Kategoriler
haber

Richard Linklater, Transandantalizm Hakkında Bir Proje Peşinde

Richard Linklater, iki hafta önce Ethan Hawke’ın söylediklerini doğruladı ve transandantalizm hakkında bir yapıma hazırlandığını belirtti.

Transandantalizm, 1800’lerin başında ABD’de ortaya çıkan, temelini doğu felsefesinden alan ve insanların içindeki iyiliğin dışa vurulmasının önemini savunan bir akımdı. Tüm insanların birlik olmasını savunan akım, Ralph Waldo Emerson, Henry David Thoreau, Sophia Ripley, Margaret Fuller, Elizabeth Peabody gibi isimlerin yazıları ve eylemleriyle popülerleşti.

Ethan Hawke, yakın dostu Linklater’ın bu akımın ortaya çıkışını ve gelişimini anlatacağını iki hafta kadar önce verdiği bir röportajda ağzından kaçırmıştı. Linklater, Hawke’ı doğruladı:

“Ethan’ın çenesini tutamayıp söylediği hazırlıklar doğru. Aslında bu filme 1989’dan beri hazırlanıyorum. Diplomat veya asker olmayan birilerinin öykülerini anlatmak zor. Bu yüzden yavaş ilerliyordu ama artık belirli bir noktaya geldi”

“Anlatılacak çok şey var. Bu yüzden film diye başladığımız proje, bir diziye de dönüşebilir. Materyaller hazır sayılır, sıra içeriği nasıl bir yapıma çevireceğimize geldi.”

“Transandantalizm hakkında ayrıntılı araştırmaları bulunan Robert Richardson’la görüşüyoruz. Babam da bu akıma ilgi duyuyordu. 1840 ile 1850 arasına odaklanmak istiyorum.”

Kategoriler
bakınıztv haber

QT8 The Final Eight: Bir Tarantino Belgeseli

Kimilerine göre gerçek bir auteur, kimilerine göre ise ucuz bir taklitçi. Bu yıl gösterime giren 9. filmi Once Upon a Time… in Hollywood ile yine çokça tartışılan Tarantino, Tara Wood’un çektiği QT8 The Final Eight isimli belgeselin öznesi konumunda.
Video kaset dükkanından fırlayıp gelen bu geveze adamın, 90’lar Amerikan sinemasına damga vuran ilk göz bebeklerinden 2000’ler sonrası yüksek bütçeli işlerine kadar ilk 21 yılındaki tüm filmlerinin tek tek ele alan belgeselin yönetmeni olan Tara Wood, bir önceki belgeseli 21 Years: Richard Linklater‘da da yönetmen Richard Linklater’ın ilk 21 yılını yakından incelemişti.
Tarantino’nun 21 yıllık yolculuğuna ilk elden şahitlik eden Samuel L. Jackson, Zoë Bell, Tim Roth, Jennifer Jason Leigh, Diane Kruger gibi birçok önemli isim de Wood’un belgeseline görüşleriyle katkıda bulunuyor.
ABD’de 21 Ekim’de vizyona girecek filmin Türkiye vizyonuyla alakalı henüz bir gelişme yok.

İşte fragman:

Kategoriler
haber

Merrily We Roll Along: Richard Linklater’ın 2040’da Vizyona Girecek Yeni Filmi

Son üç filmiyle gişede ve eleştirmenler nezdinde umduğunu bulamayan Richard Linklater son filmi Where’d You Go, Bernadette‘in vizyona girmesinden kısa bir süre sonra yeni projesini duyurdu. Linklater, Stephen Sondheim‘ın ünlü müzikali Merrily We Roll Along‘u sinemaya uyarlayacağını açıkladı. Linklater başrolleri Booksmart‘tan Beanie Feldstein‘a ve The Politician dizisinden Ben Platt‘e teslim etti. Çekimlerine başlanan bu filmse yakın zamanda vizyona girmeyecek.

Daha önce Boyhood filmini 12 yılda tamamlayan, her yıl bu filminin bir kısmını çeken Linklater bu kez süreci daha da uzatmış durumda. Linklater yeni filmini 20 yılda tamamlayacağını açıkladı. Kararından vazgeçmez, filmi daha erken vizyona çıkarmaya karar vermez veya herhangi bir aksilik yaşanmazsa film 2039 veya 2040’ta vizyona girecek. Şu sıralar 59 yaşında olan Linklater film bittiğinde 79 yaşında olacak. Yönetmenin çekimleri 20 yıla yaymasının nedeniyse müzikalin 20 yıllık bir zaman zarfına odaklanıyor olması.

1974’te başlayan müzikal, Broadway’de başarılı bir kariyeri olan besteci Franklin Shepard’ın bu noktaya nasıl geldiğini 1956’ya dönerek aktarıyor. Ünlü bir besteci olma yolunda ilerlerken Shepard’ın ailesine ve arkadaşlarına yabancılaşmasına da, ekonomik açıdan zorlanmasına da, dönemin büyük olaylarına da (Rusya’nın Sputnik’i) yer veriliyor. Müzikalin karakterleri arasında Shepard’ın her daim yanında olan, ona rehberlik eden yazar Mary’le kitaplar ve şarkı sözleri kaleme alan Charley de yer alıyor. Müzikal bu üçlünün arkadaşlığına da odaklanıyor. Filmde Mary’i Feldstein, Charley’i ise Platt canlandıracak.

Kategoriler
bakınıztv

Where’d You Go Bernadette?: Linklater, Blanchett’ı Arıyor

Maria Semple’ın aynı adlı romanından uyarlanan Where’d You Go, Bernadette’in ilk fragmanı yayınlandı. Richard Linklater’ın başrolü Cate Blanchett’e verdiği öykü, mutlu bir hayata ve aileye sahipken birden ortadan kaybolan bir kadının hikayesini anlatıyor.
2018 mayısında gösterime girecekken durmadan ertelenen filmin başrollerinde Billy Crudup, Emma Nelson, Kristen Wiig, Judy Greer, Laurence Fishburne, Troian Bellisario ve James Urbaniak yan rollerde…

Kategoriler
haber

Richard Linklater, Bill Hicks Biyografik Filmini Yönetecek

Richard Linklater bu aralar epey üretken bir durumda. Sessiz sedasız vizyona giren Last Flag Flying‘ten hemen sonra Cate Blanchett‘lı Where’d You Go, Bernadette filmini çeken Linklater bu filmden hemen sonra isimsiz bir filmin çekimlerine başladığını duyurmuştu. İsimsiz filmi 1969 yılında geçip ülkelerin uzay yarışlarına odaklanıyor. Linklater oyuncu kadrosunu açıklamadığı bu filmini hazırlarken yeni projesini de duyurdu. Linklater komedyen Bill Hicks‘in hayatını konu alan isimsiz bir filmi yazıp yönetecek.

Linklater kendisini bildi bileli Hicks’in hayranı durumda. Bu yüzden Hicks kanser yüzünden vefat edince yönetmen epey üzülmüştü. Teksas doğumlu olan Hicks de Linklater’ın filmi Dazed and Confused‘ün hayranıymış. Hicks Şubat 1994’te vefat etmeden önce bu filmi izleyip epey sevmiş. Biofilme dönersek… Filmin çekim tarihi henüz belirlenmedi. Bu filmin yönetmenin sıradaki filmi olup olmayacağı da, uzayı konu alan filmin bu film nedeniyle rafa kaldırılıp kaldırılmayacağı da belli değil. Linklater’ın başka projeleri de mevcut. Yönetmen, Robert Downey Jr.‘lı John Brinkley biofilmini ve Çin’de geçecek Larry’s Kidney filmini yönetmeyi de planlıyor. Bernadette filminin Mart 2019’da vizyona gireceğini belirteyim.

Kategoriler
haber

Richard Linklater Yeni Filminin Çekimlerine Başladı, Blanchett’lı Filmine Oscar Kampanyası Yapılacak

Bağımsız filmler yapan yetenekli yönetmen Richard Linklater ara vermeden üretmeye devam ediyor. Dazed & Confused‘ün devamı Everybody Wants Some!!, The Last Detail‘in devamı Last Flag Flying‘i ve dramedi türündeki Where’d You Go, Bernadette‘i kısa aralıklarla çeken Linklater kariyerine gizli bir projeyle devam ediyor. Adı açıklanmayan film, Houston’da 1969 yazında geçiyor. Merkezde Boyhood‘ta olduğu gibi bir çocuk yer alıyor. Linklater bu filminde Ay’a ilk kez ayak basılışına da değinecek. Yönetmen, Amerikalılara çağrıda bulunup onlardan 60’larda Houston’da çekilmiş videoları ve fotoğraflarını yollamalarını istemiş. Bu fotoğraf ve videolardan bazılarına filminde yer verebilir. Çekimleri devam eden, oyuncu kadrosu açıklanmayan bu gizemli film, Apollo 11’in Ay’a ulaşmasının 50. yıldönümünde, 2019‘da vizyona girecek.

Gelelim Cate Blanchett’lı filmi …Bernadette‘e. Annapurna Pictures filmi sonbaharda, 19 Ekim 2018‘de vizyona çıkaracağını açıkladı. Aynı adlı çok satan romandan uyarlanan bu filmde Blanchett’a Kristen Wiig, Billy Crudup, Laurence Fishburne, Judy Greer eşlik ettiler. Film anksiyete hastası bir annenin kayboluşundan sonra 15 yaşındaki Bee’nin onu bulmaya çalışmasını, onu ararken kadının geçmişte yaşadığı şeyleri öğrenmeye başlamasını konu alıyor.

Kategoriler
izlenim

Last Flag Flying ve The Last Detail: Dostluk ve Yolculuk Üzerine İki Film

Usta yönetmenlerden Hal Ashby’nin yönettiği The Last Detail kanımca hem Ashby’nin, hem de başrolü üstlenen Jack Nicholson’ın diğer filmlerinin gölgesinde kalmış bir yapıt. Ashby’nin Darryl Ponicson’ın romanından uyarladığı bu film aslında epey keyifli ve kaliteli bir film. Büyük senaristlerden Robert Towne’nin kaleme aldığı The Last Detail‘in öyküsü gayet basit: Hırsızlık yaptığı için hapisle cezalandırılan Meadows’u (Randy Quaid) askeriyeden hapse götürme işi Buddusky (Nicholson) ile Mulhall’a (Otis Young) verilir. İstemeye istemeye teklifi kabul eden ikilinin yolculukları böylelikle başlar. Buddusky “Bu genç arkadaş bu yaşında sekiz yıllığına hapse girecek şimdi, bari şunu eğlendirelim, gönlünü hoş edelim, öyle hapse götürelim,” diye düşünüp ikiliyi maceradan maceraya sürükler… demek isterdim ama hayır. Film maceralardan ziyade sohbetlere odaklanıyor.

Kalemi epey güçlü olan Towne burada da döktürmüş. Gene enfes diyaloglara ve monologlara imzasını atmış. Yukarıda ifade ettiğim gibi, The Last Detail olaylara çok fazla yer veren bir film değil. Belki kimilerini bu açıdan sıkabilir. Zira sekanslar uzun, bu uzun sekanslarda da pek çok diyalog mevcut. Towne bu üç arkadaşın hemen hemen her konudaki muhabbetlerine yer veriyor. Askeriyedeki şartlardan küçük bir suç nedeniyle sekiz yıl hapse, sivil yaşamdan ırkçılığa, savaşlara kadar akla gelecek-gelmeyecek pek çok konuda konuşuluyor. Yol türü seviliyorsa bu film de sevilecektir. Filmin diğer gücüyse karakterleri. Ponicson’ın yarattığı karakterlerin üçü de epey eğlenceli karakterler. Özellikle Buddusky enerjisiyle izleyiciyi alıp götürüyor ama Mulhall karakteri de keyif veriyor. Bu üç kişinin yolculuk boyunca ilişkilerinin dostluğa evrilmesini, birbirleriyle muhabbetlerini izlemek keyifliydi. Towne ve Ashby ikilisi karakterlerin birbirleriyle ilişkilerinin, yolculuk esnasında yavaş yavaş değişmelerinin ve dostluklarının pekişmesinin hakkını veriyorlar. Yolculuk üçünü de değiştiriyor ama özellikle Meadows değişiyor. Zira Buddusky sayesinde dış dünyayı tanıyor Meadows ve bu yüzden hapse girmek onun için daha da zor hale geliyor. Özellikle Meadows üzerinden büyüme türünün klişelerine yer veriliyor ama bu klişeler gayet iyi işleniyor, rahatsız etmiyor.

Tabii burada oyunculukları da övmek gerek. Young da, Quaid de iyiler. Ama tabii ki parlayan Nicholson oluyor, zira en çılgın ve etkileyici karakter onunki. Tabii epey masum birisi olan Meadows da etkileyici lakin Buddusky’nin otorite tanımazlığı, merhameti, insafı daha fazla etkiliyor. Filmdeki bir sahneden söz etmek gerek. Bir sahnede Buddusky, Meadows’a “Bugüne dek hiçbir şeye kızmadın mı?” diye bir soru sorup Meadows’u tahrik etmeye başlıyor. Buddusky’nin amacı sekiz yıllık hapse götürdüğü kişinin masum olmadığını öğrenmek, böylelikle genci hapse huzurlu bir şekilde götürmek. Ama öyle olmuyor, Buddusky, Meadows’un masum, saf bir genç olduğunu fark ediyor, bu sahne Buddusky’i değiştiriyor. Nicholson bu sahnede de döktürüyor. Usta aktör bu performansıyla Oscar adaylığı almıştı. Ama ödülü Save the Tiger‘daki Jack Lemmon’a kaptırmış. Bu arada filmi izlerken Canım Kardeşim‘i hatırlamak da mümkün. Biliyorsunuz, Ertem Eğilmez’in tek dram filmi Canım Kardeşim küçük kardeşinin (Kahraman Kıral) ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenen Murat’ın (Tarık Akan) arkadaşı Halit’le (Halit Akçatepe) birlikte kardeşinin son günlerini anlamlı kılmaya, her istediğini gerçekleştirmeye çalışmalarını anlatır. The Last Detail, Canım Kardeşim kadar dramatik değil, ama iki film de yürek burkar. Filme sadece “Çok eğlenceli,” demek haksızlık olur. Towne dostluğu, insanlığı, adaletsizliği, kuraltanımazlığı, saflığı, merhameti işliyor, çok da iyi işliyor. Bir şans vermek gerek.

Yazar Ponicson yıllar sonra romanının devamını kaleme alınca bu kez Richard Linklater romanı perdeye aktarmak istemişti ama bir türlü çekimlere başlayamamıştı. Sonunda 2017’de Steve Carell, Laurence Fishburne ve Bryan Cranston’ın başrollerinde çekimlere başlamıştı. Bizde vizyona girmeyen Last Flag Flying, The Last Detail‘in izinden gidiyor. İki filmi arka arkaya izlerseniz sanki yakın zamanlarda çekildiklerini düşünebilirsiniz. Zira üslup, ton, anlatım olarak pek fark yok. Linklater da yol türünü çok iyi bilen bir senarist-yönetmen zaten. Dolayısıyla The Last Detail‘in devamı için doğru bir karardı Linklater. İlk film olaylardan ziyade sohbetlere odaklanıyor demiştim. İkinci film de öyle. İkinci filmde de fazla olay olmuyor, üç arkadaşın birbirleriyle muhabbetlerine değiniliyor film boyunca.

Devam dedim ama açıklama yapmak lazım. Birebir bir devam filmi değil. İlk filmdeki karakterlere yer verilmiyor, onların benzerlerine yer veriliyor. Gene üçü de ordu da olan, gençken yolları ayrılan karakterler yaratılmış. Film bu üç karakterin 19 yıl sonra ilk kez biraraya gelişlerine odaklanıyor. Carell’ın oynadığı Doc’ın oğlu Irak’ta ölünce Doc yıllardır görmediği Sal’ın (Cranston) kapısını çalıyor, daha sonra Mueller’ı da (Fishburne) alıp beraber cenazeyi almak üzere yola çıkıyorlar. Tabii film boyunca hep eski günlerden, hayatlarından, yaşlılıktan, savaşlardan, dinden ve ateizmden, evliliklerden ve daha pek konudan konuşuluyor. Film ilki gibi eğlenceli. İlk filmin mizahını Buddusky/Nicholson üstlenirken bu kez mizahı Sal/Cranston üstlenmiş. Buddusky’e benzeyen Sal rolünde Cranston filmin yıldızı oluyor, döktürüyor. Genelde komik rollerde gördüğümüz Carell ise belki de ilk kez bu denli dramatik bir rolde karşımıza çıkıyor. Zira Doc’ın güldüğü yerler olsa da oğlunu yitirdiği için hep üzgün. Carell da, Fishburne de iyiler.

Film eğlenceli, ilk filmin mühim taraflarından otorite tanımazlık burada da korunmuş. Yani Sal, Buddusky gibi komutanları zerre umursamıyor. Karakterlerin dostlukları da iyi bir şekilde işleniyor. Kahramanlık edebiyatına, savaşlara da verilip veriştiriliyor. Kesinlikle propaganda içermiyor. Öte yandan filmi ilk film kadar iyi yapmayan bir sorun mevcut: Yolculuk sırasında karakterlerin arkadaşlıkları daha iyi hale geliyor ama karakterlerde bir değişim olmuyor. Özellikle Sal’da finale doğru bir değişim beklemiştim ama Sal da, diğerleri de filmi aynı şekilde tamamlıyorlar. Gene de bu filme de bir şans verilmeli kanımca. Ama önce Ashby’nin filmini izlemek gerek. İlk film gençliği ve yetişkinliği işlerken ikinci film yaşlılığı, yaşlılığın getirdiği yorgunluğu anlatıyor. Fakat iki film de dostlukları gayet iyi işliyor.

Kategoriler
haber

Charlatan: Matt Damon Yeni Filminde Dolandırıcı Rolünde

Bu yıl iki filmde, Suburbicon ve Downsizing‘te rol alan Matt Damon yeni projesini belirledi. Aktör, Charlatan adı verilen filmde 20. yüzyılda yaşamış Dr. John R. Brinkley’i oynayacak. Film, 2008’de piyasaya sürülen, kurgusal olmayan Charlatan: America’s Most Dangerous Huckster, the Man Who Pursued Him, and the Age of Flimflam kitabından uyarlanacak. Senaryoyu Brian Koppelman’la David Levien birlikte kaleme alacaklar. Filmin yönetmeni henüz belirlenmedi. Film, Brinkley’nin 1918’de Kansas’da kendi kliniğini açması, keçi yumurtalıklarını iktidarsızlığı geçirdiği yalanını uydurup erkekleri kandırması, bu yalan sayesinde zengin olmasını anlatacak. Brinkley’nin hastaları enfeksiyon geçirip birer birer ölünce hakkında dava açılır ve tarihe bir şarlatan ve katil olarak girer. Filmin 2018’e yetişip yetişmeyeceği bilinmiyor. Bu arada Robert Downey Jr. da Brinkley’i oynayacak. Adı açıklanmayan filmi Richard Linklater yönetecek. Bakalım önce hangi film çekilecek.

Kategoriler
izlenim

SubUrbia: Richard Linklater’ın Sıkıntılı Köşesi

SubUrbia, Gene Pitney’in Town Without Pity’siyle ve ortalamanın altında bir amerikan kasabasının görüntüleriyle başlar. Alışveriş merkezleri, banliyö evleri, fast food restaurantları, boş, geniş, insansız sokaklar…
ABD’nin 90’lara kadar filmlerde pek görmediğimiz, karanlık, insanı durduğu yerde patlatacak kadar sıkıcı, hayatta birşeyler yapmak isteyen her ruh için bir cehennem haline gelen kentlerinin bir prototipini perdede izleriz…

Richard Linklater, mikrokozmosunu Burnfield isimli bu hayali kasabanın önemsiz bir köşesine gelip kurar. Filmin büyük bölümü pakistanlı bir ailenin işlettiği marketin yanındaki çöp kutusunun yanında geçer. Filmimizin ana karakterleri için bu “corner” küçüklüklerinden beri bir araya geldikleri, marketten aldıkları biraları ve daha sert içkileri tüketip kaderlerine, yaşadıkları kasabaya küfrettikleri yerdir.

Koleji varoluşsal sorunlarını çözemediği için bırakan Jeff (Giovanni Ribisi), grubun cool tipi gibi dursa da yalancılık ve ırkçılık gibi karakter sorunları yaşayan Tim (Nicky Catt) ve film boyunca hayatı tek bir saniye bile ciddiye almayan Buff (Steve Zahn) ilk sahnelerde Linklater tarafından seyirciye takdim edilir. Hepsi hayatı bir yerinden tutmaya çalışmış ve kaderden yedikleri sillelerle hissiz bir hale gelmiştir. Eğleniyorlar gibi görünseler de nefret ve gerilim havada asılı duruyor gibidir. Özellikle Buff’ın irrite edici, soğuk komiklik çabaları aralarında başlayabilecek ciddi konuşmaları bile başlamadan bitirir.

Ardından Jeff’in kız arkadaşı, New York’a göç etme hayalleriyle yanıp tutuşan Sooze (Amie Carey), alkolden muzdarip olduğunu anladığımız Bee-Bee (Dana Spybey), bu sıkıcı dünyaya dahil olurlar. Hepsi farklı kişiliklere sahip ve aslında birlikte kasabanın kahrını çekmekten başka hiçbir ortak noktaları bulunmayan 5 arkadaşın sıkıcı rutini eski bir arkadaşlarının dönüşüyle bozulur. Her nasılsa o köşeden kendisini kurtarmış ve rock yıldızı olmuş Pony (Jayce Bartok) ve onun halkla ilişkiler uzmanı Erica (Parker Posey) köşeye gelir.

Linklater, bu 7 insanın hikayesinden karanlık, gerilimli ve rahatsız edici bir hikaye çıkarır. Pony, köşeden çıkıp kendisine boş şarkılar ama çok paradan oluşan bir müzik kariyeri kurmuştur. Limuziniyle ve güzel halkla ilişkiler uzmanıyla köşede belirince 5 arkadaşın başarıya olan açlığı ve Pony’nin kurtulup gitmesine olan nefretleri kafalarındaki mantık kurgusunu yok eder. Bekledikleri “Godot” gelmiş ama o kadar beklemelerine rağmen aslında Godot’dan nefret ettikleri ortaya çıkmıştır.

Richard Linklater’ın tüm filmleri arasından acıtan gerçekliğiyle öne çıkar SubUrbia… Bunun en önemli nedeni bir tiyatro oyunu olarak ele alınmış ancak sonradan senaryoya dönmüş hikayesidir. Birçok dizide yan rollerde izlediğimiz Eric Bogosian, kendi kasabasındaki hayatı ve kendi gençliğini anlatmıştır SubUrbia’yı yazarken… Senaryonun tiyatro oyunundan uyarlanması ve 3-4 mekanda geçmesi, hikayenin çoğu açık havada geçmesine rağmen klostrofobi hissini arttırır.

Filmin sonunda kendisini grubun akıllısı sanan ve herşeyi ciddiye alan Jeff’in yanlış yerde doğmuş olduğunu ve kasabadaki küçücük dünyanın “boktan” olmak dışında çarpıcı hiçbir yanının olmadığını anlarız. Sooze, kasabadan tek kaçış umudu olarak hayallerine ve New York’a sığınmayı sürdürür. Yakışıklı ve serseri karakter Tim, yarattığı tüm cool imajın altında ne kadar büyük bir pislik yattığını gösterir. Pakistanlı çiftimiz (Ajay Naidu ve Samia Shoaib) ortamdaki tek mantık sahibi insanlar gibi görünseler de onlar da kontrolü kaybederler. Rock Star Pony, dışarıdaki ününün ve parasının bu sıkıcı köşede geçmediğini acı bir şekilde anlar.
Filmde eğlenen ve mutlu olan iki karakter hayatı pek takmadan yaşayan Erica ve Buff’tır.

SubUrbia, başrolünde sıkıcı bir kasaba olmasına rağmen Bogosian’ın inandırıcı senaryosu ve Linklater’ın dokunuşları sayesinde kesinlikle sıkıcı bir film değil. Çok iyi oyunculuklar, sonu hiçbir yere varmasa da tansiyonu zaman zaman yükselten olaylar çok iyi bir film ortaya çıkarıyor. Her Linklater filminde olduğu gibi mükemmel bir soundtrack de filmi güzel kılan özelliklerden biri…

Linklater’ın, Slacker, Dazed and Confused ve Before Sunrise gibi klasiklerinden hemen sonra çektiği filmi bir yerlerden bulup izlemeniz tavsiye olunur.

Kategoriler
haber

Richard Linklater, Man of the People’da Robert Downey Jr’ı Yönetecek

Şu sıralar Bryan Cranston, Laurence Fishburne ve Steve Carell’lı komedi filmi Last Flag Flying‘in post prodüksiyonuyla meşgul olan Richard Linklater’ın adı açıklanmayan bir filmde Robert Downey Jr’la çalışacağı açıklandı. Downey Jr filmin başrolünü ve yapımcılığını üstlenecek. Yapımcılar arasında Annapurna Pictures’ın sahibi Megan Ellison’la Detour Fimproduction’ın sahibi Linklater da yer alacaklar. Çekimlere bu yıl başlanması, filmin 2018’de vizyona çıkarılması planlanıyor.

Bu isimsiz film, Gimlet Media’nın sitesinde yayınlanan Man of the People adlı podcastten uyarlanacak. Bu podcast dolandırıcı Dr. John Brinkley’nin sahte ilaçlar ve radyoyu kullanarak ünlenip zenginleşmesini konu alıyor. Brinkley’nin şöhreti büyüdükçe Brinkley, AMA’nın editörü Dr. Morris Fishbein’in dikkati çeker. Fishbein on yıl boyunca Brinkley’i alt etmeye çalışır. Gimlet Media’da yayınlanan bu podcastle insanların teknolojiyi ve teknolojinin insanları nasıl değiştirebildiği anlatılıyor.

Kategoriler
haber

Richard Linklater’ın Yeni Filminin Soundtrack Listesi

70’leri anlattığı Dazed and Confused’la bir kuşağı etkileyen Richard Linklater, 80’leri anlatan “Everybody Wants Some” ile bu akşam SXSW Film Festival’inde izleyici karşısına çıkacak.

Filmin soundtrack listesi de ilk gösteriminin yapılacağı gün yayınlandı. Şarkılardan filmin 80’lerin o garip müzik ve giyim zevklerinden çok etkilendiğini anlayabiliyoruz.

Filmde şu şarkılar yer alacak…

My Sharona – The Knack
Heart Of Glass – Blondie
Take Your Time (Do It Right) – SOS Band
Heartbreaker – Pat Benatar
Alternative Ulster – Stiff Little Fingers
Every 1’s A Winner – Hot Chocolate
Everybody Wants Some!! – Van Halen
Let’s Get Serious – Jermaine Jackson
Pop Muzik – M
Because The Night – Patti Smith Group
I Want You To Want Me (Live) – Cheap Trick
Hand In Hand – Dire Straits
Whip It – Devo
Romeo’s Tune – Steve Forbert
Good Times Roll – The Cars
Rapper’s Delight – The Sugar Hill Gang

Kategoriler
haber

New York Film Critics Circle Ödülleri Belli Oldu

14233-1

New York Film Critics Circle kısa adıyla NYFCC ödüllerinin 2014 yılındaki sahipleri belli oldu. Richard Linklater’in yönettiği “Boyhood” en iyi yönetmen, en iyi film ve en iyi yardımcı kadın oyuncu dallarından ödülle döndü. Ödül alan filmlerin tam listesi;

En İyi Film
Boyhood

En İyi Erkek Oyuncu
Timothy Spall, Mr. Turner

En İyi Kadın Oyuncu
Marion Cotillard, The Immigrant; Two Days, One Night

En İyi Yönetmen
Richard Linklater, Boyhood

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
J.K. Simmons, Whiplash

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Patricia Arquette, Boyhood

Yabancı Dilde En İyi Film
Ida (Poland, dir. Pawel Pawlikowski)

En İyi Animasyon
The Lego Movie (dirs. Phil Lord, Christopher Miller)

En İyi Senaryo
The Grand Budapest Hotel (dir. Wes Anderson)

Özel Ödül
Adrienne Mencia

En İyi Görüntü Yönetmeni
Darius Khondji, The Immigrant

En İyi İlk Film
Jennifer Kent, The Babadook

En İyi Belgesel
Citizenfour (dir. Laura Poitras)

 

Kategoriler
haber

Richard Linklater’ın Projeleri

Bağımsız sinemanın medarı iftiharlarından Richard Linklater’ın yeni filminin “Incredible Mr. Limpet” olduğunu, bu filmin hazırlıklarına son hızla devam ettiğini, filmi Warner Bros. için çekeceğini belirtmiştik. Film, ’64’te gösterime giren aynı adlı filmden uyarlanacak ve bazı bölümleri oyuncularla, bazı bölümleri animasyonla kotarılacaktı. Fakat gelen son haberde Linklater’ın bu filmi hayata geçirmekten vazgeçtiği belirtiliyor. Neden vazgeçtiğini ise bilmiyoruz. Zach Galifianakis’in hala kadroda olduğu açıklandı. Öte yandan yönetmenin yeni filminin hemen açıklandığını da belirtmeliyiz. Linklater, “Dazed and Confused” (1980) adlı filminin devamını yönetmeyi planlıyor. “That’s What I’m Talking About” filmin çekimlerine yüksek ihtimalle sonbaharda başlanacak. Ama yönetmen, “Boyhood”un pazarlamasıyla meşgul olursa çekimler 2015’e ötelenebilir. Linklater’ın ikinci projesi ise “School of Rock”ın dizi uyarlaması. Nickelodeon kanalı için hazırlanan bu dizinin sadece yürütücü yapımcılığını üstlenecek Linklater. 13 bölümden mürekkep ilk sezonun çekimlerine sonbaharda başlanacak. İlk sezon 2015’in ilkbaharında yayınlanacak.
Richard-Linklater

Kategoriler
haber

13. !f İstanbul’un Kapanış Filmi Belli Oldu: Boyhood

13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin 23 Şubat’ta gösterilecek kapanış filmi Richard Linklater’ın yönettiği, 12 yıl boyunca oyuncularını yaşlanırken ve de büyürken çektiği filmi Boyhood olarak açıklandı. Before Sunrise, Before Sunset ve Before Midnight filmleri ile başarılı çizgisini bozmayan yönetmenin filminde Ellar Coltrane, Patricia Arquette, Ethan Hawke yer alıyor. Boyhood; 23 Şubat Pazar günü 22:00’de Cinemaximum Beyoğlu Fitaş’ta gösterilecek.

boyhood

Kategoriler
haber

12 Yıldır Çekilen Boyhood Gösterime Hazır

Geçen sene karşımıza Before Midnight ile çıkan ve tekrar kendisine hayran bıraktıran yetenekli yönetmen Richard Linklater, çekimleri on iki seneye yayılan (çekimlere 2002’den başlanmış, 2013’te nokta konmuştu) Boyhood adlı filmini gösterime hazır hale getirdiğini açıkladı.

boyhood

Bir çocuğun on iki yılına odaklanan, yani büyüme hikayesi anlatan Boyhood ilk kez Sundance Film Festivali’nde, yani bu ay (19 Ocak’ta) gösterilecek. Linklater bu filminin başrolünü dostu Ethan Hawke’ye paslamıştı. Aktöre Patricia Arquette ve yedi yaşında filme dahil olan, şu an on dokuz yaşında olan Ellar Coltran eşlik ettiler. Filmin süresinin 164 dakika olduğunu da belirtelim.

boyhood film

Kategoriler
haber

Richard Linklater’ın 12 Yıldır Çektiği Film “Boyhood” Bitti

Şu sıralar “Before Midnight” filmiyle gündemde olan Amerikalı yönetmen Richard Linklater on iki senedir çekimlerine devam ettiği “Boyhood”u (adı “Grown Up” şeklinde değiştirilecek) bitirdiğini ve filmin gösterim tarihini belirlemeye çalıştığını açıkladı. Evet, yanlış okumadınız. Linklater tam on iki sene boyunca filmini çekti. Bunu da her sene filmin bir bölümünü çekmek suretiyle gerçekleştirdi. Amaç tabi ki gerçekçiliği yakalamak.
linklater
2002 yazında çekimlere başlayan Linklater bu sene çekimlerine noktayı koydu. Linklater bu filminde on iki yaşındaki bir çocuğun sancılı geçen ergenliğine, ailesiyle ilişkilerine, lise ve üniversite hayatına ve ayrıca çocuğun ebeveynlerinin boşanmasına odaklandı. Filmin başrollerini yönetmenin otuz yıllık arkadaşı Ethan Hawke ile Patricia Arquette üstlendiler. “Boyhood” 2014’te gösterime girecek.

Öte yandan Linklater bu sene kotaracağı diğer projesini açıkladı. Yönetmen 1993’te kotarıp vizyona soktuğu “Dazed and Confused” filminin devamını kotarmaya hazırlanıyor. “That’s What I’m Talking About” adını verdiği bu devam filmi okulla ilgili bir komedi olacak ve finansman bulunursa sonbaharda çekilecek.

Kategoriler
haber

Kısa Kısa: Soundtrack Haberleri

DESPLAT, GRAND BUDAPEST HOTEL’DE: Alexandre Desplat, son olarak Moonrise Kingdom’da birlikte çalıştığı Wes Anderson ile yeni filmi “Grand Budapest Hotel”de de bir araya gelecek.

BAZ LUHRMANN’DAN İLGİNÇ SEÇİM: Baz Luhrmann, yeniden çektiği The Great Gatsby’de müzikleri ilginç bir seçimle Jay-Z’ye teslim etti.
hans zimmer
HANS ZIMMER’DAN DİNİ MÜZİKLER: Hans Zimmer, History Channel’ın incili konu aldığı The Bible için müzikler yapacak. Belgesel, iki saatten 5 bölüm olmak üzere toplam 10 saat sürecek.

GUS VAN SANT, YİNE DANNY ELFMAN’I SEÇTİ: Gus van Sant, yeni filmi Promised Land için daha önce Good Will Hunting, Milk ve To Die For’da birlikte çalıştığı Danny Elfman’ı seçti. Filmde yer alan şarkıların listesi de yayınlandı.
1.Logo
2.Traveling
3.Going to Work
4.The Meeting
5.The Bribe
6.Classroom
7.Turn Around
8.Time Lapse
9.Alice’s Farm
10.Weepy Donuts
11.Lighthouse
12.Revelation
13.The Speech
14.Classroom (Alternative Version)
15.Snake Eyes-The Milk Carton Kids

HANNIBAL’IN MÜZİKLERİ REITZELL’DAN: NBC’nin 2013’teki en iddialı dizisi Hannibal’ın müziklerini Brian Reitzell yapacak.

RICHARD RODNEY BENNET
RICHARD RODNEY BENNET’İ KAYBETTİK: John Schlesinger’ın Far from the Madding Crowd ve Sidney Lumet’nin Murder on the Orient Express’i başta olmak üzere önemli soundtrack’lere imza atan Richard Rodney Bennet, 76 yaşında hayata gözlerini yumdu.

BEFORE MIDNIGHT, GRAHAM REYNOLDS’A EMANET: Richard Linklater’ın Sunrise ve Sunset’ten sonra gelen üçüncü filmi Before Midnight’ın müziklerini yine Graham Reynolds yapacak.

KILL YOUR DARLINGS’TE NICO MUHLY MÜZİKLERİ: John Krokidas’ın Beat Kuşağı’nı anlatacağı filmde müzikler özel bir önem kazanıyor haliyle… Bu zor görev Nico Muhly’nin oldu.

Kategoriler
haber

Before Midnight Serinin Sonu Mu?

Durmadan devam filmleriyle önümüze çıkan Hollywood’dan aylardır aldığımız tek iyi devam filmi haberi Before Midnight’ın çekimlerinin Yunanistan’da gizlice bitirilmesiydi. Richard Linklater’ın “Before Sunrise/Before Sunset” serisinin devam filmi olan Before Midnight, Ethan Hawke ve Julie Delpy’yi yine 9 yıl sonra bir araya getirmişti.

1995, 2004 ve 2013’ün 9’ar yıllık periyotlar oluşturması, filmin yönetmenine ve oyuncularına her yerde aynı sorunun yöneltilmesine neden oluyor: “2022’de dördüncü bir film olacak mı?”

Bu konudaki soruları yanıtlayan Hawke “Çekimler yeni bitti ve filmin üzerinde düşünmeye yeni zamanım oluyor. Before Midnight’ı çok sevdiğimi söylemeliyim. Filmde hikayeyi sonlandıracak bir durum yaşanmıyor ama garip bir şekilde artık serinin sonuna geldiğimizi hissediyorum” sözleriyle açık bir kapı da bırakarak dördüncü bir film olmayacağını söylemiş oldu.

Kategoriler
haber

Before Midnight’ın Çekimleri Tamamlandı

Geçtiğimiz haftaya kadar hakkında “Daha senaryosu yazılıyor” şeklinde söylentiler çıkan Before Sunrise/Sunset serisinin üçüncü filmi Before Midnight’ın çekimlerinin tamamlandığı açıklandı.

İlk iki filmdeki gibi Richard Linklater yönetmenliğinde Julie Delpy ve Ethan Hawke’ı biraraya getiren film bu sefer Yunanistan’ın Adriyatik kıyısındaki bölgesi Messinia’da geçiyor. Filmden ilk kare de açıklamayla birlikte yayınlandı.

Celine ve Jesse’nin 9 yıl sonra yeniden bir araya geleceği filmin 2013 yılının başında gösterime gireceği açıklandı. Büyük bir ihtimalle filmin premiere’i Sundance’te yapılacak.

Kategoriler
haber

Before Sunrise Üçüncü Bölümü İle Geri Dönüyor

1995’teki Before Sunrise ile 2004’teki Before Sunset arasında 9 yıl bulunuyordu. Ethan Hawke’ın açıklamalarına göre yine 9 yıl sonra hazır olması için üçüncü bir film için hazırlıklar başladı.

Hawke, yönetmen Richard Linklater ve Julie Delpy’nin filme hazır olduğu, senaryo tamamlanır tamamlanmaz çekimlere başlayacaklarını belirtti.

Sinema siteleri ise olaya biraz esprili yaklaşarak yeni bölüme “Before Moonrise”, “Before Midnight” gibi isimler önerdiler.