalarıma ve salaklıklarıma rağmen çok iyi davrandı ve bana çok şey öğretti… Muhteşemdi…”

Kategoriler
bakınıztv

The Laundromat: Steven Soderbergh’den Kara Para Yıkama Yöntemleri

Steven Soderbergh, bağımsız filmlerinin yanısıra bol aksiyonlu komedi filmlerinde de başarısı bilinen bir yönetmen… Yeni filmi The Laundromat, komedi yönü daha ağır basan bir film gibi görünüyor.

Panama merkezli, dünyanın dört bir yanındaki zenginlerin “Nasıl böyle sahtekarlara inanırlar?” diyerek rezil olmasına neden olan, bir çok siyasetçinin de itibarına büyük darbe vuran para aklama skandallarını konu alan film, eski yeni birçok önemli ismi bir araya getirmiş.

Skandalın başrolünde yer alan Mossack Fonseca mali danışmanlık firmasının dolandırıcılık yöntemleri filmin ana konusu… Başrollerde Meryl Streep, Antonio Banderas, Gary Oldman, David Schwimmer, Robert Patrick, Sharon Stone, Matthias Schoenaerts, Jeffrey Wright, Chris Parnell, James Cromwell ve Melissa Rauch var. Scott Z. Burns senaryoyu Jake Bernstein’ın romanı Secrecy World’den uyarladı.

Film 4 ekimde Netflix’te olacak…

Kategoriler
haber

Riley Keough, Riverdale, Zola ve The Laundromat’a Dahil Oldu

Hızla yükselişe geçen genç aktris Riley Keough bu hafta üç yapıma dahil oldu. İlki sevilen dizi Riverdale‘in üçüncü sezonu. Aktris bu dizide Amerikalı çiftçi kızını oynayacak. Keough bu diziden evvel Steven Soderbergh‘in sıradaki filmi The Laundromat‘ta rol alacak. Aktris daha önce yönetmenin Logan Lucky filminde ve The Girlfriend Experience dizisinde rol almıştı. Soderbergh’le Keough’ı buluşturacak bu film, Panama Belgeleri’ni konu alıyor. Başroller Meryl Streep, Antonio Banderas ve Gary Oldman‘ın. Will Forte, Alex Pettyfer ve David Schwimmer da filmde rol alacaklar. Çekimlere haftaya başlanacak. Film 2019’da Netflix’te yayınlanacak.

Aktrisin duyurulan son projesiyse Zola. James Franco‘nun yapımcılığını üstlendiği, Janicza Bravo‘nun yöneteceği Zola, Rolling Stone’da yayınlanan bir makaleden uyarlanıyor. Film 20 yaşındaki striptizci Aziah Wellsrose‘un, diğer adıyla Zola’nın yaşamına, iki günlük seks işçiliği macerasına, sevgilisiyle ilişkisine, 2015’te sosyal medyada viral olup Ava DuVernay, Keke Palmer gibi ünlülerin dikkatini çeken pezevenge kronolojiyi bozmadan odaklanacak. Başrol Taylour Paige‘in. Keough seks işçisini, Nicholas Braun Zola’nın bipolar hastası sevgilisini, Colman Domingo ise çekici ama tehlikeli pezevengi oynayacak. Yol türündeki filmin çekimlerine bu sonbaharda başlanacak.

Keough’ı gelecek yıl The Earthquake Bird ve The Lodge filmlerinde de izleyebileceğiz.

Kategoriler
seçki

Nicole Kidman’ın Projeleri

Nicole Kidman yıllardır perdede performanslarıyla büyüleyen bir aktris. Ama son yıllarda aktrisliğinin yanı sıra yapımcılığıyla da parlıyor. Kurduğu şirketiyle Amazon ve HBO‘ya yeni diziler hazırlatmaya başlayan Kidman aslında 2003’ten beri yapımcılık yapıyor ama sadece bazı filmlerin –In the Cut, Monte Carlo, Rabbit Hole, The Family Fang– yapımcılığını üstlenen birisiydi Kidman. 4-5 yılda bir yapımcılığa dönerken Big Little Lies‘ın elde ettiği reyting ve ödül başarısının ardından Kidman bu alanda daha fazla projeye imza atacak. Ben de hem rol alacağı hem de yapımcılığını üstleneceği film ve dizileri derleyeyim istedim.

Big Little Lies – 2. Sezon: Klasik bir durum gerçekleşmişti. Beklenenden de fazla reyting ve övgü elde eden Big Little Lies kısa bir süre sonra mini diziden diziye dönüştürülmüştü. Normalde tek sezon olarak planlanmıştı ama bunca övgüden ve ödülden sonra HBO 2. sezonu çektirmeye karar vermişti. Lakin Jean-Marc Vallee bunun bir hata olduğunu düşündüğünden bu kez sadece yürütücü yapımcılıkla yetiniyor. İlk sezonun kadrosunun korunduğunu hemen belirteyim, fire verilmedi. Alexander Skarsgard‘ın diziye dönüp flashback sahnelerinde yer alabileceği söylenmişti ama bu durum resmileşmedi henüz. Diziye dahil edilen kişiyse Meryl Streep olmuştu. 2. sezon cinayetin sonrasına odaklanacak. Cinayet soruşturması, Mary Louise Wright’ın (Streep) gelini Celeste’le (Kidman) ilişkisi, dedikodular, aldatmalar, entrikalar, aile, arkadaşlık… Bunlar işlenecek. Bakalım Vallee’nin gereksiz olduğunu belirttiği 2. sezon ilkini aşabilecek mi? Dizi 2019’da (ilk aylarında) dönecek.

Truly Madly Guilty: Big Little Lies tutunca Kidman-Reese Witherspoon ikilisi, Liane Moriarty‘nin diğer romanı Truly Madly Guilty‘nin de haklarını satın almışlardı. Fakat bu kez ikili sadece yapımcılığı üstlenecekler, şimdilik yapımda rol alma gibi bir planları yok. Henüz senaristi ve yönetmeni belirlenmeyen bu proje yüksek ihtimalle mini dizi olacak. Roman Avustralya’da geçip üç aileyi merkeze koyuyor. Bu üç aile barbekü için arka bahçede buluşurlar ama daha sonra işler planlandığı gibi gitmez, ortalık karışır, olayların üstünden iki ay geçmesine rağmen olayların etkisi devam eder.

Nice Perfect Strangers: Moriarty-Kidman işbirliği Nice Perfect Strangers‘la devam edecek. Kidman, Moriarty’nin kaleme aldığı aynı adlı romanın haklarını satın aldı. Bu kez hem başrolü, hem de yapımcılığı üstlenecek. Peki bunun dizi mi, film mi olacağı belli mi? Ne yazık ki belli değil ama haberlere göre yüksek ihtimalle dizi olacak. Roman insanların çeşitli nedenlerle -kilo vermek veya sadece dinlenmek amacıyla- gittikleri bir sağlık merkezine odaklanıyor. Kidman bu dizide başarılı bir yazarken satışları dibi bulan, daha sonra hem kalp ağrısı, hem de sırt ağrısı çekmeye başlayan Frances’i oynayacak. Frances de bu merkeze gelecek, olaylar gelişecek. Yapımın çekim tarihi henüz belli değil.

The Expatriates: Kidman aslında sıkça yapımcılıkla meşgul olan birisi değildi. Sadece çok inandığı bazı filmlerin (In the Cut, Rabbit Hole, Monte Carlo, The Family Fang) yapımcılığını üstlenmişti ama BLL sonrasında artık pek çok projenin yapımcılığını üstlenecek. The Expatriates de sadece yapımcılığını üstleneceği projelerden. Geçtiğimiz haftalarda Amazon’la anlaşma imzalayan Kidman bu diziyi Amazon için hazırlatacak. Dizi aynı adlı romandan uyarlanacak. Alice Bell’in kaleme alacağı dizi Hong Kong’ta geçip merkeze pek çok kadını (son projesinde bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenen Amerikalı mimar Margaret, yeni bir başlangıç için uğraşırken kendisini bir skandalın ortasında bulan Koreli-Amerikalı Mercy ve daha pek çok kadın karakter) koyacak. Bu dizinin de çekim tarihi belli değil.

The Undoing: Kidman daha önce çalıştığı kişilerle işbirliğini devam ettirmek isteyen bir aktris ve yapımcı. The Undoing‘te de hem HBO’yla, hem de BLL‘nin senaristi David Kelley‘le işbirliğini devam ettirecek. Bu mini dizi Jean Korelitz‘in yazdığı You Should Have Known adlı romandan uyarlanacak. Senaryoları Kelley kaleme alacak. Psikolojik gerilim türündeki dizi sahip olmak istediği her şeye (sadık bir eş, seçkin bir okula giden bir oğul, iyi bir gelir ve ev) sahip olan bir terapistin ilk romanını piyasaya sürmesine bir hafta kala hayatının tepetaklak olmasına, tanıdığını sandığı eşiyle ilgili yeni şeyler öğrenmesine, eşinin kaybolmasına ve bir ölüme odaklanacak. Bu olaylardan sonra Grace kendisi ve oğlu için güvenli bir hayat inşa etmeye çalışacak. Dizi, BLL‘den çok da farklı durmuyor ama umalım ki Kelley bu diziyi BLL‘den olabildiğince farklılaştırsın. Grace’e Kidman hayat verecek. Çekimlere 2019’da başlanacak.

The Upside: Gelelim Kidman’ın rol aldığı filmlere. The Upside çok izlenen Fransız filmi Intouchables‘ın Amerikan yeniden çevrimi. Geçen yıl çekilip tamamlanan The Upside, The Weinstein Co.’nun iflası nedeniyle vizyona giremedi. Halen de filmin vizyona girip girmeyeceği bilinmiyor. Başrolde Bryan Cranston ve Kevin Hart yer alırken Kidman yardımcı rolde yer aldı. Golshifteh Farahani‘nin de rol aldığı filmi Neil Burger yönetti. Film felçli zengin beyaz bir adamla (Cranston) alt sınıftan bir siyahın (Hart) arkadaşlığını konu alıyor.

She Came to Me: Bağımsız filmler çeken aktris-yönetmen Rebecca Miller yeni projesi She Came to Me‘yi geçen sene duyurmuştu ama galiba başrollerinin yoğun takvimi nedeniyle çekimlere başlayamamıştı. Bu filmin çekilip çekilmeyeceği şimdilik bilinmiyor. Başroller Kidman, Steve Carell ve Amy Schumer‘a teslim edilmişti. Konusu açıklanmayan film bir aileye, ailenin pek çok kuşağına ve modern yaşamın karmaşıklığına odaklanacak, mizah içeren bir drama olacak, tabii çekilirse. Oyuncuların filmden ayrılıp ayrılmadıkları henüz bilinmiyor.

The Goldfinch: Donna Tartt‘ın Pulitzer ödüllü romanı The Goldfinch bu yıl Brooklyn‘in yönetmeni John Crawley tarafından sinemaya uyarlandı. Post prodüksiyonu devam eden filmde Ansel Elgort, Kidman, Sarah Paulson, Jeffrey Wright, Luke Wilson ve Aneurin Barnard rol aldılar. Film annesi bir müzeye yapılan bombalı saldırıda vefat edince Yukarı Batı Yakası’nda yaşayan zengin bir ailece evlat edinilen Theo’ya (Elgort ve Oakes Fegley) odaklanıyor. Heyecanla beklenen film 11 Ekim 2019‘da vizyona girecek ama post prodüksiyonu erken tamamlanır, bu ödül sezonu çok çekişmeli olmazsa belki Warner Bros. filmi bu yıl vizyona çıkarabilir.

Aquaman: Destroyer‘dan sadece birkaç gün önce Kidman’ı DC’nin umut bağladığı, büyük bütçeli gişe filmi Aquaman‘de izleyeceğiz. Aktris en son 11 yıl önce büyük bütçeli bir filmde (The Golden Compass) rol almış, ama bu filmin batmasından mıdır nedir bir daha büyük bütçeli filmlere dönmemişti. Aquaman 11 yıldaki ilk filmi oldu. Aktris Kraliçe Atlanna’ya -Arthur/Aquaman’in annesi- hayat verdi. Film 21 aralıkta vizyona girecek.

Destroyer: Pek de iyi filmler çekemeyen Karyn Kusama bu yıl yeni filmi Destroyer‘a iyi bir oyuncu kadrosuyla başlamıştı. Çekimleri tamamlanan, bu yıla yetiştirilmeye çalışılan filmde Kidman’a Sebastian Stan, Tatiana Maslany, Toby Kebbell, Bradley Whitford, Scoot McNairy eşlik ettiler. Polisiye türündeki film bir dedektifin kimliğini gizleyerek California’da bir çeteye dahil olup bazı olayları soruşturmasını konu alıyor. Dedektifi Kidman oynadı. Kidman için Oscar kampanyası düzenlenebileceği belirtilmişti. Film, ABD’de 25 aralıkta vizyona girecek.

Boy Erased: Ve son proje. Bu yıl Kidman’ı sadece Destroyer ve Aquaman‘de izlemeyeceğiz. Aktris, Joel Edgerton‘ın yönettiği LGBT draması Boy Erased‘ta da rol aldı, Lucas Hedges, Russell Crowe, Edgerton, Xavier Dolan‘a eşlik etti. Oscar kampanyası yapılacak film aynı adlı kitaptan uyarlandı. Film eşcinsel olduğunu fark edince vaiz babasınca (Crowe) bir tedavi programına yönlendirilen, bu programla “normalleşmeye” çalışan ama bunu başaramayan bir gence (Hedges) ve ailesine odaklanıyor. Kidman gencin annesini oynadı. Bu arada Kidman yıllardır Crowe’la bir filmde çalışmak istiyordu, aktrisin bu projede yer almasının bir nedeni de bu oldu.

Kategoriler
haber

Greta Gerwig, Little Women’da Streep, Ronan, Stone, Pugh, Chalamet’le Çalışabilir

Kariyerinin ikinci, tek başına çektiği ilk filmi olan Lady Bird‘le yıla damgasını vuran aktris-senarist-yönetmen Greta Gerwig‘in Little Women adlı filmi kaleme alacağı birkaç yıl önce duyurulmuştu. Fakat ilk haberden sonra projeden yeni bir haber gelmemişti. Bugün geldi. Gerwig bu filmi yönetmeye karar verdi. Başrol içinse Meryl Streep, Saoirse Ronan, Timothee Chalamet, Florence Pugh ve Emma Stone‘la görüşüyor. Eğer bu oyuncularla anlaşılırsa Ronan Jo’yu, Stone Meg’i, Streep Marmee’yi, Chalamet Laurie Laurence’ı, Pugh Amy’i oynayacaklar. TriStar stüdyosu için çekilecek film aynı adlı klasik romandan uyarlanacak. Roman defalarca kez uyarlanmıştı. Hatta BBC geçen yıl mini dizi olarak uyarlamıştı.

Kategoriler
haber

Meryl Streep, Gary Oldman ve Antonio Banderas, Soderbergh’le Çalışacaklar

Steven Spielberg’in Vietnam’la ilgili gizli belgelerin sızdırılmasını konu alan filmi The Post‘ta rol alan Meryl Streep sıradaki filmini belirledi. Aktris bu kez de Panama Belgeleri’nin sızdırılmasını konu alan The Laundromat filminde rol alacak. Haberlere göre Streep’e Gary Oldman‘la Antonio Banderas eşlik edebilirler. Oyuncularla görüşmeler sürüyor. Scott Z. Burns‘ün kaleme aldığı bu filmin çekimlerine Steven Soderbergh‘in yönetmenliğinde sonbaharda başlanacak. Öte yandan Netflix‘in filmi satın almayı düşündüğü de belirtilmiş. Oyuncuların rolleriyle ilgili açıklama yapılmadı. Soderbergh’in şu sıralar High Flying Bird filminin post prodüksiyonuyla meşgul olduğunu, filmin vizyon tarihinin henüz belirlenmediğini belirteyim.

Kategoriler
haber

Spielberg, Hanks’li Filmi The Papers’da Muazzam Bir Kadroyla Çalışıyor

Steven Spielberg bu yıl 1800’lerde geçen, Mark Rylance ve Oscar Isaac’li filmi The Kidnapping of Edgardo Mortara‘yı çekmeyi planlarken ani kararla bu filmi rafa kaldırıp 1971’de geçen The Papers adlı filminin hazırlıklarına başlamıştı. Başrolleri Tom Hanks ve Meryl Streep’e paslayan Spielberg çekimlere başladı. 12 Ocak 2018’de vizyona girecek filmi için enfes bir kadro oluşturdu. Filmde şu oyuncular rol alıyorlar: Jesse Plemons, Carrie Coon, Alison Brie, David Cross, Bruce Greenwood, Tracy Lets, Bob Odenkirk, Sarah Paulson, Matthew Rhys, Michael Stuhlbarg, Bradley Whitford ve Zach Woods. The Papers sınırlı kopyayla 22 Aralık 2017’de, geniş bir dağıtımla belirttiğimiz gibi 12 Ocak 2018’de vizyona girecek. Film, Washington Post gazetesinin 1971’de yayınladığı Pentagon belgelerine odaklanacak.

Kategoriler
haber

The Post: Spielberg’ten Meryl Streep ve Tom Hanks’li Bir Film

Steven Spielberg şu sıralar bilimkurgu filmi Ready Player One‘ın post prodüksiyonuna devam ediyor. Spielberg bir sorun ortaya çıkmazsa Oscar Isaac ve Mark Rylance’lı The Kidnapping of Edgardo Mortara filmini bu yıl çekecek. Bu filmden sonraysa 2018’de Harrison Ford’lu Indiana Jones 5‘i çekecek. Bugün gelen habere göre yönetmen projeleri arasına The Post adlı filmi de dahil etti. Filmin başrollerini Meryl Streep’le Tom Hanks üstlenecekler. Hanks, Spielberg’le beşinci kez, Streep ise ikinci kez çalışmış olacak. Streep daha önce Spielberg’in A.I. filminde seslendirmenlik yapmıştı. The Post, 1971’de geçip Washington Post gazetesinin Pentagon’un Vietnam Savaşı’yla ilgili gizli belgelerini yayımlamasına odaklanacak. Spielberg’in bu filmi ne zaman çekeceği bilinmiyor.

Kategoriler
seçki

Müziği ve Müzisyenleri Anlatan 2016 Çıkışlı 11 Yapım

Bu yıl müzisyenleri, şarkıcıları ve müzik endüstrisini konu alan yapımların yılı olacak galiba. Yılın ilk altı ayında müziği ve müzisyenleri merkeze koyan birkaç film ve dizi karşımıza çıkacak. Bu yazıda bu yapımlara kısaca değinelim istedik.

born_to_be_blue_h_2015_0

Born to be Blue: Robert Budreau’nun yazıp yönettiği “Born to be Blue”, caz müzisyeni Chet Baker’ın 1960’lardaki hayatına odaklanan bir yapım. Budreau, Baker’ın bütün hayatını yansıtmaktansa hayatından bir kesiti alıp anlatmayı tercih etmiş. Baker ’60’larda uyuşturucuya bulaşmış, zaman zaman kötü eserlere imzasını atmış, bu on yılın sonlarına doğru serserilerin saldırısına uğramış, saldırıda dişleri dökülmüştü. Fakat daha sonra kariyerini biraz da olsa toparlamıştı. Geçen yıl bir iki festivalde gösterilen film genelde olumlu yorumlar aldı. Filmde Baker’ı Ethan Hawke canlandırdı. Hawke’ın performansı da beğenildi. Aktöre Carmen Ejogo eşlik etti. “Born to be Blue”, ABD’de 25 Mart’ta gösterime girecek.

o-don-cheadle-miles-davis-facebook

Miles Ahead: Adından da anlaşılacağı üzere caz efsanesi Miles Davis’in müzik endüstrisiyle çatışmalarına, ilişkilerine, sağlığına, pek tabii sanatçı kimliğine (trompet çalışı, ressamlığı) odaklanıyor. Don Cheadle’ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği “Miles Ahead” geçen yıl New York Film Festivali’nde gösterildi ve fena olmayan yorumlar aldı. Cheadle’ın Davis performansı da övüldü. Bu yıl cazseverleri caza doyuracak ikinci film konumunda. Çünkü ABD’de “Born to be Blue”dan bir hafta sonra, 1 Nisan’da gösterime girecek. Cheadle’a Ewan McGregor ve Michael Stuhlbarg’ın eşlik ettiklerini de belirtelim.

Nina: Çekimleri bir buçuk sene önce bitmesine rağmen halen gösterime giremedi. Bu yıl gösterime girmesini umuyoruz. Film caz müzisyenlerinden Nina Simone’un ünlenmesine ve menajeri Clifton Henderson’la ilişkisine odaklanıyor. Nina’nın eserleri kadar piyanist kimliğine de değinildiği söyleniyor. Filmin henüz hiçbir yerde gösterilmediğini notlarıma dahil edeyim. Filmin başrolleri, yani Nina ile Clifton rolleri Zoe Saldana ve David Oyelowo’ya teslim edilmişti. Filmi Cynthia Mort yazıp yönetti.

ISawTheLightBanner

I Saw the Light: Tom Hiddleston ve Elizabeth Olsen’ın başrollerini üstlendikleri bu film, Hank Williams’ın hayatına odaklanıyor. Filmin senaristi ve yönetmeni olan Marc Abraham, Williams’ın hayatını kronolojiyi bozmadan anlatıyor. Williams’ın ünlenmesi, şöhret zamanı yaşadıkları, eserleri,  sağlığının bozulması işlenmiş. Eşi Audrey Williams’la ilişkisine de önem verilmiş. Film geçen yıl festivallerde gösterildikten sonra kötü eleştiriler almıştı ne yazık ki. Bunun üzerine Sony filmi Oscar yarışından çekmişti. Film 25 martta -“Born to be Blue” ile aynı gün- gösterime girecek. Konu olarak tatmin etmeyebilir ama country müziğe doyuracağını umuyoruz.

florence-foster-jenkins

Florence Foster Jenkins: İngiliz yönetmen Stephen Frears’in yönettiği “Florence Foster Jenkins”in başrollerinde Meryl Streep ile Hugh Grant yer alıyorlar. Bu iki oyuncuya Rebecca Ferguson, Nina Arianda, Simon Helberg eşlik ettiler. Film opera şarkıcısı olmaya çalışan ama berbat sesi yüzünden istediği kariyere sahip olamayan, insanların gülmek için izledikleri Florence Foster Jenkins’e odaklanıyor. Bir dönem filmi de olan bu film ne yazık ki kulaklarımızı şenlendirmeyecek. Çünkü Jenkins’in sesi gerçekten de kötüydü. Yapım şirketi bu filmi İngiltere’de 6 mayısta gösterime sokacağını açıkladı. Bizde ve ABD’de ne zaman gösterileceği, Streep için Oscar kampanyasının yapılıp yapılmayacağı bilinmiyor.

Viena and the Fantomes: İngilizce’de “Roadie” denen, bizim “yol adamı” diyebileceğimiz, sanatçılara turlarında eşlik eden, sanatçıların sorunlarını halleden kişilere odaklanan bir müzik filmidir. “Miss Bala” ile dikkatleri çeken Gerardo Naranjo’nun yazıp yönettiği film, ’80’lerde geçiyor. Filmin merkezinde Viena yer alıyor. Viena arkadaşlarıyla birlikte bir punk grubunun turuna katılır, olaylar gelişir. Yukarıdaki üç filmin aksine bir biofilm değil. Tamamen kurmaca yani. Fakat fragmanın pek umut vermediğini de belirtmeliyim. Filmin başrollerinde Dakota Fanning, Evan Rachel Wood, Jeremy Allen White, Zoe Kravitz, Frank Dillane, Jon Bernthal yer aldılar.

Weightless: Terrence Malick, “Knight of Cups”ı tamamlar tamamlamaz bu filmi çekmişti. Filmle ilgili bilgilerimiz halen sınırlı. IMDb’de yazıldığına göre Austin Müzik Festivali’nde geçecek ve iki aşk üçgeninin çatışmalarına (ihanetlere, tutkuya, aşka ve müziğe) odaklanacak. Bazı yerlerde filmin türü müzikal olarak geçiyor ama bunun doğru olmadığını söyleyebiliriz. Neticede Malick’in filmlerinde karakterler bırakın şarkı söylemeyi pek konuşmazlar, filmlerin çoğunda iç seslerine yer verilir. Bunda da bu durumun değişeceğini sanmıyorum. Malick bu filmi için sağlam bir cast oluşturmuştu. Ama kaçının son kurguyu atlatacağını bilemiyoruz. Filmde Christian Bale, Rooney Mara, Cate Blanchett, Ryan Gosling, Michael Fassbender, Natalie Portman, Benicio Del Toro, Patti Smith, Haley Bennett, Val Kilmer rol aldılar. Ama çoğu oyuncuyu çok kısa göreceğimizi Malick’in önceki filmlerini izleyenler biliyorlardır. Hatta Bale’i bile fazla göremeyeceğiz. Zira aktör sette sadece dört gün geçirdi. Filmin gösterim tarihi henüz belli değil.

sing-street-sundance-2016Sing Street: “Once” ve “Begin Again” filmlerinden hatırlayabileceğimiz yönetmen John Carney arayı açmadan yeni filmi “Sing Street” ile sinemalara döndü. Müzikal türündeki bu yeni filmde “Game of Thrones”tan Aidan Gillen, yükselişe geçen aktör Jack Raynor ve “Orphan Black”ten Maria D. Kennedy yardımcı rollerde karşımıza çıkacaklar. Filmin tanıdık tek simaları bu üç aktör. Carney “Sing Street”te İrlanda’nın Dublin kentinde büyüyen bir oğlanın ailesinden kopup Londra’ya gitmesi ve orada bir müzik grubu kurması anlatılıyor. İlk gösterimi Sundance Film Festivali’nde geçen ay gerçekleştirilen film buradan genelde fena olmayan eleştirilerle döndü.

Rock’n’ Roll: Fransız aktör, senarist ve yönetmen Guillaume Canet’nin yeni filmi. Komedi türündeymiş. Filmin plotu pek umut vaat etmiyor aslında: “Kadın, adamı yeterince rock’n’ roll olmadığı için terk eder. Adam da sevgilisiyle arasını düzeltmek için şarkıcı Johnny Hallyday’den ders almaya başlar”. Çekimleri devam eden film, Fransa’da kasımda gösterilecek. Canet’nin filmde oynayıp oynamadığı bilinmiyor. Eşi Marion Cotillard ise bu filminde de oynadı. Ama ekran süresinin az olduğu söyleniyor. Öte yandan Fransa’nın sevilen şarkıcısı Hallyday başrolde yer alıyor ve kendisini oynuyor. Bakalım film yeterince rock’n’roll olup türe doyurabilecek mi?

sing

Sing: Matthew McConaughey, Scarlett Johansson, Taron Egerton, Reese Witherspoon, Seth MacFarlane, Nick Offerman, John C. Reilly gibi sağlam bir seslendirme castına sahip olan bir animasyon filmi. Garth Jennings’in yazıp yönettiği bu animasyon, “O Ses Türkiye” ve “American Idol” gibi şarkı yarışmalarına odaklanıyor. Tek farkla: Animasyonun merkezinde hayvanlar yer alıyor. Animasyonda 85 popüler şarkıya yer verildiği açıklandı. Animasyon 21 Aralık’ta gösterime girecek.

ennio-morricone

The Glance of Music: Usta yönetmen Giuseppe Tornatore’nin çekmeye başladığı belgesel. Tornatore sıkça çalıştığı efsane müzisyen Ennio Morricone’un hayatına, bestelerine, müziğe bakışına odaklanıyor. Morricone hayatını bizlere anlatacak. Merakla beklediğimiz bu belgesel İtalya’da (bir değişiklik olmazsa) 30 Nisan’da gösterilecek.

maxresdefault

Vinyl: İki yıldır merakla beklediğimiz Martin Scorsese/Mick Jagger/HBO yapımı “Vinyl” sonunda yayın hayatına başladı. Scorsese bu kez bizleri 70 ve 80’lere götürüyor. Scorsese ve senarist Terence Winter dönemin müzik sektörüne bir prodüktörün gözünden odaklandılar. Kameranın arkasında Jagger’ın da oluşu ile müziğe, rock’n’ roll’a doyacağımızı tahmin ediyoruz. Dizinin başrollerinde Bobby Cannavale, Olivia Wilde, Juno Temple, Ray Romano yer aldılar.

roadies-showtime

Roadies: Cameron Crowe kariyerinin en ünlü filmi “Almost Famous”ı serbest bir şekilde dizileştirdi. Filmi hatırlarsınız. Bir çocuk hayranı olduğu gruba eşlik ediyordu. Crowe müziğe, gruba, ilişkilere odaklanırken çocuğun bu uzun tur sürecinde büyümesine de değiniyordu. Showtime’da yayınlanacak “Roadies”in merkezinde ise çocuk yok, birkaç genç var. Bu “roadie”ler bir müzik grubuna eşlik edecekler, olaylar gelişecek. Carla Gugino, Imogen Poots, Luke Wilson, Luis Guzman, Machine Gun Kelly, Rafe Spall yapımda yer alan isimlerden bazıları.

TheGetDownBar640

The Get Down: HBO ve Showtime müziğe odaklanan diziler çekerler de Netflix boş durur mu? Netflix de müziğe odaklanan bir dizi çektirdi. Dizinin pilot bölümü dahil üç bölümünü Baz Luhrmann çekti, ki yönetmenin önceki filmlerini izleyenler müziğe ve şarkılara epey önem verdiğini bilirler. Dolayısıyla soundtrack açısından tatmin edici bir yapım olacaktır. “The Get Down”, “Vinyl” gibi ’70’lerde geçiyor ama “Vinyl”ın aksine beyaz yetişkinlere değil, Bronx’ta yaşayan siyahi ergenlere ve onların ilişkilerine odaklanıyor. Gene “Vinyl”ın aksine rock’n’ roll’a değil, rag türüne değiniliyor. Dizinin tanıdık yüzleri Giancarlo Esposito, Jaden Smith, Shameik Moore. Dizinin 13 bölümlük ilk sezonunun altı bölümü 12 Ağustos’ta Netflix’te yayınlanacak. Muhtemelen bir hafta sonra da kalanı yayınlanacak.

Kategoriler
haber

Jessica Chastain: Kadın Oyuncu ve Senaristleri Destekleyelim

Şu sıralar “Miss Julie”, “Interstellar”, “The Disappearance of Eleanor Rigby: Her/Him” ve “A Most Violent Year” ile gündemde olan Jessica Chastain sektörüyle ilgili kısa bir açıklama yaptı. Chastain, Interview ile yaptığı söyleşide Hollywood’taki aktrisleri desteklediğini belirtti. Meryl Streep’i de sevdiğini dile getiren Chastain sözlerine şöyle devam etti: “Kendisi çok iyi bir aktris. Ama sektörde o yaş grubunda yer alan tek kişi Streep değil. Ben, Jessica Lange’i bir filmde görmeyi çok isterim. Ya da Susan Sarandon. Peki Viola Davis neden bir filmin başrolü olmasın? Davis en yetenekli aktrislerden birisi. Asyalı aktör ve aktrisler neredeler? Ben, ‘Erkeklerle ilgili filmler istemiyoruz,’ demiyorum. Ben sadece bütün erkeklerin kadınları sevdiklerini, o yüzden bu aktrisler için de filmler yazılması gerektiğini, kadın senaristlere de şans tanınması gerektiğini söylüyorum.” Chastain eleştirilerinde haksız değil bence. Bütün rollerin Streep’e gittiği de bir gerçek. Bakalım sektör, Chastain’in bu eleştirilerini ne kadar umursayacak.jessica-chastain

Kategoriler
haber

Jonathan Demme, Meryl Streep’le Çalışacak

Son yıllarda sinema filmlerinden çok belgeseller çeken yönetmen Jonathan Demme yeni filmini belirledi. Demme, “Juno”dan hatırlayabileceğimiz Diablo Cody’nin kaleme aldığı, henüz ismi belirlenmeyen bir filmi yönetmeyi kabul etti. Yönetmen teklifi kabul eder etmez filmin başrolü için 2003 yılında “The Machurian Candidate” filminde çalıştığı Meryl Streep’in kapısını çaldı ve aktrisi ikna etti. Çekimlere bu sene başlanacak. Film, şöhret ve zengin olmak için henüz küçükken ailesini terk eden bir kadının yıllar sonra evine dönüp anne olmaya çalışmasını anlatacak.jonathan-demme-1

Kategoriler
haber

Meryl Streep Suffragatte’te; Ben Kingsley Life’ta Rol Alacak

Bizleri heyecanlandıran iki projeden yeni haberler geldi. İlk haberimiz “Suffragette” ile alakalı. Sarah Gavron’ın gelecek hafta çekimlerine başlayacağı bu dönem filmi için İngiliz sinemasının önemli isimleri arasında yer alan Carey Mulligan, Helena Bonham Carter, Brandon Gleeson, Romola Garai, Anne-Marie Duff, Natalie Press, Samuel West’ten oluşan etkileyici bir kadro oluşturuldu. Bu etkileyici kadroya geçtiğimiz günlerde Meryl Streep de dahil edildi. “Suffragette” hakları için iktidarla mücadele eden kadınlardan oluşan Suffragette hareketini anlatacak.attends the premiere of "Doubt" at the Paris Theater on December 7, 2008 in New York City.

Diğer haberimizse “Life” ile ilgili. Robert Pattinson ile Dane DeHaan’ın başrolü paylaşacağı “Life” filmine usta aktör Ben Kingsley ve “To Rome With Love”da izlediğimiz Alessandra Mastronardi de dahil edildi. Bu sene “A Most Wanted Man” filmiyle karşımıza çıkacak Anton Corbijn’in yöneteceği “Life”ta üç film çektikten sonra genç yaşında vefat eden aktör James Dean ile onun fotoğraflarını çeken, Life Magazine’de çalışan Dennis Stock’ın arkadaşlıkları ve Los Angeles’tan New York ve Hindistan’a uzanan yolculukları anlatılacak.
Ben Kingsley

Kategoriler
seçki

Yönetmenlerin Müzikal Projeleri

Bu aralar hangi yönetmene mikrofon uzatılsa o yönetmen müzikal türünde bir film çekmeyi çok istediğini dile getiriyor. Stüdyolar da İngiliz yönetmen Tom Hooper’ın “Les Miserables”ının gişede sağlam bir hasılat elde etmesinden sonra bu türün hala iş yaptığını düşünmüş olacaklar ki rafa kaldırdıkları müzikal projelerini indirip çektirmeye başladılar. Bu kısa yazıda yönetmenlerin müzikal projelerine değindik.

david-o-russell

David O. Russell: Kariyerinin başından beri Amerikan aile kurumunu komik bir üslupla anlatan David O. Russell farklı türlerde filmler çekmekten hoşlanan bir yönetmen. Boks, polisiye, savaş, romantik komedi gibi türleri komediyle harmanlayan yönetmen önümüzdeki dönemlerde aynı şeyi müzikal için yapacak. Russell geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada müzikal türünde bir film çekmek istediğini, başrolde de Amy Adams’ı görmeyi çok istediğini dile getirdi. Russell danslı, şarkılı sahneler çekmekten hoşlanan biri. Özellikle son iki filmine dahil ettiği bu tür sekanslarla bunu kanıtlıyor. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda bir müzikal çekmesi şaşırtıcı olmayacak. Bakalım klasik bir müzikale mi imza atacak, yoksa Tom Hooper gibi bu türe bir şeyler katmaya çalışacak mı?

Coen Kardeşler: Tıpkı Russell gibi Coen Kardeşler de sıkça komik filmler çekmiş, ama müzikal türüne bulaşmamışlardı. Görünüşe göre kardeşler de bu türü denemek istiyorlar. Hatta senaryo çalışmalarına başlamışlar bile. Kardeşler müzikal türündeki filmlerinin odağına bir opera sanatçısını yerleştirecekler. Komik bir film olacağını söylüyorlar. Ne yazık ki hemen çekmeyecekler bu filmi. Önce Roma İmparatorluğu döneminde geçen bir film çekecekler. Kesin olmamakla birlikte bu filmden sonra müzikal türündeki filmi çekecekler.

Clint Eastwood: Bu iki yönetmenin aksine Clint Eastwood müzikal filminin çekimlerini bitirdi bile. 20 Haziran 2014’te gösterime girecek “Jersey Boys”. Adından da anlaşılacağı üzere biofilm aynı zamanda. Jersey Boys adlı gruba odaklanıyor. Filmin tanıdık tek ismi efsane aktör Christopher Walken. Her ne kadar müzikalle Eastwood’u pek bağdaştırmasak da Eastwood bu türe epey ilgi duyuyor. Hatta “Jersey Boys”dan önce üç kere yeniden çevrilen “A Star Is Born” müzikalini tekrar çekmeye çabalamış ama başarılı olamamıştı. Eastwood gibi müzikalle bağdaştıramadığımız bir yönetmenden müzikal izlemek nasıl olacak merak ediyoruz.

Rob Marshall: Coen’leri, Eastwood’u müzikalle bağdaştıramıyoruz ama Marshall deyince herkesin aklına şarkılı, türkülü, danslı filmler gelecektir. Marshall yıldız oyuncularla doldurduğu masalsı filmi “Into the Woods”un çekimlerini geçtiğimiz ay tamamladı. Johnny Depp, Meryl Streep, Anna Kendrick, Chris Pine, Emily Blunt filmin başrollerini üstlendiler. Hepsini karşılıklı şarkı söylerken, masalsı mekanlarda izlemek güzel mi olacak, gelecek sonbaharda göreceğiz.

Michelle-Williams-600

Michael Mayer: Bir yeniden çevrim projesi de Mayer’dan gelecek. Mayer üç dalda Oscar’a aday gösterilen 1958 yapımı “South Pacific” filmini perdeye taşıyacak. Bir değişiklik olmadığı taktirde filmin başrolünde Michelle Williams’ı izleyeceğiz. Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir adada hemşirelik yapan Nellie ile Fransız Emile’in aşkını anlatıyor. Mayer’ı Colin Farrell’lı “A Home at the End of the World” filminden hatırlarsınız belki. “South Pacific”, Mayer’ın ve Williams’ın ilk müzikali olacak.

Michael Gracey: Kendisini muhtemelen tanımıyorsunuzdur. Çünkü daha önce film yönetmedi. Ama önümüzdeki yıllarda sağlam projelerle adından söz ettirecek. Gracey şu sıralar Elton John’ın hayatına odaklanan Tom Hardy’li “The Rocketman” filmine hazırlanırken beri yandan müzikal türündeki “The Greatest Showman on Earth” filmini hazırlatıyor. Bu müzikal filminin başrolünde Hugh Jackman’ı izleyeceğiz. Bilindiği gibi aktör bu türü çok seviyor. Sinemada çok fazla müzikal filmde rol almasa da sahnede bu türdeki oyunlarda sıkça rol alıyor. Film, showman P.T. Barnum’un hayatına odaklanacak.

Steve McQueen: Belli ki bu tür herkesin ilgisini çekiyor. “Hunger”, “Shame” ve “12 Years A Slave” gibi hazmı zor filmlerinin yönetmeni Steve McQueen de müzikal türünde bir film çekmek istiyor. Çekmek istediği müzikalin ayrıntılarını açıklamadı ne yazık ki. Projenin başrolü ise şimdiden belli: Michael Fassbender. Aktörle üç kez çalışan, dördüncünün planlarını yapan McQueen, Fassbender’e “Çok iyi bir sesi var. Onu dinlemelisiniz. Gerçekten çok iyi şarkı söylüyor” şeklinde övgülerde bulunmuştu aylar önce.

 

Kategoriler
haber

Meryl Streep & Robert De Niro (The Good House) Meryl Streep & Jeff Bridges (The Giver)

Aynı zamanlarda kariyerlerine başlayan, şimdilerde birisi berbat filmlerde rol alıp dururken diğeri iyi-kötü filmlerle dördüncü Oscar’ı kazanmaya çalışan, amerikan sinemasının medarı iftiharları Robert De Niro ile Meryl Streep üçüncü kez aynı filmde rol alacaklar.

robert de niro meryl streep

Bu iki oyuncuyu biraraya getirecek yapımsa The Good House. Bu film, Ann Leary’nin aynı adlı çok satan romanından Pulitzer ödüllü senarist/yazar Michael Cunnigham (The Hours) tarafından uyarlanacak.

Ne yazık ki henüz projeyi yönetecek isim belli değil. 78 yapımı The Deer Hunter’da döktüren De Niro ile Streep’in bu filmden yıllar sonra, 96da Marvin’s Room’da da rol aldığını, dolayısıyla The Good House’ın ikilinin üçüncü işbirliği olacağını belirtelim.

The Good House, Hildy Good’un (Streep) İngiltere’de yaşayan, emlak işiyle uğraşan eski sevgilisi Frank Getchell (De Niro) ile ilişkisini anlatacak ve kara komedi-dram türlerinde olacak.

Streep, usta aktör Jeff Bridges ile de çalışacak. Bridges’in başrolünü üstleneceği açıklanan The Giver’ın kadrosuna Streep ile birlikte Alexander Skarsgard, Cameron Monaghan ve Brenton Thwaites de katıldı. Filmi en son Salt’u kotaran Phil Noyce yönetecek. The Giver, aynı adlı gençlik edebiyatı ürünü romandan uyarlanacak. Kitapla ilgili daha geniş bilgi için bakınız.

Kategoriler
haber

Emily Blunt “Into the Woods”da Rol Alabilir

En son “Arthur Newman”da karşımıza çıkan, Tom Cruise’lu bilim-kurgu filmi “All You Need Is Kill”in çekimlerini tamamlayan ve şu sıralar Emma Watson’dan devraldığı “Your Voice in My Head” filminin çekimlerine hazırlanan Emily Blunt kadrosu günden güne genişleyen müzikal filmi “Into the Woods”ta rol alabilir. Müzikal filmleriyle tanınan Rob Marshall’ın yöneteceği bu filmde kurt rolündeki Johnny Depp’e Blunt’ın eşlik etmesi planlanıyor. Filmde ayrıca Meryl Streep, James Corden, Jake Gyllenhaal ve Chris Pine da rol alacak. Streep karşımıza cadı, Gyllenhaal ile Pine iki prens, Corden fırıncı, Blunt ise bu fırıncının eşi rollerinde çıkacaklar. Blunt böylelikle “The Devil Wears Prada”dan sonra ikinci kez Streep ile çalışmış olacak. Film aynı adlı Broadway oyunundan uyarlanacak ve bir sürü masal kahramanına (Rapunzel gibi) yer verecek.
emily_blunt

Kategoriler
haber

Johnny Depp ile Meryl Streep Aynı Filmde

Variety’nin haberine göre Disney, Rob Marshall’ın yöneteceği Into the Woods filminin başrolleri için Johnny Depp ve Meryl Streep ile görüşmelere başlamış.

Eğer Disney’in isteği gerçekleşirse Depp ile Streep ilk kez, Depp ile Marshall ikinci kez biraraya gelecekler. Eğer Streep bu teklife evet yanıtını verirse Julia Roberts ve Charlize Theron’dan sonra şeytani cadı rolünde karşımıza çıkacak üçüncü oyuncu olacak.

Evet, Disney, Streep’e bir cadı rolünü teklif etmiş. Film, Rapunzel’den Kırmızı Başlıklı Kız’a, Cinderella’dan Sihirli Fasülyenin Sırrı’na kadar bir sürü masalı biraraya getiren aynı adlı müzikal oyundan uyarlanacak.

Oyunun müziklerini Stephen Sondheim kotarmıştı. Oyunun on dalda Tony ödüllerine aday olduğunu da belirtelim. Filmin senaryosunu Marshall’ın müzikal filmleri Nine ve Chicago’nun senaristi David Krane kaleme alacak. Bu filmlerin yapımcısı John DeLuca Into the Woods’un da yapımcılığını üstlenecek. Bakalım Depp Sweeny Todd’tan sonra tekrar şarkı söylemek isteyecek mi ve Streep karşımıza cadı rolünde çıkmayı kabul edecek mi?

Kategoriler
haber

Hailee Steinfeld, Tommy Lee Jones’la Çalışacak

Tommy Lee Jones sağlam bir kadroyla kariyerinin ikinci uzun metrajlı sinema filmine imzasını atıyor şu sıralar. Senaryosunu yazdığı, yapımcılığını ve başrolünü üstlendiği “The Homesman”in çekimlerine hızla devam ediyor.
Hailee Steinfeld
“The Homesman”de ayrıca Hilary Swank, daha önce Jones’la “Great Hope Springs” filminde çalışan Meryl Streep, James Spader, John Lithgow ve Tim Blake Nelson’ı da izleyeceğiz. Bu sağlam oyuncu kadrosuna aldığı Oscar adaylığından sonra dört film kotaran genç aktris Hailee Steinfeld de katıldı. Steinfeld filmde “yoksul, basit bir ergen”i canlandıracak. Film, arazi parselleyen bir adamla (Jones) üç deli kadının Nebraska’dan Iowa’ya yolculuklarını anlatacak. Gösterim tarihi 2013 sonu…

Kategoriler
haber

Tarantino’nun Yeni Projesi Killer Crow

Gelecek ay karşımıza “Django Unchained” ile çıkacak olan Quentin Tarantino şimdiye dek Amerikalı eleştirmenlerden olumlu eleştiriler aldı. Tarantino geçtiğimiz aylarda bu filmden sonra çekmeyi planladığı “Kill Bill Vol.3” hakkında konuşmuştu. Yönetmen “Kill Bill Vol.3″nin güzel bir proje olduğunu ama çekilmesinin imkansız olduğunu dile getirmişti. Bu açıklamadan bir kaç ay sonra “Fazla film çekmeyi planlamıyorum. Bir kaç film daha çekip emekliye ayrılacağım. Tabi eğer gerçekten kaliteli bir proje önüme çıkarsa emekliliğime ara verip bu projeyi sinemaya taşırım ama çoğu yönetmen gibi yaşlanana dek film çekme gibi bir planım söz konusu değil. Zaten bu yönetmenlerin kariyerlerine baktığınızda en kötü filmlerinin hep yaşlandıktan sonra çektikleri filmler olduğunu görürsünüz” şeklinde bir açıklama yaparak hayranlarını üzmüştü.quentin-tarantino

Tarantino ne zaman emekliye ayrılacak, bilemiyoruz. Şimdilik kariyerine devam ediyor ve önemli olan da bu bence. Yeni projesini de geçtiğimiz hafta açıkladı. “Inglourious Basterds” ile başladığı, “Django Unchained” ile devam ettirdiği dönem filmleri üçlemesine “Killer Crow” ile noktayı koymayı planlıyor. “Killer Crow” bu iki film gibi tarihin belli bir döneminde geçecek. Yönetmenin açıklamalarına göre film 2.Dünya Savaşı zamanında geçecek ve Normandiya Çıkarması sırasında birliğinden kaçan siyahi bir gruba odaklanacak. Gene Tarantino’nun dediğine göre bu filmde de “Inglourious Basterds” çetesini izleyeceğiz. Filmin senaryosu tamamlanmak üzere. Çekimler bu sene başlayabilir finansman sağlanabilirse (ki bu konuda Tarantino’nun zorlanacağını sanmıyorum). Tarantino’nun son açıklaması ise çalışmak istediği oyuncularla ilgili oldu. “Inglourious Basterds”ta Brad Pitt, “Django Unchained”te Leonardo DiCaprio ile çalışan (bu iki aktörle çalışmayı çok istemişti) Tarantino gözünü Johnny Depp’e dikti. Ayrıca Meryl Streep ve Michael Caine ile çalışmayı da çok arzuladığını röportajında dile getirmişti.

Kategoriler
haber

Ewan McGregor, August: Osage County’de Rol Alacak

Her sene en az bir filmle karşımıza çıkan yetenekli aktör Ewan McGregor “August: Osage County”de rol alacak. Filmde Meryl Streep, Julia Roberts ve Chris Cooper başrolleri, John Wells yönetmenliği, George Clooney de yapımcılığı üstlenecek. Filmin yardımcı rollerinde de önemli isimler bulunuyor.

Sherlock dizisiyle ününe ün katan Benedict Cumberbatch, genç oyuncu Abigail Breslin, Juliette Lewis ve Sam Shepard filmin yardımcı rollerinde karşımıza çıkacaklar. Film Amerikalı aktör ve yazar Tracy Letts’in aynı adlı oyunundan perdeye aktarılacak. Filmin senaryosu da Letts’e ait. Tony ve Pulitzer ödüllü oyun bireyleri başka yerlere dağılmış bir ailenin yaşanan bir krizden sonra tekrar biraraya gelmeleri ve eski defterleri açıp saklı kalan olayları sorgulamaları üzerine kurulu. Filmin çekimleri sonbaharda başlayacak.