Kategoriler
haber

Rebecca Romanı Lily James ve Armie Hammer’ın Başrollerinde Tekrar Uyarlanacak

Rebecca romanı ilk kez 1940 yılında Alfred Hitchcock tarafından perdeye taşınmıştı. Klasik bir filme dönüşüp yönetmenin en ünlü filmlerinden olan Rebecca‘da Laurence Olivier‘le Joan Fontaine rol almışlardı. Genç bir kadının gizemli zengin bir adamla evlenmesini, soğuk ve ürpertici evde yaşarken adamın eski eşinin gölgesinde kalmasını konu alıyor roman ve film. İşte bu roman yakın zamanda tekrar sinemaya uyarlanacak. Filmi High-Rise, Free Fire‘ın yönetmeni Ben Wheatley yönetecek. Senaryoyu şu sıralar Game of Thrones spinoff’u The Long Night‘ı yazan Jane Goldman kaleme almış. Working Title Films şirketi başroller için Lily James ve Armie Hammer‘la anlaşmış.

Netflix’te yayınlanacak bu filmde James, Bayan de Winter’ı, Hammer ise onun eşi Maxim de Winter’ı oynayacaklar. Haberlere göre yönetmenlik daha önce (2013’te) Nikolaj Arcel‘e teslim edilmiş. Senaryonun önceki taslağını ise Steven Knight kaleme almış. Filmin çekim tarihi henüz açıklanmadı.

Kategoriler
izlenim

The Dark Tower: Başladığı Gibi Biten Fantastik Bir Serüven

Eserleri ile dünya çapında bilinen ve sevilen Stephen King, bu sefer The Dark Tower uyarlaması ile beyazperdede yerini alıyor. The Dark Tower, 7 kitaptan oluşan fantastik roman serisinin ilk kitabının uyarlaması olacağı düşünülüyordu fakat ilk gösterim sonrası aslında filmin serinin tamamı baz alınarak kendine özgü bir senaryo ile yapıldığı anlaşıldı. Ben, Stephen King sever biri olarak The Dark Tower serisini okumadım fakat okuyanlardan gelen bütün yorumlar bu şekilde… Tabii kitapları okumadığım için olaya direkt film gözüyle baktım ve açıkçası salondan memnun ayrıldığımı söyleyemeyeceğim.

Filmin süresi açıklandığında herkes kısa oluşundan (1 saat 35 dakika) dolayı şikâyet ediyordu. Bazıları da ilk kitap zaten ince, herhalde sadece onu işleyecek diye düşünüyordu. Fakat maalesef böyle olmadı. Öncelikle film başladığı gibi olaya hareketli bir şekilde giriş yapıyor. Seyirci için herhangi bir alt zemin hazırlamadığı için aniden kendimizi gelişme bölümünün içinde buluyoruz. Bu hızla ilerliyor ve hareketliliğin yaşanmadığı bir sahne bulamıyoruz. Film sürekli hareket ve aksiyon halinde ilerliyor. Fakat en azından bu aksiyon ve hareketlilik tatmin edici seviyede. Seyirciyi ilgisini dağıtmadan kendine bağlamayı başarıyor film. O oluyor, bu oluyor derken bir de bakıyoruz ki film bitmiş. Film bitiyor lakin sonu aceleye gelmiş havası veriyor ve tatmin etmiyor seyirciyi.

The Dark Tower, konu bakımından cidden çok iyi ve orijinal (Sadece film olarak baz aldığımızda) bir içeriğe sahip. Lakin bu konuyu tek bir filmde harcamışlar. Üçleme olma potansiyeline sahip bir konuyu bir buçuk saatlik bir filmin senaryosuna sığdırmayı neden tercih ettiklerini bilmiyorum ama büyük bir hata yapılmış. Sindire sindire gelişmesi gereken olayları aceleye getirerek ortaya saf aksiyondan oluşan basit bir filmin çıkmasına sebep olunmuş. SPOILER! Bir kere filmde gücünden herkesin korktuğu Man in Black karakterinin bu kadar çabuk yenilip harcanması olacak iş değil. SPOILER!

Filmde bizlere başrolde başarılı isimlerden Idris Elba ve Matthew McConaughey eşlik ediyor. İkisinin de performansı gayet iyi fakat Matthew’un karakteri ile ayrıca bütünlük sağladığını söyleyebiliriz. Man in Black karakterinin karanlık ruhunu, ürkütücülüğünü seyirciye başarıyla yansıtıyor. Tom Taylor ise genç yaşına rağmen rolünün üstesinden gelmeyi başarıyor. Bu isimlerin yanında bizlere Katheryn Winnick ve Jackie Earle Haley gibi tanıdık isimler de eşlik ediyorlar.

Görsellik ve kurgu açısından seyirciyi üzmemeyi başarıyor The Dark Tower. Filmde sahneler arası herhangi bir kopukluk veya dengesizlik bulunmuyor. Biraz önce de bahsettiğim gibi aksiyon yönüyle gayet tatmin edici fakat senaryo ve ilerleyiş bakımından büyük sorunları mevcut. Müziklerin ise önce çıkan herhangi bir özelliği bulunmamakla birlikte, sahnelerle uyum sağlanacak şekilde kullanılmış.

Filmin yönetmenliğini Nikolaj Arcel üstleniyor. Aynı zamanda The Dark Tower, yönetmenin ilk Hollywood işi. Haliyle bazı sorunların bundan kaynaklanmış olabileceği de akıllara geliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse genel olarak Stephen King eserlerinin uyarlamaları ile bizi tatmin etmiyor olması gerçekten can sıkıcı bir durum. Şaşırtıcı olan ise King’in uyarlamalarını gayet iyi bulup beğeniyor olması. Söylenenlere göre The Dark Tower’ı da aynı şekilde beğenmiş. Söylenecek bir söz bulamıyoruz haliyle bunun üzerine.

The Dark Tower, oyuncu performansları, konusu ve aksiyon sahneleri ile bizi tatmin ediyor olsa da aceleye gelmiş senaryosu, kısa süresi ve yetersiz zemini ile bizleri hayal kırıklığına uğratan fantastik bir uyarlama olmaktan öteye gidemiyor. Fakat en azından sinemada seyirciyi sıkmadan kendini izlettiren bir yaz filmi olmayı başarıyor. Dileriz ki eylül ayında vizyona girecek bir başka King uyarlaması olan IT bizleri memnun etmeyi başarır.

Kategoriler
haber

Matt Damon, Robert F. Kennedy’i Oynayacak

The Dark Tower‘a iki hafta kala Nikolaj Arcel yeni bir film için sözleşmeyi imzaladı. Haberlere göre, Arcel, Warner Bros. için RFK adı verilen filmi yönetecek. Arcel filmin senaryosunu Rasmus Heisterberg ve Felipo Marino’yla birlikte kaleme alacak. Filmin başrolünü Matt Damon üstlenecek. Aktör bu filmde Robert F. Kennedy’i oynayacak. Damon’ın yapımcılar arasında da yer alacağı filmin çekimlerine 2018’de başlanacak. Aktörün bu filmden önce bir filmde oynayıp oynamayacağı belli değil.

Kategoriler
haber

Christoffer Boe, Department Q Serisinin 4. ve Son Filmini Çekecek

Danimarkalı yönetmen Christoffer Boe’nin sıradaki filmi açıklandı. Boe, Department Q adı verilen suç-gerilim serisinin dördüncü ve son filmi The Purity of Vengeance‘i yönetecek. Dördüncü filmin başrollerini Nicolaj Lie Kaas ve Fares Fares üstlenecekler. İkili önceki filmlerde olduğu gibi Dedektif Carl Morck ve asistanı Assad’ı oynayacaklar. Film, Jussi Adler-Olsen’in aynı adlı romanından uyarlanacak. Senaryoyu ilk üç filmi de kaleme alan Nikolaj Arcel, Bo Hr. Hansen ve Mikkel Norgaard’la birlikte yazacak.

Dördüncü film, inşaat işçileri Kopenhag’taki eski bir apartmandaki sahte bir duvarı yıkınca mumyalanmış üç cesedin ortaya çıkmasını ve bunun üzerine soruşturmanın başlamasını konu alacak. Serinin ilk filmi The Keeper of Lost Causes 2013’te Mikkel Norgaard tarafından çekilmiş, film hızla bir hite dönüşmüştü. Bunun üzerine film 2014’te The Absent One ve 2015’te A Conspiracy of Faith filmleriyle devam etmişti. Norgaard ikinci filmi de çekmiş, üçüncü filmde koltuğu Hans Petter Moland’a devretmişti.

Kategoriler
haber

Fragman Analizi: The Dark Tower (Nikolaj Arcel)

The Dark Tower, yıllardır çekilmesi beklenen ama aynı zamanda “Asla hakkıyla sinemaya uyarlanamaz” denen bir Stephen King serisi… Uzun uğraşlar sonucunda iyi bir oyuncu kadrosuyla sinemaya aktarılan yapıttan ilk fragman geldi. Biz de fragman üzerinden beklentilerimizi aktardık.

Yıldıray Kibar: İlk yorumda yazmak istemezdim ama hiç etkilemedi beni fragman. Oysa yazarından, eserinden oyuncularına kadar ilgimi çekecek her parametre mevcut. Benzeri planlardan, kurgulardan, renklerden doyasıya gördüğüm için her bir karesi sıradan göründü. Bu da benim bir tüketim çağı makinesine dönüşmüş olmam ve önümde bulduğum fragmanın da tüketim nesnesi olmak üzere tasarlanmış olmasından kaynaklanıyor.

Kendine özgü bir rengi ve atmosferi yok. En azından ben göremedim. Klişeye boğulmuş hissettim. Bu kutsal eser için çok daha incelik beklerdim. Oysa Hollywood blockbuster standartlarının ötesinde değil. Filmin kalibresinin seriyi tamamlamaya yetemeyeceğinden endişe duydum. Yine de el mahkum gidip izleyeceğim.

Can Rende: Pek tabi gidip izleyeceğiz ama beklentilerim yüksek değil. Belki de 10 yıldan fazla bir süredir çekilmesini bekliyorduk. JJ Abrams çekmeye niyetlenmiş ama eserlerin hakkını veremeyeceğinden projeden çekilmiş, proje en nihayetinde Ron Howard’a kalmıştı. Howard yapımcılığı, Akiva Goldsman senaristliği, Nikolaj Arcel yönetmenliği üstlendi. Ben Kara Kule gibi büyük bir seriden uyarlanacak filmin Goldsman gibi bir senariste yazdırılmasını istemezdim. Zira Goldsman’ın senaryo kariyerinde bir iki kaliteli film dışında hep dandik gişe filmleri mevcut. Neyse ki Anders T. Jensen de senaryoya katkıda bulunmuş. Filmin iyi olacağına dair pek umudum yok gene de. Aslında ortada Yüzüklerin Efendisi kalibresinde bir roman serisi mevcut, her açıdan çok iyi yazılmış, hayal gücünün doruğuna ulaşılmış bir seri. Ortalama bir ekiple bu mega serinin hakkının verilmesi zor. Bu arada bire bir uyarlama yapmamışlar. Arcel’in açıklamalarına göre film roman serisinin devamı olacak, aynı karakterlerle farklı bir macerayı anlatacak. Altı kitap harmanlanmış. Bu haber de pek hoşuma gitmedi açıkçası. Neyse her şeye rağmen Matthew’u Man in Black rolünde izlemek keyifli olacak. 8 kitapta beyaz, Clint Eastwood şeklinde hayal ettiğimiz Roland’ı Idris Elba’nın oynamasına pek takılmadım. Elba da iyi oyuncu neticede. Bakalım nasıl bir film olacak…

Yekta Kurtcebe: Kitabı okumadigimdan Dark Tower dünyasının içine çok giremedim bu fragmanla. Her ne kadar kitabı okumamış olsam da geek arkadaşlarımın bayıla bayıla karakterleri anlatması hala kulağımın dibinde. İyi olmasını temenni ediyorum ama içimden bir ses serinin sadık takipçilerinin tatmin olmayacağını söylüyor.

Ümit Açık: Oyuncu kadrosu ilgi çekici. Oyuncular üzerinden gerçekleştirilen tanıtım da epey etkili ama kişisel olarak bana yine hiçbir şey ifade etmeyen bir türle karşılaştım. Böyle filmleri değerlendirirken bilmediğim dildeki bir metni yorumlamış gibi hissediyorum.

Ozancan Demirışık: Kara Kule benim için önemli bir seri. Stephen King’in bu fantazya, western, korku ve bilimkurgu soslu başyapıtını beyazperdeye uyarlamak tabii ki çok zor. J. J. Abrams’ın bile gözünü korkutan bir seriden söz ediyoruz.
Kara Kule’yi uyarlamanın Yüzüklerin Efendisi’nden daha zor olduğu bile söylenebilir, sonuçta Tolkien’in dünyası daha net, kuralları belli. Kara Kule belirsizliği, esrarı, uçuculuğu ve çılgınlığıyla güzel. İş sinemaya gelince bunu basitleştirmiş olmalarına çok şaşırmıyorum. Şu an için gördüklerimden rahatsız değilim. Uyarlama için farklı bir yönteme gidilmiş ki bunu açıklamak kitabı okumayanların keyfini kaçırabilir. Okudularsa zaten haberleri vardır.
Bu açıdan, filmin (veya filmlerin) kitapların doğrudan bir uyarlaması değil, kitapları besleyen, kitaplardaki dünyanın bir benzerini görsel olarak tecrübe etmemizi sağlayan bir yapıt olacağını düşünüyorum. Umarım yanılmam, çünkü büyük umutlarla girilen bir sinema salonundan hayal kırıklığı içerisinde ayrılmak kadar can sıkıcı pek az şey var.
Uzun günler ve hoş geceler efendim.

Haktan Kaan İçel: Çok fazla bir şey söyleyemem ama filmin iki noktadan birine evrileceği belli. Ya içi boş bir aksiyon bombası olacak ya da hiç beklenmedik bir şekilde çok iyi bir film olacak. Bana tuhaf bir şekilde bizi şaşırtacak gibi geliyor film. Beklenmedik bir süprizle bu yılın en iyi filmleri listesine girerse şaşırmamak lazım. Ancak filmin yönetmeni açıkça beni düşündürüyor. Çok da kendini ispatlamış bir yönetmen değil. Birkaç iyi filmi var ama hala kapalı kutu denilebilir. Filmi iyi kotarmayı başardıysa, bu yönetmenden ileride çok konuşacağız demektir.

Güzin Tekeş: Kara Kule’yi beyazperdede izlemeyi o kadar uzun süre bekledik, beklentiyi o kadar çok yükselttik ki bu saatten sonra karşımıza ne çıksa burun kıvıracağız korkarım. Yine de ben fragmanda izlediğimden daha “dusty” yani toza toprağa bulanmış bir ortam ve daha “western” bir atmosfer bekliyordum. Şimdilik ortaya çıkan görüntüleri fazla 21. yüzyıl buldum, Kara Kule biraz daha zamansız olmalıydı sanki. Umarım sinema salonundan bu sözlerimin hepsini yutarak çıkarım.

Kategoriler
haber

Kara Kule: Büyücü ve Cam Küre Televizyona Uyarlanacak

Birkaç ay evvel The Dark Tower (Kara Kule) filminin çekimleri tamamlandı. Idris Elba’nın Silahşor Roland’ı, Matthew McConaughey’nin düşmanı Siyahlı Adam’ı oynadığı filmi Nikolaj Arcel yönetti. Post prodüksiyon aşamaları devam eden bu filmi 17 Şubat 2017’de izleyeceğiz. Bugün gelen haberlere göre seri bir diziyle devam edecek. EW’nun haberine göre dizi, Kara Kule serisinin dördüncü kitabı Wizard and Glass‘tan (Büyücü ve Cam Küre) uyarlanacak. Dizi 10-13 bölümden oluşacak (bölüm sayısı henüz netleşmedi). Elba, McConaughey, Jake’i oynayan Tom Taylor dizide de rol alacaklar. Çekimlere gelecek yıl başlanacak. Dizi ne yazık ki 2018’den önce yayınlanmayacak. Dizinin showrunner’ının da belli olmadığını, senaryoyu Arcel ve Anders Thomas Jensen’in kaleme aldığını, dizinin ikinci sezonla devam edebileceğini belirtelim.

Kategoriler
haber

Matthew McConaughey, Dark Tower’da Rol Alabilir

Geçen sene Stephen King’in “The Stand” uyarlaması için görüşmelere başlayan Matthew McConaughey bu kez King’in başyapıtı “The Dark Tower”ın başrolü için görüşmelere başladı. Dün gelen haberlere göre senaryo aktöre yollandı. Dolayısıyla aktörün kararının henüz belli olmadığını belirtelim. McConaughey senaryoyu beğenir ve filmde oynamayı kabul ederse iki rolden birisini -ya silahşor Roland’ı, ya da Roland’ın Kara Kule’ye ulaşmasını engellemeye çalışan düşmanını- canlandıracak. Nikolaj Arcel’in yöneteceği filmin çekimlerine 2016’nın baharında başlanacak. Bir sorun ortaya çıkmazsa film 13 Ocak 2017’de gösterime girecek. Filmin tutması halinde devamının çekileceğini, sinema serisinin bir mini diziyle noktalanacağını belirtelim. Yani Dark Tower serisi hem perdeye, hem ekrana taşınacak.
Matthew McConaughey

Kategoriler
haber

Nikolaj Arcel, Rebecca’yı Yönetecek

Alfred Hitchcock’un başyapıtlarından “Rebecca” tekrar çekilecek. 1940 yılında gösterime giren ve yönetmeni ünlendiren “Rebecca” Hitchcock’un en sağlam filmlerinden birisi olarak gösteriliyor. Bu başyapıtın yeniden çevrimini kimin yöneteceği bir süre önce belli oldu. Orijinal “Ejderha Dövmeli Kız”ın ve bu filmin televizyon için çekilen mini-dizisinin senaristi, “A Royal Affair”in yönetmeni Nikolaj Arcel, “Rebecca”yı yönetecek. Filmin senaryosunu Steven Knight kaleme aldı. Çekimler bu sene gerçekleştirilecek.
Rebecca-alfred-hitchcock-35826_1024_768