Kategoriler
haber

Joe Pesci, Rol Arkadaşına Hayatı Zehir Etmiş

Sinemanın sert çocuklarından Joe Pesci, The Irishman’deki rol arkadaşı Stephen Graham’e çekimler boyunca yakın markaj uygulamış. Filmde Anthony ‘Tony Pro’ Provenzano’yu canlandıran ingiliz aktör, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Zaten efsanevi isimlerle karşı karşıya oynuyorsunuz. Oynadığınız karakter, bu efsanelerden birinin arkadaşı çıkınca işiniz pek kolaylaşmıyor. Tony Provenzano’nun, Joe Pesci’nin arkadaşı çıkması işimi çok zorlaştırdı”

“Çekimlerin ilk günü beni yanına çağırdı ve “Nerelisin?” diye sordu. “İngiltere” yanıtını alınca “İtalyan değil misin?” diye sinirlendi. Özür dilemek durumunda kaldım. “Umarım bu rolü iyi oynarsın!” diye üsteleyince elimden geleni yapacağıma söz verdim.”

“Tony’yi ben oynamak istiyordum.” dedi. “Seninki çok daha önemli bir rol, filmin başrolüsün” diye yanıt verince… “Tony’yi tanırdım, onu sakın kötü oynama” diye üsteledi.”

“Bir kaç gün sonra “İyi gidiyorsun, gel bir akşam yemeği yiyelim” dedi… Yemekte dalıp Liverpool aksanıma dönmüşüm. Durdurup “Niye Tony gibi konuşmuyorsun, seni anlamıyorum” dedi… Çekimlerden sora bir süre daha kendi orijinal aksanıma dönemedim”

Kategoriler
bakınıztv

The Irishman’den En Etkileyici Fragman

Netflix’in uzun süredir beklenen Martin Scorsese’nin The Irishman filmi için tanıtım çalışmaları uzun süredir devam ediyor. Bugüne kadar öykü ile ilgili en geniş ayrıntıyı veren bir fragman yayınlandı ve zaten zirvede olan heyecanımız ikiye katlandı.

Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci, Harvey Keitel, Anna Paquin, Bobby Cannavale, Jack Huston, Jesse Plemons, Stephen Graham, Aleksa Palladino, Ray Romano’dan oluşan ve bir daha kolay kolay bir araya gelemeyecek kadronun karakterleriyle ilgili ayrıntılar da öğrenebiliyoruz.

Kategoriler
izlenim

Hyena: Kötü Polisler Aramızda

Avrupa’dan çıkan suç filmlerini düşündüğümüzde kendine has atmosferi olan filmleri sıralayabiliriz. Ancak İngiliz suç filmlerini ele aldığımızda daha çok Hollywood’a yakın filmler ve her dönem çıkan suç konseptli dönem filmlerine rastlıyoruz. Tabii ayrıksı örneklerin varlığını yok saymamamız lazım. “Tony” adlı ilk filmiyle pek de dikkat çekemeyen yönetmen Gerard Johnson yeni filmiyle beklentileri biraz olsun yükseltmeyi hedefliyor.

Filmin konusuna göz atarsak; kirli polis Michael uyuşturucu ve diğer farklı suç ağlarından pay alarak dengeyi sağlamaya çalışıyordur. Uyuşturucu tekeli Türklerin elindedir. Ancak işin içine Arnavutların girmesiyle beraber durumlar karışmaya başlar. Çünkü Arnavutlar, Türkler kadar uyumlu değillerdir. Kendilerine has vahşi çözümleri vardır. Tam bu sırada Arnavutlar üzerine soruşturma açılınca Michael kirli oyunlarının içinde sıkışıp kalır. Bu sorunları çözebilecek midir?

Hyena-Poster

Genel olarak kirli polis hikâyelerinin bir benzerini Hyena yani Türkçe adıyla Aynasız filminde de görüyoruz. Uyuşturucu, kadın tacirliği ve cinayetlerin yer aldığı sürüyle pis işler tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Tabii mafya tipi suç filmlerinden alışık olduğumuz üzere bolca kanlı hesaplaşma sahneleri, striptizci kızlar ve fahişeliğe zorlanan kadınlarla dolu kimsenin bulaşmak istemediği bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu tip filmleri sevenler için yabancılık çekmeyecekleri bir dünya söz konusu.

Film atmosfer bakımından daha ziyade İskandinav suç filmleriyle yakınlık kurarak bir nevi “Pusher” serisinin ikizi sayılabilecek bir filme imza atıyorlar. Hatta Nicolas Winding Refn de bu filmi izledikten sonra basına verdiği yorumlarda ‘suç filmlerinin geleceği’ diyerek aslında kendi sinemasına da iltifatta bulunmuş. Çünkü neredeyse ikiz denilebilecek bir tarzları var. Tabii Refn daha çok suçluların bakış açısından bakmayı seviyor. Bu filmde daha çok polislerin kirli dünyasına yer veriliyor ki, onlar da suçlulardan aşağı kalır değiller.

Görüntü estetiği olarak yer yer müziğin tek başına hakim olduğu, ağır çekimlerin havalarda uçuştuğu videoklip tarzı planlar ve karakterin sırtından takip ettiğimiz yürüyüş sahneleri ağırlıkta denilebilir. Hareketli bir kurguyla bu tip sahneler kaynaştırılarak seyirciye servis ediliyor.

Hyena-4

Filmin belki de en olumsuz yanı finali denilebilir. Sonuçlar seyirciye bırakılarak muhtemel finalin tahmin edilmesi istenmiş. Ancak işte bu noktada bir hataya düşülmüş. Çünkü zaten bu çatışma sahnelerini görmek için seyirciler bu tip filmlere yöneliyorlar. Bu da filmin handikabı olarak kayda geçiyor.

Sonuç olarak Hyena, kedi-fare oyununun döndüğü, kimin kime çalıştığının belli olmadığı, yer yer zorlayıcı sahnelerin hüküm sürdüğü bir suç filmi olarak belleklerde yerini alıyor. Ancak bana kalırsa vasat bir film olmaktan öteye gidemiyor. Suç filmlerini sevenlerin denemesi gereken ama çok büyük beklentilere girmemeleri gereken bir deneme olmuş. Bilhassa Pusher hayranları filme bayılacaklardır. Diğerleri ise alternatif seçeneklere yönelebilirler.

Kategoriler
haber

Accused: Sean Bean’in İkili Hayatı

BBC’nin en iyi senaryo yazarlarından Jimmy McGovern’ın daha önce birçok ödül almış dizisi Accused, 4 bölümle geri dönüyor. Dizide çok sağlam bir kadroyla karşılaşacağız. Sean Bean, Stephen Graham, John Bishop, Robert Sheehan, Sheridan Smith, Anne-Marie Duff, Olivia Colman ve Joe Dempsie sağlam bir senaryoyla bir araya gelecekler.

Dizi kadın gibi giyinmekten zevk aldığı için iki farklı hayat yaşayan Sean Bean’in karakterinin farklı insanlar ve mafyayla kesişen hayatlarını anlatıyor. Fragman fazlasıyla ikna edici.