Kategoriler
haber

Han Solo’nun Yönetmenleri Kovuldu, Çekimler Durduruldu

Star Wars serisinin en ünlü karakterlerinden Han Solo’nun gençliğine odaklanan isimsiz filmin çekimlerine şubatta Phil Lord ve Chris Miller’ın yönetmenliğinde başlanmıştı. Lawrence Kasdan ve oğlu Jon Kasdan’ın birlikte kaleme aldığı, Alden Ehrenreich, Emilia Clarke, Woody Harrelson, Donald Glover, Thandie Newton’ın rol aldığı filmin çekimleri beş aydır devam ediyordu. Çekilen onlarca sahneden sonra Lucasfilm’in başkanı Kathleen Kennedy’nin yönetmenleri kovduğu açıklandı.

Yönetmenlerle anlaşılmaması, onlarla yolun ayrılması sıkça rastlanan bir durum. Asıl şaşırtıcı olansa çekimlerden dört ay sonra yönetmenlerin kovulmaları. Haberlere göre senaristler ve Kennedy üçlüsüyle yönetmen ikilisi arasında filmin tonundan Han Solo’nun karakterine kadar pek çok konuda fikir ayrılığı yaşanmış. Aslında yönetmenlerle yapımcılar arasındaki fikir ayrılıkları çekimlerin ilk gününde başlamış, ama yönetmenler fikir ayrılığının sona ereceğini düşünmüşler ve çekimlere devam edilmiş. Ama fikir ayrılıkları sona ermedi. Ayrıca yönetmenler yapımcı Allison Shearmur’ın desteğini de hissetmemişler. Fikir ayrılığı epey büyüyünce Kennedy yönetmenlerle yolunu ayırdı.

Phil Lord ve Chris Miller

Haberlere göre çekimlere yazın sonlarına doğru yeni yönetmenle başlanacak. Bu yeni yönetmen Ron Howard olabilir. Joe Johnston’ın da adı yönetmenlik için anılıyor. Yeni yönetmen, Lord-Chris ikilisinin çektiklerini kurgulatacak, daha sonra çekimleri tamamlayacak, sonra gerekirse tekrar çekimleri yönetecek. Filmin vizyon tarihiyse ertelenecek gibi görünüyor. Zira filmin Mayıs 2018’e yetişmesi çok zor gözüküyor. Lord-Chris ikilisinin sıradaki filmleriyle ilgili söylentiler de başladı. İkilinin DC’yle The Flash filmini yönetmek için görüştükleri iddia edildi. Yönetmenler 2015’te The Flash‘ın senaryosunu kaleme almışlardı.

Kategoriler
sinema tarihinden

Star Wars: Kimsenin İstemediği Film

Star Wars, George Lucas’ın büyük çabaları sonucunda bitirildiğinde 20th Century Fox ve dağıtımcılar için büyük bir problem gibi görünüyordu.

20th Century Fox, The Other Side of Midnight’ın o yaz için hit olacağını düşünüyordu ve daha düşük frekansta bir gösterim planı hazırlamıştı. Sinemaların büyük bölümü ise filmi almayı kabul etmedi. Onlar için “B Track” dedikleri, esas gişe filminin yanında ek gösterimde veya küçük salonlarda gösterilmesi daha doğru olan bir yapımdı.

Film ilk haftasına 43 sinemada başladı. Aslında önceden alım yapan 32 sinema vardı ama iki gün önce yapılan özel gösterimden etkilenen 11 sinema daha filmi göstermeyi kabul etti. Meşhur Chinese Theater ilk gün önünde büyük bir kalabalık toplanmasına rağmen iki haftalık performansından memnun olmadı ve gösterimden kaldırdı.

İlk haftasonunda 2.1 milyon dolar hasılat yaptı. Gösterime alan sinemalar gün başına 48 bin dolar hasılat elde edince diğer sinemalar da ilgi göstermeye başladı. Buna rağmen aynı haftanın gişe rekortmeni 386 sinemada gösterilmenin avantajını kullanan ve 2.7 milyon dolar hasılat eden Smokey and the Bandit’ti.

Tüm bunlara rağmen efsane ağızdan ağıza yayılıyor ve giderek daha çok kişi biletlere hücum ediyordu. 1,5 ay sonucunda Star Wars’ı gösteren sinema sayısı 1,750 oldu. Ve bu sinemaların 1000’e yakını 1 yıl boyunca filmi aralıksız göstermeyi seçtiler. 100 milyon dolarlık hasılata 81. gösterim gününde ulaştı. Filmin genel hasılatı ise 471 milyon dolar olarak gerçekleşti. Chinese Theater, ikinci haftasında gösterimden kaldırdığı filmi, bir ay sonra yeniden gösterime soktu ve kendi gişe rekorlarını kırdı. Dağıtımcılar haksız çıktılar ancak sonrasında gelen gişeyle bundan da pek de rahatsız olmadılar.

Şimdi Weinstein’ın dağıtımının başında bulunan Erik Lomis filmin o dönem dağıtımcılar üzerindeki etkisini “O dönem dağıtımcılar yaşlı ve zor beğenen insanlardı. Hepsi Star Wars’ı çocuk filmi olarak gördüler. Kimsenin tanımadığı oyuncular, yetenekli olduğu düşünülen ama seyircinin bilmediği George Lucas, afişteki sevimli robotlar. Hiçbiri dipten gelen dalganın büyüklüğünü görene kadar filmin yanında durmadı” sözleriyle anlatıyor.

Kategoriler
haber

Rogue One’ın Devamı Çekilmeyecek

Hollywood’ta bütçesini katlayan bir hasılat elde eden her filmin devamı çekiliyor. Star Wars serisinin ilk spin-off filmi Rogue One ise elde edeceği hasılata rağmen -ki iyi bir hasılat elde etmesi bekleniyor- o filmlerden olmayacak. Peki Star Wars serisi nasıl devam edecek? Gelecek yıl -15 Aralık 2017’de- 8. film gösterime girecek. 9. filmse 24 Mayıs 2019’da gösterime girecek. Bu iki filmle yeni üçleme de tamamlanmış olacak. 9. filmden önce, 25 Mayıs 2018’de Han Solo’ya odaklanan film vizyona girecek. Han Solo’yu oynayacak Alden Ehrenreich’le üç filmlik bir kontrat imzalandığına göre Disney’in Han Solo’yla ilgili bir üçleme planladığını söyleyebiliriz. Bu filmleri 2020’de bir spin-off film takip edecek, ama bu filmin adı ya da konusu açıklanmadı. Bu film yeni bir spin-off da olabilir, Han Solo üçlemesinin ikinci filmi de. Disney şimdilik Star Wars Episode X‘i düşünmüyor ve yola spin-off filmleriyle devam etmeyi planlıyor.

Kategoriler
haber

Joss Whedon Nazizm Konulu Korku Filmi Çekecek

Marvel bünyesinde çektiği Avengers: Age of Ultron kötü eleştiriler alınca Marvel’la işbirliğini noktalayıp serinin son filmlerini Russo Kardeşlere emanet eden Joss Whedon’ın yeni filminin ayrıntıları açıklandı. Whedon geçen yıl bir kızın başının derde girmesiyle ilgili bir senaryo yazdığını açıklamış ama daha fazla ayrıntı vermemişti. Bugün yönetmen bu filminin 2. Dünya Savaşı zamanında geçeceğini, korku türünde olacağını ve kendisinin en karanlık filmi olacağını açıkladı. Filmde Amerika’nın başkan adaylarından Donald Trump’la Adolf Hitler arasındaki paralelliklere de değinecek. Whedon Polonya ve Almanya’ya gittiğinde araştırmalar yaparken Nazi zamanıyla bu zamanın Amerikası arasında benzerlikleri fark ettiğini ve bunları filmine dahil edeceğini söylemiş. Whedon senaryonun yarısını tamamlamış durumda. Fakat çekimlere ne zaman başlayacağı bilinmiyor. Öte yandan yönetmen, Marvel’la işbirliğini şimdilik noktalamış olsa da ileride onaylanırsa Black Widow’la ilgili solo filmi ve bir Star Wars filmini yönetmek istediğini daha önce açıklamıştı. Ama şimdilik daha düşük bütçeli bu isimsiz savaş-korku filmini çekecek gibi görünüyor.

Kategoriler
haber

James Cameron, Avatar’ın Çekimleri Hakkında Konuştu

“Titanic”ten sonra 2009’a dek “Avatar”ı hazırlayan James Cameron 2009’dan beridir de serinin diğer filmleriyle meşgul durumda. Cameron bu süre zarfında dört devam filminin senaryosunu ekibiyle birlikte kaleme aldı, Pandora evrenini ve karakterleri tasarladı. Hazırlıklar bitmek üzere. Yönetmen yakında çekimlere başlamayı planlıyor.

İlk planlara göre devam filmleri arka arkaya çekilecekti ama bu plan değişti. Cameron bir gün dördüncü filmden, başka bir gün ise ikinci filmden bir sahne çekeceğini söyledi. Yani dört film karışık bir şekilde çekilecek. Çekimlerin ne zaman tamamlanacağı bilinmiyor. Ama ikinci film Aralık 2018’e yetişecek.

Cameron, Star Wars hakkında da konuştu. Yönetmen, Star Wars: Episode VIII ile mücadele etmek istemediğini, Disney’in de kendisiyle mücadele etmemesini umduğunu söyledi. Böylelikle Avatar 2’nin neden bir yıl ertelendiği de netleşmiş oldu.

Kategoriler
seçki

Star Wars: Güç Uyandı Mı? – Tarafsızlar

Her güzel şeyin bir sonu vardır: Star Wars’un yeni filmi Güç Uyanıyor hakkında çeşitli yazar, editör, çevirmen ve sinemacıların yorumlarını derlediğimiz dosyamızın da sonuna geldik. Eğer okumadıysanız Aydınlık Taraf ve Karanlık Taraf bölümlerine buradan ve şuradan ulaşabilirsiniz. Bu son bölümde, filme karşı olumlu ve olumsuz fikirleri bir arada besleyen, Güç’ün aydınlık ve karanlık tarafı arasında gidip gelenlere yer verdik. Tabii bu sınıflandırmayı yazarların gönderdiği paragraflardan yola çıkarak bizim yaptığımızı söylememiz gerek. Şimdi sizi Güç’e denge getirebilecek bu güzide yorumlarla baş başa bırakıyoruz.

star-wars_8kmf.1920

TARAFSIZLAR

 

Bahadır İçel (Yazar)

Star Wars: Güç Uyanıyor’u tek film olarak yalnız başına düşünürsek zayıf, oldu bittiye getirilmiş ve havada kalmış gibi görünse de ısrarla ve sabırla böyle yaklaşmanın doğru olmayacağı kanaatindeyim çünkü en başından beri bir üçleme olarak planlandığı için bunu bir girizgâh, bütünün bir parçası, yalnızca bir giriş olarak izleyip değerlendirmek gerekiyor. Gelecek devam filmleri seriye anlam katacak kanaatindeyim. Fakat yeni nesil Star Wars’u bizim kadar sevmeyecek, en azından seveceklerse de onlara sevdirecek film bu olmayacak. Kylo Ren’in ergen çatışmaları, Yüce Lider Snoke’un tepeden bakışları Harry Potter’dan Alacakaranlık’a kadar bir sürü filmde gördüklerinden farklı değil. Yani, ne yazık ki, Güç Uyanıyor yeni bir şey söylemekten yoksun. Gücün henüz uyanmamış olduğunu söylemek gerekiyor belki de. Zaten filmin sonu da uzadıkça uzuyor ve biraz sarkıyor. Luke görünüyor ama bizi ayaklandırmıyor… Filmin tepe noktası Han Solo ile oğlunun karşılaşması olarak görünüyor. Sanki bitmesi gereken nokta bu ya da bu nokta bir şekilde filmin sonuna taşınmalıydı… Elbette hep bardağın boş tarafına bakmamız sizi yıldırmasın. Çok keyifli, tekrar tekrar izlenebilecek, bizi yeniden ışın kılıçlarına ve uzay gemilerine aşık edecek bir Star Wars bölümü var karşımızda. En azından bu üçlemenin Bölüm 1, 2 ve 3’ten daha iyi olacağını umut ediyorum.

 

Gökcan Şahin (Yazar, Sistem Uzmanı)

Star Wars: Güç Uyanıyor’a hiç yorum okumadan, hiç spoiler yemeden, hatta genel beğeni düzeyinden bihaber gittim. IMAX’te izledim ve sonrasında da pek yorum okumadım. Bu arada Star Wars hayranı değilim, ama uzay gemilerini sevdiğim için bir sürü lego setine sahibim. Çevresel şartları belirttiğime göre yorumuma geçeyim. Film baştan sona insanı içine çekiyor; görsellik dozunda ve tatmin edici. Sinema sanatının ayrıntılarını pek bilmem ama sinematografik olarak da gayet iyi muhtemelen. Ama senaryosu biraz basit, her şey fazla net ve anlaşılır, hatta çocuklara da hitap etsin diye zorlanmış pırıl pırıl bir filmdi sanki. Köprüdeki baba oğul sahnesi dışında, acaba şimdi şöyle mi olacak böyle mi olacak diye düşündüğümü hatırlamıyorum, tek bir yol vardı ve film o yoldan ilerledi gibi. Kılıçlı dövüşler keşke daha çok olabilseydi. Ama ortada kılıç ustası yoktu pek. Yine de filmden çok keyif almış olarak çıktım salondan. Star Wars hayranları muhtemelen çok daha fazla beğenmiştir. Bence 100 üzerinden 81.

 

Halil İbrahim Sağlam (Sinema Yazarı)

Star Wars: Güç Uyanıyor, serinin 1977 yapımı ilk filmi Yeni Bir Umut’un izleğini neredeyse bire bir takip ediyor. Bu yönden risk almamasıyla ve salt bir nostalji duygusu yaratarak gönüllere dokunmasıyla eleştirilse de, aslında ana karakterleri bakımından oldukça radikal bir karara sahip. Otuz sekiz yılı geride bırakan bir serinin ana Jedi karakterini kadın bir oyuncuya oynattırmak, diğer başrolü de siyahi bir oyuncuya vermek bana kalırsa son derece riskli bir karar. Bu seçimlere kimsenin bir itirazı olmaması cast konusunda ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Elbette Adam Driver’ın canlandırdığı Kylo Ren hariç! Son zamanların belki de en yanlış oyuncu seçimi. Tüm bunların dışında film, yeni bir serinin başlangıcı için gayet heyecan yaratıcı, eğlenceli, görsel efektleri doyurucu ve nostalji yüklü. Başlangıç filmleri zaten hep serinin diğer filmlerine hazırlık değil midir? Genel olarak iyi bir hazırlık filmi olmuş. Serinin ağır topları olmasını beklediğimiz 8. ve 9. filmde çıtanın çok daha yukarı çıkmasını bekliyoruz elbette.

s-3d4e3d4e3271e496e6efd99a862e097d800f38bd

Hasan Nadir Derin (Sinema Yazarı)

Büyük bir heyecanla beklediğimiz yeni Star Wars filminde J.J. Abrams, klasik üçlemenin atmosferini yaratmayı başarmış. Hemen benimseyebileceğimiz karakterler, içinde yaşanmışlık hissi veren mekânlar, klasik bir direniş öyküsü ve hatta baba-oğul çatışması. Hepsi de ilk üçlemenin başarısında rol oynayan unsurlar. Özellikle ikinci üçlemenin en büyük sorunlarından olan, fazlasıyla bilgisayar efekti kullanımı törpülenmiş. Kısacası J.J. Abrams, fanların sevdiklerini ve sevmediklerini dikkate alarak bir film yapmış. Bu nedenle hiçbir risk de almayarak karşımıza adeta Bölüm 4’üm yeniden çevrimiyle çıkmış. Keyifle izleniyor ama daha fazlası olmalıydı dedirtiyor.

 

Emirhan Burak Aydın (Yazar, Editör, Çevirmen)

Kendi geçmişiyle çok ilgilenen, güvenli bir film olmuş. Kylo Ren gibi yani. Maskesi var ama yaraları yok. Sanırım asıl heyecanı hissedeceğimiz film Rian Johnson’dan gelecek. Bu kadarı da şimdilik yeterli. Bence Güç Uyanıyor ileride Star Wars markasını öldürmeyen ama olduğu noktadan yükseğe de taşımayan bir film olarak hatırlanacaktır diye düşünüyorum.

 

Oğuz Albayrak (Sinema Yazarı)

Serinin belki de en heyecan bölümü beklentileri (her ne kadar filmin yüzde doksanlık kısmının yeşil ekran önünde çekildiğini bilsek de) ziyadesiyle karşıladı. Genele bakınca çok fazla göze batan bir şey yokmuş gibi gözüküyor lakin senaryonun sürpriz kontenjanı pek çok kişi tarafından kolay tahmin edilebilir konumda idi. İlk yarı ve ikinci yarı arasında ciddi bir tempo farkı var. İlk yarı ne kadar akmıyorsa ikinci yarı bir o kadar hızlı geçti. Son olarak da Luke Skywalker bir keşişten çok bir süredir partilemekten yoğun düşmüş bir görüntüye sahip bana kalırsa ama yine de (belki) son dönemeci başarıyla almış bir seri.

 

Melik Tahir Şaştım (Sinemacı)

Masallarla büyüyen insanlar aynı hikâyeleri tekrar tekrar dinlemeye aşinadır ve bu tekrarlar hikayeye duyulan aşkı pek zedelemez. Star Wars da bizim için bu masallardan biridir. Hikâyeyi bir üst çıtaya taşımak varken cesaret yoksunu, aynılıklarla dolu, kendi mitini sömüren bir yeni filmle karşılaşmak bu yüzden beni çok üzmedi. Beni üzen şey bunu yaparken çok çok çok para kazanmaları ve bu kazancın tekrarlarla dolu yapımların devam etmesi için bir pekiştireç olma ihtimali. Sayılabilecek onlarca ve hiçbiri de gizli olmayan kusurlarına rağmen Güç Uyanıyor efsanenin yeni uzantısı için son derece eli yüzü düzgün bir iştir benim için.

 

Serdar Durdu (Sinema Yazarı)

J.J. Abrams’ın ilk üçlemeyle sıkı sıkıya bağlı bir Star Wars filmi çekme arzusu Güç Uyanıyor için lehte ve aleyhte sonuçlar doğurdu. İlk üçlemedeki karakterlerin dönüşü, yine direniş cephesinde savaşmaları ve filmde gerçek mekân kullanımına özen gösterilmesi gibi tercihlerle yeni karakterlerden özellikle Rey, Finn ve BB-8’i seyircinin çabuk benimsemesi bir çırpıda sayabileceğimiz artılar. Hem ilk üçleme ayarında yeni bir seri yaratma fikrinin hem de risk alınmak istenmemesinin bir sonucu olarak Yeni Bir Umut’un hikâye kurgusunun tekrarlanması da Güç Uyanıyor’un en büyük sorunu. Buradan yola çıkarak Star Wars serisinin hikâye anlamında bir kısır döngüye girdiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Bu kısır döngüyü gücün karanlık tarafının yeni temsillerine ve filmdeki akrabalık bağlarına baktığınızda görüyorsunuz. Luke, Leia ve Han Solo’nun dönüşüyle yaratılan nostaljiden güç alan Güç Uyanıyor, belki yüksek beklentileri karşılayamadı ama özüne dönen ve kendi karakterini ortaya koyabilen bir Star Wars filmi olmasıyla takdirimizi kazandı. Abrams’ın en çok da George Lucas’ın prequel üçlemesini beğenmeyen kitleyi memnun edecek bir film çektiğini söylersek yanılmış olmayız.

Kategoriler
seçki

Star Wars: Güç Uyandı Mı? – Karanlık Taraf

Star Wars: Güç Uyanıyor hakkında görüşlerini aldığımız herkes filmi beğenmiş değildi tabii. Üçlememizin ilk bölümünü okuduysanız kimlerin filmden memnun ayrıldığını görmüşsünüzdür; görmediyseniz buraya tıklayabilirsiniz. Peki ya Karanlık Taraf’takiler? Filmi yetersiz, eksik, kusurlu bulan, Güç’ün karanlık tarafına meyletmiş yazarlar?

Aydınlık – Karanlık Taraf ayrımımızın tamamen şaka yollu olduğunu söylememiz lazım tabii. Maksat Star Wars’u eleştirirken Star Wars ruhuna uygun hareket etmek :) Kimin haklı kimin haksız olduğuna dair bir görüş bildirmek mümkün değil, her sinema filmi gibi Star Wars filmleri de öznel bakış açılarıyla değerlendiriliyor. Üçlememizin bu ortanca bölümünde Güç Uyanıyor hakkında Bakınız’la paylaşılan olumsuz yorumları bulacaksınız.

star-wars_8kmf.1920

KARANLIK TARAF

 

Doğu Yücel (Yazar)

“Star Wars” hikâye anlatıcılığı sanatının zirvelerinden biridir. Bana göre Lucas mitolojiden ve tarih kitaplarından esinlendiği öykülerden mükemmel bir insanlık destanı yaratmıştır. Bu destandan Güç Uyanıyor gibi vasat bir filmin çıktığına halen daha inanamıyorum. Senaryo derslerinde okutulan üç klasik filmden, görüntü yönetimi ve CGI kullanımı tartışılsa da dört başı mamur senaryolara sahip prequel filmlerinden sonra bu defolu senaryoyu ne cesaret karşımıza çıkarabilirler? Bu kadar mantık hatasına, bu kadar deus ex machina’ya, bu kadar aceleye getirmeye yapım ekibindeki bir kişi bile itiraz etmez mi? Tam da Avengers’lardan, süper kahraman filmlerinden, ergen distopyalarından, orijinalini aratan remake’lerden ya da Jüpiter Yükseliyor gibi zorlamalardan bıkmıştık, Star Wars gelsin ve bizi bu plastik macera filmlerinden kurtarsın diyorduk ki, karşımıza çıka çıka Yeni Bir Umut’un –felsefeden ve anlamdan arındırılmış– remake’i çıktı. Belki “ana film” değil de, “spin off” filmlerinden biri olsa bu kadar sert eleştirmezdim ama Star Wars’un ana hikâyesini böylesine hayal gücünden yoksun bir filmle devam ettirmek bence Lucas’ın oluşturduğu, biz hayranlar içinse çok şeyler ifade eden bu destana hakarettir. Bazıları Güç Uyanıyor ile Star Wars bitmiştir, geçmiş olsun diyor. Ben artırıyorum bunu, Star Wars evreninden Ölüm Yıldızı’nı patlatmak dışında bir öykü çıkartamayan senaristler ve yapımcılar sayesinde hayal gücü de büyük bir yara almıştır. Güzel öyküleri ve hayalleri hayatının merkezine koyan herkese geçmiş olsun…

 

Funda Özlem Şeran (Yazar)

Filmi benim için önemli ama toplamda çok anlam ifade etmeyen birkaç ufak nokta dışında çok da sevmedim aslında. Evet iyi bir seyir keyfi; fakat serinin hayranları zaten önceki altı filmi değişik sıralamalarla tekrar tekrar izleyerek de o keyfi alıyor. Yeni nesillere Star Wars evrenini tanıtmak ve sevdirmek deseniz, eh oradan yürüyebiliriz belki ama o da “yoklukta gideri var”dan öteye geçmez bana kalırsa. Spoiler vermemek adına, sadece benim açımdan önceki filmlerin üstüne yeni bir şey koyamadığını söyleyebilirim ve tabii kurgudaki çoğu sürprizin tahmin edilebilir olduğunu. Bunun dışında, filmde gerçekten güçlü bir kadın kahramanın olması (ki bu senenin asıl bombası olan Mad Max’teki Furiosa’yı tek geçerim) ve eski dostları tekrar görmek iyi geldi. Çok da nefret etmedim yani :)

 

Gökhan Sarı (Editör / Çevirmen)

Yeni Bir Umut 2. Kendisi iyi de çevresi kötü.

 

Hakan Bıçakcı (Yazar)

Star Wars: Güç Uyanıyor’u hiç beğenmedim. Filmin temel sorunu şu bence. Eskiye saygı duruşu havasındaki hatırlatma misyonu ile yeni karakterlerle yepyeni bir maceraya başlama konusu arasında kalınmış. Baş karakterlerden birinin kadın, diğerinin siyahi olması iyi bir seçim olmuş. Ancak kötü karakterler, tekinsizlik yaratmaktan alabildiğine uzak karikatür tipler. Atmosfer açısından, Klasik Üçleme’nin masalsı havası, yeni filmde yerini aksiyon odaklılığa bırakmış. Yeni filmin, Yeni Bir Umut‘un hikâyesinin yeniden yazılmış bir versiyonu olan senaryosunu da çok zayıf buldum. Hâlbuki senaryo ekibi çok sağlam. Güç Uyanıyor görsel açıdan, İkinci Üçleme’nin video oyunu estetiğinden çok daha başarılı yine de. Tabii bu bir başarıysa.

 

Haktan Kaan İçel (Yazar, Yönetmen)

Güç Uyanıyor, bir daha göremeyeceğinizi düşündüğünüz bir dostun geri dönmesi gibi denilebilir. Üstelik geri dönmeyi bırakın, artık sizden hiç ayrı kalmayacağını bilmenizin ispatı denilebilir. Bu bağlamda Disney de seriye izleyicilerin hızlı ısınması adına eski serinin sevilen öğelerini öne çıkartarak hayranlara sunmuş. Böylece genel olarak izleyici tatmini sağlanmış olsa da, gerçeklere de gözümüzü kapatamayız. Film tam anlamıyla bir pazarlama harikası denilebilir. İlk üçlemenin ruhunu canlandırmak adına bu seriden çokça şeyi ödünç alsa da, dönemin ruhunu tam anlamıyla yakalayamamış. Star Wars hayranlarına süslü bir paket sunarak gözlerini boyamaya çalışsa da, risksiz tercihleri ve senaryo olarak yenilik sunmamasıyla hayal kırıklığı yarattığını da söylemek zor değil. Bu açıdan J. J. Abrams için düşündüğüm temel cümleyi söylemem lazım. Genel olarak tüm filmlerine baktığımda, boş kaleye golü atabilen bir yönetmen Abrams… Ama bana kalırsa kimse filmlerinden gerçekten de tam doyuma ulaşarak çıkmıyor. Sadece filmin kötü olmasını engelleyen bir standartı var. Bu adam süper dahi yönetmen diyemiyorsunuz. Sonuç olarak Star Wars verilen aranın ardından, eski neslin beğenilerini yeni nesle taşımaya çalışmış. Bu yüzden de eskiler filmi tam anlamıyla beğenemezken, yeniler baş tacı edecekler. Tabii ilk film olduğundan herkes iyi niyetli olacak. Her sene bir-iki tane Star Wars filmi geldiğinde ve kabak tadı vermeye başladığında esas durumu değerlendirmek daha acı ve daha uygun olabilir.

 

Kutlukhan Kutlu (Sinema Yazarı, Çevirmen)

Şimdiye dek Star Wars’la ilgili hiçbir şey bana bu kadar alelade gelmemişti doğrusu. Başından sonuna (peki, belki Jakku’daki bazı kısımlar hariç) büyük bir sıradanlık hissi uyandırdı Güç Uyanıyor bende. Güç böyle uyanacaksa Anakin’i çağıralım da yeniden uyutsun dememe ramak kaldı açıkçası. Filmin bugün içinde yer aldığı muazzam popüler anlatılar akıntısından kendini ayırabileceği neredeyse hiçbir yaratıcı unsur ihtiva etmemesi, üstüne üstlük Lucas’ın mitik anlatıya bulduğu etkili sinemasal karşılığın yerine getire getire –“titrekvizyon” aksiyonla renklendirmeye çalışılan– sıra işi bir “aktüel” televizyon dili getirmesi, yeni bir Star Wars TV dizisi için çekilmiş çok pahalı bir pilot bölüm izliyormuşum hissi verdi bana. Yani temel meselem işin mitolojisiyle değil, öyküyle de değil… ki mesele edecek olsanız bu açılardan da mesele edecek az şey yok. Aslına bakarsanız beklentimi düşük tutarak “yeni Star Trek’ler gibi bir şey izleyebiliriz” diye gitmiştim sinemaya, onun yerine karşımıza yeni bir Superman Returns vakası çıktı.

Star-Wars-Filmi

Seran Demiral (Yazar)

Star Wars hayranı da değilim, uzmanı da; dolayısıyla söyleyeceklerim herhangi bir fantazya-bilimkurgu türleri sever okur-izler olmaktan öteye geçmeyecek. Ancak sanıyorum ki serinin ciddi fanları dışında çoğu sinema severle ortaklaşacak bir yargım var ki, film keyifle izlenip hiçbir vaatte bulunmayan bir kurmaca olmuş; görsel efektler, kostümler, ışık hızında yolculuk, Han Solo, Skywalker falan iyi hoş ama hikâye ne, merak unsuru nerede, bunların karşılığı yok. Zira Bölüm IV’ün tıpkısının aynısı var karşımızda, aynı karakter dönüşümleri ve kötü-iyi karşıtlığı burada yeni nesil versiyonlar tarafından deneyimleniyor. İnsan istiyor ki bu defa tipten karaktere geçelim, kötülüğün yüzeysel karizmasını ve iyiliğin karikatürize naifliğini değil de, derinlikli bir çatışmayı görelim, ama yok. Ne yazık ki, Star Wars tarihi boyunca maruz kaldığı derinlik yoksunluğu ve bilimkurgu olamama halini 2016’ya doğru hâlâ muhafaza etme gayretinde. Anakin gidiyor yerine baba nefretiyle bir ergen geliyor, Güç cinsiyet değiştiriyor ama hikâye vaat etmiyor, kimse senaryoya kafa yormuyor, en azından teknolojiye dair bir yenilik olsa diyoruz, o da yok. Ama ne var işte, özlenen atmosfer, totaliter düzene karşı liberal bir ‘şey’; hani keşke gündeme bir gönderme olaydı da oradan yırtaydı… Diyeceğim o ki çok âşığıysanız tabii ki izleyin, değilseniz ve iki saatlik boş vaktiniz varsa gidip hasret giderin, içimizdeki gücün hatrına! Star Wars bugünkü edebi/sanatsal üretime büyük esin kaynağı oldu ama miadı çoktan doldu. yeni yaratıcı işlerin özlemi, arzusu, gayretiyle…

 

Serkan Çellik (Sinema Yazarı)

Star Wars: Güç Uyanıyor filmini ilk görüşte aşka benzetebiliriz: Uzun zamandır hasretini duyduğumuz, yan yana gelir gelmez etkilendiğimiz ve eksik gedik göremeyecek kadar aklımızı başımızdan alan bir deneyim. Star Wars efsanesiyle daha önce tanışmış olanlar ve yeniden bir araya gelmek için bekleyenler, kavuşmanın heyecanıyla Örümcek Hislerini köreltip bayramlaşan babaanne gücüyle sarıldı filme ve bağrına bastı. Sağda solda birkaç figür görüp ne olduğuyla ilgilenmeden 2015’e varanlarsa “artık biz de bu kulübün üyesi olmalıyız” hırsıyla “çok beğendi”. Gözlerindeki yaşlar yavaş yavaş kuruyan profesyonellerin, duygularına hakim nispeten gaddar profesyonellerin tarafına geçmesiyse fazla sürmedi. Gelecek, geliyor, geldi ve geçti heyecanı yaratma konusunda müthiş iş başaran Disney roller coaster adrenalini pompalayarak büyük çoğunluğu -şimdilik- kandırmış olabilir ancak senaryosu delik deşik Güç Uyanıyor’un zamanla burun kıvrılacak bir halka olduğunu düşünenlerdenim.

 

Tanju Baran (Sinema Yazarı)

Star Wars serisinin yedinci filmi Güç Uyanıyor, devam filminden ziyade otuz sekiz yıl sonra gelen bir yeniden çevrim olarak yılın en büyük hayal kırıklığı oldu. Yeni Bir Umut’un serim bölümünü, İmparator ile Jedi’ın Dönüşü’nın kritik anlarını ve karakterlerini kopyalayarak güvenli suların dışına çıkmamayı kendine prensip edinen film, yaptıkları ve yapmadıklarıyla serinin en korkak işi olma payesini de sonuna kadar hak ediyordu. Skywalker ailesinin trajedisini önünü alamayacağı bir aşiret trajedisine dönüştüren, George Lucas’ın zamanın ve mekânın üstündeki hayal gücünü güncele indirgeyen ve en ufak bir yönetmen dokunuşu dahi hissettirmeyen Hollywood memuru J.J. Abrams’ın gidişi iyiye işaret olsa da yarattığı tahribatın Star Wars evrenine verdiği zararın telafisi kolay olmayacaktır.

 

Tümer Topal (Sinema Yazarı)

Disney, Star Wars’un (1977) hikâye örgüsüne ve karakterlerine dair geri dönüşüm kutusunda kalan ne varsa sağ tıklamış ve “geri yükle” demiş. Bu da Güç Uyanıyor’u tabiri caizse yeni Yeni Bir Umut’a çeviriyor ancak sinema tarihinde yenilikçiliğiyle çığır açan Star Wars’un DNA’larına bu gelenekçilik uymuyor. Prequel Üçlemesi (1-2-3) her ne kadar birçok kötü tercih yapsa da, örneğin ilk iki filme kadar Jedi’ın Dönüşü’nün “çocuk filmi” havasının üzerinden gitse de, Güç Uyanıyor’dan daha cesurdu. Prequel’lar aslında, çocukken izlediği The Hidden Fortress’ı, Yojimbo’yu, Flash Gordon’ı, Western’leri, kılıçlı filmleri süzmüş ve elinde kalanı da yenilikçi bir şekilde Star Wars (1977)’a yediren adamın, kendi içerisinde tutarlı oluşuydu. Gizli Tehlike’de “seçilmiş kişi”li filmlerin ve yarış filmlerinin, Klonların Saldırısı’nda kara film ve -Kılıç ve Sandalet filmleri olarak da bilinen- Peplum filmlerinin, Sith’in İntikamı’ndaysa trajedi ve intikam filmlerini birleştirerek aynı evrende farklı tatlar sunmak istemişti. Star Wars’u çocukken izlemiş, ondan doğrudan etkilenen J.J. Abrams da büyüyor ve o filme öykünerek yeni bir Star Wars çekiyor ancak tekrar tuzağına düşüyor. George Lucas’ın “Star Wars hayranları bu filmi çok sevecek” diyerek iğneleyici konuşması da bu fikrimi destekliyor. Filmi her şeye rağmen sevdim fakat umuyorum ki bir yıl sonra izleyeceğimiz Rogue One, atalarının izinden gider ve Star Wars evreninde bir “Soygun Filmi” şansını kaçırmaz.

 

Orkun Uçar (Yazar)

Star Wars: Güç Uyanıyor filminde, seri Harry Potter’a bağlanmış gibi hissettim. Skywalker ailesi, Harry’nin soyundan geliyor herhalde, kötü adam da Voldemort. Esasında Harry Potter seyrederek büyümüş bir kitleyi hedeflemek ticari açıdan mantıklı. Filmde Güç yok ama tesadüfleri ve saçmalıkları abartan bir senaryo ekibi var.

 

Kategoriler
seçki

Star Wars: Güç Uyandı Mı? – Aydınlık Taraf

Son birkaç aydır hayatımızda Star Wars yoğun bir yer kaplıyor. Serinin yeni filmi Güç Uyanıyor‘un vizyona girmesiyle beraber hararet daha da arttı. Fakat bu dosyayı hazırlamadan önce bu hararetin biraz olsun dinmesini beklediğimizi söyleyebiliriz. Film hakkındaki fikirlerini sorduğumuz kişilerin hemen hepsi filmi en azından birkaç gün önce izledi, üzerine düşünme imkânı buldu. İlk anda duygusal yaklaşıp çok sevenler veya aynı sebepten nefret edenlerin duygularının soğuması için, daha analitik yaklaşabilmeleri için belli bir süre geçti.

Dosyamızda sadece sinema yazarları yok; kimi editörler, çevirmenler, roman ve öykü yazarları da var. Star Wars hayranı olmak da ön koşul değil. Filmleri izlemiş olmak yeterli. Neden böyle bir dosya hazırlamak istedik? Çünkü film vizyona girdiğinden beri Güç Uyanıyor’la ilgili adeta bir bilgi ve yorum karmaşasına maruz kaldık. Ne oldu, bu nasıl bir film, hakikaten iyi mi kötü mü? İnsanlar gerçekten ne düşünüyor? Çevremize filmi izlemiş ve üzerine kafa yormuş insanlar görüşlerini nasıl sözcüklere döker? Çocukluğundan beri Star Wars hayranı olan bir sinemaseverle, Star Wars’u sadece eğlenmek için izleyen bir seyircinin yorumları nasıl farklılık gösteriyor? Klişe tabirle, mikrofonu başkalarına uzattık. Şimdi onlar konuşacak.

Dosyamızın ilk kısmı Aydınlık Taraf’ta, filmle ilgili genel itibariyle olumluya meyleden görüşlere yer verdik. Üçleme, Karanlık Taraf ve Tarafsızlar bölümleriyle önümüzdeki günlerde tamamlanacak. Tabii Güç Uyanıyor filmini izlemediyseniz sürpriz gelişmeleri ele verebilecek birtakım cümlelerle karşılaşmanız muhtemel. İyi okumalar.

star-wars_8kmf.1920

AYDINLIK TARAF

 

Fırat Yücel (Sinema Yazarı)

Güç Uyanıyor’un Yeni Bir Umut’u kopyalama niyetiyle tasarlandığı şüphe götürmez. Ama bence J. J. Abrams ve Kasdan, bu kopyalama işleminin kendisini bir çeşit espriye çevirmeyi başarmışlar. İlk üçlemenin haletiruhiyesini yeni karakterlerle tekrarlayan ‘kopyalığının farkında bir kopya’ çıkmış ortaya. Bu haletiruhiyeyi oluşturan en önemli faktör, direniş hareketinin birbirleriyle haberleşmek ve buluşmak için çabalayan bir durumda olmasıdır, yani dağınıklıktır. Bu dağınıklık ilk üçlemeye beklenmedik bir enerji kazandırır. Abrams ve Kasdan, Güç Uyanıyor’da bu hissi tekrar yaratmakta iyi bir iş çıkarıyorlar: Poe Dameron’lu oldukça güçlü bir gece sekansından Finn’in hikayesine, oradan BB-8’le birlikte Rey’in hikayesine atladığımız ilk bölüm oldukça etkileyici. Bence Güç Uyanıyor, Han Solo ve Prenses Leia gibi eski karakterleri hikayeye entegre etmekte tökezlemiş. Ama genel anlamda ben filmin iyi tasarlandığını ve zamane fantastik filmlerin sürekli espri ve numara yapmayı meziyet sanan alacalı bulacalı halinden uzak durduğunu düşündüm. Güç Uyanıyor’un mekanlara ve tasarımlara sadakat taşıdığı, ilk üçlemenin macera duygusuna yakın olduğu kanaatindeyim. Yeni Star Wars’tan çok büyük beklentim olmadığı için bana bu kadarı yetti diyebilirim.

 

Güzin Tekeş (Sinema Yazarı)

On yıllık bir aranın ardından gelen yedinci Star Wars filmi, ilk aşkına uzun yıllar sonra tekrar rastlamak gibi adeta. J. J. Abrams’ın ellerine emanet edildiğini duyduktan sonra başına bir hal gelir mi diye yüreğimiz titreyerek beklediğimiz Star Wars: Güç Uyanıyor, neyse ki tam da olması gerektiği gibi leziz bir devam filmi. İlk filmin izinden gitmesi her ne kadar olumsuz eleştiriler alsa da bence seriyi yeniden başlatmak için en doğru yöntem tercih edilmiş. Yeni kötü adamımız Kylo Ren şimdilik bir Darth Vader olmasa da Adam Driver’ın performansı gelecek filmler için umut verici. Gönlümüzün minik hırsızı ise daha ilk dakikadan izleyen herkesin sevgilisi olan BB-8. Korkarım bu gidişle R2-D2’nun pabucunu dama atacak. Diğer yandan filmin bize tarifsiz hisler yaşatan yıldızı elbette Han Solo. Fragmanda göründüğü andan beri Star Wars fanlarının aklını başından alan ihtiyar delikanlı yine filme damgasını vurmuş. Uzun lafın kısası ışın kılıçlarıyla, robotlarıyla, karakterleriyle yani bütünüyle hayran olduğumuz Star Wars evreni Güç Uyanıyor ile geri döndü. Şimdi sıra devam filmi için 2017’e kadar sabretmeye kaldı. Güç bizimle olsun…

 

Hakan Tunç (İnternet Yayıncısı)

İlk olarak belirteyim hemen. Büyük bir Star Wars hayranı değilim. Hatta ilk çekilen üçlemeyi izleyeli o kadar zaman olmuştu ki neredeyse hiçbir şey hatırlamıyordum. Haliyle Güç Uyanıyor için tekrar izlemem gerekti. Kendi adıma filmi başarılı bulduğumu ve eğlendiğimi söyleyebilirim. Eski yüzleri tekrar görmek, arada ayarını kaçırsa da genel olarak yerinde yapılan espriler, beklenmedik sahneler, Han Solo’nun performansından hiçbir şey kaybetmemesi ve çabucak ısındığımız yeni genç oyuncular ile doyurucu bir seyir zevki yaşattı. Kylo Ren o başlığı çıkarmayaydı iyiydi de, neyse. Ayrıca bu film bizlere hunharca kullanılan CGI teknolojisi yerine gerçek kostüm ve maketlerle çekimin ne kadar önemli olduğu bir kez daha gösterdi. 4-5-6’ya rakip olamasa da 1-2-3’ten daha iyi olduğu aşikâr. J. J. Abrams ve Han Solo geçer notu aldı. Sıra geldi yeni yönetmen Rian Johnson ve Luke Skywalker’ın maharetlerine. Hep beraber göreceğiz.

 

Kaan Karsan (Sinema Yazarı)

Büyük bir Star Wars hayranı sayılmam. İlk iki üçlemenin toplamda iki filmi dışında (V ve III) –ki onların da sinemasal anlamda sıkıntıları mevcuttur– Star Wars evrenini, bir türlü hakkı verilemeyen, hikâyeleri layıkıyla anlatılamayan bir evren olarak görürüm. Filmlerin neredeyse tamamına hakim bir tempo sorunu olduğunu, böylesi yoğun bir hikâye anlatmaya kalkışan bir yönetmenin bir metronoma sarılması gerektiğini düşünmüşümdür. J. J. Abrams’ın Star Wars’u öncelikle bu sorunu bertaraf ediyor, bir metronomla yola çıkıyor. Hem de ikinci üçlemedense ilk üçlemeye organik olarak bağlanıp, ‘demode’ olmaktan hiç çekinmeyerek…  Güç Uyanıyor, tıpkı filmi izleyen herkesin ileri sürdüğü gibi, Yeni Bir Umut’un hikâyesini bütün ana haklarıyla taklit ediyor gerçekten. Ancak mitolojisine müthiş bir tazelik kazandıracak manevraları da hiçbir anında ihmal etmiyor. Kaldı ki tarih tekerrürden ibarettir. Tarihteki benzer olaylar da farklı sonuçlar doğurabilirler. Sözün özü, serinin bana kalırsa en iyi çekilmiş filmi olan Güç Uyanıyor, izleyenine merak aşılıyor. Şimdilik yeter de artar.

 

Murat Karakuş (Sinefil)

Star Wars gibi bir popüler kültür fenomeninin tüm hayranlarını aynı anda memnun etmek mümkün değil. Orijinal film üçlemesinden sonra dizilerle, kitaplarla genişletilmiş bir evren var ortada ve bunun açtığı alanların sınırsız olması hem iyi hem de kötü. Yeni izlediğimiz Star Wars Episode VII’a bu açıdan bakacak olursak, reboot yapsalar “gerçek Star Wars bu değil” denilecekti, olabildiğince benzerini yaptılar bu sefer de “aynısı olmuş ilkinin kopyası bu” denildi. Herkesi aynı anda memnun etmek mümkün değilse bir sonraki seçenek olabilecek en çok kişiyi memnun etmektir. Bunun yolu da yolu ani değişikliklere gitmemektir. Star Wars: Güç Uyanıyor’da J. J. Abrams bunu yaptı. Serinin ruhunu muhafaza edip baştan sona heyecanlı ve nostalji yüklü doğru bir hikaye oluşturdu. Bu anlamda yaptığı işi yermek değil takdir etmek lazım. Kişisel olarak ortaya çıkan sonuçtan memnun kaldım. Yeni karakterleri de sevdim. Fakat 2017’de gelecek olan devam filminden beklentim çok daha yüksek. Çünkü nostalji temelleri sağlamlaştırıldı artık ve bunun üzerine yeni yapılar inşa etmek şart.

indir

 

Onur Kırşavoğlu (Sinema Yazarı)

Star Wars efsanesinin yeni filmi hem eski fanatiklere bir nostalji imkanı sunuyor, hem de yeni izleyiciler icin bir geçiş ve adaptasyon olanağı sunuyor.  Eskiden yeniye bir devir teslim töreni niteligi de taşıyan Star Wars: Güç Uyanıyor, karakterlerin hepsinin yerini doldurmaya çalışıyor. Bunu yaparken eski dostlarla hasret gidermemizi sağlamayı da ihmal etmiyor. Görsel açıdan son derece doyurucu olan, müzikleri yine serinin ruhuna eşlik eden filmin aksiyon sosu da tam ayarında. Mizahi yönünün de ilk çekilen seri tadında ve gayet etkileyici olduğunu belirtmek gerek. Özellikle yeni ve çok sevilen/sevilecek olan BB-8’in her görüldüğü sahnede yüzlerde bir gülümseme kaçınılmaz. Senaryo konusunda da serinin en açıklayıcı filminin bu olduğunu belirtip son mesajı ileteyim: “Hiç kimse Darth Vader olamaz.”

 

Ozancan Demirışık (Editör, Sinemasever)

Çekileceğinin açıklandığı 2012 yılından bu yana Star Wars: Güç Uyanıyor sinema tarihinin en çok beklenen filmlerinden biri haline geldi. Bunca baskı ve beklentinin altında böyle dört başı mamur bir film çekebildiği için J. J. Abrams alkışlanmalı. Senaryoda birtakım boşluklar olduğunu kabul etmekle beraber, bunların çoğunun sonraki filmlerde ilmek ilmek çözülecek gizem unsurları olarak kasten yerleştirildiğini düşünüyorum. Tıkır tıkır işleyen bir ritme sahip Güç Uyanıyor; üstelik hem motivasyon hem de görsel kimlik bakımından gayet ilginç bir villain olan Kylo Ren’le tanıştığımız, Rey gibi şahane bir kadın karakterin dizginleri eline aldığı, BB-8 gibi R2-D2 ile yarışabilecek kadar şahsına münhasır bir droide kavuştuğumuz bir film. Rian Johnson’ın çekeceği Bölüm 8 için ne kadar heyecanlı olduğumu söylememe gerek yok galiba.

 

Ömür Kuşluoğlu (Sinema Yazarı)

Her şeyden önce belirtmem gerekirse, 7. film benim için tam bir “dönüş” filmi oldu diyebilirim. Hikâye bazında aradan geçen otuz yıldan sonra eski seriden yarım kalan hikâyeler ile ticari amaç içerisinde sunulmuş bir spin-off olacak gibi düşünüyordum fakat “yeni” bir başlangıç olarak beni yeterince memnun etti. Genel anlamıyla doyurucu olsa da bazı göz tırmalayan sahneler de yok değildi. Finn’in bu ani değişime bir o kadar ani şekilde ayak uydurması, Rey’in Güç’e bu kadar kısa sürede yaklaşması biraz “n’oluyor lan?” dedirtmedi değil. Belli ki J. J. Abrams tarzı gereği çok kasvetli bir film yapmak istememiş ve olmadık yerlerde seyirci güldürmeye çalışmış, eh yani işin iyi tarafı da başarmış bunu. Hele Karanlık Taraf’ın yarım asırdır aynı taktiklere yenik düşüyor olmasına hiç şaşırmadım. Kylo Ren’e gelince, bence üzerine düşeni hakkıyla yerine getirdi. Kylo Ren’i ve hareketlerini o kadar çok eleştiren oldu ki, aslında amaç onun henüz daha çaylak olduğunu ve bu yaşta bu güçle doğru işlendiğinde ileride neler yapabileceğini seyirciye alt metin olarak vermekti fakat çoğu kesim bunu bilmesine rağmen görmezden geldi. Her şeye rağmen filmin verdiği hava “epik” tanımından uzak, daha çok “macera” tadında yaşandı. Her ne kadar çok garantici bir senaryo ile ilerlese de devam filmlerinin çıtayı giderek daha üst seviyeye taşıyacağına ve bu mirası güzel şekilde sürdüreceğine inanıyorum, şimdilik.

 

Tolga Demir (Sinema Yazarı)

Orijinal seriyi aratan prequel’lerden tam on yıl sonra gelen bir Star Wars filmi için beklentimi olabildiğince düşük tutmaya çalıştım. Bunun ardından, Güç Uyanıyor‘un bende bıraktığı izlenimse fazlasıyla başarılı oldu; aradığım tadı buldum. Genel yargıya nazaran filmin, Yeni Bir Umut‘un izinden gittiği konusunda hemfikirim ama aynılaştığı noktasına katılmıyorum. J. J. Abrams’ın yönetimine başta pek güvenmesem de, ortaya çıkardığı işi ve Lawrence Kasdan ile olan uyumunu çok sevdiğimi söylemem gerek. En önemlisi ise, bize özlediğimiz evreni alıştığımız koşullar altında sunmasıydı. Her Star Wars bahsi geçtiğinde üçlemeleri tek bir filmmiş gibi ele almaya alıştığımızdan, Güç Uyanıyor‘un hikâyesindeki boşluklar fazla göze çarptı belki ama Star Wars filmlerinde sıkça görülen bir durum bu aslında. Rey’li ve Finn’li Güç Uyanıyor tam olarak aradığımı verdi bana. Sekizinci filmi artık sabırsızlıkla ve daha büyük beklentilerle bekliyorum.

 

Yıldıray Kibar (Sinema Yazarı)

“Köklere dönüş” Star Wars: Güç Uyanıyor’u tanımlamak için çok iyi bir tanım bence. Star Wars’u sevmek aslında ilk üçlemeyi sevmek anlamına geliyor. İkinci üçleme, Sith’in İntikamı dışında büyük bir hayal kırıklığı oldu birçok kişi için. Star Wars’u sevdiren kodlardan uzaklaşan, yeni bir biçim/stil üzerine oturmaya çalışan yapıya sahipti. Olmadı. J. J. Abrams 7. filmi yöneterek büyük bir sorumluluk almıştı. Garantiye oynamayı tercih ederek, beklentileri yüksek ölçüde karşılayan bir işe imza atmış. Senaryoda Lawrence Kasdan’ın rol oynaması bile, filmin ilk serinin peşinde olduğunun kanıtı. Ben izlediğim kadarından keyif aldım. Diversity meselesini biraz abarttıklarını düşünüyorum. Rey’in Güç ile ilişkisindeki gelişim de fazla abartılıydı. Çoğu kişinin hoşlaşmadığı Kylo Ren karakterinin olgunlaşmamış/ergen bir karakter olarak yanlış resmedilmediğini düşünüyorum. Star Wars çok katmanlı içeriğe sahip bir film serisi değildi. Eleştirel veya mesaj kaygılı bir yapım da değildi. Epik macera hikâyelerinden esinlenen, basit mekaniğe sahip bir iyi ve kötü çatışmasıydı. Film bunu bizlere verdi. Daha fazlası için başka türlü yapımlara bakmak gerekir.

Kategoriler
söyleşi

Alper Turgut – Serdar Akbıyık Röportajı

Ülkemizde sinema gibi sinema eleştirmenliği de zor zanaat. Alper Turgut ve Serdar Akbıyık bu zor işi yıllardır hakkıyla yapan isimlerden.

İki ismin Türkiye’deki diğer eleştirmenlerden önemli bir farkı da bireysel olarak sürdürdükleri mesleklerini aynı zamanda bir ekip olarak sürdürmeleri. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da az görülen “eleştirmen ikili” formatını uzun süredir devam ettirmeyi başarıyorlar. 2 arada 1 derede isimli internet programlarını da uzun süre başarıyla sürdürdüler.

Güçlü takımların birbirleriyle uyumlu, ne top, ne de adam geçiren tandem savunma oyuncuları gibi yorumlarını başarıyla sürdürüyorlar.

Palto Film Günleri’ne konuk olan ikili “Film Eleştirmenin Dayanılmaz Hafifliği” isimli bir atölye çalışması yaptılar. Özellikle öğrencilerle bir araya gelen Turgut ve Akbıyık, sık sık geldikleri Eskişehir’de bir kez daha katılımcıların sinema ve eleştirisi konusunda ufuklarını açtılar.

Kendilerine Eskişehir’de mikrofon uzattığımızda Star Wars’tan başlayarak, ülkemiz sinemasındaki sansür, dizi formatının hakim olmasıyla yaşanan sorunlar gibi birçok konuda izleyenleri aydınlatacak yorumlarda bulundular. Ortaya keyifle izlenecek bir söyleşi çıktı…

Kategoriler
haber

Star Wars: Bıkkınlık Uyanıyor mu?

İşin sinema yönü, sanat yönü hala ilgi çekici… İlk 6 filmle öyle bir evren kuruldu ki, J.J. Abrams’ın kötü bir film oluşturabilmesi için özel olarak uğraşması ve 30 yıldır kurulan herşeyi yıkması gerekiyor. Bu yönden içimiz rahat. Ama Disney’in rahatsız edici tutumuna da gözlerimizi kapatmak çok doğru değil.
Star Wars: Force Awakens öncesinde yaşadığımız kampanya çılgınlığı artık bıkkınlık seviyesine ulaştı. Star Wars’ın fanatiklerini de serinin bambaşka bir şeye evrilmiş olma ihtimali korkutuyor.

Bu bıkkınlık ve korkuyu oluşturan etkenleri baştan sona bir derleyelim dedik:

Yüksek Bölüm Sayısı: 2020’ye kadar spin-off’larla beraber 7 yeni bölüm, eski 6 bölümün restore edilmiş yeniden gösterimleri, animasyon dizisinin devamı, evrenden bazı karakterlerin TV dizisi olma ihtimali derken sinemaya her gittiğimizde bir Star Wars filmine toslama ihtimalimiz artacak. TV’yi her açtığımızda da yeni bir Star Wars reklam kampanyasına rastlayacağız. Bu kadar yüksek bölüm sayısında insanların bıkma, sıkılma ihtimali de artacak.
Latest-The-Force-Awakens-Trailer-Description
Ergen Korkusu: Fragmanlardan sonra oluşan korku filmin ilk 6 bölümün aksine tek bir kitleye yönelik kurgulanmış olabileceği şeklinde… Force Awakens’ın ailelerinin paralarını umarsızca harcayan ergen kitleye yönelik bir serinin başlangıcı olma ihtimali Star Wars’ın fanatiklerini korkutuyor. Serinin Disney’in eline geçmesi, aksiyon ve bilim-kurgu’dan çok genç karakterler arasındaki aşklara odaklanan bir yapıya dönme ihtimalini arttırıyor. Oyuncu seçimlerinde de filmin “teen adult” diye nitelenen kitleye göre kurgulandığı söylentileri ayyuka çıkmıştı. Bu konuda tek güvence JJ Abrams. Dizi dünyasındaki işlerinde de Alias, Lost ve Fringe gibi geniş hedef kitlelere ulaşmayı başarması, Disney’e rağmen filmlerin yetişkin izleyicilere de uygun olma ihtimalini kuvvvetlendiriyor. Star Wars’ın her yıl biri öne çıkan vampir dizilerine dönüşmemesi seriyi çok seven kalabalık kitlenin en büyük dileği…

Reklam Dünyası: Bir çoğunun Star Wars izlemediğine emin olduğumuz, yeni filmle ilgili pek de bilgisi olmayan bir dolu reklam yazarı ve kreatif ekip yüzlerce reklamı bir anda önümüze yığdı. Şu anda Türkiye’de ve dünyada neredeyse her iki reklamdan birisi Star Wars’la alakalı… Beşiktaş-Galatasaray derbisinin tanıtımının bile Star Wars ile yapıldığını gördü artık bu gözler…
Reklam yazarlarının Star Wars evrenine pek hakim olmadığını şuradan anlıyoruz: Hemen hepsinde Darth Vader kullanılıyor. En azından Wikipedia’ya bakılsa Vader’ın öldüğü ve yeni filmde yer almayacağı anlaşılabilir. Star Wars evreni için çok baskın bir karakter ama yeni filmle beraber öne çıkacak karakterin kim olacağını pek öngöremeyen yazarlar her tarafı film gösterime girdiği ve Darth Vader’ın yer almadığı kitlelerce anlaşıldığı anda etkisi düşecek reklamlarla donatmış durumdalar.
Disney’in George Lucas’a ödediği milyar dolarları çıkarmak isteyen sponsorluk ve merchandising satış ekibi de kendilerine göre başarılı bir iş çıkartmış görünüyor. Ancak Star Wars’a esas para kazandıran kitlenin evrene yıllardır sadık kalan fanatik kitle olduğunu unutmuşlar. BİM’de bile daha önce 70-80 lira ödedikleri Star Wars oyuncaklarını 10’da 1 fiyata gören kitlenin artık eskisi gibi fanatik olmayacağı bir gerçek.
bim star wars
Bitmemişlik Hissi: Star Wars’ın özellikle ilk üç filminin (4-5-6) en iyi özelliklerinden biri “seri” olarak ele alınmadıkları için her biri ayrı giriş-gelişme-sonuç bölümlerine sahip ve hikayenin film sonunda sonuca bağlandığı yapımlar olmasıydı. Filmler bu kez seri olarak planlandı ve her bölümün sonunda hikayelerin havada bırakılma ihtimali yüksek… Bu durum Lord of the Rings, Harry Potter gibi serilerde de aynıydı ama o filmlerin kitap uyarlaması olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu kadar fazla filmli bir seride hikayenin devamlı havada bırakılması sorun yaratabilir.

Sonuçta Star Wars VII: Force Awakens, ilk kez seri hakkında kafalarda bu kadar çok soru işareti oluşmuşken gösterime giriyor. Filmin çok büyük gişe yapacağı şimdiden kesin. Ancak beklenilen ilgiyi görmezse en fazla bir devam bölümüyle daha seri bitirilebilir. Tarihin en yüksek gişesini yapan Avatar’ın ikinci bölümü için hala yatırımcıların ve yapımcıların burun kıvırdığı bir ortamda Star Wars’un da geleceği sanıldığı kadar garanti değil.

Kategoriler
haber

Disney, LucasFilm’i Satın Aldı, Star Wars: Episode 7’ın Hazırlıklarına Başladı

Walt Disney bugün George Lucas’a ait olan, ama Lucas’ın emekliliğe ayrılmak istemesiyle kırk yıllık dostu Kathleen Kennedy tarafından yönetilen LucasFilm’i satın aldığını açıkladı. Walt Disney stüdyosu, LucasFilm için George Lucas’a 4.4 milyar dolar ödedi. Bu şaşırtıcı satışın haberi ile beraber Disney’in Star Wars serisinin yeni filminin, hatta yeni üçlemesinin hazırlıkları başlandığı bilgisi de geldi. Disney serinin yeni bölümünü 2015’e yetiştirmeye çalışacak. Yeni üçlemenin 2.filmi 2017’de, son filmi 2019’da gösterime girecek. Disney’in başkanı Alan Horn yakın zamanda bir kaç tane Star Wars animasyon serisi yapmayı çok arzuladıklarını dile getirdi. Disney, LucasFilm’in sahibi olduğu Indiana Jones ile ilgili planları olmadığını da açıkladı.

George Lucas geçtiğimiz sene LucasFilm’in başında olmaktan sıkıldığını, artık bu işlerin içinde olmak istemediğini ve koltuğu yakın arkadaşı Kathleen Kennedy’e bıraktığını açıklamıştı. Dolayısıyla LucasFilm’in el değiştirmesi aslında pek de şaşırtıcı değil. Disney, LucasFilm dışında Pixar ve Marvel’ın da sahibi. LucasFilm’i de satın alan Disney böylelikle biraz daha büyüdü.

Kategoriler
haber

Star Wars’ın Yeniden Çevrimi

Hollywood’un yüzlerce yeniden çevrim projesiyle sinemaseverlerin karşısına çıktığı günümüzde bu sefer sinemaseverler Hollywood’un karşısına bir yeniden çevrimle çekti.

Star Wars Uncut internet sitesinin yaptığı “En sevdiğiniz Star Wars sahnesini 15 saniyeyi geçmeyecek şekilde yeniden canlandırın” çağrısına binlerce kişi yanıt verdi. Sitenin kurgucuları da bu sahneleri bir araya getirerek Star Wars: A New Hope’u yeniden bir araya getirdi.

Film için her türlü tekniği kullanan Star Wars hayranlarının birçoğu amatör heyecanla yola çıkmalarına rağmen bazıları da çok başarılı…

Kategoriler
haber

Ralph McQuarrie’nin Ardından: Onun Gibi Yapın!

George Lucas, Ralph McQuarrie olmasaydı Star Wars’ın da varolmayacağını anlattığı veda mektubunda şu cümleleri kullandı:

“Vizyoner bir sanatçı ve alçakgönüllü bir arkadaşın ölümünden dolayı çok üzgünüm. Ralph McQuarrie, Star Wars için birlikte çalışmaya başladığım ilk insandı. Ortaya çıkardığı prodüksiyon resimleriyle seriye dahiyane bir katkıda bulundu. Sözler fikirlerimi anlatmaya yetmediğinde, onun harika illustrasyonlarından birini çıkarıyor ve “Bunun Gibi Yapın!” diyordum.

“Filmler bir yana iki nesil genç sanatçıyı etkiledi. Gelecekte yeni sanatçıları etkilemeye devam edecek.”

“Tüm bunların dışında onu her zaman kibar, sabırlı, olağanüstü yetenekli bir arkadaş ve çalışma arkadaşı olarak hatırlayacağım”







Kategoriler
haber

Star Wars ve Star Trek Ortak Düşmana Karşı: Twilight

Star wars ve Star Trek’in yıldızları twitter ve youtube’u kullanarak eğlenmeyi sürdürüyor. İlk taşı Kaptan Kirk (William Shatner) Star Wars’ı eleştirerek atmıştı. Prenses Leia’nın (Carrie Fisher) yanıtı sert oldu. Ardından Kaptan Kirk bir açıklama daha yapmıştı ki araya neyse ki Hikaru Sulu (George Takei) girdi. Sulu, tüm bilim-kurgu fanatiklerine çok doğru bir mesaj verdi:

Sulu haklı… Gerçekten de Star Trek ve Star Wars dururken liseli vampirlerin maceralarını izlemek zor… Sulu’nun şu sözleri özellikle çarpıcı:

“Ortada kahramanlık, dostluk, epik savaşlar yok. Onun yerine parlayan, somurtan liseli vampirler var. Twilight’ın sunduğu tek mesaj var: Erkek arkadaşım beni beğenecek mi?”

Kategoriler
haber

George Lucas’ı Daha Ne Kadar Zengin Edeceğiz?

William Shakespeare’in torunları yaşasaydı ve yeniden sahneye koyulan, sinemaya aktarılan her eserinden para alsaydı George Lucas’tan bir farkları olmazdı herhalde…

Star Wars’ı her teknolojik gelişmeye göre uyarlayan ve yeniden piyasaya süren George Lucas, Blu-ray’de de rekorları kırarak bir kez daha milyonlarca doları cebine attı.

Star Wars Blu-Ray versiyonu ilk bir hafta içinde 515 bin adet sattı. Bu haftanın hasılatı 84 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Uzmanlar uluslararası satışlarla birlikte 2-3 hafta içinde 1 milyon rakamının aşılacağını belirtiyorlar.

Kategoriler
haber sinema tarihinden

Bir Zamanlar: Comic Con ve Star Wars…

Dünyanın en büyük “Çizgi Roman ve Bilim-Kurgu” Festivali Comic-Con’da 1976 yılı… Bir grup şanslı izleyici henüz gösterime girmeyen Star Wars’la ilgili ilk bilgileri alıyorlar. Ardından filmi tarihte ilk kez izleyen topluluk olacaklar.

Kategoriler
seçki

Nevski, Kikuchiyo ve Obi-Wan

star-wars-darth-wader.jpg

1977 yılında o zamanın bağımsız yönetmeni George Lucas’ın yine bağımsız bir düşünce ve fazla tanınmamış oyuncularla çektiği Star Wars büyük ses getirmişti. İlerleyen yıllarda Star Wars’ın devam filmleri ile birlikte, oyuncakları, kitapları, aksesuarları ile bir amerikan kültür ikonu halini aldı. Filmin yaratıcısı Geaorge Lucas ise Yıldız Savaşları üçlemesinden sonra yönetmenlikten sıkılıp, yapımcılığa daha çok önem verip Indiana Jones gibi serilerin de çekilmesine önayak olmuştu. Yaklasık 15-20 yıl sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturup yaratıcısı olduğu Yıldız Savaşları’nı sonlandırdı.

Evet, dünyada Star Wars fenomeni adeta bir kült haline gelmiş olgudur. Hikayenin ve filmlerinin birçok sayıda hayranı vardır. Türkiye’de de azımsanmayacak sayıda Star Wars fanatiği bulunur. Gerçi son bir ay içinde ülkede bulunan yabancı menşeli bir tv kanalının seriyi tekrar yayımlaması ile yeni Star Wars meraklıları türemiş, hatta bazı yeni nesil gençliğin filmin efektlerini amatörce görüp filme burun kıvırdıkları bile görülmüştür.

Star Wars ne olursa olsun bir popüler kültür ikonudur ve bu öykü aslında iki farklı dönemden ve farklı yerden çıkan klasik filmlerden esinlenmiştir. Aslında öyküsü kabaca birçok kişi tarafından defalarca görülmüş bir işleyişdir: İyi ile kötünün savaşı ve karakterler üzerinden verilmeye çalışılan uzakdoğu ying-yang felsefesi. Biraz samuray kültürü ve irade gücü ve tabii ki de intikam ateşi. Aslında filmdeki bilimum efekti ve oyuncakları görmezden gelirsek ortaya bu çıkıyor; adeta bir Akira Kurosawa hikayesi.

George Lucas her ne kadar bugün Hollywood’un en önemli figürlerinden biri olsa da, aslında ilk zamanarda bağımsız bir sinemacıydı. 70lerde ortaya çıkan her bağımsız amerikalı sinemacı gibi o da bol bol dünya film klasikleri izlemiş ve oldukçada etkilenmişti. Özellikle Akira Kurosawa sinemasına bir hayranlık besliyordu. Nitekim Star Wars filmlerini yaparken Kurosawa’nın başta Yedi Samuray olmak üzere birçok filminden etkilendi. Bu nedenle Star Wars’u izlerken Yedi Samuray’ın birçok olay örgüsü ile birleştiği gözlenebilir. Ama asıl bir film var ki ilk izlenildiğinde sanki Star Wars’un ilk versiyonu gibi görünür. Ünlü sovyet sinema ustası Sergei Eisenstein’ın 1938de yaptığı ünlü rus kahramınını anlatan Alexander Nevski’dir.

alexander-nevsky.jpg

Nevski’deki baba-oğul çekişmesi, intikam, iyi ve kötü arasındaki mücadele gibi örgüler Yıldız Savaşları’nda birebir yeraldığı gibi, her iki farklı filmin planlarındaki benzerlikler de ayrıca dikkat çeker. Özellikle Alexander Nevsky’deki Roma askerlerinin tümüyle beyaz ve miğferli kıyafetleri ile Star Wars’daki Stormtroopers’ın kostümleri pek birbirlerine benzer. Aynı şekilde her iki filmdeki şeytani kötü adam da o cizvit papazlarının kıyafetlerinden giyer. Savaş ve kavga sahneleri de bir hayli benzerlik taşır. Tabii birebir aynı olması pek mümkün değildir; ne de olsa biri 1938 öbürü ilk olarak 1977 ve daha sonraki yıllar ve dönemlerde yapılmıştır.

Bununla birlikte, Alexander Nevsky’nin savaş ve kavga sahneleri Yedi Samuray’daki benzerlikle de dikkat ceker. Kurosawa da özellikle büyük savaş sahnelerini Eisenstein’dan esinlenmiştir. Ayrıca Yedi Samuray’da da birçok Alexander Nevsky’e benzeyen motif bulunur, özelliklede kurgu dili benzerliği çok dikkat çeker. Zaten Kurosawa da çoğunlukla batıdan etkilenen ve esinlenen bir japon sinemacı olmuştur.

Evet üç farklı filmin biribirine benzerlikleri şaşırtıcı olmakla birlikte aslında ders niteliğindedir, sinema evrenseldir ve birebir kopyalamadıktan sonra esinlenmek bazen yapılan işleri daha da klasikleştirebilir… Aynı Nevski’nin, Kikuchiyo ve arkadaşlarının ve tabii Obi-Wan Kinobi ile öğrencisinin, düşmanlarının hikayelerindeki gibi…