Kategoriler
haber

Michael Moore ve Donald Trump Kehanetleri

Trump’ın seçileceğini de bilen yönetmen Michael Moore, gelecek yıllarda neler olacağını sıraladı. Moore’a göre ABD’yi ve dünyayı çok iyi günler beklemiyor.

– Trump’ın seçileceği çok belliydi. Denklem çok kolay, buna ABD denklemi de diyebiliriz. Cahillik korkuya, korku da nefrete yol açar. Trump bu denklemi çok iyi biliyor ve iyi kullandı. Şimdi denklemde nefret, büyük şiddete yol açar bölümüne geldik.

– Kendi Reichstag Yangınımıza saatler, günler, haftalar kadar yakınız. Bu olduğunda insanlara tavsiyem korku trenine, terörist trenine, savaş trenine binmemeleri. Trump sizi bu trenlere bindirmek istiyor, trenin varacağı yerde daha çok şiddet ve acı olacak. Büyük bir terörist saldırı çok yakın bana göre… Ama bu saldırının yaratacağı korkuya teslim olmamak ve daha çok şiddetin yolunu açmamak için çok cesur olmalıyız.

– Trump, bir yolunu bulup Meksika Duvarı’nı bitirecek, müslümanlara da yasaklarını arttıracak. Dengesizlikten beslenen birinin dengeli olmasını bekleyemezsiniz. Bence ikinci döneminde de seçilecek ve ülkeyi soktuğu kötü durum yüzünden ikinci döneminin ortasına doğru görevinden alınacak.

Kategoriler
sinema tarihinden

Oscar’lar ve Siyasi Protestolar

2017 Oscar Ödül Töreninin Trump protestolarına sahip olması bekleniyor. Oscar’lar ve Siyasi Protestolar bir araya geldiğinde ve törenlere damga vurduğunda neler olduğunu  gösteren yılları ve anları bir araya getirdik.

Jane Fonda, 1972

Vietnam Savaşı, Watergate Skandalı yıllarında Jane Fonda Klute’la En İyi Kadın Ödülü’nü kazandı… Fonda, o yıllarda ABD’nin savaştığı Vietnam’ı ziyareti nedeniyle Hanoi Jane olarak anılıyordı. Sahneye sade siyah bir kıyafetle çıkan Fonda “Söylenecek çok şey var ama bugün söylemeyeceğim. Herkese teşekkürler” diyerek sahneden indi.

Marlon Brando, 1973

Oscar tarihinin en bilinen protestosunda, Godfather’la En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Marlon Brando ödülü reddetti. Ödülü reddettiği açıklamasını da kızılderili Sacheen Littlefeather sahneye çıkarak yaptı.

Vanessa Redgrave, 1978

Oscar tarihinin en sert ve çarpıcı kabul konuşmalarından biri Vanessa Redgrave’den geldi. “The Palestinian” isimli belgeselde yer alması fanatik musevi gruplardan tepki alan Redgrave, koyu siyonizmi ve faşizmi lanetleyen bir konuşmayla salonu da karıştırdı.

Richard Gere, 1993

Richard Gere, En İyi Sanat Yönetimi ödülünü vereceği konuşmada Çin hükümetini Tibet konusunda sert bir şekilde eleştirdi.

Elia Kazan Protestosu, 1999

Hayatboyu başarı ödülünü almak için sahneye çıkan Elia Kazan, bazı isimler tarafından yuhlandı. Nick Nolte ve Ed Harris gibi isimler alkışlamayı reddetti. Kazan, McCarthy döneminde çalışma arkadaşlarını komunist olarak ihbar etmişti.

Michael Moore, 2003

Michael Moore her zamanki politik duruşunu ödüllerde de göstererek Irak Savaşı’nı başlatan George Bush’u çok sert sözlerle eleştirdi. Zaman Moore’un ne kadar haklı olduğunu gösterdi.

Sean Penn, 2009

Kasım 2008’de eşcinsel evliliklerini yasaklayan bir kanunu yürürlüğe sokan California halkı, 2009 şubatında Sean Penn’in hedefindeydi. Penn, bu yasaya oy verenlere neden utanmaları gerektiğini net bir şekilde anlattı.

Kategoriler
haber

Sean Penn’den Chavez Açıklaması: Bir Arkadaşımı Kaybettim…

Sean Penn, duygusal bir açıklamada bulundu: “Bugün amerikalılar hiç tanımadıkları bir arkadaşlarını kaybettiler. Dünyanın fakir insanları ise bir şampiyonu yitirdiler. Tanımaktan dolayı çok şanslı olduğum bir arkadaşımı kaybettim. Ailesine ve Venezuela halkına başsağlığı diliyorum. Venezuela ve devrimi başkan yardımcısı Maduro’nun yönetiminde devam edecektir.”
sean_penn_hugo_chavez_venezuela

Oliver Stone ise “Büyük bir kahramanın yasını tutuyorum. Chavez, dünyada barışı isteyen insanların kahramanıydı. Zengin sınıf kendisinden nefret etse de, Hugo Chavez’in ismi tarih boyunca daima yaşayacak.” cümlelerini kullandı.

Michael Moore ise Chavez’in yaptıklarını anlattı: “Amerikan medyasından onun hakkında çok şey duymayacaksınız. Durumu dengelemek istedim. Hugo Chavez petrolün halkına ait olduğunu deklare etti. Petrolden gelen parayı ülkesinde eğitim ve sağlığa harcadı. Bu onu ABD gözünde tehlikeli duruma getirdi. Demokratik bir şekilde seçilmesine rağmen ABD hükümeti onu düşürmeye çalıştı. Chavez’le 2009’da Venedik Film Festivali sırasında buluştuk, 1 saat konuştuk. Bush’un kendisinden daha nefret ettiği birini bulduğu için sevinmişti”

Kategoriler
seçki

FilmEkimi Geldi

filmekimi-main.jpg

Yaz ayları, dünya üzerindeki yüz milyonlarca insan için neşe ve hareket demek iken, sinema dünyası için (özellikle Türkiye’de) sessizlik ve durgunluk anlamına gelir. Yazın bitmesiyle de, insanlar rutinlerlerine geri dönerken, sinemanın cemreleri toprağa düşmeye başlar.

İşte o cemrelerden biri de her sene ekim ayını merakla bekleten Filmekimi. Bu yıl sekizincisi yapılan organizasyon bize her yıl usta yönetmenlerin son filmlerini izleme, dünya sinemasından vizyonla arası pek olmayan eserleri görme ve yaz boyunca görüşmediğimiz bazı sinefil arkadaşlarımızla buluşma şansı tanıyor.

Filmekimi 2009, 17-25 ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 2004 yılından bu yana ilk kez 9 günlük bir Filmekimi macerası demek bu (bahsi geçen iki yıl dışındaki tüm Filmekimi organizasyonları 7 günlük olmuştu). Peki bu 9 günlük programda neler var?

Sinemanın büyük ustalarının son filmlerini ilk kez türk seyircisiyle buluşturmak, Filmekimi organizasyonun en büyük kozlarından (hatta ilk Filmekimi reklamlarının sadece yeni filmi gösterilecek yönetmenler üzerine olduğunu hatırlamak gerek). 2009 yılında bu kapsamda Woody Allen’ın kendisinde son derece benzeyen bir diğer deha Larry David’i başrole koyup yine klasikleşmiş filmlerini hatırlatacağı Kim Kiminle Nerede (Whatever Works), Coen Kardeşlerin acı komedilerin arasına sıkı bir giriş yapacağa benzeyen Ciddi Bir Adam (A Serious Man), işçi ve sinema kelimelerini yanyana getirince dilimize gelmesi kaçınılmaz isim Ken Loach’un fransız futbol ilahı Eric Cantona’yı da içeren filmi Hayata Çalım At (Looking For Eric), Theo Angelopoulos’un 20. yüzyıl üçlemesinin 4 yıldır merakla beklenen ikinci parçası Zamanın Tozu (The Dust Of Time), Jane Campion’un ünlü İngiliz şair John Keats’in yaşamından romantik bir kesiti sunduğu Parlak Yıldız (Bright Star), sansasyonel belgeselci Michael Moore’un sivri ve ironik eleştirel silahlarını bu kez doğrudan kapitalizme yönelttiği Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi (Capitalism: A Love Story) ve Steven Soderbergh’in içerisinde bıyıklı bir Matt Damon’u barındıran son işi İspiyoncu (The Informant) gibi merakla beklenen eserler gösterilecek. Bu bölümde ayrıca Stephen Frears’ın Aşkım (Cheri), Costa-Gavras’ın Cennet Batıda (Eden is West) ve Johnnie To’nun İntikam Peşinde (Vengeance) isimli filmleri izlenebilecek.

kim-kiminle-nerede.jpg

Dünya festivallerde ön plana çıkmış, heykelciklerle taşlanmış festival hitleri de bu yıl Filmekimi’nin önemli bir kısmını oluşturuyor. Duayen sinemacı Michael Haneke’nin Cannes film Festivali’nden bir kez daha eli boş ayrılmamasını sağlayan Altın Palmiyeli Beyaz Bant (The White Ribbon) ve Steven Soderbergh’in Benicio Del Toro işbirliğiyle uzun bir çaba sonucu çektiği 2 parça ve 4.5 saatlik destansı Che Guevara biyografisi Che, şüphesiz ki bu kategorinin şimdiden en çok ses getiren filmleri. Bilet bulmanın bir hayli emek isteyeceği bu filmlerin dışında, Chan Wook-Park’in vampirlere bulaşıp korku türünü denediği Kan Arzusu (Thirst), avrupa sınırlarında başarılı filmlere imza atan Olivier Hirschbiegel’in Amerika macerasının bitmediğini gösteren Cennette Beş Dakika (Five Minutes of Heaven), Lynn Shelton’un ilgi çekici deneyimi Gel Porno Çevirelim (Humpday) ve Rachid Bouchareb’in son filmi Londra Nehri (London River) de çeşitli festivallerde aldıkları ödüller vesilesiyle bu kategoride seyircinin karşısına çıkacak.

Filmekimi 2009 dahilinde sinemaseverler ayrıca yapımcılığını Tim burton ve Timur Bekmambetov gibi isimlerin üstlenmesiyle dikkat çeken Shane Acker animasyonu 9, seyirciye Monica Bellucci ve Sophie Marceau gibi iki yıllanmış şarabı izleme olanağı sunacak psikolojik gerilim Dönüşüm (Don’t Look back), David Bowie’nin melekelerinin yönetmen oğluna geçip geçmediğini görebileceğimiz, kült olma adayı Ay (Moon), Bulgar yönetmen Kamen Kalev’in Saadet Işıl Aksoy, Hatice Aslan gibi Türk oyunculara da yer verdiği ilk uzunmetraj denemesi Şark Oyunları (Eastern Plays), Çavuşesku dönemi Romanya’sını tam 5 rumen yönetmenin penceresinden gösterecek olan Altın Çağdan Öyküler (Tales From the Golden Age), tıpkı Bowling For Columbine ve Elephant gibi merkezine okul sınırlarında yaşanan bir silahlı katliamı alan Polytechnique ve yönetmen Nicolas Winding Refn’in çalışkan oyuncu Mads Mikkelsen ile giriştiği Danimarka epiği Cennetin Kapısında (Valhalla Rising) için koltuk arayacak.

3 Ekim 2009 tarihinde satışa çıkarılacak festival biletleri yine gösterim saati ve etiketine göre 3.5 TL’den 15 Tl’ye kadar değişen fiyatlarla alıcı bekleyecek. Sinemasevere de bilet sayımı yapmak, bol bol film muhabbeti çevirmek ve “bu filmekimi götürsem acaba” diye düşünmek kalacak.

Üzücü dipnot: Maalesef, Ciddi Bir Adam (A Serious Man) filmi programdan çıkarılmış.